air20

    218.
  1. sözlük yazarlarının ölüm haberleriyle daha önce de karşılaşmışlığım var ve ben yine tekrar etmeden duramayacağım: sözlük yazarları ölür mü ya? ölmemeli. geyik yapmalı. derslerinden, kız-erkek arkadaşlarından bahsetmeli, anlamsız tespitler yapmalı, bkz vermeli, anket doldurmalı. hiçbir şeyi ciddiye almamalı, ciddi hiçbirşey onu almamalı ve de. sözlük yazarı için ölüm gereksiz derecede ciddi. yakışmıyor, iğreti duruyor.

    ben bu sözlükte henüz yeniyim; hatta bugün ilk günüm. O yüzden bir süre ölüm haberi almak falan istemiyorum. aceleniz ne? biraz muhabbet edelim, girilerinizi beğeneyim, siz de benimkileri beğenin. biraz tartışalım. hatta kavga edelim. ama ölmek falan yok, dikkat edin kendinize. daha erken. gerekirse daha sonra beraber ölürüz.

    allah rahmet eylesin.
    56 ...
  2. 272.
  3. dün akşam iftar vakti zaping yaparken kanallarda tv8'de rastgeldim bi habere. bucaspor - beşiktaş maçından dönen bi lpgli astra, sıcaktan alev alıp, yanmaya başlamış. içindeki 3 kişi arabadan son anda çıkıp canlarını kurtarmışlar. adama mikrofon uzatıldığında "ne yapalım, cana geleceğine mala gelsin." dediydi üzgün bi şekilde.

    ardından gelen haberde bir kaç tane üniversiteli öğrencinin çok net hatırlamıyorum ama galiba bir elektrik direğiydi arabayla çarptıkları haberini izler halde bulunduk. arabayı kullanan kişinin sıyrıklarla atlattığı bir kazaymış bu, gözaltına alınmış o çocuk. ağlayan anne babalar, sessiz hıçkırık atan insanları gösterip durdu televizyon. canım sıkıldı, üzüldüm başka bir kanalı açtım.

    duydumki o 2 kardeşle aynı sözlükte yazıyormuşum. aynı okula gittiğimde, aşinalığım olan bir insanın ölüm haberini almış gibi hissettim. birden içim çekildi, farkettiğiniz üzre mala bağladım.

    mekanları cennet olsun kardeşlerimin, tüm sevenlerine sabır dilerim.
    47 ...
  4. 379.
  5. elim gitmedi kaç gündür burayı açmaya, yapamadım. çünkü her girdiğimde sözlüğe senin yazılarını okurdum acaba ne yazmış, benim hakkımda yine bir şeyler demiş mi diye merak ederdim hep. şimdi bakınca son girdiğin entry ne, son yazdığın yazının 1 ay önce yazılması içimi burkuyo. çünkü sen hiç bu kadar ara vermezdin. bunları da neden buraya yazıyorum biliyo musun kubi çünkü sen de her sözlüğe girdiğinde benim yazılarımı okurdun ilk olarak. bir şeye kıskandığında mesaj atardın, söylenirdin ya da gülerdin başka bi şeye. o yüzden yazıyorum, belki yine okuyorsundur diye.14 ağustos; sen daha gitmeden 5-6 saat önce karşılaşmıştık. saçma sapan bir nedenden dolayı tartışmıştık o gün, gün boyu. ve akşam karşılaştık. konuşucaz senle çık dışarı demiştin bana. ilk hayır demiştim ama sonra nedense sen çık geliyorum hemen diye mesaj atıvermiştim. yanına geldiğimde ikimizde de garip bir tebessüm vardı. çünkü 14 ağustos ikinci senemizdi bizim. koskoca iki senenin yıldönümüydü. her ne kadar son sene aramız kötü olsa da. sonra o meseleyi konusmaya basladık. o halin gözümün önünden gitmiyo. üstünde yeşil tişörtün ve sesin kulaklarımda. gözümün içine bak sezi diye bağırmıştın bana. hiç korkmadan bakmıştım gözlerine, ama tersliyodum seni. sonra konuşmamız bitince sen arkanı dönüp gidiyodun. orda nedense izledim gidişini. ondan sonrasını o geceyi, 15 ağustos sabahını hafızamdan atmak istiyorum. sadece senle geçirdiğimiz güzel anıları, beni ilk öpüşünü, ayrı olsak bile konuşmamızı kesmediğimizi, birlikte denize gidişimiz, akşamları sahile inip çekirdek yememiz, bana sarılışın.. bunlar kazılı durumda beynimde. hatırlıyo musun geçen sene doğum gününde sana binbir uğraşla pasta yapmıştım, akşam buluşmuştuk. benle buluşmadan önce arkadaşlarınlaydın, onlarla da bir şeyler yemiştin ve yanıma geldiğinde toktun. tabak yoktu sadece bi çatal vardı, almıştım kucağıma pastayı çatalı daldırıp sana yediriyodum. çok az yemiştin, hatta sonra pişman olmuştun biraz daha aç olsaydım keşke diye. bu sene aramız bozuk olmasına rağmen doğum günü mesajı atmıştım sana. konusurken pasta aldı mı arkadaşların demiştim, yok be ne pastası diyince aa olur mu pastasız demiştim. sen de hemen; sen yap olur demiştin. ama yapamazdım ki sen ankaradaydın. ankara konusuna gelince, aramızın açılması, ayrı olmamız senin orda olmandan değildi bunu ikimizde biliyoduk. çünkü aramızdaki bağ çok güçlüydü uzun zaman görüşmesek bile biz birbirimizi unutmazdık hiç; şimdi olduğu gibi. o kadar eminim ki adım gibi eminim ve emindim kubi, orda bile beni düşündüğünü başka kimseye bakmadığını biliyodum. hatta arkadaşlarımla konuşurken mesela bu tür konular açılınca araya mesafeler girince herkes derdi işte ilişki yürümez o zaman diye. hep derdim niye yürümesin ki önemli olan o mu dediğimde e kızım kubi ve sizinki tabi yürür demişlerdi. çünkü biz kubi ve seziydik.

    bu sene doğum günümde uyandığımda hediyeni gördüm ilk olarak. abimle anlaşıp bir gün önce abime vermiştin hediyeni. 4 sayfalık bir yazı. yanında iki taş, yine bir taş kaplumbağa şeklinde ve de bir kolye. taşları üniversitede okuduğun bölümle alakalı olduğu için seçtiğini yazmışsın. beyaz taş ben, yeşilli kahverengili olan kubilay ve minik kaplumbağa da bizim ilişkimiz yazmışsın. bu kaplumbağa uzun, sağlıklı ömürü temsil ettiğini söylemiştin. yani aramızdakilerin.çok haklısın sen şuan çok uzakta olsan bile o kaplumbağa hep uzun ömürlü olucak ve hep bizi anlatıcak. kolyeye gelince kutuyu açtığımda sadece kolye ucu vardı. şöyle yazmıştın; bilerek zincir almadım, onu da sen al, birbirimizi tamamlayalım. her zamanki gibi benim anlam yüklediğim şeyleri senin iplerin taşısın yazmışsın. o akşam arkadaşlarımla doğum günümü kutlarken çiçek gelmişti senden, beyaz bi çiçek.benim mezarına getirdiğim çiçeklerden. eve geldiğimde sen vardın, o akşam bizde kalmıştın. sabah kahvaltıyı hazırlamıştım hatta karşılıklı oturmuştuk.

    sen daha gitmeden ankaraya, lisedeyken bi akşam buluşmuştuk yine aramız bozuktu. oturmuştuk, hiç konuşmadan yarım saat oturmuştuk öyle, solumda oturuyodun sağdan bi el çıkmıştı, kubimin eli ve elinde bi çiçek bana uzanmıştı. çiçeği görünce almadan direk dönüp sarılmıştım sana. sonra omzuma başını dayayıp hıçkıra hıçkıra ağlamıştın. aramızdaki soğukluk çok büyük bi şey değildi, hele senin bu kadar küçük bi şeye ağlamıycağını biliyodum. başka şeyler de vardı ama tek kelime etmedim,sormadım ben de seninle birlikte ağladım, başını okşadım, ağladık.

    bu sene ağustos ayı çok tartışmalı bi ay olmuştu bizim için. yanımda bi erkek görsen- başbaşa da değil arkadaşım olduğunu bilerek- direk o kişinin kolundan tutup hesap sorardın. 3 kere olmuştu bu. ben de sana kızardım hep bağırırdım karışma bana derdim, ayrıyız biz derdim. ama ben zaten kimseyle birlikte olmadım kubi, olamam ki tıpkı senin de olmadığını olmayacağını bildiğim gibi. konuşurduk hep derdim sana; kubi belki ikimizin de hayatında başka birileri olucak dediğimde, benim kimse olmayacak senden başka derdin ve de öyle oldu gerçekten. adım gibi biliyordum ne kadar uzakta olsan da benden başka kimseye o gözle bakmıycağını beni unutmadığını biliyodum. ben de öyleydim sen gittikten sonra yalnız kaldım ama kimseye bakmadım sana baktığım gibi, kimseye öyle şeyler hissedemedim.

    senden sonra, yani o kelimeyi kullanmak istemiyorum, sen aramızdan gittikten sonra annenle konuşurken annen bana senin benle ilgili düşündüklerini anlattı kubi. beni anlatmışsın annene. demişsin ki anne biz seziyle ayrı olsak da kopamıyoruz birbirimizden demişsin, bunu sonradan öğrenince içim tarif edilemez garip oldu böyle yani diyemedim bi şey donakaldım. niye şaşırdım bilmiyorum çünkü ben de aynı şeyleri hissediyorum ama sana bak kubi ben de böyle düşünüyorum diye yüzüne söyleyememek koydu belkide.

    "anne ben keyif adamıyım ya ben öyle kimseyle evlenmem ama olursa bi tek sezi olur, o da isterse" demişsin. bunu duyduğumda sanki ağzımdan mideme biri yakıcı bi şey döktü de tüm içim yanıyo gibi, öyle büyük bi acı sevinç karışık bir şey hissettim ki anlatamam. hep kıskanmıştım seni başkalarından hep de derdin of sezi saçmalama benim için bi tek sen varsın derdin hatta şimdi de düşününce acaba kubinin hayatında başka biri olmuş mudur diye, yukardan diyosundur gülerek; sezii öyle şey mi olur.

    rüyamda gördüm seni beş altı kez ama en çok etkileyeni şöyleydi, geliyosun kubi geldin diyorum geldin! evet sezi istedim geldim diyosun. ama nasıl? sen öldün nasıl geliyosun ki. böyle deme, çok istedim diyorum, isteyince gelirim. tamam kubi demiştim sadece 'tamam' ve çok iyi hatırlıyorum önümde bi kağıt vardı kağıda doğum günü tarihimi yazmıştım bu gün gel tamam mı söz ver bugün gel dediğimde kafanı sallamıştın, gelicem demiştin. kağıttaki 27kasım yazısı ve yüzündeki o masum ifaden gözümün önünde hep.

    geçen seneki 14 ağustos gecesi yani bu seneki kaza gecesi seninle bi arkadaşımızın evinde kalmıştık, birlikte uyumuştuk. birinci yılımızdı. ben ayarlamıştım ve sen cok mutlu olmuştun. yemek yapmıştık birlikte. senin tişörtünü giymiştim o gece. keşke bu seneki 14 ağustosta o karşımda tartışırken, tutsaydım elinden yine gitseydik o eve, sen o gece o arabaya binmeseydin benim yanımda uyusaydın, ben seni korusaydım. keşke biri gelip kulağıma fısıldasaydı olacak olanları kubi. şimdi şu lanet zamanı geri sarmak için nelerimi vermezdim.

    duyuyo musun beni görüyo musun bilmiyorum ama bildiğim tek bi şey var seni seviyorum. annene dediğin gibi biz ayrı olsak da kopmayız birbirimizden. yarım işler yapmayı severim bilirsin sez derdin bana, gerçekten yarım bi iş yaptın kubim. bazen o kadar çaresiz oluyorum ki dipteyim yani hiç bi şey iyi gelmiyo. bazen de kubi için iyi olucam onun için çalışıcam derslere, kazanıcam sınavı diyorum. o kadar değişkenim ki, sen yokken yok hiçbi şeyin tadı. etrafımdaki insanlara bakınca nıye bunlar değil kubilay diyorum. neden bu kadar iyi biri. hani hep deriz ya bizim yakınımızdan birine bi şey olmaz diye öyle bi oluyomuş ki kubi içim yanıyo.

    bu şarkıyı çok severdik ve dinlerdik sürekli. nedense şimdi sözleri çok daha fazla anlamlı geliyo. umarım okuyosundur bu yazdıklarımı yıne ya da hissettiklerimi sen de hissediyosundur. kimse ama kimse yerini dolduramaz kubi bunu çok iyi bil, seni asla unutmıycam ve seni hep sevicem. belki bi zaman çocuğum yaşında, belki torunum yaşında olcaksın ama benım için sen 19 yaşında olmıycaksın ben büyüdükçe sen hep benden 2 yaş büyük olcaksın ben senin yaşına geldiğimde sen 21 yaşında olcaksın. yüzün hiç değişmiycek, hiç bişeyin değişmicek ama bende yaşıycaksın ve ben seni hep ilk günkü gibi sevicem. seni hep sevicem.

    Kubi; bu gece alkolle sabahla ona de ki; ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim.

    ve o şarkı, bizim şarkımız, hep dinlediğimiz :

    Bu sabah yalnız uyandım.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Tanıdık kokular yok.
    Sensiz olmaz.
    Kahvaltım anlamsızdı.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    ilk sigaram bile tatsızdı.
    Sensiz olmaz.

    Yine kendi kendime sormadan duramadım.
    Niye seni böyle istiyorum,
    diye bulamadım.

    Anlaşılan alışmışım.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Bir verdiysem iki almışım.
    Sensiz olmaz.
    Aşk bir dengesizlik işi.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Dengeye dönüşen bir sevgi.
    Sensiz olmaz.

    Yine kendi kendime sormadan duramadım.
    Niye seni böyle istiyorum,
    diye bulamadım.

    Yalnızlık zor, sokaklar çıkmaz.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Hep tekdüze, herşey dümdüz.
    Sensiz olmaz.
    Anlamak çözmeye yetmez.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Biraz telaşlı, huzursuz.
    Sensiz olmaz.

    Yine kendi kendime sormadan duramadım.
    Niye seni böyle istiyorum,
    diye bulamadım.

    Gece gelmiş, yatağım boş.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Sen uzaktasın, ben uzanmış.
    Sensiz olmaz.
    Anlamak çözmeye yetmez.
    Sensiz olmaz, sensiz olmaz.
    Biraz telaşlı, huzursuz.
    Sensiz olmaz.

    Yine kendi kendime sormadan duramadım.
    Niye seni böyle istiyorum,
    diye bulamadım.

    teoman, bülent ortaçgil- sensiz olmaz.
    35 ...
  6. 22.
  7. uludağ sözlük mezarlığında, 20 numaralı kabirde ikamet ediyor artık..

    mekanın cennet olsun kardeşim.

    önceki kaybettiğimiz yazarlar için söylediğim ve moonlight sonata ile de uzun uzun bu konu hakkında konusmus olduğum gibi, kaybettiğimiz yazarlar için bu sözlük bir şeyler yapmalı..

    şahsen ben hayatımın yarısını sözlükte entry girmek veya sözlükteki yazarlarla muhabbet ederek geçiriyorum, nick altına bir başımız sağolsun çok kuru geliyor.

    bir şeyler yapılmalı.

    sözlük moderasyonuna tekrar sesleniyorum, biz yeni yönetim biçimi veya yeni moderatör değil, duyarlı bir moderasyon istiyoruz sadece.
    32 ...
  8. 17.
  9. içimi acıttın lan.
    şu gece vakti öküz oturttun içime...
    trafik canavarına kurban verdik seni, canım yandı.
    belki görmedim seni önce, ulan daha 3 gün önce "aynı takımda top oynucaz pro ligde" demedik mi seninle?
    ölüm allah' tan biliyoruz hepimiz ama ne bileyim 20 yaşında bir gence gelince insanın içi yanıyor.
    allah rahmet eylesin kardeşim...
    mekanın cennet olsun.

    ailesine sabır versin yaratan.
    31 ...
  10. 389.
  11. bugün evden aceleyle çıkarken üstüme hırka almak için dolabımı açtığımda senin tişörtün duruyodu en üstte, yazın plaj çıkışı üstüme giydirmiştin zorla hasta olmıyım diye.elbise olmuştu resmen, sonra eve giderken de bende kalmıştı, ve kaldı öyle vermeye fırsatım olmamıştı bi türlü. unutuyodum sürekli, iyi ki de unutmuşum. iki aydır ilk defa karşıma çıktı o yeşil çizgili tişörtün, normalde orda değildi o ama bugün o telaşenin arasında görünce kendime gelemedim bi an. ve garip yanı tam yanında da senin bana aldığın üstünde kırmızı kalp olan tişörtüm duruyodu annem onları yan yana koymuş farketmeden, tesadüfe bak kubi. ya da ne tesadüfü? annem yerine belki de sen koydun onları olamaz mı? bu yüzden sormuyorum ya anneme sen mi koydun diye..
    27 ...
  12. 27.
  13. en son "nick altı celebritysi değiliz biz olm" demişti.
    oldun şimdi göt herif!
    ölmeseydin de ben sana her gün 10 ar entry yazsaydım ne vardı.
    23 ...
  14. 11.
  15. hiç muhabetim olmamasına rağmen şuan bi akrabam ölmüş gibi hissettim kendimi.Ailesine ve tanıdıklarına sabır dilemek dışında bir şey gelmiyor elimizden.
    22 ...
  16. 20.
  17. (#8971863)
    5 gün ya 5 gün önce yazmış bunu.
    güldük birlikte, ne bileyim böyle olacağını....

    adaletini sikeyim dünya.
    21 ...
  18. 19.
  19. şaka gibi ama gerçek. sadece birkaç kilometre ötemde yaşanan bir kaza yüzünden üzüntüye boğmuş herkesi.

    şahsen hiç tanımadım. ama aynı dershaneye gitmişiz. hatta üniversitelerimiz bile yanyanaymış. belki de görmüşümdür de daha önce. sözlük olmasa tanımazdım büyük ihtimallede.

    hayat denen şey cidden çok garipmiş. benimle yaşıt bu çocuk. henüz 19 yaşında. ama trafik canavarı yaş filan tanımıyor işte.

    kepez yolu nice canları yaktı. sıra sana ve sevdiklerine gelmiş. umarım huzur içinde uyursun.

    ailene ve tüm dostlarına allah sabırlar versin. mekanın cennet olsun.
    21 ...
© 2025 uludağ sözlük