parti kurmanın bu kadar kolay olduğu bir ülkede bu aslında çokta şaşırılacak bişey olmasa gerek.R.T.E de eminim partisinin bu şekilde bir tepki alacağını biliyordu,fakat yine de bana göre türkiyede çözülmesi gerken sorunlar arasında ilk beşe bile girmeyecek türban mevzusunu kovalıyor.terör,yoksulluk,yolsuzluk,sağlık,eğitim.
sonunda hiçbir şey değişmeyecek olaydır. çünkü; seçmenlerin her ikisinden ( yuvarlak hesap) biri bu partiye oy vermiş. artık ne 60 yılındayız ne de millet saf... madem ülkemizde demokrasi var. bu anayasada şekli bakımdan kalmamalıdır.
madem akp kapatılamaz, kapatılmamalı...
akp bir tüzel kişidir ve geçmişte ki tüzel kişilerin yasaklanmasını gördük... temcit plavı gibi önümüze önümüze geldiler..kişiler yasaklanmalıdır bizzat.
akp milletvekilleri açısından açılan dava haklı ve yerinde bir davadır. bu kişilerin 71'i de gerek anasayaya, gerek siyasi partiler yasasına, gerek insan haklarına ve yine gerekse anayasamızda belirtilen laiklik ilkesine karşı suç işlemişlerdir.
tamam sen % 47 oyla gelebilirsin lakin bu sana suç işleme hakkı vermez... o beğenmeyip değiştirmeye çalıştırdığınız düzen için; milyonlar şehit oldu... ulusun artık mazlum edebiyatını yememesi lazım gelir...
"demokrasiye vurulabilecek daha büyük bir darbe varmıdır?" diye düşündürecek eylemdir. bu olayla kime ne kazandırılacaktır. ben akp yi savunan bir insan olmamakla beraber yapılan eyleme anlam verememekteyim. bu ülkede demokrasi mevcuttur. madem yüzde bilmem kaç oyla geldiler saygı duyacaksın. elbet bu partiye oy veren insanlar erken veya geç neyin ne olduğunu anlar. herşeyin cezasınıda mükafatınıda halk verir.
akp'nin oyunu artirip artirmayacaginin ilgisiz oldugu davadir. ayni mantikla gidersek, abdullah ocalan'in hapiste olmasi pkk sempatizanlarinin sayisini artiriyorsa onu hapisten cikarmamiz mi gerekiyor? konu "yok iktidar partisi kapatilmaz", "yok yuzde 47 milli irade vs vs", "akp'nin oyu artar" ... diye carpitiliyor ve konu gercek platformunda (akp gercekten laiklik karsiti mi) tartisilamiyor. sanirim akp'nin, ab'nin ve de liberallerin istedigi bu. gelin akp gercekten laiklik karsiti mi onu tartisalim. belki bu tartisma ve bu dava hem akp'ye hem de karsitlarina birbirlerini anlamak icin iyi bir firsat verir. ben yuzde 47 oy aldim, iktidardayim istedigimi yaparim mantigi yanlis bir soylemdir ve sorunu derinlestirmekten baska ise yaramaz.
neden açılmıştır, bu dava , kımın işine yarar?
yuz de 47 az gelmiştır. malum yerel yonetımler seçımıne, az kalmıştır.
belkı de sayın savcımız seçimler de yuzde 70 oy alması için, akp ye destek vermektedır.
bu hızla ben bıle oy verebılırım.
italya gibi bir ülkede faşist parti kurmak yasakken, almanya'da nazi görüşünü temel alan partilere kurulma izni verilmezken, avrupa birliğinin ''demokrasiye aykırı, kaygı verici'' diyerek nasıl zortladığını bize göstermiş olan dava.
akp den zerre hazzetmeyen biri olarak söylemeliyim ki türkiye nin hiçbir bokuna yaramayacak bir girişimdir keza 5 yıl yasaklanan bu siyasiler yakın bir gelecekte aynen Menderesin Demokrat Partisinin yerini Adalet Partisinin alması, sonrası Erbakanın Milli Nizam Partisinin kurulup kapatılması, sonra Milli Selamet Partisine dönüşmesi, sonra kapatılıp Refah Partisinin kurulması, sonra kapatılıp Fazilet Partisi, Saadet Partisinin kurulması gibi yeni bir isim ve illa ki ampülvari bir sembolle karşımıza çıkacaklardır. mesela minare sembollü bir rahmet partisi. yaklaşık olarak 2013 civarı yapılacak seçimlerde % 70 lere varan bir oy patlamasıyla bu yeni nur topu partimiz iktidarı ele geçirecektir. tüm bu yorumları ne ışığında mı yapıyorum. ülkenin dört bir yanını saran ampül kardeşliği ışığında. 27 yıldır türkiye nin başkentindeyim. çankayanın merkezinde çalışıyorum ve her tarafı bir karanlık almış gidiyor. bu kadar yobaz ne zaman üredi, çoğaldı hiç farkında değilim ama gülen ve saz arkadaşları yıllar yılı öyle derinden öyle alttan çalıştılar ki bugün " velev ki siyasi simge " olan türban köşkün göbeğine yerleşmiş vaziyette. " tutturmuş laiklik elden gidiyor diye. millet istiyorsa tabii ki gider " diyen bir başbakanı o ülke insanları kendisi yönetsin diye başa getiriyorsa güzel kardeşlerim bunda bu tayfanın zerre suçu, vebali yoktur. bu ülke yurttaşları kendilerini buna layık görmektedirler. burada odun kömür yardımı geyiğine girip fakir edebiyatından da prim yapma gibi bir derdim yok ama bu tansiyonlar ve planlarla olan bize oluyor. ne mi oluyor? çürüyüp gidiyoruz. dünyanın geri kalanı aydaki arsaları paylaşırken biz birbirimizi yiyip duruyoruz.
okuduğum son değerlendirme yazılarında, hakkında akp'nin 'staretejik bir hatası'ndan dem vurulan dava. ancak okuduklarımda bahsi geçen bu stratejik hata iddianamede örneklerle geçen ve savcının hemen hemen hepsini dayandırdığı nokta olan "laiklik" hususunda değil, akp'nin elinde bir güç olduğu halde parti kapatmalara dair olan anayasal hükümlerde bir düzenlenmeye gitmemiş olması, basınımıza göre. yani iddianamede geçen "laiklik karşıtı eylem ve söylemler"e bir atıf yok çok fazla, türk medyası daha çok "düzenlemezseniz düz..." demeye getiriyor ve örnek teşkil eden davaların ab normlarındaki durumunu analiz ediyor harıl harıl.
Kapatma davası sürecinin başladığı bugün, borsada yaşanan çakılma ve giderek yaklaşan ekonomik dalgalanmanın da bu davayla ilişkilendirildiğini hatta bir adım öteye geçip ergenekon operasyonu'nun da bu davaya neden olduğunu öne sürüldüğünü okudum akp'li yetkililerin demeçlerinde. bilhassa ertuğrul günay kapatma davası haberlerinin dolaşmaya başladığı andan itibaren en çok öne çıkan ve demeç veren isim. akp mkyk tarafından sözcü olarak seçildiği gayet açık olan ertuğrul günay'ın, başsavcı yalçınkaya'nın 'Kürt kökenli ve Nakşi olması'ndan dem vurması hayli ilginç...
ertuğrul günay'dan daha sert konuşan recep tayyip erdoğan'ın ise her demecinde parti kapatmaların demokrasiye uygun olmadığını belirtmesi doğal, doğal çünkü bir nalıncı keseri gibi kendine yontma düsturu hep vardı onda. kendisinin, türk siyaseti'ne aşina olduğu 80'li yılların başından itibaren kapatılan yirmiye yakın parti hakkında demokrasi neferliği yapmaması, şimdilerde okumaya devam eylediği "demokratik şiir"leri samimiyetsiz gösteriyor, hem de çok. yani türban ile ilgili yazdığım bir entryde de dediğim gibi, türbanın serbest olmasını isteyen insanlarımızın başka hiçbir özgürlük kısıtlaması karşısında "özgürlük ve demokrasi aşkıyla" görülmüyor olmasına -istisnalar var tabi ki- benziyor bu durum. insanlık için mücadele veriliyorsa şayet, neyse... unutmadan, recep t. erdoğan refap partisi kapatılırken epeyi aktif olmuş, sürece dair kimi yerde kanaat önderliği yapmış ve en önde su taşımıştı yangına o mevzuda, hakkını yemeyelim.
son olarak, çok zaruri ve de gerekçesi sağlam olmadıkça parti kapatmaların anti-demokratik olduğunu her daim düşünen şahsım aynı zamanda şunu da eklemekte fayda görüyorum. akp'nin kapatılması için açılan davanın sonucu ne olur şimdilik bilinemez elbette, lakin dava iddianamesinde bulunan kimi basit maddeler insanı güldürüyor, bunların yanındaki o ciddi teşekküller ve gerekçelere rağmen.
iddaanamede yer alan suçlamaların değil bir siyasi partiyi kapatmak bunu dile getirmek için bile saçma sapan görüşler olduğu alenen ortada dururken, akp'yi sevmeyen, hatta nefret eden biri olarak kendine demokrat, kendine özgürlükçü zihniyetin nasıl yargıya bulaştığını gözler önüne seren bir dava.
hukukun siyasallaştığı iddialarıyla asıl iddiaların gizlenmeye çalışıldığı davadır. bak bak ne kadar da hassaslar kadrolaşma hususunda. sen git yök ün başına kendi kuklanı yerleştir, yargı içerisinde yerleşmeye çalış sonra kalk yargının siyasallaşmasından dem vur. ne büyük yüzsüzlük lan. zaten toplasan 10 parmağı geçmeyecek kadar az adam kalmış bunu da mı görmezsiniz. onlar bütün organları ele geçirsinler ama başka kimse elini bile sürmesin, sesini çıkarmasın. kuzum endişe etmeyin onlar ele geçirecekleri yerleri çoktan geçirdiler, zamanı gelecek muhalif tek harf etmeye hakkınız olmayacak, fırsatınız varken tarafsız yaklaşabilmeyi öğrenin.
ayrıca; asla ve asla demokrasi adına ve yargı bağımsızlığı yönünden eleştirilmemesi gereken davadır. aksi takdirde aklı başında her insanın alay konusu olursunuz.
memleketin çivisinin çıkmak ne kelime, girip girip çıktığının göstergesi olan davadır.
akp nedir? akp neo-liberal ekonomi politikalarını islamcılık sosuna bulayıp memlekete bir güzel yediren bir siyasi partidir. islamcılığı da şuculuğu da buculuğu da fasaryadır, akp sapına kadar bir burjuva partisidir ve dahi kökten dinci değil ama kökten kapitalisttir. 22 temmuz 2007 tarihinde yapılan seçimlerde %47 gibi bir oy oranıyla tek başına -ikinci dönem- hükumet kuran bu siyasi parti birileri tarafından kapatılmak istenmektedir. Peki bu birileri kimdir? Bu birileri de hükumeti kaptırdığı akp'ye bir de iktidarı kaptırmak istemeyen diğer bir burjuva cephesidir. türkiye siyasi tarihini az buçuk okumuş bir insan her iktidarın kendi burjuvalarını yaratıp semirttiğini bilir ve aslında türkiye'deki iktidar mücadelesi de tam olarak bu eksene oturur. şimdi insan durup düşünüyor: ulan zenginlerin birbirine soktukları davalar benim güzel halkımı neden bu kadar ilgilendiriyor diye.
işin bir diğer tarafında da 28 şubat hatırlanmalıdır. 28 şubat'la güya tasfiye edilen milli görüş kadrolarının aradan 5 yıl geçtikten sonra nasıl tek başına hükumet (iktidar demiyorum bak sayın okur, dikkat et) olduğunu biliyoruz. bu arada zil takıp oynayan birtakım sivrizekalının nasıl götünün üstüne oturduğunu da yaşadık gördük. 28 şubat'ı analiz edemeyen bu şabalaklar 27 nisan'da bir sevinç dalgasına daha tutuldular ki onu da %47'yle ödediler. askeri darbelerin (artık şimdikilere e-darbe mi desek ne desek bilemiyorum) çözüm getirmediğine kanaat getirmiş olacaklar ki şimdi de hukuki darbe peşine düştüler. bu çözüm getirir mi? nah getirir. şimdi akp yine çıkıp mazlum edebiyatı yapacak, chp yine laiklik bekçiliğini kimselere kaptırmayacak, yine demokrasinin kimin kime üstünlüğü olduğu tartışılacak vs. vs. sonra yine çalışan kesimlerin anası ağlayacak, zenginler her zamanki gibi yine kâr etmeye devam edecek.
bir de reel politikanın dışında, ahlaki açıdan değerlendirmek lazım bu davayı: demokrasilerde oy oranı ne olursa olsun, ister %50 ister %000,5 olsun bir siyasi partinin kapatılması ayıptır. ama bu ayıba memleketim çoktan alışmış olduğundan çok da sorun teşkil etmiyor. her iktidar, eline fırsat geçtiğinde siyasi hasımlarını bu yolla ekarte etmeye çalıştığından artık bu durumu yadırgamıyoruz. akp'ye kapatma davası açılınca demokrasi kahramanı kesilenlerin bir başka parti için aynı şey söz konusu olduğunda nasıl en cengaver parti kapatıcısı olduğunu da biliyoruz. velhasıl-ı kelam ilk taşı günahsız olan atsın diyeceğim ve dediğimi tutan olursa bütün taşlar yerinde kalacak.
akp'nin kapatılması hatta bunun için dava bile açılması ne kadar yanlışsa,yine akp'nin icraatlarıda o kadar yanlıştır.kadrolaşmalar,türban,yök derken iyice çığrından çıkmışlardı gerçekten.
yüzde 47 oyla herşeyi yapabileceğini düşünen zihniyet işine geleni yapmak isterken özgürlükler,ekonomik reformlar,evrensel hukuk,uluslararası normlar gibi insanca yaşamın temel şartları olan unsurları görmezden geldiler.keşke bunları yapsalardı da özgürlüklerin önünü açıp sansür yasaları çıkarmasalardıda herkes onları destekleseydi.
14 mart günü, akşamüstü saatlerinde açılan dava...
dava haberi duyulduğunda mesai çoktan bitmiş haftasonu tatili başlamıştı bile... ve türkiye iki gün boyunca bu haberi konuştu.
şimdi herkes dört gözle yarını bekliyor. zira dava haberinin etkileri, yani ilk şokun atlatılıp atlatılamadığı yarın hukuksal işlemlerin başlaması ve imkb'nin açılmasıyla belli olacak.
beklentiler imkb'nin bir düşüş yaşayacağı yönünde.*** merak edilen ise bu düşünün büyüklüğü. akp hükümetinin'nin türk siyaset tarihinin en liberal partilerinden biri oluşunu da hesaba katarsak;* akp'nin kapatılması haberiyle birlikte özellikle yabancı sermayede oluşacak tedirginliğin yarın meydana gelmesi beklenen düşüşte öneli bir pay oynayacağı yatsınamaz.
(bkz: liberal hükümetlerin can simiti olarak özelleştirme)*
anayasada kural ve kanunlar bellidir. bu kanunlara karşı çıkan herkese kanunlar eşit şekilde davranır, davranmak zorundadır..
demokrasi eğer çoğunluğa her istediğini yaptırma hakkını verecek olursa, verin tayyip'in eline silahı herkesi vursun, öldürsün. nasıl olsa çoğunluk onda ve bu vesile ile kanunlara da uymayabilir(!) öyle değil mi?
aklıma çeşitli komplo teorileri sokan davadır. ancak sakin olmalı bu kötü düşüncelere yer vermemeliyiz tabi. paranoyaklığın anlamı olmuyor bazen. işin aslı ortadaymış gibi konuşursak; öncelikle ilgililere teşekkür etmek lazımdır ülkemizdeki siyasetin ne olduğunu gösterdikleri için
ülkemizde siyaset bir çocuk. anne ve babası var. o her düştüğünde kucaklayıp kaldırıyorlar. ne güzel. ancak bu anne baba bilmiyor ki çocuklarına zarar veriyorlar.
bilmiyorlar ki çocukları onlar olmadan kalkamayacak.
çocuklarına kıyamadıklarından tabii ki anne babanın bu yanlışı. ancak düşmeli çocukları ancak öyle öğrenebilir çünkü kalkmayı. bir de şu vardır tabi çocuklar düşe kalka büyür.
anne baba sanıyor mu ki çocukları düştüğünde kaldırmak bir çözümdür? o çocuk yine düşmektedir hem de bir öncekinden daha büyük bir şiddetle. üstelik bu çocuk kalkamamaktadır da.
ülkemizdeki siyaset de kendi başına kalkamaz bir hal alacak ilerde. her düştüğünde ya asker amca koşuyor yardıma ya da parti kapatılıveriyor.
ben de kendimi alamıyorum tabi ki bu çocuğun büyüme vakti gelmedi mi artık? diye sormaktan.
ve her konunun bir aması var ya bu konunun da var, evet.
acaba akp nin demokrasi dediği şey kendi partileri de tehdit altına girince parti kapatma olayını zorlaştırıcı yasalar düzenlemeye başlamak, meclisin yetkisini artırmak da artırmak mı? ya da işçi ve memurlarımıza eylem falan yaptıran şu yeni düzenlemeler mi akp nin demokrasi dediği şey?
akp bazen doğruları söylüyor. parti kapatmada olduğu gibi. ama yaptığı yanlışlar var ya hani. işte o nedenledir ki demokrasi pek te yakışmıyor sanki akpnin ağzına.
zaten son günlerde herkes ünvanına ya da kendisine yakışmayanı yapmıyor mu? ha bir de yakışanı yapmayanlar var. hoş onlar hiçbir şey yapmıyor.
son dönemlerde akp nin yaptığı işler yüzünden ondan desteği çekmiş olan liberaller bile hatta tüsiad bile birşeyler söylüyor, haksızlığı belirtiyorken chp hani şu ana muhalefet partisi neden ağzını açmıyor? yoksa haksızlık karşı taraftan olunca haksızlık olmuyor mu? yoksa işine mi gelmiyor partililerden bazılarının.
chp de de mi yok yani özgürlükse herkese özgürlük kavramı? muhalefetin de böylesi yani denilebilir sadece onlara.
bu arada savcı akıllı olsun akıllı! demekte fayda vardır.
neyimize lazımdır. hani belki bir gazete yanlışlıkla koyar resmini. atıl kurt misali.
hiçbir partinin oy oranına veya iktidarda olmasına göre yasalar önünde diğerlerinden bir ayrıcalığı yoktur. suç işleme özgürlüğü de yoktur.
anayasa'nın 68/4, 69/6 ve siyasi partiler kanunu'nun 101/1-6 ve 103/2 nci maddeleri yürürlükte olduğuna göre bu maddeler iktidardaki partiye de uygulanacaktır.
yasaları yapan yasama organları, bu yasalara aykırı davrananlar hakkında, gereğinin yapılması için, yasalardaki kurallar içinde, savcılar ve avukatlar dava açarlar. açılan davaların kararını da yargıçlar verir.