akp nin adaleti

    1.
  1. ozgurluk kelimesini dilinden dusurmeyen akp nin hayatimiza getirdigi esitlik ilkesiyle de birlikte bizlere karsi adil olmasidir.

    aklima gelenler ;

    -tekel iscilerinin haklarini ararken terorist ilan edilmeleri
    -basket macinda tayyip'i prtoesto edenlerin, cia yontemleriyle aranmasi
    -hastahane acilisina katilan tayyip'i protesto edenlerin aylarca hapista mahkemeye cikarilmadan bekletilmesi
    -protesto eden bir vatandasin annesiyle ilgili muhabbetler
    -bursa'da uludağ üniversitesi'ndeki fakülte açılışını yapan başbakan recep tayyip erdoğan'ı protesto etmek istedikleri iddiasıyla gözaltına alınan 2 üniversite öğrencisi hakkında, 4 yıla kadar hapis istemi.
    -tayyip'in kose yazarlarini "kontrol" etmesi icin patronlarini uyarmasi
    -roman buluşmasında pankart açarak protesto eyleminde bulunan şüpheliler hakkında 'terör örgütü üyeliği' ve 'silahlı terör örgütü propagandası yapmak' suçlarından 15 yıla kadar hapis cezası istenmesi( yuh anasini satayim 15 yil ya!!! )
    -iskenceler...gozaltilar....baskilar...polis tehditleri...genel bilgi tarama adi altinda surekli kontroller....

    hakikaten de kendimi cok ozgur hissettim. iyi ki varsin tayyip.
    16 ...
  2. 27.
  3. açılımında adalet olan bir partinin bu şekilde olması da ironiktir.
    5 ...
  4. 42.
  5. şaka gibi bir şeydir.

    http://odatv.com/kundakci...n-tutuklu-2302171200.html

    (bkz: fetö nün hala istediğini içeri attırması)

    ey yandaşlar, alayınız sadece akp'nin değil, akp'nin bunca zulmünün de yandaşısınız, sorumlususunuz. dininiz artık akp olmuş ama yine de eski dininizden iki hatırlatma yapayım:

    http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx

    http://www.kuranmeali.org...urani_kerim_mealleri.aspx
    4 ...
  6. 22.
  7. 14.
  8. --spoiler--
    diyarbakır hapishanesi'nden canlı yayın!
    bugünün tecrit altındaki hapishanelerine sansür!

    "şurada bir diyarbakır cezaevi var. (...) türkiye'de işkence yok diye bas bas bağırılıyorken diyarbakır cezaevi'nin 5. koğuşundan gökyüzüne feryatlar, figanlar yükseliyordu. o soğuk betonlarda, pislikler içinde, kanalizasyonlarda insanlara nasıl zulüm ettiklerini kitaplar artık yazıyor." diyordu 3 eylül günü diyarbakır'da yaptığı konuşmada tayyip erdoğan.

    8 yıldır iktidarda olan erdoğan, diyarbakır hapishanesi'nde yapılan işkencelerle ilgili tek bir soruşturma açmazken, referandum mitinginde diyarbakır hapishanesi için "... orası artık varlığıyla sürekli bize 12 eylül'ü hatırlatmasın..." diyerek, orayı "yıkmaktan", "yeni hapishane" yapmaktan sözediyordu.

    tayyip erdoğan, diyarbakır hapishanesi'ndeki 30 yıl önceki işkenceden sözediyor, günümüzde sokaklarda, karakollarda, emniyet müdürlüklerinde ve hapishanelerde süren işkenceden söz etmiyor.

    akp'nin gündemi ilericilerin, aydınların gündemi olamaz!

    erdoğan'ın, referandum hesapları nedeniyle diyarbakır hapishanesi'ndeki işkenceden söz etmesi ile birlikte neredeyse bütün burjuva basın-yayın, bir çok aydın, kendisine ilericiyim diyen bir çok çevre diyarbakır hapishanesi'nden söz etmeye başladı.

    diyarbakır hapishanesi bazı çevrelerin ise adeta "tek gündemi" durumunda. kuşkusuz diyarbakır hapishanesi'nin, metris'in, mamak'ın tartışılması gerekir. ama bu tartışma akp'nin icazetinde, akp'nin siyasi hesaplarına kurban edilerek yapılamaz. akp bizim değerlerimizi, direnişlerimizi de kullanamaz, acılarımızı da... kimse buna izin veremez.

    akp adaletin adını bile anmadan, "12 eylül'ü hatırlatan" her şeyin üstünü örtüyor... hapishaneler kapatıldı mı, her şey çözülmüş, unutulmuş mu olacak?!

    kaldı ki, devrimciler 30 yıldır 12 eylül'e karşı mücadele ediyor. devrimciler tarafından bugüne kadar hapishanelere ilişkin onlarca kampanya örgütlendi. akp gericiliği o zaman yoktu ortada.

    akp iktidarı, bugün de 12 eylül hapishaneleri tartışılsın ama günümüz hapishaneleri ve tecrit üzerine tek cümle edilmesin istiyor.

    diyarbakır hapishanesi ile ilgili tartışmalarda akp iktidarı ve oligarşinin çeşitli kesimleri öylesine hoşgörülü ki, televizyonlar, geçen hafta diyarbakır hapishanesi önünde yapılan toplantıdan uzun uzun canlı bağlantılar yapıtılar. yine geçen hafta yapılan 'diyarbakır cezaevi gerçeğiyle yüzleşme' sempozyumu medyada kendine geniş yer buldu.

    akp, 30 yıl sonra kendi belirlediği gündem içinde diyarbakır hapishanesi'nden söz edilmesini "zararlı", düzeni tehdit eden bir tartışma olarak görmüyor.

    son derece çarpıcıdır; bu tartışmaların yapıldığı ve televizyonlarda canlı yayınlandığı saatlerde, 18 eylül'den beri hapishanelerdeki tecritin kaldırılması, işkencenin son bulması için sürdürülen yürüyüş, akp polisinin örgütlediği linç güruhlarının saldırısına uğruyordu. diyarbakır hapishanesi'ni günlerce yazanlar, tayad'lılara yapılan linç saldırısı ve yürüyüş ile ilgili tek satır yazmadılar.

    canlı yayınlarda 30 yıl önce yapılan işkenceler tartışılırken, akp'nin polisi linççilerle el ele vermiş tayad'lılara saldırıyordu.

    türkiye barolar birliği başkanı vedat ahsen coşar, "diyarbakır askeri cezaevi'nde yaşananlar insan olarak bizim utancımızdır. türkiye cumhuriyeti devleti'nin utancıdır" diyordu ama gözünün önünde akp'nin örgütlediği linç saldırısını görmezden geliyordu.

    diyarbakır hapishanesi üzerine tartışma; utanç duygusu ve müze talebine sıkıştırılmış, ehlileştirilmiş, "makul" bir tartışma olarak sürmektedir.

    hesap sorma yoktur, uzlaşma, barışma, anlaşma vardır. adalet yoktur, intikam yoktur, ceza yoktur.

    işte böyle olduğu için diyarbakır hapishanesi'ndeki işkencelerle ilgili toplantılar, sempozyumlar, televizyonlardan canlı yayınlanırken, tecrit işkencesine karşı yürüyen tayad'lılara karşı ise, yüzlerce kilometre boyunca linç saldırıları örgütleniyor. hesap sormanın olmadığı yerde, adalet olmaz.

    bu sempozyumlar, toplantılar içinde yeralanlar, belki kendilerini işkenceye, zulme karşı bir şeyler yapıyor gibi görüyorlar; ama yanılıyorlar, çünkü tüm bu tartışmalar, eksik, yanlış, çarpık talepler, akp'nin sahte demokratikleşme manevralarına hizmet ediyor.

    kısacası, bu tartışmalar yanlış zeminde, akp'nin belirlediği bir zamanda yapılıyor, akp'nin "bakın demokrasi getirdik, her şey tartışılıyor" yalanını güçlendiriyor. zulme kar adalet mücadelesi, bizim mücadelemizdir ve asla zalimle birlikte yürütülemez.
    --spoiler--
    2 ...
  9. 21.
  10. super ozgurlukcu akp hukumeti'nin basbakanindan yine demokrasi dolu bir aciklama.
    --spoiler--
    öğrencilere "bu tipler" diye hitap etti
    eylem yapan öğrencileri marjinal gruplar olarak niteleyen erdoğan, "küresel ekonomiye yön verdiğimiz bir ortamda son derece seviyesiz son derece nezaketsiz ve son derece çapsız bir üslupla ülke içindeki istikrar ve güven ortamı tahrip edilmek yıpratılmak isteniyor. son dönemdeki birçok olaylar ve bunlara karışan tipler, özellikle siyasi partilerin liderleri tarafından gruplarına taşınması ve buralarda ellerinin kaldırılması ve bunların okşanması, illegal örgütler içerisinde yer alan bu tiplerle bir şeyler toplamaya gayret etmek, hiçbir zaman hiçbir siyasi çalışmaya prim yaptırmaz, tam aksine kaybettirir" dedi.

    http://www.milliyet.com.t....2010/1324255/default.htm
    --spoiler--
    2 ...
  11. 3.
  12. yorumsuz :
    --spoiler--
    2003-2009 yillari arasinda, islkence yapmaktan dolayi 34 bin 922 polis, jandarma ve gardiyan hakkinda suç duyurusunda bulunuldu.
    --spoiler--
    2 ...
  13. 7.
  14. --spoiler--
    cumhurbaşkanı abdullah gül'ün katıldığı yıldız teknik üniversitesi'nin akademik yıl açılış töreni öncesi bir grup öğrenci, “parasız eğitim istiyoruz”, “ferhat tüzer ve berna yılmaz'a özgürlük” pankartı açarak, protesto gösterisi yaptı. 1'i kız 2 öğrenci gözaltına alındı.

    http://www.radikal.com.tr...10.2010&categoryid=77
    --spoiler--
    1 ...
  15. 13.
  16. 6.
© 2025 uludağ sözlük