dolmuşun 975 lira gibi saçma sapan bir fiyat olduğu yıllar. teyzenin biri biner. cebinden 10 25 ve 50 liralardan oluşan bir demir kütlesi çıkartır teker teker sayar şöföre verir. şöför abi eline çöken ağırlığı sağ eliyle alır. sinir bir anda gözüne iner. dökme demiri sağ eliyle taşırken sol eliyle çaprazlama vites atar. bir yandan içinden küfretmektedir. elinde 1 kg a yakın demir para var adamın. dayanamaz, camı açar bütün parayı camdan aşağı fırlatır.
yolcu biner. 1.75 liralık yer için tam 200 tl uzatır. şöför abi paraya bakar. ince bir bilek hareketi ile lanet ederek camın önüne fırlatır. 5 m ya gider ya gitmez sinirli bir şekilde arkasına dönerek
+al habu parani
-efendim
+al habu parani in aşaa
-anlamadım
+la al habu parani in aşaa. habu nedır ya. veriysın 200 lira. in aşaa çabuk.
şöförler yoldan çok arkadaşlarını alırlar. özellikler korna çala çala yanlarına süzülürler ve arabaya davet ederler. yine böyle arabaya binen bir arkadaş müşterinin bolluğuna atıf yapmak amaçlı sesli bir şekilde,
ön koltuk 2 kişiliktir. aynı anda inen 2 yolcu da kapıyı kapatmadan arabadan inerler ve yürürler. kapı açık kalır. şöför arkalarından içinden bir güzel söver ve hızlı bir gaz-debriyaj yaparak kapıyı minibüsün bir anda ivmelenmesi sayesinde kapatır.
molozdan her 15 dk da bir kalkan dolmuştur. ineceğiniz yere göre ücretini ödersiniz. köyüne giden teyzelerden piercingli abilere, akçaabattan başka bir dolmuşa binip tonyaya, beşikdüzüne gideceklere kadar bir çok insan tipine rastlayabilirsiniz.
97b, 38a, 500t isimli istanbul hatlarına tepki olarak doğan sadece akçaabat dolmuşu olarak bilinen hattır. Binerseniz akçaabata gidersiniz. öyle 97 yi 38 e karıştırmazsınız.