Neden ya neden? Bana bu sorunun cevabını versin birileri. Nasıl yapabiliyorlar? Biri seni çok seviyorken sen nasıl hem ona hem başkasına canım diyebilecek kadar karakter yoksunu olabilirsin? O kadar gereksiz bir o kadar da rezil bir durum. Düşman başına dahi vermesin Allah derken bugün en yakınımdaki arkadaşlarımdan birisi aldatıldığını öğrendi. Kız yıkıldı lan. Şaka gibi ya. Neden yapar bir insan bunu? Neden aldatır? ilişki yaşadığın insanı sevmiyorsan ayrılırsın, beğenmiyorsan ayrılırsın, istemiyorsan ayrılırsın, gözün dışardaysa ayrılırsın. Ayrıldıktan sonra defolur gider ne halin varsa görürsün kimse bir şey diyemez. iki insanı aynı anda idare edecek kadar geniş olmak hangi insanlığa sığıyor? Nefret ediyorum sözlük, insanların tertemiz duygularını hiçe sayanlardan, art niyetli insanlardan, elindekiyle yetinmeyip sürekli daha fazlasını isteyen insanlardan nefret ediyorum.
yıllar sonra yine başıma gelendir. şaşırdım mı tabiki hayır. ben gözümün önünde beni aldatan en yakın arkadaşımla sevgilimi farkedememişim. uzak ilişkide aldatanı mı farkedeceğim. o değil de hep bir şüphe vardı ki zamanında haberim de olmuştu ama ben inanmak istediğime inandım. şimdi dört sene ilişki üç sene evlilik Allah bilir kaç kere. çocuğu yapmayaydım iyiydi. g.t gibi kaldım mı ortada. ha bir de aldatmaktan iyidir , kendi kaybeder falan denilmiş. afedersin b.k öyledir. aldatan seni senin onu sevdiğin kadar sevse aldatmazdı zaten. bırakın kendinizi teselli etmeyi. yanlış ata oynadınız ve kaybettiniz bitti.
verilen sözlerin kasıtlı olarak tersini yapmaktır.
bu arada söz vermek demek bir cümlenin sonuna "... söz veriyorum" diye eklemek değildir; bir insanın hayallerine ortak olup onları paylaşıp sonra size samimiyetini sunan kişiye hayallerini kullanarak zarar veriyorsanız, bilerek yalan söylüyorsanız, manüpile ediyorsanız, kendine olan güvenini yıpratıp hayata tutunmasına engel oluyorsanız -ve hatta hayata tutunduğu dalları kesiyorsanız- onu aldatmışsınız demektir.
yapmayın canlar, insanları bomboş bırakmayın, azıcık yüzünüzü kızartacak kadar ar damarınız olsun, olsun ki günü gelip başınız sıkıştığında en azından selamınızı alıp derdinizi dinleyecek insanlar bırakın arkanızda, temeli bile viran olmuş yıkıntılar değil.
yada yapın be, en azından (çok geç de olsa) insanlar nasıl karaktersiz olduğunuzu anlar. sadece buna hakkınız olmadığını bilin!
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;
Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.
sinir sistemi çalışan kas sistemi çalışmayan birisine defalarca bıçak sokmak gibidir. çok acı çeker avazı çıktığı kadar bağırmak ister tepinmek ister ancak yapamaz, içinde yaşar herşeyi.
guvenin, sevginin ve Geçen zamanın boşa gittiğini anladigin, birlikte geçirdiğin anlardan nefret etmeye başlamani sağlayacak duygudur. geçmişte yaşamışligim vardır. çok acı bi duygu
Aldatılma duygusunu anlayabilmek için sanırım aldatmak gerekiyor. Aldatılmak, çok acı. Kafaları yer insan için için kanar ölürsün. Ama düşünmek lazım neden aldatır bir kadın/erkek sevdiğini? Sevmediğinden mi, değer vermediğinden mi, ilgiye aç olduğundan mı,yasak olduğundan mı cazip gelir yoksa sadece cinsel açlık mı? Bence tek nedeni ilgisizlik, sevgisizlik.
ne özgüven ne söz ne değer ne sevgi... hiçbir şey bırakmaz aklında yüreğinde insanın. saçlarını okşadığın, öpmeye bile utandığın. denilmesi gerekenleri yutturur adama. değmez dersin geçersin. ama geçemezsin. aldatılmak, aptal yerine konmak...
bazıları affedilebilir lakin bazıları o kadar kalitesiz yapılır ki affetmek istesen bile affedememen için bütün dünya haykırır bu aldatma değil başka bir şey.
Sevgiliniz tarafından yüzüstü bırakılacağınız durumdur. Ne kadar sevseniz de artık bütün nefreti o kişinin üstüne çekmeniz durumu ve o kişiye karşı kin beslemektir. Sizden mutlu olan birisi zaten aldatma gibi bir hataya düşmez ve mutlu olursunuz. ilişkilerin çoğu mutsuzluk ve aldatılma ile bitmektedir.
karşıma geçip, bir şeyler söylemek istediği belliydi.
ben ise onun ne diyeceğini merak bile etmiyordum.
aklımda, dün gece harika vakit geçirdiğim kız vardı. seksten daha güzel bir şey varsa, o da aynı frekansa sahip biriyle sohbet etmektir. saatin akıp gidişinin farkına varamazsınız bile.
hata yapmaktan korktuğumuz için sonuna kadar savaştığımızı fark ettim.
kanımızın son damlasına kadar "yo yo ben hüsnü kuruntu ediyorumdur" diye kendinizi avuttuğunuz anlar çoğalınca sonun başlangıcının farkına varırsınız. ama dürüst olmanız gerekir. herkes bunu bekler sizden ama hiç kimse kaldıramaz...
aklımda başkası varken buna daha fazla devam edemezdim.
ne söyleyecekse söyleyecek ve arkasından ben diyeceklerimi diyecektim. ıkınıp sıkılmaya devam ediyordu ki baklayı çıkardı ağzından "ben bir şey yaptım. iş gezisinde tek değildim. hatta bu bir iş gezisi bile değildi" dedi.
beni aldattığını anlatmaya çalışıyordu.
"sorun değil" dedim. gülümseyerek. bu kadar rahat olmamam gerekiyordu ama "seni artık sevmiyorum" demek zorunda değildim. "seni anlamıyorum" dedi. bazen düşünüyorum da ne yapsak yaranamayabiliriz... bağırıp, çağırsam "şerefsiz" olacaktım. o ağlayacak ben ise vurdum duymaz, anlayışsız biri olacaktım. muhtemelen "sen bunları yapmadığın" için diye sıralamaya başlayacağı bir listesi de mutlaka vardı.
ama bunlar benim umurumda değildi.
"eve bırakmamı ister misin?" diye sordum. "ben taksiyle giderim" diyerek gereksiz gurur gösterisini yaptı. sanki dün gece başkasıyla çarşafları terleten o değilmiş gibi...
taksiye bindim ve biner binmez onu aradım.
uykulu bir ses tonuyla açtı telefonu. "efendim mert, bir şey mi oldu?" dedi.
"seni özledim" dedim... gülümseyişini telefondan bile hissedebiliyordum.
"uyu sen yarın görüşürüz" diye ekledim.. ve eve gidip yattım. sabah uyandığımda bambaşka biri olacak ve her şeye sıfırdan başlayacaktım...