--- alıntı ----
Asgari ücretin 2002'de 5 kişilik bir ailenin 3 öğün çay simit ile beslenmesine yetmediğini belirten Başbakan Erdoğan, "Bugün bu hesabı yaptığınızda asgari ücret 804 lira. 5 kişilik bir aile 3 öğün çay simit tüketse ihtiyacı olan miktar 450 lira. 11 yıl önce asgari ücret, çay ve simide yetmezken bugün neredeyse asgari ücretin yarısı buna yetiyor. Anladığınız dilden konuşuyorum" dedi.
neeemiş?
5 kişilik bir aile 3 öğün çay simit tüketse ihtiyacı olan miktar 450 lira mıymış?
hadi hesaplayalım. 450 / 30 = 15 TL 5 kişilik ailenin günlük harcırahı.
5 kişilik aile 3 öğünden 15 öğün eder.
15 TL/15 öğün = 1 TL bir kişinin bir öğünde harcayacağı.
ee bırakın çayı. sadece simit 1,40 TL!!!!
hadi simiti hala 1 TL'ye satan yer var diyelim.
e çay nolacak?
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü hüseyin çelik 05.12.2013: Dün söyledim, bir kez de burada yazıyorum. insanları mağdur etmek veya kategorizasyona tabi tutmak için fişleme yapılması alçaklıktır. AK Parti'nin bizzat kendisi ve kadroları son zamanlara kadar fişlemelerin ve vesayetçi dayatmaların mağduru ve mazlumu olmuştur. Bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyin, bizim bilgimiz ve irademiz dahilinde başkalarına yapılmasına rıza göstermeyiz, göz yummayız.
bakalım hüseyin çelik'e kendi partisinden milletvekilinin cevabı ne?
tarih 20.02.2010
AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, Ergenekon'a mensup kişilerin 40 sene boyunca halkın belirli kesimlerini fişlediğini öne sürdü. Doğan "Şimdi biz onları fişliyoruz, sıra bizde" dedi. http://www.haber53.com/-s...z-sira-bizde-_d37879.html
--- alıntı ----
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın katılacağı törenle bugün açılacak olan ve günlerdir televizyonlarda aralıksız reklamı yapılan "113 dev" esere mercek tuttuk. Listedeki dev eserler arasında fidanlık borsasından, ıtri bitkiler merkezine kadar yok yok. Yapılan bazı yatırımlar ise listede taksit taksit bölünmüş durumda. Örneğin Artvin Erzurum devlet karayolu birinci kısım, ikinci kısım diye başlıyor ve üçüncü kısımda sonuçlanıyor. Ancak bu tek yatırım listede 3 ayrı yer kaplıyor.
Listede Artvin-Erzurum karayolu üzerinde bulunan tünellerin aydınlatma, havalandırma, yangın söndürme ve sinyalizasyon sistemleri bile bir başlık olarak yer alıyor. Elektrik teçhizatları ve trafo merkezleri de bu törende açılacak.
--- alıntı ----
7 Aralık günü açılışını yaptığı "216 dev proje (!)" arasında neler var:
Cami restorasyonu, parke yol yapımı, istasyon binası bakım ve onarımı, lise, okulun spor salonu, ortaokul, ilkokul, halı saha, anaokulu, bağış olarak yaptırılan bir okul, bir kilometrelik, iki kilometrelik yollar, mezarlık yolu, bir depo, kaymakam evi, derelere iki köprü, içme suyu deposu, kent konseyi binası, kaldırım ve alan düzenlemesi, Çerkezköy Cumhuriyet Meydanı düzenlemesi, Adnan Menderes Parkı, şehir stadı antrenman sahası, kurban kesim yeri, mini basketbol sahası, Hürriyet Meydanı düzenlemesi, belediye kültür merkezi, belediye parkının çevre düzenlemesi, eski ev restorasyonu, imam hatip lisesi ek bina...
"Dev tesis" diye yutturulan bu küçük yatırımların tamamı önceki aylarda ve yıllarda zaten bitirilmişti.
"Bugün ABD de Wikileaks belgelerini yayınlayanların peşinde koşturuyorsa, bir takım insanları fellik fellik arıyorsa ve Rusya ile gerginlik yaşıyorsa demek ki Amerika'da da suçtur." Diyen Bağış, "Bu Almanya'da da ingiltere'de de suçtur. Ben Bakanlar Kurulu üyesi olmama rağmen bu konuda bilgi vermem suçtur. MGK, daha hassas bir kurumdur, orada bırakın konuşmayı gizli bir belgeyi sızdırmak suçtur. Sızdırdıktan sonra yayınlamakta suçtur." dedi. http://www.ilk-kursun.com/haber/163428
sızdırmak kısmına kadar yazılanlar doğru.
ondan sonra amacını aşan bir çıkarım var.
hadi dünyadaki örneklere bakalım.
onur öymen'den gelsin
---- alıntı ----
Diğer bir örnek de WikiLeaks belgeleri denilen ve 2006 yılından bu yana çeşitli ülkelere ait gizli belgelerin WikiLeaks örgütü tarafından basına sızdırılması olayıdır. 2010 yılında WikiLeaks, Amerikan hükümetinin dış temsilcilikleriyle gizli yazışmalarından oluşan 250 binden fazla belgeyi New York Times, Le Monde, The Guardian, Der Spiegel, El Pais gibi önemli gazeteler aracılığıyla kamuoyuna duyurdu. ABD, WikiLeaks ve onun sorumlusu Julian Assange hakkında adli işlem başlattı. Belgeleri WikiLeaks'e sızdıran Amerikan askeri Chelsea Manning 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve orduyla ilişkisi kesildi.
Aynı şekilde Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA'nın eski görevlisi Edward Snowden, yabancı ülkelerin devlet adamlarının telefon konuşmalarının gizlice dinlendiği yolundaki bilgileri de içeren 200 bin gizli belgeyi basına açıkladı. Bu açıklamaları yapan Edward Snowden aleyhine Amerika'nın hukuki girişimleri oldu. Amerikalılar Rusya'dan geçici sığınma hakkı elde eden Snowden'in iadesini istediler, ama onun verdiği bilgileri yayımlayan gazeteler ve de Spiegel gibi dergiler hakkında yargı yoluna başvurulduğu duyulmadı.
Bu örneklerin de gösterdiği gibi, devletler gizli belgelerinin ele geçirilip yayımlanması konusunda çok duyarlıdırlar ve bu belgeleri sızdıranlar hakkında yargı yoluna başvururlar. Ama demokratik ülkelerde bu bilgileri yayımlayan gazetelerin yargılanıp mahkûm edildikleri duyulmadı.
--- alıntı ----
Başbakan başta olmak üzere AKP sözcüleri ve yandaş medya yazarları da aynı havada: israil ve Amerika, iran'la ticaret yapılmasına aracılık ettiği için halk bankasını hedefe aldılar! Hatta Başbakan bir adım ileri gidiyor, bankanın en gizli ticari sırlarının bile bu nedenle ele geçirildiğini söylüyor.
ali babacan bunun doğru olmadığını, bankanın sırlarının değil, sadece ilgili kişilerin bilgilerinin alındığını söyledi ama aynı teraneyi tekrarlamaya devam ediyorlar.
--- alıntı ---- http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25430205.asp
kamuoyunu yönlendirmek adına kendi bakanlarını bile yalanlamaktan çekinmeyenlerin yalanlarıdır!
mehmey y. yılmaz'ın yazısının devamı şöyle:
Şunu merak ediyorum: Bankanın faaliyetleri ile Genel Müdür'ün evinde ayakkabı kutuları içine doldurulmuş milyonlarca doların, Euro'nun ne alakası var?
son dönemde "onlar borç yaptı biz imf'ye borcu bitirdik" şeklinde süregelen kampanyada rakamların abartılması yoluyla yapılır.
öncelikle rte'nin söylemine bakalım: size şu MHP, şu CHP'nin yavrusu DSP, bunlar bize 23,5 miyar dolar IMF borcu bıraktılar, onlar borçlandı biz ödedik ve 14 Mayıs'ta sıfırladık. http://haber.gazetevatan....z-konustu/596437/1/gundem
(dsp hükümetini de chp gibi gösterme uyanıklığı bunlarda olsa gerek! kendilerini özal'ın devamı olarak görenler anap'ın da borç alan son koalisyon hükümetinde olduğuna değinmezler nedense!)
doğrudur türkiye'nin 2000'li yılların başından itibaren imf'ye olan borcu 14 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla sonlanmıştır.
(nisan 2013 itibarıyla alınan dış borcun 340 milyar usd'ye ulaştığından, akp dneminde 210 milyar usd yeni dış borçlanıldığından, akp döneminde 38 milyar usd özelleştirme yapıldığından bahsetmeyeceğim! isteyen bakabilir. aramalarda ilk gelen haberlerden biri http://www.yurtgazetesi.c...orc-ne-oluyor-h34858.html )
ancak yaban çakallığı kısmı söylemin öncesidir!
onlar 23,5 milyar usd borç yaptılar!
imf ile 18. stand-by imzalanma tarihi 04.02.2002 (ecevit koalisyon hükümeti) kabul edilen miktar. 12,8 milyar sdr. kullanılan tutar 11,9 milyar sdr (17.990 milyon usd) (1 sdr yaklaşık 1,5 usd) bu borç 2008 yılında sonra erecekti.
geri kalan tutar (3,7 milyar usd'lik kısım) akp yönetimi tarafından kullanıldı!
şimdi bu ak'lar görmeden inanmaz! ali babacan'ın kredi kullanımına ilişkin örnek açıklaması http://webarsiv.hurriyet.....tr/2003/04/07/271751.asp
yani akp'nin 2013 yılında son taksitini ödeyerek kapattığı kredinin 13,7 milyar usd'lik kısmı akp yönetimi tarafından kullanıldı!
2002 ve 2005 stand by anlaşmaları ile alınan toplam 28 milyar usd'lik kredinin yarısı akp yönetimi tarafından kullanıldı!
buna rağmen bu insanlar göz göre göre yalan söylemekten çekinmezler!
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı: (Suriyey'ye insanı yardım taşıyan TIR) "Bu günlerde sözü edilen taşıma yapan TIR olduğu söylenen aracın gümrük kapılarından bizim kayıtlarımıza göre çıkışı söz konusu değil." http://gundem.bugun.com.t...li-aciklama-haberi/920529
Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcı Abdullah mustafa, "Türkmenlere yardım getiren bir TIR yok. Ankara'dan ne başka bir yardım ne de silah yardımı alabiliyoruz. "Biz sadece Türkmenlere vermeyiz" diyorlar. Bizim orada askerlerimiz (Türkmenler) savaşıyor. Türkiye, askerlerimize 1 cent bile vermedi"dedi. http://www.gercekgundem.c...ler-efkan-alayi-yalanladi
uğur gürses bugünkü yazısında maliye bakanı mehmet şimşek tarafından çarpıtılan olgulara değinmiştir.
bardağın 1/4'ü bile dolu olsa ak zihniyet 1/4 ü öyle bir ballandıra ballandıra anlatıyor ki geri kalan 3/4 ten büyük zannediliyor!
neyse ince ince geçiren yazının tamamı aşağıda.
--- alıntı -----
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNN TÜRK teki söyleşisinde Hande Fırat ın sorularını yanıtlarken üç temel yanlışa düştü.
GÜZEL günlerde biz yaptık gururu ile konuşan bakanların, siyasetçilerin işler terse döndüğünde birdenbire zayıf ülkenin devasa zararlar bilançosu çıkarmaları, en çok da zenginlerin kesesindeki değer kaybına üzülmüş olmaları, her şeyin dışsal olduğunu anlatmaları, bir komplo ile karşı karşıya olduğumuza dair ikna çabaları; son günlerin moda deyimi ile yurttaşı olmasaydık eğlenceli bir ülke tablosu olabilirdi.
Halk nasıl olsa teknik ayrıntısından anlamaz, biz kendi hikâyemizi anlatalım havasındaki siyasetçilere şaşmıyorum. Daha çok profesyonellerin ciddiye aldığı, teknik ayrıntılara hakim olan ve bilen siyasetçiler şaşırtıyor en çok da. Örneğin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNNTÜRK deki söyleşisinde Hande Fırat ın sorularını yanıtlarken üç temel yanlışa düştü.
ÜÇ YANLIŞ
Birincisi, hane halkının elinde 120 milyar dolarlık bir döviz mevduatı bulunduğunu, bu yüzden de kur artışının bu kanaldan hane halkına olumlu katkısının olacağını savunuyor. Evet, doğru; Haziran ayında kabaca 100 milyar dolarlık bir DTH varlığı olan hane halkı, bunu Aralık sonu itibariyle 120 milyar dolara çıkardı. Hane halkının döviz borcu ise çok çok düşük. Kur artışı, döviz varlığı olanlara servet etkisi yaratıyor. Ancak, şirketler kesimindeki 165 milyar dolarlık net döviz açığının kur artışı nedeniyle yaratacağı zararın hane halkına işsizlik ve gelir kaybı olarak yansıyacağını unutmuş görünüyor. Ayrıca, kur artışının enflasyona yansımasıyla, hane halkının cebinden harcanabilir gelirde azalış biçimde çıkacağını da görmezden geliniyor. Öte yandan, böyle bir Anayasal güçler krizinin ortasında hane halkının servetim arttı, harcayayım havasına girmesi pek de mümkün mü?
ikincisi, Bakan Şimşek hem kredi hacmindeki artış ile cari dengenin birbirine bağlı olduğuna işaret edip, hem de kredi hacmindeki artış hedefini tutturduk diyor. Oysaki 2013 deki kredi hacmindeki artışın, koyulan hedefi yakınsamadığını biliyoruz. 2013 de kredi hacminde yüzde 15 lik büyüme hedefi konuldu; tüm yıl boyunca kredi genişlemesi hedefe hiç yaklaşmadı bile. Tüketici kredileri yüzde 27, tüm krediler ise (döviz kuru artışından arındırılmış) yüzde 25 artış gösterdi. Hedef tutmadı. Neden tutsun ki? Başbakan dan çekinen Merkez Bankası faiz artıramıyor, başka hiçbir şey yapmadan sadece arzumuzu ilan ederek hedef tutturmamız mümkün mü? Hep aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar bekliyoruz.
Peki, kredi artışını yavaşlatmak için ne zaman harekete geçildi? Türkiye uluslararası çevrelerde Kırılgan Beşli olarak adlandırılan yeni bir kategori içine alınınca, içeride döviz kuru füze gibi fırlayınca.
Üçüncüsü, Bakan Şimşek 2 yıllık tahvil faizlerinin 10 yıllık tahvil faizlerinin üzerine çıkmasını, yatırımcıların durumu geçici görmesinin bir sonucu olduğunu söylüyor. Evet, doğru; normal koşullarda verim eğrisi ters eğimde olursa böyle değerlendirilir. Ancak tahvil piyasasında likiditenin kalmadığının, işlemlerin sığlaştığının Bakan Şimşek kendisi de farkında. Milyar TL lik hacimlerle ihraç edilen devlet tahvili piyasasında, işlem hacimleri birkaç on milyonluk çok düşük seviyelerde idi. Şunu biliyoruz ki; tahvil piyasasındaki likidite kuruması, bu piyasadan çıkışı da zorlaştırıyor. Alıcı bulasınız ki satabilesiniz. işte bu yüzden, faiz riskini sınırlamak için tahvil satamayanlar döviz alarak risklerini sınırlama peşinde koşuyorlar.
işin özü şudur; Ankara siyasetinde güzel günlerde kimsenin işler terse dönerse ne yaparız? sorusu ile ilgilenmediği anlaşılmaktadır.
iç işleri bakanı efkan ala: Son operasyonun maliyeti 104 milyar dolar. Nasıl ki o zaman bu işi tezgâhlayanlar dolar almıştı. Şimdi doları kim aldı? Sadece şüpheyle söylemiyorum bunu. Bu nasıl bir ihanettir, ortaya çıkacak. Bu bilgiler önceden sızdırılıyor ve kim ne alıyor' ifadelerini kullanmıştı.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker: Merkez Bankası tarafından her hafta yayınlanan "Döviz Tevdiat Hesaplarının Vadelerine Göre Dağılımı" verilerinde, 17 Aralık öncesindeki haftalarda döviz hesaplarında ciddi bir artış görülmediğine göre, içişleri Bakanı'nın kamuoyunu yanıltıcı beyanlarda bulunmasının gerekçesi nedir?"
akp döneminde türkiye'nin büyüme hızı yüksektir! yalanların katmerlisindendir!
daha önce belirtmiştim. akp'nin 10 yıllık dönemindeki ortalama büyüme rakamı 81 yıllık cumhuriyet tarihi ile aynı %5! hatta son yılların verisi düşük çıktığı için böyle giderse akp'nin ortalamanın altına düşeceği görülüyor! yani akp büyümede pek bir değişiklik sağlamazken borcu 3 kat artırmış!!!
2013 yılı için gelişmekte olan ve yükselen (gelişen) piyasa ekonomilerinde IMF'nin ortalama büyüme hızı tahmini yüzde 4.5'tir. Gelişen Asya ülkelerinde büyüme hızı yüzde 6.3'e, Çin'de yüzde 7.6'ya yükselmektedir. Türkiye için tahmin yüzde 3.8'dir.
2014 yılında büyüme hızının dünya genelinde artması beklenmekte, gelişmekte olan yükselen piyasa ekonomilerinde büyüme hızının yüzde 4.5'ten yüzde 5.1'e; gelişen Asya ülkelerinde yüzde 6.3'ten yüzde 6.5'e yükselmesi beklenmektedir. Raporda Çin'de büyüme hızının yüzde 7.6'dan yüzde 7.3'e hafifçe gerileyeceği öngörülmektedir.
Türkiye için 2014 yılı büyüme hızı tahmini yüzde 3.5 olarak, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının çok gerisinde olduğu gibi, dünya genelinden de ayrışmaktadır. 2014 yılında dünya genelinde ekonomik büyümenin daha çok, gelişmiş ülkelerden kaynaklanmak üzere hızlanması öngörülürken Türkiyede yavaşlaması beklenmektedir. Türkiye hızla değil, yalnız kendi geçmiş yıllar ortalama performansına göre değil; bırakın gelişmekte olan Asya ülkelerini, Çini bir yana gelişmekte olan ve yükselen (emerging) piyasa ekonomilerine göre daha yavaş büyüyen bir ülkedir.
--- alıntı ----
kişi başı milli gelir de ayrı bir dert. yine aynı yazıdan.
--- alıntı ----
Türkiye'nin AB ve EFTA ülkelerini kapsayan Avrupa ülkeleri arasında kişi başına gelir açısından son sıradaki yeri değişmemektedir. Türkiye OECD (Organizatinon for Economic Cooperation; iktisadi işbirliği ve Kalkınma Örgütü) üyeleri arasında kişi başına satın alma gücü açısından 2002 yılında son sırada iken, 2012 yılında da durum değişmemiştir
EUROSTAT'ın 28 AB ülkesi ile 3 EFTA ülkesine de (European Free Trade Area-isviçre, izlanda, Norveç) kapsayan araştırmasında hesaplanan kişi başına GSYH endeksinde, Türkiye, söz konusu otuz bir ülkeden sonra otuz ikinci sırada yer almakta ve sıralamadaki yeri de değişmemektedir. EUROSTAT araştırmasına göre, 2012 yılında kişi başına GSYH endeksi, kriz içindeki Yunanistan'da 75, ispanya'da 96, italya'da 101 iken Türkiye'de ancak 54'tür.
Övünüyoruz, krizdeki ülkelere acıyoruz, ama Avrupa ülkeleri arasında sıralamadaki yerimizi değiştiremiyoruz. Son sıraya demir atmış durumdayız, aradaki farkı da kapatamıyoruz.
--- alıntı ----
sonuç: Veriler, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisi içinde yavaş büyüyen, kişi başına gelir düzeyi düşük, fiyat artış hızı yüksek, tasarruf oranı yetersiz bir konumda olduğunu göstermektedir.
şöyle düşünün türkiye küçük bir çocuk büyükleri ile aynı yolu yürüyor. adımları küçük olduğu için koşmalı ki büyüklerinin adımlarına yetişsin!
türkiye koşmayı bırakıp hızlı yürüyüşe geçtiğinde bile büyükleri ile (gelişmiş devletlerle) aradaki ekonomik makas açılıyor!
gelişmekte olan devletler ise bizim önümüze geçiyor!
bu da türkiye ekonomisine Reuters yorumu: Reuters'in bir yorumun başındaki iki spota dayanarak tanımlamaya çalışayım. "Yolsuzlukların odağında inşaat sektörü var". "inşaat sektörü ekonomik büyümenin motoruydu". Öyleyse yolsuzluklar ekonomik büyümenin motoruymuş. http://www.cumhuriyet.com...mik_Goruntu_Bulanik.html#
şaka lan şaka. yok öyle bir şey. bir tek allah bir dediklerine inanın diyecem ama onu da demiyorlar artık. recep tayyip erdoğan allah' ın tüm vasıflarını taşıyan bir lider diyorlar.
Davutoğlu, "Ben hep, '10 yıl, 20 yıl 50 yıl sonra nasıl hatırlanacağız' diye düşünüyorum. 50 yıl sonra geriye dönüp bakıldığında ne Gezi manipülasyonları ne de 17 Aralık'taki dolaylı darbe operasyonları akla gelecek. 50 yıl sonra iki şey akla gelecek. Birincisi, çözüm süreci. Kardeşliğimizin tekrar dirildiği, bu topraklarda fitne tohumları ekmek isteyenlere karşı Türkü, Kürdü, Arabı, Boşnağı ile her kesimden gelen vatandaşlarımızla omuz omuza verdiğimiz çözüm süreci. ikincisi de 200 yıldır ilk defa Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan dönemde devletimizin borçlarının sıfırlanmış olması" dedi.
Siyasi sözleri inceleyeceğim de Türkiye'nin bütün borçlarını ödediler mi gerçekten! 500 milyar dolar borç ne olacak peki?
genellikle gerçeğin bir kısmı (ne hikmetse o kısım işlerin gelen kısım oluyor) söylenerek yapılır!
-- alıntı ---
KUVVETLER ayrılığını yerle bir eden HSYK tasarısı Anayasa Komisyonu'na geliyor ama, AKP oylarıyla görüşülmüyor.AKP'liler "Tasarıyı biz diğer ülkeler gibi hazırlıyoruz" deyince, CHP milletvekili Rıza Türmen müdahale ediyor:"Diğer ülkeler evrensel hukuk ilkelerinin uygulandığı Venedik Komisyonu'na gidiyor, o zaman siz de gidin".Venedik Komisyonu'na gitse, HSYK bu haliyle yüzde bin geri döner, AKP'nin oraya gitmesi mümkün değil.
-- alıntı --- http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25622167.asp
--- alıntı ---
Başbakan TIRların aranmasına da değiniyor:
- Savcı benim iznim olmadan kalkıp böyle bir müdahalenin içine giremez ve MiTin ne getirip ne götürdüğüne bakamaz. Bu paralel yapılanmanın diğer bir versiyonudur...
Oysa... Savcı MiT mensuplarıyla ilgili soruşturma için Başbakandan izin ister ama kamyonları aramak için izin istemesine gerek yoktur. Başbakan yasayı da bilmiyor ya da saptırıyor...
--- alıntı --- http://gundem.milliyet.co...detay/1825342/default.htm
akpnin doğruları diye değiştirilmesi dilenen başlıktır.
yalan çok doğru az . imfye borcun bittiği mesela şuanda o borcun yüzde yüzalmış katı iç borçlanma var.
iktidarların yaptığı nedir. içe borçlanır ödeyemez kapatamaz. dıştan borç alır.
akpnin yaptığı iç borç yapıp dış borcu kapatmaktır. halbuki yedikleri paranın miktarı le de dış borç kapatılabilirdi içi daha fazla borçlandırmanın anlamı yoktu.
ordunun kozmik odaları devlet sırrı değil ama silah yüklü tırlar devlet sırrı.
içki içmek gavurluk ama çalmak milleti kandırmak . insanların dini milli değerlerini sömürmek mübah.
milyonlarca müslüman ırakta katledilirken amerikanın yanında olup askerlerine dua etmek mübah.
esadın gücü zayıflasın diye el kaideyi desteklemek el kaidenin esadı öldürmek yerine
yine masum canların kafalarıyla futbol oynaması alevileri toplayıp kafa göz kesmeleri mübah
akpliler bunları hiç görmüyor neden olurda görürlerse tayyibe olan imanları sarsılır.
rte'nin brüksel ziyareti sonrası 22.01.2014 tarihli nihal bengisu karaca yazısı:
Başbakan'ın hem AB Konsey Başkanı Herman Van Rompuy ve AB Komisyon Başkanı Jose Barroso ile görüşmesi vardı... ortak basın toplantısında Rompuy ve Barroso'nun başbakan'ın kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü konusunda verdiği güvenceden memnun göründüğü göze çarptı.
Barroso ve Rompuy'e sorulan "ikna oldunuz mu" ısrarı her defasında biz kaygılarımızı ilettik, samimi bir güvence aldık. Başbakan kuvvetler ayrılığı ve hukuk üstünlüğünün asla zedelenmeyeceği noktasında garanti veriyor. biz krizi ilkeler, mevzuat üzerinden değerlendirir, gözlemler, raporumuza yazarız. ama sonuçta bu bir iç meseledir.
yalamanın önde gideni engin ardıç ne demiş:
Başbakan kalktı yıllar sonra Brüksel'e gitti ve derdini Avrupa Birliği'ne anlattı.Avrupa Birliği yöneticileri başbakana hak verdiler ve hükümetin attığı adımın "hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olduğunu" söylediler. "Bu konuda güvence aldık, destek vermeye hazırız" da dediler.
Çünkü hükümetin bu adımı, muhalefetin iddia ettiği gibi "yargı üzerinde yürütme baskısı" kurmaya değil, "belli bir örgütün neredeyse eline geçmiş olan yargıyı kurtarma" girişimiydi.
Başbakan'a Brüksel temaslarında en çok polis ve yargıdaki gelişmeler soruldu Başbakan'ın yanıtlarının etkisini Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Helene Flautre anlattı:
- Polis ve yargıda meydana gelen dramatik yeniden yapılanmaya vurgu yapan sorulara Erdoğan'ın yanıtları, parlamenterleri ikna edemedi.
-----
hadi diyelim ki sn. karaca'nın propagandası doğru olsun.
ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!
eski ulaştırma bakanı 2014 yerel seçimlerinde izmir bb adayı binali yıldırım'ın bacanağı liman ihalesinden bir gün önce ihaleye katılan bir firmadan rüşvet cukkalarken görüntülendi! sonrasında soruşturma başlayınca firma yetkilileri yakalandı ama torpilli bacanak 4 gün yargıdan kaçtı! bu süreçte delillerin karartılmasına ve adalet bakanlığı müsteşarının soruşturma savcısına baskısıyla soruşturma kapatılmaya uğraşıldı.
(bkz: ak yargı/#22627074)
---- alıntı -----
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, bu kez de kur artışının ekonomide kalıcı bir hasar yaratmayacağı görüşünü dile getiriyor.
Züccaciyeci dükkanına giren fil ortalığı tarumar edecek, ama dükkanda hiçbir şey kırılmayacak. Yani bizde de kur arttıkça artacak, ama bu durum ekonomide hiçbir tahribat yaratmayacak. Bunun nasıl olacağını ah bir de biz bilebilsek!
Enerji Bakanı Taner yıldız, petrolün varilinin 107 dolarda, dolar kurunun da 2.27 düzeyinde kalması halinde yılsonunda Türkiye'nin enerji faturasının 7 milyar dolar artacağına dikkat çekti. Yani hiç olmazsa Enerji Bakanı Yıldız, "Kur artışı da neymiş, bize hiçbir etkisi olmaz" gibi bir yaklaşım sergilemedi.
sadece enerji değil kur artışı, ekonomik krılıganlık ve politik riskin devletin borçlanmasını nasıl etkilediğini anlamak için
(bkz: türkiye ekonomisi/#22648055)