1990 yılında piyasaya çıkan "bulutsuzluk özlemi"nin "uçtu uçtu" adlı albümündeki "beynim zonkluyor" isimli parçanın başında atabileceği en iyi soloyu atmış gitarist.
8-10 yıl kadar önce bir gece yarısı, beyoğlu nda rastlayıp çekinerek iyi geceler dilemiştim kendisine. gülümseyerek yüzüme bakmış ve o da bana iyi geceler demişti. sadece beni ilgilendiren bu anekdotu paylaşmadan edemedim zira müzisyenliğine kimsenin bir şey söylemeye cesaret edemeyeceği akın eldes, aynı zamanda gayet alçak gönüllü ve mütevazı bir kişi olarak da gönüllerde taht kurmuştur. **
elektro gitarist. kendine has melodileri olan kişi olmasına rağmen bazen çok klişe olabildiğini düşünenlerdenim. pinhani'nin piyasada söz sahibi olmasında büyük rol oynamıştır.
27 temmuz 2007 pinhani konserinde attığı sololar ile çevredeki birçok insanı mest etmiş gitar profesörü. özellikle albümde* yer alan şarkıları bir daha aynı haz ile dinleyemeyecek olmamın sebebidir kendisi. tez zamanda kendisinin bir başka performansını dinlemek istemekteyim.
internet sitesinde yayınladığı bir günlüğü var ki, sadece gitarla ya da müzikle değil herhangi bir sanat dalıyla ilgilenen-ilgilenmeyi düşünen bütün gençler için bir rehber niteliğinde. sanatçılarda görülmesi neredeyse imkansız bir samimiyet ve alçakgönüllükle yazıyor bu günlüğü akın eldes.
kendisi hemen herkesin kabul ettiği üzere, türkiye'nin en iyi gitaristlerinden biri, belki de birincisi. ama hayatını turist rehberliği yaparak kazanıyor. turlardan filan fırsat bulduğunda müzik çalışmaları yapıyor. gündüz turist gezdirip, geceleri barlarda çalıyor. ama bunları anlatırken, dinlediği bir albümden, izlediği bir filmden ya da oğluyla diyaloglarından bahseder gibi doğal. ne bir isyan ne de arabesk bir tavır hissediliyor yazdıklarından. okuyanlar, "göze almak" nasıl bir şeydir anlayabiliyorlar ya da "baş koyulan bir yolun zorlukları, çileleri" nasıl göğüslenir, bir fikir sahibi olabiliyorlar.
aslında o günlüğü bu amaçla yazmadığını da biliyorum ben; burada uzun uzun bahsettiğim kadar önemsemediğini de. ama akın eldes'in çaldığı birkaç konserde bulunmuş biri olarak, hayranlıkla izlediğim o gitarla bütünleşmesinin, o içtenliğinin ve başarısının sırrını bu yazdıklarından çıkardım sanki. yoksa hayret ederdim hep, nasıl bu kadar samimi olabiliyor ve yüzü nasıl böyle tertemiz.
kendisini şahsen tanımam etmem, bulutsuzluktan bilirim, bir insan bu kadar mı sempatik olur, bu kadar mı tatlı olur, bu kadar mı babacan olur lan? diye girişesim vardır şahsına. pinhani de çalmasının bile ne kadar alçakgönüllü olduğunu düşünürsek başka söze gerek yok sanırım.