ayrıca bu kasetin ilk olarak akp'nin sesi habervaktim sitesinde yayınlandığını da söylemeye gerek yok!
daha da vahimi ses kayıtlarında rte'nin bu videoları servis ettirdiği iddia ediliyor!
bakalım baykal'ın avukatı ne diyor?
Baykal'ın internette yayımlanan görüntülerine ilişkin mahkeme kararının 7 Mayıs 2010'da TiB'e gönderildiğini, ancak bunu geciktiren TiB'in bu kararı 11 Mayıs'ta uyguladığını söyledi. http://www.cumhuriyet.com...avukatindan_aciklama.html
uluderede istihbaratın mit'ten gelmediği yalanını kendileri yalanlar duruma düşmüşlerdir!
rte Uludere'de yaşamını yitiren 35 vatandaş için yaptığı açıklamada Baransu hakkında şunları söyledi: MiT'in son anda istihbarat yoktudr, bilgi 9-10 gün önce verilmişti. http://www.radikal.com.tr..._gorunumlu_cambaz-1074038
bugünkü mehmet y yılmaz yazısı
--- alıntı ----
Bu hatanın MiT'in verdiği yanlış istihbarattan kaynaklandığını itiraf etmek istemiyorlar, çünkü Hakan Fidan'a toz kondurmak istemiyorlar(dı).
Başbakan bu konudaki açıklamayı bizzat yapmış ve "istihbaratın MiT'ten gelmediğini" söylemişti.
Ancak geçen gün Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ağzından bir şey kaçırdı.
MiT kanunu ile ilgili bilgi verirken "Yurtiçinde ağırlıkla sınır ve sahil bölgelerinde TSK'nın bütün operasyonlarının istihbaratını MiT verir" dedi.
Uludere, tam da bu tanıma uyuyor: "Yurtiçinde, sınır bölgesinde"!
Böylece Uludere'deki vatandaşlarımızın, kimin hatası sonucunda kurban edildikleri ile ilgili en net resmi açıklamayı da almış bulunuyoruz.
--- alıntı ---- http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/26230032.asp
hiç birşey ifade etmeyen yalanlardır çoğu kesim için bu kesimin erkekleri aldatan yalancı kızların peşinde koşarmış.
kadınları işe döven içen pavyonlara giden erkeğe erkeğim diyen kadınlarmış.
demek ki bizim insanımız böyle bir hayatı seçiyor. eşitlik hak adalet onlara göre değil.
vur ensesine al ekmeğini ezik bir milletiz. yapacak birşey yok.
bu seferki bir yalandan da öte. acziyet, sahtekarlık. dolandırıcılık!
tam bir akp icraatı yani!
--- alıntı ----
AKP Yalova'da sandık görevlisi yaptığı kişiyi 'Kısıtlı olduğu için oy kullanamaz' diyerek YSK'ya şikayet etti.
--- alıntı ---- http://www.ilk-kursun.com/haber/177024
ekonomi eski bakanı zafer çağlayan rüşvet ve yolsuzluk iddialarına ilişkin mecliste açıklama yapmış!
rıza saraf'tan aldığı 700 Bin TL'lik rüşvet saat ile ilgili açıklaması
1 Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor.
2 saati gazete ilanından görüp beğendim.
saatin üreticisi Patek Philippe firmasından cevap gelmiş!
1 Garanti belgesi, kişiye özel değil saate özeldir. Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır.
2 Hiçbir ülkede gazete ilanı vermeyiz. Firmamız 1996 senesinden beri dergi çıkarır. Müşterilerimiz, ürettiğimiz saatleri bu dergiden takip ederler özel bir saat ürettiğimiz zaman bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26368665.asp
1 zafer çağlayan
2 taklacı güvercin
edit: Aydınlıkın ulaştığı Patek Philippe firması yetkilisi Bernard Ruf, Çağlayanın, Saatin parasını ödedim iddiasıyla elinde salladığı ve üzerinde saat firmasının isminin geçtiği belgenin kendilerine ait olmadığını açıkladı. Çağlayanın elindeki belgeyi e-posta yoluyla kendisine gösterilen şirket yetkilisi, söz konusu belge için Türkçe garip, komik anlamına gelen das ist komisch yorumunu yaptı. Ruf, Çağlayanın gösterdiği belgedeki fatura numaralandırma sisteminin şirketlerinde kesinlikle kullanılmadığını söyledi. http://www.radikal.com.tr...ra_da_sahte_cikti-1191114
ak'ların sıkıştıklarında çok seri bir şekilde yalana sarıldıklarının ispatı bir anı aşağıda!
--- alıntı ----
bu tarihi toplantıda, mavi marmara gemisine refakat ve koruma gündeme getirildi. hükümet yetkilileri deniz kuvvetlerinin buna hazır olup olmadığını sordu. deniz kuvvetlerini temsilen toplantıda bulunan koramiral nusret güner, mavi marmara gemisine refakat ve koruma için kuvvetinin hazır olduğunu belirtti ve hemen ekledi; refakat ve koruma görevi için hazırız. ancak bilmenizi isterim ki, bu durumda israil ile aramızda çatışma çıkması an meselesidir. angajman kurallarını uygulama yetkisi bu durumda deniz kuvvetlerine verilmelidir.
nusret günerin bu cevabının ardından hükümet üyeleri mavi marmaraya koruma ve refakat için savaş gemilerini göndermeyelim ama basına, savaş gemilerimizi gönderdik diye beyanat verelim diye görüş bildirdiler.
durum:
Avrupa insan Hakları Mahkemesi (AiHM), Kıbrıs Rum yönetiminin 1994deki başvurusu nedeniyle açılan davada, Türkiyenin 1974 Kıbrıs Barış Harekatından dolayı 90 milyon euro tutarında manevi tazminat ödemesine karar verdi. http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26405755.asp
ak yalan:
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: Uluslararası hukuk bağlamında ne bağlayıcıdır ne de bizim açımızdan kıymet ifade eder!
gerçek:
Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin Kararların bağlayıcılığı ve infazı başlıklı 46. maddesi: sözleşmeye taraf devletler mahkemenin kararlarını uymayı taahhüt eder. Karar bağlayıcı ve kesindir. Sözleşmeye taraf olduğunuz sürece karar sizin bağlayıcıdır. Tazminatı ödemezseniz faiz biner. http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26405779.asp
Erdoğan, 23 Nisan bayramında Başbakanlık makamında ilkokul öğrencilerini kabul ettikten sonra gazetecilerin başkanlık sistemine ilişkin bir sorusunu yanıtlarken bakın ne demiş:
Bu konudaki düşüncem, geçmişten bu yana bir başkanlık sisteminin ülkemde olmasıdır. Başkanlık sisteminin olmadığı ülkede nelerin olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığınız zaman hemen hemen tamamına yakını artık ya başkanlık sistemine geçmiştir, ya yarı başkanlık sistemine geçmiştir. Hepsi buralara artık geçiş yaptılar. Çünkü çok başlılık, ne yazık ki netice vermiyor...
insani Gelişme Endeksinin 2013 yılına ait olan sonuncu raporunu ele alalım. Bu endekste en iyi durumdaki ülkelerin 1den 10a sıralaması şöyledir:
1. Norveç, 2. Avustralya, 3. ABD, 4. Hollanda, 5. Almanya, 6. Yeni Zelanda, 7. irlanda, 8. isveç, 9. isviçre, 10. Japonya.
Bu on ülke içinde başkanlık modeliyle yönetilen bir tek ABD vardır. Diğer dokuz ülkede parlamenter hükümet modeli geçerlidir.
Aslında Ekonomik Kalkınma ve işbirliği Örgütüne (OECD) baktığımızda da 34 ülke arasında parlamenter demokrasiyle yönetilen ülkelerin belirgin bir farkla çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Keza dünyanın en zengin ülkelerinin bir araya geldiği G-8 Grubunda da 5 ülke parlamenter hükümetlerce yönetilmektedir (Almanya, italya, Kanada, ingiltere, Japonya). Diğer üçünden ABD başkanlık, Fransa ise yarı başkanlıktır. Rusyada ise Putin yönetimi geçerlidir. Keza, Türkiyenin de içinde bulunduğu G-20 Grubuna baktığımızda, tam 10 ülkede karar alma mekanizmasında parlamentodan çıkan hükümetlerin söz sahibi olduğunu görüyoruz. http://sosyal.hurriyet.co...steklenmeyen-aciklamalari
rte: O günkü meclis tutanağını inceleyiniz (maden kazalarına ilişkin). Bir defa o günkü gündemde bu Soma ile ilgili CHP'li vekilin getirdiği öneri veya önerge sadece o günkü gündemi engellemeye yöneliktir. Soma'yla ilgili bir keilme bulamazsınız. Süratle tutanağı okudum. Başlıkta Soma geçiyor ama içerde herhangi bir şey yok. http://haber.gazetevatan....n-konustu/637544/1/gundem
5 paragraflık tutanağın 3 parağafında soma geçmekte. diğer 2 paragrafta güvenlik açığı nedeni ile soma'da ceza alan maden işletmelerin atıfta bulunulmaktadır. sonuç olarak iş kazalarının sorumlularının ve nedenlerinin araştırılması, tekrarlanmasını engellemek adına çözümler bulunması ve denetim yeterliliğinin ölçülmesi için meclis araştırması açılması önerilmiş.
chp, mhp, hatta bdp bile kabul etmiş ama akp ret etmiştir!
ilk çokpartili seçimlerde, 1946da, afyonkarahisar, merhum adnan menderes ve demokrat partiyi bağrına bastı, tüm hilelere, tüm engellemelere rağmen 8 milletvekilinin 8i de demokrat partiden seçildi.1950 seçimlerinde 9 milletvekilinden 9u da demokrat partiden seçildi. 1954te afyonkarahisar yine 9da 9, 1957de 10da 10 yaparak demokrat partiye en güçlü desteği veren şehirlerimizden oldu.
erdoğanın sözlerinden ne anlarsınız? ilk bakışta ifadesinde bir hata yok. ama ifadede dpnin bu seçimlerde afyonda oyların neredeyse tümünü alarak her seferinde bütün milletvekillerini çıkardığı anlamı yüklüdür. oysa dpnin örneğin 1954te dokuzda dokuz yapması doğrudan o dönemde geçerli olan seçim sisteminin kaçınılmaz bir sonucudur.
* * *
liste usulü çoğunluk sistemi diye adlandırılan bu sistemde, bir ilde tek bir oyla bile olsa- en çok oyu alan parti o ile ait bütün milletvekili kontenjanın tümünü kazanmış oluyordu. hiçbir ilde milletvekili paylaşımı söz konusu değildi. türkiyede 1954 yılındaki seçimde toplam 64 ilden 60ında bütün milletvekilliklerini dp almıştı. dp ülke çapında toplam oyların yüzde 57.6sını aldığı halde seçim sisteminin işleyişi sonucu meclisteki 541 sandalyeden 502sini kazanmış, chp ise yüzde 35.3 oy aldığı halde yalnızca 31 sandalye almıştı.
bu çerçevede 1945 yılında dpnin dokuzda dokuz yaptığı afyondaki seçimin sonucuna baktığımızda, dpnin 89 bin 969, chpnin 40 bin 872 ve cmpnin 23 bin 379 oy aldığını görüyoruz.
tarhan erdem, yazısında bu çelişkiye işaret ettikten sonra o yıllarda bugünkü nispi temsil sistemi uygulansaydı dpnin afyonda en çok 6 milletvekili çıkarabileceğini belirtiyor, ayrıca oy oranı büyüklüğünde bu ilin dpye verilen destekte türkiyede 26ncı geldiğine dikkat çekiyor. http://sosyal.hurriyet.co...ler-egilip-bukulebilir-mi
soma maden faciası sonrası.
rte: Arama kurtarma faaliyetleri, vefat edenlerin kimliklerinin belirlenmesi, yanlış anlaşılmasın, üzerlerinde kimlikleri yok. Yoksa vücutlarında en ufak bir darbe yara sözkonusu değil. http://haber.gazetevatan....n-konustu/637544/1/gundem
ilk anlarda ocaktan çıkardığımız vatandaşlarımızın herhangi bir sıkıntısı yoktu. Son çıkan 15-20 vatandaşımızda biraz sıkıntı vardı, yanma işleminin meydana getirdiği. Orada da DNA işlemiyle eşleştirme yapıldı. Şehitlerimizin yakınlarına teslim edildi. http://sozcu.com.tr/2014/...-icin-sert-sozler-512891/
ilk günler ölenlerde yanık olmaması ile bile övünüyordu!
o bile yalan çıktı!
Birkaç yıldır deprem, maden faciası gibi olayları bahane ederek 19 Mayısı sıradan bir gün haline getiren Tayyip Erdoğan, bayram mesajında, 19 Mayıs 1919da başlayan, bugüne kadar da devam eden süreç, ulusal sınırlarımız içine hapsolunacak bir süreç değildir. Bize çoğu zaman şunu anlattılar; Türkiye saldırıya maruz kaldı, Türkiye toprakları işgal edildi, tüm dünya Türkiyenin aleyhine tavır takındı, Türkiye yalnız bırakıldı.Hayır. Türkiye, o zor süreçte asla yalnız değildi. 19 Mayıs 1919un kapılarını aralayan Çanakkale zaferimizde Anadolu ve Trakyanın evlatları kadar, Makedonyanın, Bosna Hersekin, Filistinin, Suriyenin, Irakın evlatları da dedelerimizle birlikte şehit oldular dedi!
Çanakkale şehitliklerinde, kimin ne kadar şehit verdiği il il bellidir. Elbette şehitler arasında Osmanlı coğrafyasının her köşesinden gelenler vardı ama oranları çok azdı. En çok şehit verenler, Çanakkale, Kastamonu, Ankara, Konya gibi yakın coğrafyanın çocuklarıydı. http://www.yenicaggazetes...e-kabadayilik-30837yy.htm
söyledikleri şeylere gerçekten gönülden inanıyorlar aslında. her lafa bir karşılıkları var. her çelişkiye bir cevapları var. işin kötüsü hata yapmadıklarını düşünüp inanarak söylemeleri.
kendi söylediği yalana en önce kendisi inanıyor malesef.
rte'nin maden faciası sonrası gittiği soma'da markette vatandaşa tokat atması videosu üzerine akp genel başkan yardımcısı hüseyin çelik'in açıklamalarını paylaşmıştık.
(bkz: kıvırmakta sınırları zorlamak/#23862190)
şimdi de bülent arınç gözümüzle gördüğümüze inanmamamızı söylüyor!
neyse en azından soma'da vatandaşı döven sonra da pişkin pişkin 7 gün rapor alan "kendini savunuyordu" şekline mazeret üretilen Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'e ince ince geçirmiş!
Bu olayı tasvip etmediğimi herkesin bu olaydan infial duymuş olabileceğini kabul ediyorum. Savunacak durumda değilim. Rapor alması trajikomik. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26462562.asp
soma maden faciası sonrası taziyeye giden rte vatandaşı tokatlar, danışmanı vatandaşı tekmeler.
sonra gelen açıklamalar!
Başbakan Erdoğan'ın başdanışmanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan: yusuf orada kendini savunuyor!
Acılı aileleri dinlemek için halkın içine karışan Başbakan Erdoğana bazı örgüt mensuplarının tahrikiyle gerçekleşen münferit tepkiler Başbakanlık ekibine yönelik fiili saldırıya dönüşmüştür. Araçları tekmeleyen ve ekibi linç etmek isteyenlere karşı Yusuf Yerkelin kendini savunması çok farklı şekilde yansıtılmıştır. Tek bir fotoğraf karesiyle olayın tamamını anlamak mümkün değildir."
layı ve yaşananları objektif şekilde dünyaya aktarmak yerine tek tek bazı fotoğraf kareleri üzerinden hükümete yönelik büyük bir kalkışma olduğu izlenimi uyandırmaya çalışan medya kuruluşları da aynı sorumsuzluğa ortaktır. http://www.radikal.com.tr...kendini_savunuyor-1192347
AKP Genel Başkan Yardımcısı hüseyin çelik: Yusuf Yerkelin de bu olayı doğruladığı ve üzüntü bildirdiğini, ancak özür dilemediğini söyledi!
yeni akit gazetesi yazarı ve Genel Yayın Koordinatörü hasan karakaya:
--- alıntı ----
Paralel Yapının sözcülerinden Samanyolu Haber, bu fotoğrafı verirken, aynen şu ifadeyi kullanmış:
Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel, işçi yakınını tekmeledi!
Yuh!.. Bu kadarına da yuh!..
Hükümete çakacaklar ya,
Fırsat, bu fırsat!..
Ulan Allahtan korkmaz, kuldan utanmazlar!.. Yusuf Yerkelin tekmelediği kişinin işçi yakını olduğunu nereden çıkardınız?.. O adam, işçi yakını filan değil, istanbuldan Somaya eylem için gelen TGBli bir provokatörden başkası değil!..
Haaa, TGBli bir provokatör olunca tekmelenmesi mi gerekir!..
Bazen gerekir!..
Ziya Paşa öyle der ya;
Nush ile uslanmayanı
Etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın
Hakkı kötektir!
ak sosyal medya troll'ü esadç (@esadreis) somalı olmayan TGB üyesi bir provokatör başbakanın danışmanını darp edip şahsına ve başbakan'a küfür edecek ama karşısındaki susacak öyle mi? (14.05.2014'te attığı tweet) http://www.iftiralar.org/...tor-iftirasina-cevap.html
havuz gazetesi sabah'ın haberi verme biçimi:
Başbakan Erdoğan'ın Özel Kalem Müdür Yardımcısı ve müşaviri Yusuf Yerkel'in medyaya yansıyan fotoğraflarında bir madenci yakınını tekmelediği öne sürüldü. Ancak bu kişinin organize gruplarca yönlendirilen bir protestocu olduğu anlaşıldı. Bir açıklama yapan Yerkel ise, "Bütün provokasyonlara ve uğradığım hakaret ve saldırılara rağmen sükunetimi muhafaza edemediğimden dolayı üzgünüm" dedi. http://www.sabah.com.tr/G...6/provokatorler-isbasinda
-----------------------------------------------------------------------------------------------
ve gerçek!
bakın ahmet hakan ne güzel anlatmış bu gerçekleri
--- alıntı ---
-Tekmeci Müşavirin saldırıya uğradığını söylemişlerdi.
-Tekmeci Müşavirin kendisini savunduğunu söylemişlerdi.
-Tekmeci Müşavirin tekmelediği kişinin provokatör olduğunu söylemişlerdi.
-Tekmeci Müşavirin saldırıya uğradığının doktor raporuyla tescilli olduğunu söylemişlerdi.
*
Oysa gerçekler ortaya çıkmış durumda:
-Tekmeci Müşavirin fiili bir saldırıya uğramadığı anlaşıldı.
-Tekmeci Müşavirin o tekmeyi kendisini savunmak için atmadığı anlaşıldı.
-Tekmeci Müşavirin tekmelediği kişinin 7 yakınını madende kaybetmiş bir maden işçisi olduğu anlaşıldı.
-Tekmeci Müşavirin aldığı raporun Tekme atarken ayağım uf oldu doktor denilerek alınmış bir rapor olduğu anlaşıldı.
--- alıntı --- http://sosyal.hurriyet.co...iktator-demekten-vazgecin
gezi parkı olayları sırasında değinmiştik. gezi olayları rte nin dediği için sadece 12 ağacın taşınması nedeniyle başlamamıştı!
gezi parkı rte'nin bulduğu her "kupon araziye" avm ve rezidans yapma ve rant üretme sevdasına tepkiydi! halkın karşı çıkmasına karşı "ben dedim olacak" şeklindeki buyurgan anlayışa başkaldırıydı. "topçu kışlası yapacağız" kılıfına sarılı, milli değerleri kullanarak insanları aldatıp para kazanmaktı amaç. tabi ki kazanılan paradan bir kısmının "havuza" aktarımıydı!
gel zaman git zaman ak propaganda ekibi bu açgözlülüğü, para uğruna insanların nefes alabileceği mikro alanların bile talan edilmesini unutturdu. olayı 12 ağaca ve komploya indirgedi!
neyse biz unutmadık unutmayacağız. aldanmadık aldanmayacağız!
geçen sene bu zamanlar olanların özeti mehmet y. yılmaz'dan.
--- alıntı ----
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında geçen yıl bu tarihte başlayan Gezi protestolarına da değindi ve şöyle konuştu:
istanbulda Gezi Parkında başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. 12 tane ağaç başka yere nakledilecek ve bu istismar edilerek dalga dalga bunu ülke geneline yayıyorlar. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. O kadar hazırlıklı bir saldırı yapılıyor ki, aynı anda huzur, istikrar ve ekonomi hedef alınıyor.
Birkaç gündür Başbakanın gerçekleri çarpıtarak, yeni bir gerçeklik yaratması ve bunun üzerinden siyaset yürütmesi üzerine yazıyordum, ki dün de bu sözleri söyledi.
isterseniz, geçmişe dönelim ve 28 Mayıs 2013 tarihindeki Gezi direnişine kadar nelerin olduğunu, Başbakanın bizzat kendi ağzından dinleyelim.
5 Şubat 2013 tarihinde, Koruma Kurulunun Taksim ile ilgili projeyi reddetmesi üzerine şunu söylemişti:
Topçu Kışlasını yapacağız. Üst Kurul reddetmiş. Biz de reddi reddedeceğiz. Kışlanın bir bölümü müze olabilir, ortası yeşil alan. Diğer bölümünde istiklal Caddesinin devamı niteliğinde alışveriş merkezi. Üstü rezidans ve otel. Yap-işlet-devret modelini düşünüyoruz.
29 Nisan 2013 tarihinde söyledikleri de şunlar:
Taksim Gezi Alanı dedik hemen karşı çıktılar. Kışlayı yeniden yapacağız dedik başta ana muhalefet partisi karşı çıktılar. Ben de reddinize ret dedim ve sonra retlerine ret kararı çıktı. Yahu çanak çömleği koruyorsun da oradaki tarihi kışlayı neden korumuyorsun. Denizin kenarında üç beş çanak çömlek, üç beş çatal bıçak bulunmuş onu koruyorsun da bu tarihi binayı neden korumuyorsun. O zaman ne dedik, olacak dedik, şimdi oluyor. Bu tabii kışla olmayacak. AVM, belki rezidans olarak hizmet görecek.
Gezi protestolarının zirveye çıktığı tarihte, 1 Haziran 2013 günü de şöyle konuşmuştu:
Ağaç istiyorsanız gelin ağaç verelim. Bahçelerinize dikilecek ağaç dikmek istiyorsanız onu da verelim. ille de Topçu Kışlası buraya olmayacak diyorsanız kusura bakmayın olacak.
6 Haziran 2013 tarihinde de şöyle konuşmuştu:
Biz ne alttan alan, ne de aldatan olacağız ilkesi üzerinden siyaset yapıyoruz. Burada Topçu Kışlası var mı, yok mu? Orada gerçekten mimarisiyle muhteşem bir eseri tekrar yapıyoruz.
Gezi protestoları, Başbakanın söylediği gibi 12 ağacın başka yere taşınmak istenmesi nedeniyle değil, Gezi Parkına rezidans ve alışveriş merkezi olarak kullanılmak üzere Topçu Kışlasının replikasının yapılmak istenmesi nedeniyle çıktı.