büyük şehirlere gidince değeri anlaşılan,esnafının insana zorla bişiler satmak için uğraşmadığı,trafiğin sessiz sakin olduğu,akşam saatlerinde kıble yönünden esen ılık rüzgarla büyük belediye parkında çay,sigara,tavla ya doyum olmayan,tahir ün caddesinin kızıl taşlarıyla kızıl güneşin doğarken dans ettiği,tikilerin barınamadığı,güzide sevimli her anlamda sıcak bizim ilçemiz.
Erik ağaçlarına çocukluk arkadaşımın tırmanıp, arakladığı erikleri bana attığı, tozlu çay yollarında bisiklet sürdüğüm, sokaklarında delicesine koşup dizlerimin paramparça olduğu, suyunu içip ekmeğini yediğim yerdir.
Kaynaklar Akhisar'ın tarihinin, MÖ 3000'li yıllarda iskitler ile birlikte akınlar gerçekleştiren Amazonlar'ın bir kolu Lidya'ya kadar uzandığını yazıyor.
Akhisar M.Ö. 24 yılında büyük bir deprem ve ardından gel sel sonucu yıkılana kadar, Amazon komutanlarından Thyateira'nnn adıyla anılmaktaydı.
Belki de bu yüzden, hala Akhisar çukuru deyimi kullanılmaktadır.
Gerçekten dingiller'e çıkıp akhisar'a baktığınızda bir çukur görmektesiniz.
Thyateira kuruluşundan sonra Helen Rumları tarafından Pelopia, Polonya, Ohipko, Semiramis gibi isimlerle anıldı.
Akhisar, cumhuriyete kadar bilinen tarih boyunca Hititler, Akadlar, Lidyalılar, Roma imparatorluğu, Bizans imparatorluğu, Saruhanlılar ve Osmanlı imparatorluğu'nun yönetiminde kalmıştır.
Lidyalılar döneminde önemli bir konuma sahip olan Akhisar, Senatosuyla, kalabalık ve zengin nüfusuyla dönemin en önemli şehirleri arasında yer almıştır.
Adının kökeni, Bizans imparatoru I. Konstantin tarafından Gölmarmara'ya sürülen Tyeder'in, Akhisar'a beyaz taşlardan bir kale inşa ettirmesine dayanır.
Bu kalenin inşasının ardından, şehirin ismi Beyaz Kale anlamına gelen Aspro Kastro oldu.
Şehir, 1307 yılında Saruhanoğulları Beyliği hakimiyetine girince Akhisar adını almıştır.
Akhisar'ın I. Dünya Savaşı öncesi nüfusu yaklaşık 12.000 kişidir ve bu nüfusun yaklaşık %75'ini Türkler oluştururken geri kalan %25'lik dilimin büyük çoğunluğu Rumlar ve Ermeniler oluşturdu.
Kimileri hristiyan nüfusun %50'yi bulduğunu iddia etmektedir.
Ki, doğduğum mahalleye hala kırbağlar dendiği düşünülürse, hiç yabana atılacak iddia olmadığı açıktır.
Özellikle 1. dünya savaşı sonrası şehre gelen balkan muhacirleri, bağları söküp tütün tarlaları açmışlardır.
Bağımsızlık savaşı sırasında yunan işgali yaşayan akhisar, k. tahir'in yorgun savaşçı romanında geniş ve tartışmalı olarak yer alır.
1984'e kadar türkiye'nin ürettiği tütünün yarıdan çoğunu, Akhisar üretirdi.
Belki de bu yüzden, Necati Cumalı'nın Tütün Zamanı adlı romanından uyarlanan ve TRT1'de Zeliş adıyla 1970''lerde yayınlanan dizi, Akhisar'da hala unutulmamıştır.
Ne ilginçtir, Akhisar'ı anlatan Acı lokma romanını ve akhisarlı olan yazarını bilen yoktur.
Toplumsal yaşama bakıldığında, Akhisar'da yerli denilen kesimin yok olduğu görülür.
Bugün akhisar, göçmenler sayesinde var olmuştur dendiğinde, kimse itiraz edememektedir.
KIsacası, toplumsal Yapı kozmopolittir.
Zaten en ünlü akhisarlının kibariye olması, bunun açık örneğidir.
Akhisar, küçük türkiye'dir.
Şehrin ekonomisi tütünün yok edilişinden sonra, tarımda zeytine ve yine göçmen bir aile olan Keskinoğlu'nun tavukçuluk, yumurtacılık ve yem üretimi ile ihracatına bağlı yaşamaktadır.
Akhisar, keskinoğlu yanında ramiz köfte ile de marka yaratmış ender ve ilginç bir şehirdir.
ilginç bir diğer yanı da, hiçbir kahvehanesinde veya çay ocağında kötü çay içemezsiniz.
Çok keskelalaka olmuş demezseniz, agası boldur.
Uyuşturucu, fecaat yaygındır ve kumar felaket oynanır. Göç kültüründen mi ne, hala anlayamadım...
ucuz ve kaliteli zeytinleriyle ünlü manisa ilçesi. bu özelliğiyle marmara bölgesi ndeki büyük tüccarları kendine çekebilme niteliğine sahiptir.ham zeytin fiyatlarını gemlik-iznik bölgesiyle karşılaştırdığımzda ortaya 1 ytl civarı gibi bi rakam çıkar ki bu da büyük bir farktır. tek eksiği tesisleşme ve markalaşmaydı bundan bi 10 yıl öncesinde, onu da yavaş yavaş çözmeye başladılar.özellikle uslu tipi denilen ve akhisarda bol miktarda bulunan zeytin tipinin ihracat potansiyeli çok yüksek. çevre illerle*** birlikte yağ üretimine de önem verirlerse önlerine kimse geçemez gibime geliyo benim.
türkiye'nin en büyük ilçeleri arasında olan güzide ilçem. tütün cennetidir akhisar. üzüm yetişir bağlarında. akhisar ovası her daim muktedirdir köylüye.
küçük bir yermiş gibi gözükür ama yüzlerce köyü vardır akhisar'ın. yürüye yürüye şehir merkezi 1 saatte dolaşılabilir. tepe mezarı görülesi mekanlarındandır. her yıl senenin belli zamanlarında uzak doğu'dan turistler bu taşı toprağı gezmek için gelirler.
500 seneyi devirmiş bir festivali vardır.çağlak festivali. her sene bir çok ünlü buraya gelir ve şenliklere katılır. şehir merkezi çok kalabalıklaşır. civar köylerden insanlar akın ederler.
velhasıl kelam, güzel yerdir akhisar.
uzaktayken özlersin, oradayken kaçmak istersin. ama seneler sonra gittiğinde, dersin ki 'burası benim memleketim!' akhisar köfte, ramizler, akhisar belediye ve gençlik spor, zeytin, üzüm, tütün.. gibi değerleri vardır. izmir-istanbul yolundan geçen herkes, bu güzel ilçede mola verip en azından akhisar köfte yemesini tavsiye ederim.
kucuk moskovaydı,simdi ise kucuk mekke olmayolunda hızla ilerlemektedir bu guzide ama kucuk olmayan ilcemiz.En cok kızdığım nokta da zamanında eğitim fakultesinin hangi amacla demirciye kurulduğunun aciklanamamasi akhisar dururken!bir sehir bu kadar mi gelisme özürlü olur!köfteymiş,yerim köftesini! ama cidden lezzetlidir ha!*