' biz vatanımızı almanlar gibi her şeye rağmen değil, bize adalet ve hürriyet içinde yaşamak imkanını ve şerefini verdiği için severiz. '
diyerek, bazı akımları sorgulamış, düşündürmüştür. ne varoluşçu olduğunu ne absürdist olduğunu kabul eder.
' evrenin ortasında bulduğumuz şey, cılız anlamsızlık değil, gizlemdir, yani gözümüzü kamaştırdığı için zor çözdüğümüz anlamdır.'
'bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü enerji sarf ettiklerini kimse bilmez. ' deyişleri ile nietzsche'ye göz kırpmıştır.
milyon dolarlık bir suale de enfes yanıt vermiştir.
' haklı olma ihtiyacı sıradan insanlara özgüdür. '
tabiatı ile ilginç hakeza dikkat çekici çözümlemeler sunan, psikoloji ve spiritüellik üzerine yoğunlaşan, kadim yanını tehlikesiz biçimde anlatan bir adamdır.
herkesin anlayamadığı efsane bir adamdır. felsefenin dibine vurur. çoğu zaman hızına yetişemezsiniz. bazen hiç anlayamazsınız. söylediği şeyleri okurken çoğu zaman içimden hah işte tam da bunu hep anlatmak istemiştim derim.
Bugün annem öldü belki de dün bilmiyorum,gibi efsane bir kitap girişi ve veba kitabıyla gönlüme taht kurmuş,anlaşılması zor iç dünyasında büyük çalkantılar olan, daha bugün bi arkadaşımla dedikodusunu yaptığımız elimde ağzında sigarayla aşırı karizmatik bi fotoğrafı olan keşke tanıyabilseydim dediğim insan.
Albert başka bi evrende bile olsa seni tanımam mümkün mu?
henüz okumadığım ve eksikliğini hissettikçe kendime kızdığım isimdir. edebi dilini bilmeden nasıl eksiklik duyulur bilmiyorum. fakat yazar karakter olarak ilgimi çekmişti. fakir bir ailenin çocuğuymuş albert camus. babasını küçük yaşta kaybedince annesi, bir kardeşi, felçli dayısı ve zannediyorum anneannesiyle hayata tutunmaya çalışmışlardır. adaleti, insan yaşamını ve fakirlerin hayatından kesitleri eserlerinde toplumcu yönünü baskın kılarak işlemiştir.
intihara neden olan şeyin absürd duygu olduğunu anlatmış ve kişinin hem kendisine hem de dünyaya yabancı olduğunu anladığında ölümü tercih ettiğini vurgulamıştır. Ölümü seçen insanların yaşamı anlamadığını veya yaşamın bu insanları aştığını söylemiştir. Ona göre bu duygudan kaçış imkansızdır ancak onunla birlikte ona karşı yaşamak söz konusudur. Bu da başkaldırıyla mümkündür.
"ispanya'da dövüşen gönüllüler, bu savaşın anılarını yüreklerinde kötü bir yara gibi taşımışlardır. çünkü insan, haklı olduğu halde yenilebileceğini, zorbalığın gayrete boyun eğdirebileceğini, kimi zaman cesaretin mükafatının olmadığını ispanya'da öğrenmiştir."
yabancı'sı (1957) ünlüdür...
"insan parası varsa çalışmak zorunda kalmaz.böylece zamanı satın alır.bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar.yani para mutluluğu satın alır."
varlığı da umutsuzluğu da kabullenen dupduru akıl yürütmeleriyle sadece çağımıza değil, kendisinden sonraki tüm insanlık tarihine hitap etmiş olan düşünür.
--spoiler--
Kendini öldürmek, bir anlamda, melodramlarda olduğu gibi içindekini söylemektir. Yaşamın bizi aştığını ya da yaşamı anlamadığımızı söylemektir.
(...)Yalnızca “çabalamaya değmez” demektir kendini öldürmek. Yaşamak, hiçbir zaman kolay değildir kuşkusuz.
Birçok nedenlerden dolayı yaşamın buyurduklarını yapar dururuz, bu nedenlerin birincisi de alışkanlıktır. isteyerek ölmek, bu alışkanlığın gülünçlüğünün, yaşamak için hiçbir neden bulunmadığının, her gün yinelenen bu çırpınmanın anlamsızlığının, acı çekmenin yararsızlığını içgüdüyle de olsa benimsenmiş olmasını gerektirir.
--spoiler--
Her şeye raģmen intihar bir hatadır demeyi unutmamıştır yazarımız. Bunu da atlamayalım.
Hayat sıkıcı gelebilir elbette, yaşamın buyurduklarını yapip durduğumuzu düşünmek bizi çaresizleştir. Kişi yaşadığı hayatın belirleyicisi ve bu hayatta söz sahibi olduğunu düşündürebilmelidir kendisine bana kalırsa.
Hayattan vazgeçmek biriktirdiğimiz olumsuz duygulara en sonunda teslim olmamızdır.
Ölmenin kolay olması söz konusu değildir söylendiği gibi. 'Yaşamak zor ölmek kolay' düşünmeden söylenir. ama ölüme götüren süreçte kişi değişim için elinden geleni yeterince yapmamışsa o süreç boyunca kolay olanı tercih etmiş olur ya da hata etmiştir denebilir.