Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, eğit-donat programı kapsamındaki muhalif güçlere Suriye'ye savaşmaya gittiklerinde hava desteği verilmesi konusunda Washington ile "prensip anlaşmasına" varıldığı yönündeki açıklamasına ABD'den yanıt geldi.
ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Steve Warren gazetecilerin hava desteği olup olmadığı yönündeki sorusuna ‘Hayır’ yanıtını verdi. Warren bu yöndeki açıklamanın Türk Dışişleri Bakanı’ndan geldiğinin hatırlatılması üzerine ise “Görüşmeler devam ediyor. Yapacağımız bir duyuru yok” dedi. http://www.hurriyet.com.tr/dunya/29116130.asp
her şeyin en iyisini biz biliriz yalanı. nah bilirsin tek bildiğin din sömürüsü la inananı sömürmeye ne var, iki kulluvalla ya allah gelsin oylar. bunun için zeka mı lazım?
CUMHURBAKANI Batman’da konuşuyor: Siz istediniz, biz de olağanüstü hal uygulamasını kaldırdık. Cumhurbaşkanı öyle diyor ama ben öyle hatırlamıyorum. Benim bildiğim, olağanüstü hal uygulaması, 19 Haziran 2002 tarihinde dönemin Ecevit hükümeti tarafından, 30 Temmuz 2002 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere; Son kez; 4 ay daha uzatıldı. Yani 30 Kasım 2002 tarihinde otomatik olarak yürürlükten kalktı. Bana inanmıyorsanız, girin Google’a “Olağanüstü hal ne zaman kaldırıldı” diye yazın, gelenlere, mesela Vikipedia’ya bakın, doğrusunu görürsünüz. AKP hükümeti 18 Kasım 2002 tarihinde kuruldu. Yani iktidara gelişlerinin 12’nci gününde OHAL uygulaması otomatik olarak sona ermişti. Yani kaldırma kararını alan Ecevit hükümetiydi… Siz öyle deseniz de tarih böyle yazacak. http://sosyal.hurriyet.co...in-basina-Devlet_28927928
ahmet davutoğlu: “Ben Fethullah Gülen’i Eylül 2013’te Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgileri dahilinde (yani onlardan aldığı izinle) Pensilvanya’da ziyaret ettim.
Elimizde istihbarat raporları vardı. Neyi hedeflediklerini görüyorduk. Dışarıda neler çevirdiğini de biliyorduk. Açık ve net mesajımızı onlara son bir defa vermek istedik. Dışarıda neler çevirmekte olduğunu ve hangi yabancı unsurların tesirinde olduğunu bildiğimiz için Türkiye’ye gelsin istedik. Kendisi ‘Şimdi vakti değil’ dedi. Ama her ne surette olursa olsun hükumete ve Ak Partiye karşı bir tavır içerisinde olmayacağını söyledi
bir gazeteci abdullah gül'e sordu:
“Ahmet Davutoğlu Pensilvanya’da Fethullah Gülen ziyaretini sizden de izin alarak yaptığını söyledi. Bu doğru mu?”
Bay Gül bu soruya aynen şu yanıtı verdi:
“Benimle ilgili kısmında bir yanlışlık var. Ben sonradan öğrenmiştim!” http://www.sozcu.com.tr/2...si-yalan-soyluyor-821311/
fetullah gülen'in avukatları ne diyor?
Üzülerek belirtelim ki, Başbakan tarafından söylenen sözlerdeki tek doğru, Sayın Gülen’i ziyaret ettiği ifadesidir. Aralarında iç siyaset konusu hiç konuşulmadığı gibi Davutoğlu tarafından ‘Dön’ çağrısı yapılması ve Sayın Gülen’in bu çağrıya ‘Şimdi vakti değil’ cevabı vermesi gibi bir konu asla olmamıştır. Davutoğlu ziyaret sonrasında ‘Aile büyüğümüzdür. Kendisini çok severiz. Çocuklarla ziyarete gittik’ demiştir.
Dini ve milli duyguların istismara uğradığı bu günlerde Başbakan tarafından gerçek olmayan ifadeler söylenerek algı oluşturulmak istenmesi, milletimiz adına üzüntü vericidir. Siyasi zayıflık ve sorunların gerçek olmayan bilgi ve yalanlarla kapatılma anlayışından vazgeçilmesini diliyoruz
Çağdaş Şirin, bir de AKPnin 2011 seçimler öncesi gerçekleşmeyen vaatlerini derlemiş. Mesela:
Milli gelir 800 milyar $ (vaat: 1076 mia)
Kişi başı milli gelir 10.400 $ (vaat 14.000)
ihracat 157 mia $ (vaat: 201)
Otoyol 19 km (vaat: 750 km)
Yüksek hızlı demiryolu hattı 888 km (vaat: 3500 km) Vb.
Size bazı bilgiler de koalisyon hükümetlerinin ne kadar kötü olduğu üzerine yapılan propagandalar üzerine...
1) AKP döneminde kalkınma hızı ortalama yüzde 4.4
2) AKP öncesi dönemde -koalisyonlar dahil- kalkınma hızı, ortalama 4.5
CHP'ye göre hem akp hem TSK yalan söylemektedir; mesela beş değil iki leş vardır. Olm nasıl bir ülkedeyiz, on farklı kurumdan on farklı açıklama geliyor. Hiçbiri de birbirine ne diyorsun napıyorsun demiyor, kim kime dum duma.
HDP Lideri Selahattin Demirtaş askerlerin bölge halkı tarafından kurtarıldığını iddia etmiş, Davutoğlu da bu iddiaya yönelik 'yalan söylüyor' demişti. Ancak TSK'nın yaptığı açıklama Davutoğlu'nun "Demirtaş yalan söylüyor" ifadelerini havada bıraktı. http://www.cumhuriyet.com...vutoglu_nu_yalanladi.html
geçen senelerde artık klasik haline gelmiş bir sahne vardı!
bir proje ihaleye çıkar, ihale şartnamesine en uygun proje belirlenir, projenin bitiş tarihi de dahil olmak üzere sözleşme imzalanır.
temel atma töreni başlar, rte elinde mikrofonla "proje 5,5 yılda bitecekmiş. olmaaaaazzzz. gelin bunu 5 yapalım diye çingene pazarlığına başlar" şirket sahipleri de kamera karşısında kelle gibi sırıtır "evet" der.
bu tiyatroyu izleyen ak kardeşim de "vay be karizmaya bak" der!
şimdi de işin doğrusuna geçelim.
işi planlanandan hızlı bitiriyorsan planlanandan fazla kaynak kullanmak gerekir. bunun da bir maliyeti olur.
bu maliyeti de tıpış tıpış ödersin!
rte'nin miting meydanlarında caka satması meğer bize yüz milyonlarca dolara patlıyormuş!
--- alıntı ---
Cumhurbaşkanı Erdoğanın 29 Ekim 2013e yetişmesini istediği ve açılışı o gün yapılan Marmarayda Japon firma TAISEI ek harcamalarının karşılanmadığından şikayetçi. Erdoğandan Davutoğluna herkese mektup yazan şirket 200 milyon dolarını istiyor.
Marmarayı inşa eden Japon TAISEI firması, işi hızlı bitirme karşılığında kendilerine verilen ek harcamaları karşılama sözünün yerine getirilmediğini gerekçe göstererek hem Japon hükümetini harekete geçirdi hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğandan, Başbakan Ahmet Davutoğluna, ilgili bakanlara kadar tüm Türk makamlarına mektup yollayarak, Bundan sonraki alt yapı projelerindeki pozisyonumuzu etkiler uyarısı yaptı.
--- alıntı --- http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28601031.asp
yıllarca güçlü tl politikası güttüler.
tl aşırı değerlendi.
ihracat dağıldı ithalat patladı!
tl aşırı değerli olunca gsmh üzerinden algı savaşlarına başladılar!
ama ekonomiye takla attıracak şekilde rte konuştukça dolar uçtu.
850 milyar dolar olacak milli gelir.
hesaplamada 660 milyar dolar çıkıyor!
tl aşırı değerliyken ve faiz lobisinin ekmeğine yap sürerken bu çakallığı milli gelir sanki üretimle artmış gibi gösterenler nerde şimdi?
gezide bir kaç kuruş için takla atıyordunuz!
bre yavşaklar nerde 200 milyar dolar?
--- alıntı ---
Orta Vadeli Plan Hedefinde 2015 yılı sonunda 1 dolar: 2.29 TL hedeflenmişti. Bu değer üzerinden Türkiyenin toplam milli gelir hedefi 850 milyar dolar olacaktı. Daha mart aynıda 1 dolar: 2.60a kadar çıktı. Milli gelir de 660 milyar dolara indi
--- alıntı --- http://www.sozcu.com.tr/2...rton-kagit-kaplan-780352/
artık öyle bir hale geldi ki kendi kendilerini yalanlıyorlar!
Erdoğan'ın, "Çözüm Süreciyle ilgili bir izleme heyeti oluşturulmasını doğru bulmuyorum" sözlerine karşılık Arınç, "Bugün geldiğimiz noktadan ve yarın geleceğimiz noktadan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın habersiz sayılması mümkün değildir ve her şeyi çok iyi bilmektedir" dedi. http://www.odatv.com/n.ph...i-arinc-haberi-2203151200
bu yine bi iyi polis kötü polis taktiği ciddiye almıyorum.
ama arınç'ın rte'ye "yalancı" demesi kayıtlara geçsin!
HDPli Pervin Buldan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile yaptığı görüşme sonrası imralıya gidecek 16 kişilik heyetin belirlendiğini açıkladı. Bu açıklamadan saatler sonra Akdoğandan açıklama geldi. Akdoğan Bunlar külliyen yalan ve uydurmadır dedi. http://www.sozcu.com.tr/2...i-heyeti-muammasi-770411/
tecrübelerimiz bize gösteriyor ki akp - pkk birbirine taban tabana zıt açıklamalar yapıyorsa. yalan söyleyen akp'dir!
rte: Hakan Beyin (Fidan) bu görevden istifasıya ilgili kanatlerimi daha önce açıklamıştım.
Hukuken incelemesini yaptırdık. Göreve geri dönmesinde hukuki bir engel olmadığı için Başbakanın atamasıyla görevine geri döndü. http://www.gazetevatan.co...sundurucu--749267-gundem/
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu MiT Kanunu'na göre, kurumda beş yıl görev yapmayan MiT personelinin, istifa halinde 5 yıldan önce göreve dönemeyeceğine ilişkin maddeyi hatırlatan Türkoğlu, "Bu durum, MiT Kanunu'nun 13 ve 14. maddelerinde düzenleniyor. MiT'te en az 5 yıl çalışmış olanlar, tekrar geri döndüklerinde atamalarında sorun yok. Ancak beş yıldan az çalışanların, MiT'e geri dönmesi için Kanun'a göre 5 yıl beklemeleri gerekiyor" dedi.
Hakan Fidan'ın MiT'te göreve başlama tarihi nedir diye araştırdık. Yine MiT Kanunu'nun 13. maddesi gereğince, MiT müsteşarı ya da Müsteşar yardımcılarının kararnameleri Resmi Gazete'de yayınlanmıyor. Resmi Gazete'den bilgi alamayınca, biz de yan kaynaklara başvurduk. Araştırınca, Hakan Fidan'ın 17 Nisan 2010'da MiT'e Müsteşar Yardımcısı olarak atandığına ilişkin, o günkü tarihli basında yer alan haberleri bulduk. Bu tarihi, diğer bazı kaynaklardan da teyit ettirebildik.
(algı operasyonu burdan sonra başlıyor)
Yan kaynaklara başvururken, Vikipedia'ya da baktıklarını söyleyen Türkoğlu, "ancak Vikipedia ve diğer kaynaklarda Hakan Fidan'ın özgeçmişinde MiT'te göreve başladığı tarihin 17 Nisan 2009 olarak yazıldığını gördük. Biraz araştırınca, 9-10 mart tarihlerinde 20'den fazla özgeçmişle ilgili değişiklik yapıldığını gördük. Yapılan değişiklikle, MiT'e giriş tarihi 2009 2009 yazılmış. Bu hala orada duruyor. Elimde internet çıktısı da var" iddialarını dile getirdi.
internetteki başka açık kaynaklarda da Hakan Fidan'ın özgeçmişine ilişkin haberlerde, MiT'e giriş tarihi ile ilgili oynama yapıldığını gördüklerini öne süren Türkoğlu, "Birileri, MiT'teki toplam hizmet süresini 5 yılın üzerinde göstermek için açık kaynaklar üzerinde oynama yapmış. Bu oynamayı ben sosyal medyada da paylaştım. Ve tekzip etmediler, yalanlamadılar" dedi. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/28433219.asp
sayın şükrü elekdağ'ın ortaya çıkardığı "1 mart tezkeresi türkiye'nin aleyhine oldu" yalanıdır... bakın sucukçu muhasebecisinin kabul edilmesini istediği anlaşmada ne yazıyor:
Alıcı taraf (türkiye) özel harekat kuvvetleri, terörist saldırılara, (PKK/KADEK, kendini savunma hakkı ya da 4. paragrafta belirtilen durumlar dahil) cevap verme dışında, Irak kuvvetleri ve "muhalif gruplarla" herhangi bir çatışmaya girmeyecektir.
yani "müttefikimiz"(!) abd, uyduruk gerekçelerle ırak'a girip, işini görecek ama biz en büyük işimizi halledemeyecektik!...
sucukçu muhasebecisinin kim olduğunu hala göremeyenlerin gözüne sokulur...
--- alıntı ---
Tezkerenin Mecliste görüşüldüğü gizli oturum tutanaklarının 10 yıllık gizlilik süresinin dolmasına rağmen, AKP tutanakları açıklamamakta ısrar ediyor
hükümet üyeleri ve dönemin genel kurmay başkanı hilmi özkök, tezkerenin geçmesi halinde, türk askeri birlikleri kuzey ıraka girecek ve pkk terör yuvalarını temizleyecekti şimdi bu imkanı kaybettik!.. diyerek hayıflandılar. oysa söyledikleri büyük bir yalandı. zira, türk askeri birliklerinin, mutabakat muhtırası (mm) gereğince, ırak topraklarında sınırımız boyunca uzanan bir kuşakta konuşlanmalarına izin veriliyor, fakat türk askerinin, pkk teröristlerine karşı, meşru savunma hakkı hariç, silah kullanması, altını çizerek söylüyorum, yasaklanıyordu. yani, türk askeri kuzey ırakta dar bir kuşakta konuşlanacak, fakat pkk unsurlarını izleyip imha etme yetkisine sahip olmayacaktı
abd ile müzakereleri yürüten emekli büyükelçi deniz bölükbaşı milletvekili olduktan sonra 1 mart vakası ırak tezkeresi ve sonrası başlıklı iddialı bir kitapta resmen yalan söylüyor.
--- alıntı --- http://www.sozcu.com.tr/2...n-izni-vermiyordu-767994/
ne zaman demokrasiyi kısıtlayıcı bir yasa getirseler, parti devletine yönelik bir uygulama getirseler "ama aynısı batıda da var" yalanına sığınıyorlar.
iç güvenlik paketinde de aynı yalanı söylediler.
buna ilişkin bir söyleşi yayınlanmış.
--- alıntı ---
Almanya Polis Sendikası Başkanı (DPolG) Rainer Wendt, Türkiyede olanların, yapılmak istenenlerin AB normlarıyla ve Almanyadaki emniyet standartlarıyla alakası bulunmadığını söyledi.
TMBBdeki görüşmeleri kanlı geçen iç Güvenlik Paketi öncesinde AKP milletvekillerine bir bilgi notu gönderilmiş, düzenleme için AB müktesebatına da uygun ibaresi kullanılmıştı.
Hatta bu yazıda Avusturya, italya, Almanya ve ingiltere gibi ülkelerde her kolluk personeli doğrudan kişinin üstü, eşyası ve aracında arama yapma yetkisine sahiptir. Kimseden izin almasına da ihtiyaç yoktur. Yapılan düzenlemenin, AB müktesebatına uygun olmasının da ötesinde, sınırlama, denetim ve tutanak düzenleme zorunluluğuna tabi tutulmasıyla, AB standartlarından da daha demokratik ve etkin bir denetim ve uygulama hayata geçirilmektedir denilmişti.
Eğer bir gösteride şiddet olayları meydana gelirse, yani suç işlenirse, örneğin molotofkokteyl, taş veya benzeri şeyler atılırsa bu kişiler elbette ki gözaltına alınır, ancak hemen savcılığa gönderilir ve savcı karar verir. Bu kişi gözaltında kalır mı yoksa salınması mı gerekir karar verilir.
Türkiyedeki tasarı, polisin şahıs veya araç aramalarında da yetkilerini genişletecek. Somut bir şüphe olmaksızın şahıs ve araç araması yapabilecek. Almanyada bu uygulamada yetkileriniz neler?
Almanyada böylesi bir şey mümkün değil. Almanyada polis araçları sadece trafik kontrolünde durdurabilir, suç takibi kapsamında araç arama yetkisi yok. Sadece ve sadece suç islendigine dair somut bir şüphe varsa polis harekete geçer, kendi kendine arama yapması mümkün değil. Konut aramalarına gelince; öyle bir yetkimiz zaten yok. Sadece bir mahkeme kararı üzerine polis, ev veya işyerlerinde arama yapabilir.
Türkiyede AKP hükümeti, yeni tasarıyla Almanya ve Fransayı model aldığını söyleyerek polisin yetkilerini genişletiyor, oysa genişletilmemiş yetkisiyle bile polisin şiddet uyguladığı yönünde Almanya da dahil Avrupa, Ankarayı sert biçimde eleştirdi. AKP hükümeti ise Polis şiddeti Avrupada da var diyor, var mı?
Türkiyede olanların, yapılmak istenenlerin AB normlarıyla ve Almanyadaki emniyet standartlarıyla alakası yok. Öncelikle Almanyadaki polis, Türkiyedeki paramiliter yapıya sahip ve şimdiye kadar orduya bağlı olan jandarmadan çok farklı mesela. Şimdi de jandarma doğrudan Türkiye içişleri Bakanlığına bağlanıyormuş. ilk bakışta bu sivilleşme gibi görünse de, askeri polisin bir parti polisine dönüşmesinden, iktidar tarafından yönlendirilmesinden başka bir şey değil.
Almanyada polis bambaşka işliyor. Almanyada polisin başında hükümetlerden bağımsız üst düzey memurlar var. Evet Almanyada da polis, Federal Meclis ve Federal Hükümet tarafından denetlenir, ama onların hiçbirinin polise müdahale etme yetkisi yoktur. Almanyada ne bir bakan, ne üst düzey bir yetkili, polisin bir operasyonuna, çalışmasına ya da soruşturmasına müdahale edebilir.
Almanyada başbakan ya da bir bakan gidip de bir savcının soruşturmasına karışmaz, onu etkilemeye kalkışmaz, müdahale etmesi mümkün değil. Almanyada yasama, yürütme ve yargı çok katı biçimde birbirinden ayrılır. Ve polis de hiçbir partiye itaat etmez, orduya itaat etmez, emir almaz, sadece yasal düzenlemelerde ne yazıyorsa ona bakar, bir politikacının da komandosu da değildir.
Türkiyede Gezi eylemleri sırasındaki sert müdahaleler yapılmış, sonrası dönemin başbakanı Erdoğan Emri ben verdim demişti. 95 bin polisi temsil eden bir sendikanın başkanı olarak böylesi şeyler duyduğunuzda ne hissediyorsunuz?
Bu korkunç bir şey. Almanyada bir başbakan polise emir verecek, mümkün değil, olmaz öyle şey. Dedim ya bizde kuvvetler ayrılığı çok açık ve net. Polisin siyasi idaresi içişleri bakanlığındadır, ama bakan hiçbir zaman polisin görevine müdahale edemez, konuyu uzmanına bırakır, yoksa siyasi polis teşkilatı oluşur ki biz böyle bir sistemi onaylamıyoruz. O nedenle de kimin iktidarda olduğuna bakmadan, polis, sadece elindeki yasal düzenlemelere bağlı çalışır.
Politikacı polise emir vermez, yasa yapar, polis de yasaları izler. Almanyada hiçbir politikacı bunu yapmıyor, yapmaz da, çünkü bu akıllıca olmaz. Zira kuvvetler ayrılığı ihlal edilmiş olur ki bu da anayasayı çiğnemek anlamına gelir. Mahkemeler bağımsız karar verir, hakimler politikacının ne dediğine bakmaz. Polis yasaları izler, yasayı da politikacı yapar. Bu nedenle Türkiyede olanlar Almanya ile uzaktan yakından alakalı değil. Bir de Almanyayı örnek aldıklarını söylemeleri tamamen yanlış.
lmanyayı örnek gösterdikleri bir nokta da polisin şiddete başvurduğu konusu. Stuttgart veya Hamburgdaki polis müdahalesine işaret edip, Bakın Almanyada da polis müdahale ediyor deniyor .
iyi de orada da müdahale kararını polis kendisi verdi, bakanlardan veya hükümet üyelerinden emir almadı ki! Bir bakan mesela Şu meydanı boşaltın veya Bu eylemcileri tutuklayın diyemez. Polis ne yapacağına, nasıl bir tepki vereceğine kendi karar verir. Stuttgart gösterilerinde, Hamburgda, Berlinde hep böyle oldu, olur.
Polis sadece yasal düzenlemenin kendine verdiği yetkiyle hareket eder. Sonra da mahkemeler onu kontrol eder, onlara hesap verir. Hukuk devletinde işleyiş böyledir. Türkiyenin yaptığı gibi, bir vali savcıya karışacak ya da bir davanın işleyişini etkileyecek, bunların bizimle hiçbir ilgisi yok.
Ayrıca polis vatandaşın hakkını savunmak ve korumak zorunda. Biz Almanyada polisin en büyük yurttaş örgütü olduğunu savunuyoruz çünkü polis sadece vatandaşın güven içinde yaşamasından sorumlu değil. Kendini özgür hissetmesi için de elinden geleni yapmakla yükümlü. Almanyada sahip olduğumuz hukuk devletine ulaşmak için Türkiyenin daha çok çaba harcaması gerekiyor.
--- alıntı --- http://www.diken.com.tr/a...e-almanyayla-alakasi-yok/
şah fırat operasyonu ile süleyman şah türbesinden tüydükten sonra ilk açıklamalarda ısrarla altı çizilen bir husus vardı!
davutoğlu daha ilk açıklamadan itibaren: kimseden izin almadık! diye ısrarla vurguluyordu. http://t24.com.tr/haber/d...almadik-almayiz-da,288241
bu tür gereksiz ısrarlar savunma psikolojisinin gereğidir!
bu kadar vurgulanıyorsa "yalan" olduğu eninde sonunda ortaya çıkar!
nitekim ardı ardına açıklamalar gelmeye başladı.
bakalım necati doğru ne yazmış.
--- alıntı ---
Kobanideki Kürt güçlerinin sözcüsü idris Nissan, Bizim Süleyman Şah Türbesine yaklaşmış olmamız Türklerin askerlerini geri çekmelerine imkan verdi. Türk askeri YPG bölgesinden, önceden haber vererek, barışçıl bir biçimde geçti dedi.
Ne demek istedi?
Aslan, Çakala muhtaç!
Tam bunu demek istedi.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Süleyman Şah Türbesi Operasyonu PYG ve YPGnin onayı ve bilgisi ile gerçekleşti. Tamamen tartışılmış, konuşulmuş ve ortak bir plan doğrultusunda uygulanmış bir harekattır. Operasyon sırasında IŞiD güçleri geri çekilerek Türk askerine her hangi bir müdahalede bulunmadı dedi.
--- alıntı --- http://www.sozcu.com.tr/2...ru/aslan-ve-cakal-755115/
o değil de askere yazık!
yalancı sürüsünü savunmak zorunda kalıyorlar!
Basına bilgi veren askeri yetkililer, Operasyon öncesi Birleşmiş Milletler, NATO, PYD, IŞiDe bilgilendirilme yapıldı. YPGnin bize kılavuzluk yaptığı iddiaları da doğru değil dedi. http://www.aktifhaber.com...gilendirildi-1128549h.htm