Esnaflar bittik diyor
Gülmüyor emekçimiz
Hayalleri çalınmış ne olacak gencimiz
Devletin malı deniz
Yemeyen sanki keriz
Tüyü bitmedik yetimin hakkı var oysa deriz
caiz mi hocam, caiz mi hocam
Helal mi hocam, doğru mu hocam
Söyle be hocam, caiz mi hocam
Haram helal diyorlar
Her haltı da yiyorlar
Garibanı ezip de zevki sefa sürüyorlar
Rüşveti görüyorlar, gene de susuyorlar
Adalet yok, ahret yok
Hiç bir şey demiyorlar
Caiz mi hocam, caiz mi hocam
Helal mi hocam, doğru mu hocam
Dinimiz sevgi dini
Dinimiz barış dini
Halkı ayrıştırır mı bu dini bilen biri
Bu vatanın delisi, hem de serdangeçtisi
Haksızlığa susar mı bu dinin görevlisi
Yukarıda aşağı yukarı tamamı yazılı olan şarkısına bir klip yapan Manisa'nın Kırkağaç ilçesindeki Ören Camii'nin imamı başlatılan soruşturmanın ardından Kırşehir Mucur ilçe Müftülüğü'ne yardımcı hizmetli olarak atanarak sürüldü.
1990'lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlere ilişkin Ankara'da süren davada kritik bir gelişme yaşandı ve 12 Ağustos'taki yetki kararnamesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu mahkemenin tüm üyelerini değiştirdi. Yeni heyet, 20 Eylül'deki karar çıkması beklenen duruşmaya çıkacak.
1990'lı yıllarda Türkiye'nin batısında işlenen 18 faili meçhul cinayete ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi , aralarında Mehmet Ağar, Korkut Eken, ibrahim Şahin'in de bulunduğu 19 sanık hakkında "delil yetersizliği" nedeniyle beraat kararı vermişti. Ancak istinaf mahkemesi bu kararı bozmuş, dosya yeniden mahkemeye gönderilmişti. Yıl sonuna kadar davada bir karar çıkmazsa dava 2023'te zaman aşımı nedeniyle düşecek.
(Gazete Pencere, 08.09.2022)
MHP izmir Karaburun ilçe Başkanı Erkan Özer, tanık olarak katıldığı davada karşı tarafın tanığını dövdü. Ardından adliyeye gelerek hakim ve savcıyı tehdit eden MHP'li Erkan Özer, Karaburun Cumhuriyet Savcısı Muhammet Miraç Yılmaz'ın talebiyle tutuklandı. Bundan sonra "Cumhur ittifakı Adaleti" devreye girdi. Tutukluluğa itirazı reddeden hakim Cansu Kuruçay Yılmaz ve tutuklama talep eden savcı Muhammet Miraç Yılmaz geçici görevle Şanlıurfa'ya sürüldü.
Pınar Gültekin. 26 yaşında. Üniversite öğrencisi. iki sene önce vahşi bir cinayete kurban gidiyor.
Katil 32 yaşında evli ve bir çocuk babası. Pınar'ı döverek bayıltıyor, arkasından boğazını sıkarak boğuyor, sonra çöp varilinde yakıyor, en sonunda da yanmış cesedin üzerine beton döküyor.
Pınar'la katili arasında ne tür bir ilişki olduğu konusu karanlık. Katil aralarında bir aşk ilişkisi olduğunu ve kendisini terk etmesi üzerine yaşanan tartışmada "bir anlık öfkeyle" cinayeti işlediğini söylüyor.
Pınar'ın ailesine göreyse, katille kızları arasında bir ilişki filan yok. Pınar'la bir barda tanıştıktan sonra ısrarlı takibe başlamış, mesajlar atmış, kız kendisini sosyal medyada engelleyince çok sinirlenerek cinayeti işlemiş.
Katil önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılıyor, sonra Pınar'ın kendisini tehdit ettiği yolundaki bir iddia ciddiye alınarak ceza "haksız tahrik" indirimiyle 23 yıla indiriliyor.
Gerekçeli kararda, katilin Pınar'ı yakmasının ona eziyet çektirmeye değil, cesedi yok ederek yakalanmaktan kurtulmaya ve suç delillerini yok etmeye yönelik olduğu için "canavarca hisle adam öldürme" koşulunun gerçekleşmediği belirtiliyor.
Yani mahkeme, kurbanını boğarak öldürdükten sonra bir de yakması ve üzerine beton dökmesini katilin "temiz iş" yapma kaygısıyla izah ediyor.
E bir de madalya verseydiniz!
Kanıtlanmamış olmakla birlikte, Pınar'ın evli bir adamla ilişkisi olmuş olması ihtimalinin iktidarın yarattığı iklimde soluk alan mahkeme heyetini etkilemiş olması yabana atılmayacak bir olasılıktır.
Osman O. Kendi kızına 12 yaşından itibaren iki yıl boyunca istismarda bulunuyor. Kızın durumu anlatması üzerine anne şikayetçi oluyor. Baba savunmasında boşanmak isteyen eşinin iftira ettiğini söylüyor. Mahkeme babaya 72 yıl hapis cezası veriyor. Yargıtay tanık olduklarını söyleyen küçük kardeşlerin ifadelerini hiçe sayarak babayı tahliye ediyor.
Daha önce kardeşini de öldüren Orhan Munis cebine 19,9 cm'lik bir bıçak koyarak, son bir görüşmeye ikna ettiği TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz ile buluşuyor. Evlenme teklifini reddeden Kaçmaz'ı 15 kez bıçaklayarak katlediyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu cinayetin "tasarlayarak" değil, "duygusal çöküntü ve anlık hiddetle" işlendiğinden hareketle indirimli cezaya hükmediyor.
Mersin'de yaşayan 56 yaşında bir erkek, öz kızına dört yıl boyunca cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklanıyor. Sanık, mahkeme sürecinde öz kızıyla ilişki yaşadığını kabul ediyor, ancak "zorla olmadı. Onun da rızası vardı." diye kendini savunuyor.
Yerel mahkeme sapığa nitelikli cinsel saldırı suçundan 30 yıl ceza veriyor. Yargıtay ise, avukatların itirazı sonucunda kararı bozarak öz kızından bir de çocuk sahibi olan tipi tahliye ediyor.
istanbul'da yaşayan 12 yaşında bir kız yaşadığı mahallede esnaflık yapan 50 yaşındaki bir erkek tarafından defalarca taciz ediliyor. Yaşadıklarını bir süre kimseyle paylaşamayan çocuk, bir gün sınıfta panik atak geçirince, başından geçenleri rehber öğretmenine anlatıyor. Öğretmen de hemen olayı adlı birimlere bildiriyor ve yargı süreci başlıyor. Rehber öğretmenin anlattıkları ve çocuğun psikolog eşliğinde alınan ifadesi doğrultusunda, yerel mahkeme fail hakkında mahkumiyet veriyor. Ancak istinaf mahkemesi çocuğun yaşadığı olaylar üzerinden 2 yıl geçtiği ve ortada tanık olmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin mahkumiyet kararını bozarak, fail hakkında beraat kararı veriyor. Sanki çocuk istismarı tanık huzurunda yapılırmış gibi!
Uzatmaya gerek yok. Hergün yeni bir gazete başlığıyla karşımıza çıkıyor benzer olaylar:
"Tacizci akademisyenlere kanıtlara rağmen beraat."
"Öz babasının cinsel istismarına uğradı! Mahkeme beraat kararı verdi."
"Vicdan sızlatan yargı kararlarında bugün: Kızlarına cinsel istismardan yargılanan babaya "iyi hal" indirimi"
Sanki Türk yargısı ırz düşmanlarını, tacizcileri, tecavüzcüleri korumak ve kollamak için var. Öyle ya, savunmanın dahi aklına gelmeyen savları üretmenin, suçluların cezalarını hafifletmek için nedenler bulmanın veya icat etmenin feriştahı olmuş.
O maharetlerini siyasi suçlular veya düşüncesini ifade etti diye içeri tıktıkları lehinde kullandıklarını hiç görmedik. Türk yargısını bütün dünyaya rezil ettikleri kararları verirken aynı gönül zenginliğini gösterdiklerine tanık olamadık.
Adında adalet olan siyasi partinin 20 yıllık iktidarı sonunda yargının geldiği nokta budur.
"Küçüğün rızası" kavramını literatüre sokan bir Adalet bakanının dönüp dönüp aynı koltuğa getirildiği bir ülkede ne bekleyebiliriz ki zaten?
Kaşıkçı dosyasının katiline teslimine "yasal" diyen, Cumhurbaşkanının tekrar aday olmasının "anayasaya uygun" olduğunu iddia eden bir adalet bakanı işte.
Reis Marmaris'teki orman yangınının sabotaj sonucu çıktığının anlaşılması üzerine "idam cezası" falan diyecek olmuş. Adalet Bakanı "idam cezasından bahsedenin ağzına biber sürerim" diyeceği yerde, "Cumhurbaşkanı söylüyorsa talimattır. Hemen çalışma başlattık" demiş.
Talimatla karar veren mahkemeler, bundan böyle talimatla idam cezası da verebilecekler.
iyi mi?
Kaya Türkmen
Eski Dışişleri Bakanı özel Müşaviri
Gazete Pencere
29.06.2022