üniversite için gittiğiniz gurbet ellerden dönünce müthiş iyi gelen kahvaltılardır. alıştığınız zeytin, peynir, ekmek üçlüsüne birçok şey eklenince insan süper mutlu oluyor efenim.
en güzel kahvaltılardır efenim. hele herkesin birbirine sataşması yok mu; ama kahvaltıya çağırma işinde iş bozuşur, çünkü baba kız kardeşi öperek uyandırırken, erkeği genel de sertçe uyandırır hatta uyanmazsa su bile döker. **
tek başına yaşamak zorunda kalan bünyenin fena şekilde özlediği kahvaltılardır.
o zamanlar çay bardağına çayını senin değil de bir başkasının dolduruyor olması pek de önemli gelmezken yalnız yaşarken o bir başkasını ne çok özlediğini ne kadar yalnız olduğunu anlıyorsun işte.