taraf geçtiği haberlerde sürekli olarak "akp ve gülen'i bitirme planı'nın altında imzası bulunan albay çiçek" gibi kanıtlanmamış bir iddiayı sadece "his"lerine dayanarak peşinen kabul ediyor.
ben de bu belgenin doğru olduğunu düşünsem de, bir gazete için böyle bir şeyi önyargılara dayanarak söylemek, mahkeme kararını beklememek, olanı da hiçe saymak çok yanlış, bu ayrı.
ama şimdi bu belgenin orjinaline ulaşıldığı iddiası gündemde, eğer doğruysa birilerinin canı çok fena yanacak gibi, yansın da.
akp'nin de gülen'in de sonu gelmeli ama bu şekilde değil.
ilk okuduğum an akp'ye güleni bitirme planı olarak anladığım konudur. sabahtan akşama kadar akp'li entry girilmesinden ve sürekli dini konular içermesinden kaynaklanan bir sorun olabilir. bir an donup kaldım. dedim ki;
(bkz: oha lan noluyo)
son, taraf ın mazisi ortada, nerelerden besleniyor, nelerden nemalanıyor açık bir şekilde ortada. gizlemiyorlarda, belki de gizliyorlardır. görünüyor ama..
ilker ba$buğ bugünkü basın açıklamasını bu konuya ayırdı. benim aklımda kalan ya da dikkatimi çeken iki lafı var. birincisi: orduya asimetrik olarak psikolojik bir harekat yapılıyor demesi, ikincisiyse istifa çağrısını kaale bile almadığını söylemesiydi.
taraf'ın bugüne kadarki en çok tartışılan, ses getiren man$eti. birçok man$eti ortalığı karıştırmı$tı ama hiçbiri bu kadar uzun soluklu olmamaı$tı. tam 14 gündür bu haber konu$uluyor.
akp'nin oyları düşmeye başladı, işsizlik ve ekonomik kriz halkı iyicene akpye karşı ses eder hala getirmesi, ergenekon denen masalın iyicene elde patlamak üzere olması ve en son deniz feneri denen olayın yavaş yavaş akp'yi sıkıştırmaya başlamasından dolayı ne yapsak, ne etsekde bu durumdan kurtulsak, yine mazluma yatıp halkı kandırsakda, tsk'yıda arada yıpratsak amaçlı güdülmüş komik komplo.
zira komik, onu bile beceremiyorlar.
başbuş sahte çıkarsa ne yapacağımızı Türkiye görür sözü çok önemli.
umarım bu sefer bu yapılan ihanetlerin hesabı sorulur.
çünkü sustukça iyicene kudurdular.
ayrıca baykal'ın " belge sahte çıkarsa ergenekon çöker " lafı cidden dikkate alınması gereken bir söylemdir.
belgeye gelirsek hele;
taraf muhabiri orjinali emniyette diyor, bakan ise oradakinede kopya diyor.
yani orjinali olmayan, sahte ve düzmece bir belge.
yayınlayan taraf. destekleyen dinci yani fethullahçı basın.
ateşi körükleyen akp.
yani tüm bu koşullar altında arap yalakası olmayan, fethullahçı olmayan veya dağda PKK'lı hainler ile foto çektiren taraf'ın tarafında olmayanlar hali ile ne kadar iğrenç bir komplo olduğunu görür.
umarım ülkemiz için bu gözü dönmüş tsk ve cumhuriyet düşmanları için sonun başlangıcı olur.
1- Ele geçirilen belge ergenekon davasında tutuklu bulunan serdar öztürk'ün ofisinde bulunmuştur.
2- Belge taraf gazetesine sızdırılmuış ve tarafta nimet bulmuş gibi bangır bangır yayın yapmıştır.
3- Bunun üzerine hem genelkurmay hemde hükümet karşı karşıya gelmiş hükümet tarihte ilk kez kendisine bağlı olan bir kurumu mahkemeye vermiştir.
En önemli nokta...!
4- Bu belgenin savcılığa ait olan ve korunması gereken bir belge olması nedeniyle ergenekon savcılarıyla ilgili görevi ihmal suçlamasıyla hakimler ve savcılar üst kurulu'na soruşturma talebi verilmiştir. http://www.habervakti.com/news_details?id=11787
5- Hakimler ve savcılar yüksek kurulu şu an itibariyle konuyu değerlendirmekte ve önümüzdeki hafta ergenekon savcılarıyla ilgili kararını verecektir.
6- Herkes belge sahte mi? gerçek mi? girdabına düşerken bir anda başta zekeriya öz olmak üzere diğer savcılar görevden alınacak ve soruşturmanın daha kıyak geçmesi bakımından ve ergenekon davasına ve bu davaya bakacak "savcı"lar getirilecektir.
Bu 6 maddeyi baştan tekrar okuyup puzzle'i tamamlayınız.
Ters köşeye yatırmak? kim bilir belki..
edit: konuyla ilgili sadece 2 sayfa entry görmek ne acı bir durumdur.
ne yapsak ne etsek halkın gözünde tekrar mazlumu oynayabilsek çırpınışlarının sonucu olan uyduruk konu. malumunuz akp nin oyları düştü.
ama adamlar kendilerini çok zeki sanıyor. helal olsun valla. bu ne özgüven böyle. tek bu konuda desteğimi alıyorlar. kandırma ve acındırma konusunda o kadar başarılar ki alkışlamamak mümkün değil.
türkiye siyasetine yön veren ihanet odaklarının, türk ordusuna karşı yürüttüğü psikolojik savaşın son raundu.
her zaman olduğu gibi gizli yürütülmesi gereken bir soruşturmada, bir sanığın evinden bulunduğu iddia edilen belge, ihanet odaklarının yayın organı konumundaki bir gazeteye servis edilmiş, bu gazete olayı büyük bir sansasyon eşliğinde patlatmış, ''genelkurmay utanmıyor mu'' türünden manşetler atacak kadar aşağılaşmış ve siyasi iktidarın desteğini arkasına alarak türk silahlı kuvvetleri'ne olan düşmanca tavrını göstermiştir.
aslında bu olay türkiye de her iki durumda da -yani belgenin sahte veya gerçek olması durumlarında- türkiye de bir hükümet olmadığının, türkiye'yi yönetenlerin perde önündeki birer kukla olduklarının ispatıdır.
belgenin gerçek olduğunu düşünürsek her ne kadar içeriği itibariyle tamamen desteklediğim ve hatta yapılmasının zorunlu olduğunu düşündüğüm eylem planlarını muhteva etse de, bir siyasi iktidar için yapılması gereken genelkurmay'ın tepe yönetiminin görevden alınması ve ordu ile ilişiklerinin kesilmesidir. peki sizce akp hükümeti, böyle bir şeye cesaret edebilir mi? varlığını riya ve takiyye siyasetine dayandıran bir yapının bu kadar cesur bir adımı atması mümkün değildir.
öte yandan -şahsi kanaatimce fethullahçı gladyo tarafından hazırlanmış- belgenin sahte çıkması, artık türkiye ve cumhuriyet düşmanlarının, yazar, profesör, gazeteci vs. gibi iktidar karşıtlarının ötesinde, türkiye cumhuriyeti'nin tasfiyesini gerçekleştirebilmek ve türkiye'nin fiilen işgal sürecini başlatabilmek için ordunun en üst kademe komutanlarını ortadan kaldırma planları olduğunu ispatlayacaktır. bu bizler için yeni bir durum değildir. hiçbir hukuki temele dayanmadan, tıpkı bir faşist sistemdeki gibi insanları içeri tıkan, muhalefete tahammülsüz iktidarın çok normal gelen bir uygulamasıdır.
türkiye artık abd ve ab'nin istediği toplumsal dönüşümünü tamamlamış, düşünen, araştıran, sorgulayan insanları susturulmuş, batı yanlısı bir siyasi partinin toplumun büyük çoğunluğundan destek aldığı bir ülke görüntüsüne büründürülmüştür. bundan sonraki süreç, ekonomik ve siyasi olarak işgal edilen türkiye'nin askeri olarak bölünmesi ve parçalanması sürecidir. eğer bu ülkenin elde kalan ulusal güçleri birleşip bu gidişe dur diyemezse 2010'lu yıllar türkiye ve türk milleti için çok zorlu geçecektir. bunlar paranoyakça ortaya atılan savlar değil, bilakis hükümete yakın çevrelerinde sıklıkla katıldığı bilderberg vs. gibi küresel elitlerin oluşturduğu siyasi yapıların ulaştığı kararlardır.