Gün itibariyle En sevdiğim ikinci müzik aleti sırasına oturdu. Çok nadir elime akordeonlu güzel müzikler geçiyor, yoksa daha erken otururdu. Bildiğiniz bu tarzda enstrümantal parçalar varsa söyleyin.
Sabah paylaştım ama yine paylaşacağım, amme hizmeti:
Çok kapsamlı bir enstrüman.
Hem hem akor hem solo yapabilmenizin yanında aynı üflemeli bir çalgıda nefesinizi ayarlayarak sesi yönlendirebileceğiniz, çarptırabileceğiniz, keskinleştirip yumuşatabileceğiniz bir hava akım mekanizması da mevcuttur.
Yani 3 enstrüman bir kutuda gibi çok severim.
Ayrıca Kafkas halkının Vazgeçilmez müzik aleti olmasına rağmen siz ciguli'den bir akordeon solo dinleyin derim.
çok güzel bir enstrümandır bu. eğer eski bir akordeona sahipseniz körüğün sertleşmesi sebebiyle spor salonlarındaki ''kelebek'' diye tabir ettiğimiz spor aletine çevirebilirsiniz akordeonunuzu.
bir garmonun yerini tutmayacak ama insanı kendinden alabilecek ses sahip olan enstrümandır. bir de çalan adamın ruhu katıldı mı dinlemeye doyulmaz. çerkes müziklerimiz bu konuya en güzel örnektir.
sesi ne istiyorsan onu verir. neşe mi lazım al buyur. ağlayasın mı geldi hay hay der adeta. sesini en beğendiğim müzik aletidir. gözünüzü kapatıp dinlediğiniz takdirde içinizin cennetlerine ulaşırsınız. mükemmeldir tek kelimeyle.
Bir körükle, bir ya da iki klavyeden oluşan havalı çalgı.
Omuzlara asılarak kucakta çalınır. Klavye tuşlarına basılınca supaplar açılır, bunların karşısındaki maden dilcikler, geçen havayla titreşip ses çıkarırlar. kordeonun temeli ağız armonikasıdır. ilk modern akordeonlar 1820 lerde
yapıldıysa da, çalgının ilkeleri Çinliler tarafından yüzyıllarca önce biliniyordu.
küçükken bende ufak, yeşil bir tane vardı, çalamasam da çok severdim kurcalamasını, belden kıvıra kıvıra, körüğü oynata oynata eğlenirdim onunla. bir gün bizimkiler büyüdün artık, kuzenin oğluna verelim dediler, içim buruk "tamam" dedim, onların önünde sormasalar ortalığı yıkardım ama oldu işte...
çocuğun 1 kere bile akordeonumla oynadığını görmedim, yıllar sonra sordum nerde görebilir miyim diye, attık dediler...*
lan çocuğunuzun eşyasını verip vermek istemediğinden emin olun lan, içim acıyor...
sesi adeta bir orkestra etkisi yaratan körüklü ve klavyeli bir çalgı. Dinlemesi çok güzel, çalması da bir o kadar zordur. Ayrıca bu dönem kendilerini çalmak için kursu alınması planlanandır.
bir çocuk bindi kadıköy vapuruna
kocaman, ölü bir deniz kuşu gibi
boynuna asılı bir akordeonla.
filikalardan birine yaslandı, yakınında
...olmak istermiş gibi batarsa vapur.
ne kimse gördü çocuğu, ne duydu kimse
kendinden büyük akordeonunu, ağır,
çekingen bir tavırla çalmaya başladığında.
biliriz, beğeniriz umuduyla en sevilen
şarkılarını çaldı bilmem kaç ülkenin: oçi Çorniya, oh suzannah, bir viyana
valsi, bir polonez, beatles. Çaldıkça
açıldı. elinin altındaydı tüm dünya.
işine giden, kendi derdine dalmış
insanlardan dilenen bir çocuk değil artık,
kanatlanmış uçan bir martıydı adeta.
kimbilir, diye düşündüm, ne zaman gelmiş
doğduğu yemyeşil dağ köyünden kosova`da.
ben yeni dönmüştüm doğduğum yere londra`dan.
indim vapurdan, dudaklarımda suzannah.
hem avucumuzun içi kadar küçük artık dünya,
hem de yabancıyız nereye gitsek aslında.