allah herkese bana verdiği gibi iyi aileler nasip etsin.en çaresiz ve kanadı kırık anda; devrilmez bir dağ gibi oluyorlar. onları ezebilirler, dövebilirler, küçük düşürebilirler,ama sizin onlara onlarında size olan sevgisini alamazlar. sizin için çabalamaları bile yaşamaya değer.
önemli şey. kutsal falan filan.
içinde gerginliğin olması da dünya azabı. dünya azabını tadınca bünye bu kutsallıktan şüphe duyuyor işte. şüphelerdeyim. kutsallık kavramım bu değil aslında benim. anneyi, babayı bu şekilde görmek değil.
sınav dedikleri de bu olsa gerek.
ulan ne bileyim allah bana onların acısını yaşatmasın.
annem babam çok önemli lan. çok seviyorum.
hasta falan değilim sağlıklı biriyim şükür. ama biraz önce tuvalate diye kalkarken gözüm karardı sanırım. sonrası yok.
babamların sesi uyandım, yerde yatıyorum. allah belamı versin hatırlamıyorum o arada ne oldu. bir şey de diyemedim korkmasınlar diye.
sırf üzülmesinler diye tek şey söyleyemedim. başım döndü dedim.
şimdi de uyku tutmadı ailemi dşünüyorum. annemi babamı.
sağlık ya da aile. emin olamadım hangisine yazsam bunları.
bir şey olursa bana da hakkınızı helal edin lan, korkmadım değil hani. anneme çaktırmadan sorayım yarın düştüm mü ne oldu da o halde buldular beni diye.
şahsen biyolojik bir olgu gibi bakıyorum. ya da kişiden kişiye değişedebilir ama kendi ailemden gördüğüm bu. bir birlerinin arkasından atmalar sonra hiçbir şey yokmuş gibi canım cicim muhabetler. bir birlerini gazlayıp gruplaşmalar oluşturmalar.
aslın düşünmeye gerek yok sadece onlara acıyorum ve sıranın bana gelmesini bekliyorum o kadar.
genel anlamıyla kan, evlilik ve evlat edinme yoluyla ilişki hâlinde olan ve genellikle ortak bir mekânı paylaşan toplumsal birimdir.
kaynak: veysel bozkurt
2 senede yapılan saçmalıklar zincirini nasıl yaptıklarını anlayamadığım, çocukları olarak koskoca anne babamdan daha olgun olduğumu söylediğim onların da kabul ettiği saçmalıklar bütünü. aile böyle mi oluyor ya?
dünyanın birbirleri için en kutsal en güzel insanlarını bir arada bulunduran şey. benim için her şey demek. hep olsunlar istediğim, onlar için de hep en özel olacağım güzel şirin insanlar.
Bazen düşünüyorum çocukluğumu ve evet hiç mutlu bir çocuk değilmişim sadece büyüdükçe bunu daha iyi anlıyorsunuz aslında mutsuzmuşsunuz ama bunu fark edemeyecek kadar küçükmüşsünüz. Mutsuz olmak nedir ki? Bir çocuk bunu nasıl bilir?
Ve evet mutsuz bir çocukluk geçirmene sebep olan anne ve babandır aslında.
Baba birgün ölür.
Sonra annenin gözünün içine bakılır ona birşey olmasın diye ama mutsuz çocukluğunuzun diğer sebebide annedir ve her kavganızda bunu söylersiniz canını yakmak istersiniz ama sonra pişman olursunuz. Çünkü o da ölürse pişmanlık duyacağınızı bilirsiniz. Yine de olmaz.
Sonra şehir değiştirmek ve uzaklaşmak istersiniz ama izin vermezler. Sonra herşey daha kötüye gider...
doğduğum evi göstermişlerdi. tadilat görmüş hali bile baraka diye nitelenecek bir ev. gökyüzü her daim görünürmüş. ta ki babam şeffaf muşamba üstüne siyah muşamba çekesiye.kapısını itsen açılırdı demişlerdi.
bir seferinde bir uyanmışlar kapı açık telaşla elini kenardaki pantolonunun cebine atmış -içinde çeviriyorum çeviriyorum tek kuruş yok diyor. tek sermayesi gitmiş başlamış düşünmeye. annem son bir hareketle pantolunu yoklamış -burda ya demiş. meğer babam telaşla çevirip çevirip aynı cebi yoklamış. ben bile uyanmışım o ara gülücük atmışım.
hiç el işinde çalışmamış babam. limon satmış kıvırcık satmış hiç el işinde çalışmamış. kaynatılmış mısır satarmış bi bize yedirirlermiş. kendileri yiyemezmiş korkudan şimdi o günleri anıp gülerler -korktuğumuz şeye bak sanki bi mısırla batacaktık derler.
annem içme suyunu 7-8 km lik mesafeden el arabasıyla getirirmiş. biz tabi çocukluk arabanın içine doluşurmuşuz üç kardeş. kadıncağız giderken boş bidonların hafifliğini bile yaşamamış. giderkende ful gelirkende ful.
babamın dizlerinin üzerine oturamamasını(sebebi soğuklarda pazarda çalışmak) ama buna rağmen hala yemek masası değil sofrada yemek yemede ısrarı devam eder.
işim gereği şehir dışında çalışan biri olarak her eve geldiğimde senelerdir yokmuşum gibi karşılanmaktır aile olmak. kaloriferli evde ısınamıyorum diyen anne sanki işe gidecekmiş gibi erkenden kalkan baba. son kavgayı ne zaman ettiğini unuttuğun kardeş.