hiç güvenmediğim bir iddiadır. sağ merkeze yeni bir soluk getirecek bir parti kurulmadıkça akpnin oyları bu kadar dramatik bir şekilde düşemez. akp seçmeninin büyük bir kısmı yolsuzluk iddialarına da hukukun ihlal edildiğine de inanıyor, bunları fark edebiliyor. ama bunu tam olarak kabul edebilmiş, hazmedebilmiş değiller. aslında bu seçimler büyük bir sosyal psikoloji deneyi niteliğinde. insanların çoğunluğa nasıl uyduğunu görmüş olacağız. akp için kritik seviye yüzde 40ın altıdır bana göre. buralara kadar düşerlerse, insanlar da akpnin iktidarı kaybetmek üzere olduğunu görüp, akpyi yavaş yavaş terk etmeye başlayacaktır. akp içerisinde yaşanması muhtemel ayrılıklar da bu sürece katkıda bulunacaktır en nihayetinde.
bize düşen görev gerçekleri anlatmaktır. devleti kendi malı zannedenleri halka şikayet etmektir. bizim için bu yolda her şey mübah değildir, o yüzden sabırlı olmamız gerekiyor. bazı insanların fikirleri yavaş değişir, fikir değiştirmeyi "döneklik" olarak görürler. bu insanlara da saygı göstermek lazım. eninde sonunda, akp'ye oy verenin de vermeyenin de bizim insanımız olduğunu unutmamak gerek. hiç kimse "koyun" değil, hiç kimse sırf "cahil" olduğu için akpye oy vermiyor. hepimiz cahiliz elhamdülillah. bunda ayıp da yok.
ama iş yolsuzluğa, haksızlığa, hukuksuzluğa gelmişse; bizim milletimiz buna mutlaka tepki gösterecek. sadece zaman vermek gerek. bizim bütün görevimiz, o insanlara gerçekleri göstermeye çalışmaktır. bu sayede o insanlara gerçeği anlatma vebalinden kurtulmuş oluruz. ama bu insanlardan, çok büyük ümitler bağladıkları bir partiye oy vermekten bir anda vazgeçmelerini bekleyemeyiz.
acıklı bir durumdur. 100 kişiden 29'unun nefret ve öfke saçan, beğenmediği herkesi ve her şeyi gözünü kırpmadan hedef gösterebilecek; hırsızlığı-yolsuzluğu-sahtekarlığı ayıp-günah olmaktan çıkarmaya uğraşan bir başbakanın güdümündeki bir partiye oy verecek olması ne fena bir şey ki yüzde 29'u varsayarak söylüyorum; yüzden 50 de olsa şaşırmamaya hazırlıyorum ben kendimi.