akp ve kirli siyaseti

entry8 galeri0
    8.
  1. bu tür iddialar kirli siyaset görmemiş yeni yetmelerindir.
    0 ...
  2. 7.
  3. 6.
  4. 5.
  5. o kadar kirlidir ki, türk halkının** kirli düşünce ve siyaset anlayışından daha beterdir.
    0 ...
  6. 4.
  7. proje adı altında yalan rüzgarlarıyla milleti kandıran siyasettir.
    1 ...
  8. 3.
  9. 2.
  10. AKP dünya üzerindeki en ilkesiz partilerden biri. Ama Türk halkının mantığı, sosyal hafızası ve analiz etme yeteneği çok sağlıklı çalışmadığı için bunu çözemiyor.
    Örneğin AKP ve Recep Tayyip Erdoğan kaset skandallarından sonra CHP ve MHP'ye yüklendikçe yüklendi. Halkın gözünde iki partiyi de itibarsızlaştırmaya çalıştı. Sebep olarak Türk toplumunun aile yapısına bakış açısını ortaya attı. Oysa aynı AKP ve aynı Recep Tayyip Erdoğan, kendilerini Adnan Menderes'in varisleri gibi göstermeye de çalıştılar. Adnan Menderes de evli olduğu halde opera sanatçısı Ayhan Aydan ile ilişki yaşamıştı. Bu da gayrımeşru bir ilişkiydi ama nedense bu onları hiç rahatsız etmedi. Hazır gayrımeşru ilişkiden söz açıldığında aynı AKP ve aynı Recep Tayyip Erdoğan'ın ibrahim Tatlıses'in vurulduktan sonra aldıkları tavır da dikkat çekicidir. Kimsenin ölmesini istemeyiz ama ibrahim Tatlıses'in adli sicili bellidir. Bunun yanısıra ibrahim Tatlıses'in bir karısı vardır ve bunun kimliği de ortadadır. Bunların dışında Perihan Savaş'tan ve Derya Tuna'dan birer çocuğu olmuştur ama bu ilişkiler de gayrımeşrudur. Bunların yanısıra ibrahim Tatlıses Asena ve bir kaç kadınla daha ilişki yaşamıştır ki bunların da Türk toplumunun yapısına uygun olmadığı ortadadır. AKP ve Recep Tayyip Erdoğan tavırlarında samimi olsalardı ibrahim Tatlıses'e yaklaşımları da CHP ve MHP'yle aynı şekilde olması gerekirdi. Ama bunu gördük mü, hayır.

    AKP ve Recep Tayyip Erdoğan kaset olaylarını her şekilde kullandılar. Ama başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan gazetecilere yaptığı açıklamalarda bunu ortaya atanların yakalanmasına ve görüntülerin internet ortamından kaldırılmasına çalışıldığını da dile getirmiştir. Şimdi bu çok büyük bir çelişkidir. Bir siyasetçi suçlu bulduğu bir mekanizmayı ortadan kaldırmaya çalışırken nasıl olur da kendi siyasi amaçları için aynı mekanizmayı kullanır? Son bir kaç gündür AKP ve Recep Tayyip Erdoğan bunu mitinglerinde ve demeçlerinde dile getirmiyor artık. Çünkü bu şekilde bağıra çağıra konuşarak her iki partiyi de mazlum durumuna soktuğunu hissetti ve bu şekilde oylarını arttırabilecekleri konusunda uyarıldı. Sesi o yüzden bu konuda çıkmaz oldu artık.

    AKP billboardlarında hepimiz görüyoruz ki sıra sıra yapılan işler anlatılmış. Şu kadar yol yaptık, bu kadar adam yetiştirdik falan filan diye. Bu resmen siyasi erdemsizliktir. Bu yazılanlarının hiçbirini AKP bir parti olarak yapmamıştır. Zira AKP aynı zamanda yönetimdedir yani devlettir. Bunun için devlet imkanlarıyla yapılmış şeyleri sanki parti yapmış gibi başarı hanesine koymak hangi mantığa sığar? O zaman "Biz şu kadar vergi topladık, bu kadar özelleştirme yaptık, falanca zam yaptık, bu kadar insanı da tutukladık" diye de yazmaları gerekirdi. Kaldı ki herhangi bir partinin maddi imkanları da olsa bir metre dahi otoban yapma yetkileri var mıdır?

    Belediyeler ve kişiler hakkında yürütülen bunca soruşturma varken bunlardan hiçbirinin AKP'li belediyelerden ve yetkililerden olması tuhaf değil midir? Binlerce üyesi olan AKP'nin içinde hiç kirli işe bulaşan insan yok mu? Varsa izmir Büyükşehir Belediyesi, Adana Büyükşehir Belediyesi ve diğer partilerin kazandığı yerler. Siz sanıyor musunuz ki izmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu dinlenmedi, gözetlenmedi? O da dinlendi elbette. Ama adamın bir şeyini bulamadıkları için içeri alamıyorlar. Bunun için de eminim deli oluyorlardır.
    Oysa Zahit Akman ve Deniz Feneri davasında sorumlu görülen kişiler Almanya'daki adli makamlarca resmen istendiler. Bu kişiler orada suç işlemelerine rağmen adli makamlara teslim edilmedi. Zahid Akman görevden alınmasına rağmen açıklama yapılmadı. Türk halkının balık hafızasına güvendikleri için konuyu kapattılar. Peki ne oldu o kadar milyon euro?

    Gaziantep'teki fıstık ehlileştirme sahasına 3 gün içinde verdikleri imar iznini de unuttu Türk halkı. Vatandaş senelerce elinde tuttuğu araziyi satamıyor. Çünkü kağıt üzerinde fıstık ehlileştirme sahası olarak görünüyor. Ne güzel? Sonra iskenderun AKP meclis üyesi geliyor ve bu araziyi adamdan satın almak istiyor. Adam diyor ki "Almasına al ama imar izni yok"... "Olsun diyor" AKP'li meclis üyesi ve araziyi alıyor. 11 milyon euroya. Ardından gidiyor Gaziantep Belediyesi'ne, diyor ki "falanca yerden bir arazi aldım. Burası fıstık ehlileştirme sahası. Buraya imar izni verirseniz satacağım. Eğer satarsam aldığım paranın yarısını da belediyeye bağışlayacağım." Eh, adam ne de olsa aynı partiden. 3 gün içinde çıkıyor imar izni ve adam da araziyi Lüksemburg'lu bir firmaya satıyor. Tam 72 milyon euro'ya... Adam, sözünün eri...Hemen Belediye'ye gidiyor ve söz verdiği 36 milyon euroyu veriyor. Kendisine de kalıyor 36 milyon euro. O zamana dek elini cebine atmadığı için hemen arazi sahibinin 11 milyon euro'sunu da ödüyor. Vergileri de düşünce kalıyor eline 20 milyon euro. Ne kadar da güzel. Bu adam harcadığı benzin, otel ve yemek giderleri saymazsanız elini cebine atmadan, sadece siyasi bağlantılarını kullanarak bunu yapıyor. Sn. Başbakanımız da "Ben olayı bütünü bütününe inceledim. Herşey kanuna uygun." diyor. Elbette öyle... Kanunsuz hiçbir şey yok. Olan burada Lüksemburglu firmaya oluyor. 11 milyon euroluk araziden 62 milyon euro kazığı yiyor. Tabi arazinin ilk sahibi de o kadar para kazanmaktan oluyor. insanın aklına hemen şu soru geliyor: "Arazi sahibi imar izni isteseydi alabilir miydi?" ya da "Lüksemburglu firma araziyi baştan almış olsaydı aynı imar izni verilir miydi?" ve tabii en önemli soru; "istediğimiz araziyi belediyelere pay vererek kapatabilir miyiz?" Üstelik bu etik midir? Bu ülkede o kadar tuhaf şeyler oluyor ki artık her şey normal geliyor insanlarımıza ve unutuluyor kolayca...

    Kendisini zaman zaman takdir ettiğim Dış işleri Bakanımız geçenlerde açıklamada bulunuyor: "Devlet olarak az gelişmiş ülkelere 2 milyar dolar bağışladık" ve ekliyor "Hedefimiz gelecekte bu rakamı 10 milyar dolara" çıkarmak. Asgari ücretin 630 lira olduğu, Hiç durmadan sigaraya, benzine, tüpe, alkole zam yapan ve memuruna gıdım gıdım zam veren bir iktidarın çelişkisi değil midir bu? Yahu sen ilk önce kendi insanını gör bakalım. Açlıktan insan öldü bu memlekette. Hem de Kore gazisiydi. Dersane parasını ödeyemeyen genç utandığı için kendisini astı. Bu olaylar olurken bu ne yaman bir çelişkidir ya rabbi?
    5 ...
  11. 1.
  12. Seçimler yaklaştıkça AKP'nin kirli siyasi oyunları tekrar sahnelenmeye başladı. MHP'li vekillerin kaset olayından sonra bu sefer de CHP'li izmir Büyükşehir Belediyesi'ne baskın yapılıyor. Hukuk ve Fen işleri gibi birimlere polis dalıyor. insanları soruşturmaya tabi tutuyor. Şimdi denilebilir ki "Kardeşim MHP'li vekiller de o tür ilişkilere girmeselerdi" ya da "Belediye personeli de illegal bir şey yapmasaydı"! Bir yere kadar doğru. Ama ya yapmadılarsa. O zaman masum oldukları zaten ortaya çıkacaktır değil mi? Ama bizim ülkemizde bir laf vardır: "Çamur at izi kalsın" diye. iktidarın yaptığı tamamen bu işte. Çamur atıyor izi kalsın diye. Çünkü bizim insanımız araştırmayı sevmez, okumayı sevmez... Kendisine sunulanı kullanmayı, kendi aklından yararlanmaktansa başkasının aklından faydalanmayı sever. Bu gibi durumlarda da duyuyoruz işte "Bir şey yapmamış olsa içeri atmazlar" diyorlar. Bu kesinlikle bizim insanımızın iyi niyetinden. Suçsuz yere bir insanı senelerce tutuklu olarak hapislerde tutmaya ne kendi vicdani, ne ahlaki ne de dini inanışları izin vermediği için bu insanları da kendi gibi zannetmektedir. Ben asla bu insanları aşağılamıyorum. Ama araştırma ve öğrenme tembelliklerinde oldukları için, kıyaslama ve analiz yeteneklerini körelttikleri için kızıyorum.

    AKP bu siyaseti son 4-5 senedir sürekli uyguluyor. Hiç bir tepki de umurlarında değil. Senelerce içeride tutulan gazeteciler, siyasiler umurlarında değil. Onlara tepki gösterenler umurlarında değil. Hakkı yenen öğrenciler, memurlar umurlarında değil. Varsa yoksa kendi menfaatleri. Siyasi başarı için her yol mübahtır diye düşünüyorlar ama gün gelecek bu yaptıkları kendilerine de vuracak.

    Hem izmir gibi okuma oranı yüksek illerde bu oyunlar ters teper. Geçen sefer yaptılar bunu oyları daha da azaldı. Ama hala aynı çaba içindeler. Kendilerine de zarar verecekler. Bu sebepten izmir Büyükşehir Belediyesi'ne baskın gibi kirli siyasi oyunlardan artık aklı başında AKP'lilerin de vazgeçmesi gerek. ÖSYM de skandal üstüne skandal patlarken, AKP'li bir çok belediye ile ilgili yolsuzluk belgeleri sunulmasına rağmen soruşturma açılmazken, şunca yıllık iktidar döneminde AKP'li hiç bir belediyenin kılına dokunulmazken vatandaş yemez artık bunu... Hem ne tuhaftır ki nerede bir muhalif var, nerede bir AKP karşıtı var bir bakıyorsunuz o ya Ergenekoncu oluyor ya da bir yolsuzluğu çıkıyor. Allah allah yani... Yolsuzluk yapmadan, darbecilere katılmadan önce dur AKP'ye muhalif olayım demişler sanki...

    Sataşma artık AKP, vatandaş yorgun...
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük