futbol dışında başka konularda da nacizane bilgelere sahip olduğunu gösteren şahsına münasır kişilik. dün yayınlanan santra programının son bölümünde kapanış yapılacakken; ersin düzen, yorumculardan bülent ecevit ile ilgili görüşlerini sorar. kazım kanat övgüler dizerken ahmet hoca lafa girer, önce ecevit için bu kadar büyük devlet adamıydı da bu ülke niye bu hallere düştü der. sonra almanya ve japonya'nın yaşadığı felaketlere rağmen kısa sürede büyümelerini anlatır ve japonlara taptığını itiraf eder. ardından son bomboları patlatır; türkiye türklerin yönetemeyeceği kadar önemli bir ülke mi diye sorar ve ekonomik özgürlüğün yoksa ülkeni yönetemezsin, yönettiğini sanırsın der. allah seni başımızdan eksik etmesin hocam.
bu akşamki programda 16 kasım 1991 fenerbahçe beşiktaş maçı ile ilgili içini döken hüzünlü hakem. hep güldürmüyor bizi, ara sıra da hüzünlendiriyor, her daim yeni, her daim moda. hayatın ta kendisi bu adam, yaşıyor, yaşatıyor.seviyorum hocam seni.
ahmet çakar'ın yönettiği bu maç semih yuvakuran'ın son dakikada mehmet özdilek'in vuruşunu çizgi içerisinden çıkartması ile tarihe damgasını vurmuştur. ahmet çakar'ın verdiği gol kararı ile maç 2-2 sona ermiştir. bu kararın doğruluğu yıllar sonra fenerbahçeli oyuncular tarafından da onaylanmıştır.
işte bu olaya hocamın yorumu hepimizi ağlatacak cinstendi. saçlarının beyazlamaya başlamasını o maça bağlamakta ahmet hoca. maç öncesindeki sabah bekar olduğunu ve annesinin ona nasıl kahvaltı hazırladığını anlattı. bir şeylerin ters gideceğini hissettiğini söyledi. elini kesmiş o sabah mutfakta.
"o zaman filinta gibiydim, şimdi sumo güreşçisi gibiyim" dedi. "saçlar gür, şu anda beyazlar dolu, bu görüntüler bir insanın 15 yılda ne hale geldiğinin kanıtıdır" dedi. hayatını film şeridi yaptı hoca o an, o maçı televizyondan hatırlayan bendenizi de bir zaman makinasına soktu anında.
rıza çalımbay'a yapılan faulu görmediği pozisyonda kendi yönetimini yerden yere vurdu. bunu görmek için hakem olmaya gerek yok diyerek yeni hakemlere verdiği ayarın aynısını kendine verdi.
maç sonrasında istanbul polisi tarafından nasıl götürüldüğünü ve bekar olduğu için bir arkadaşının evinde kendi tabiri ile nasıl "fare gibi" saklandığını anlattı. duygusal olduğu için zaafından yararlanmak isteyen kazım kanat'a da "seni yoga kursuna göndereyim, rahatlarsın" diye kontrayar çekmeyi de ihmal etmedi.
maçtan sonra nasıl "fenerbahçe düşmanı" damgasını yediğini anlattı. "futbolcular kulüp baskısı ile o an topun çizgiyi geçtiğini söyleyemedi, peki benim giden 10 yılım ne olacak" dedi. belli takmış hoca, daha doğrusu taktırmışlar.
kim ne derse desin ahmet çakar bir fenomendir. eğrisi olur, doğrusu olur, ama bu adam dürüsttür. uslup sorunları, beğenilme arzusu ya da ön planda hareket etmeyi seven bir yapısı olabilir. ama hoca tektir, hocadır, yorumcudur ama bunlar ikinci plandadır. ahmet çakar adamdır.
kazım kanat'ın; "tümer'in maç öncesi söyledikleri çok çirkindi yok "beşiktaş'a attığımız her golden sonra topu kaleden alıp santra'ya koyacağım" falan" cümlesine; "terbiyesizlik, bu söyledikleri tümer'e kaçtı mı? kaçtı" cevabını veren eski hakem, şimdi spor yazarı, spor programı yorumcusu, adam gibi adam, ulvi alim kişi.
ahmet cakar dogrulari soylemistir soylemesine de. soyle de demistir; " ben adamin soylediklerinin hepsi yalan oldugunu soylemiyorum, dogrulari da soylemistir. ama bu adam sahtekarin tekidir" her ne kadar tonton olsada dogrulari soylemekten kacmayan ama agzi bozuk eski hakem simdinin futbol yorumcusu.
bu akşamki oradaydım belgeseline konuk olan eski hakem, şimdilerin yorumcusu, medyatik kişilik, ayar uzmanı, duygusal insan, haşin bünye, reklam yıldızı, pazartesi akşamlarının vazgeçilmezi, beş mucizesinin yaratıcısı, sözlükte bulunma sebebim, daha neler yazmam gerektiğini bilemediğim insan evladı.
bu akşam 16 kasım 1991 fenerbahçe beşiktaş maçı anlatıldı oradaydım belgeselinde. hocam konuştu, yaşadıklarını anlattı, tarihe ışık tuttu. kendi ifadesiyle "şık şık şık ahmet çakar şık şık şık eski hakem" alt yazısı ile karşımıza çıktı.
ama benim bildiğim, sevdiğim, söyleyecekleri merakla beklenen birisi değildi bu programda. çıktı, sadece ve sadece anlattı. yorum yapmadı. ayar vermedi. ses tonu kısılmadı, göz bebekleri ufalmadı. anlattıklarını pekiştirmek için kullandığı sağ eli hiç kalkmadı yerinden.
ben santra'daki ahmet çakar'ı tercih ediyorum hocam. orada doğalsın çünkü, hani hep sen dem vurursun ya beden dilinden, işte o beden dili seni yaktı bu gece. iki elini göbeğinin hizasında kavuşturman vardı ya, işte o anlatırken rahat olmadığını gösteriyordu. sen anlatmıyordun, birileri senden anlatmanı istiyordu. seni rahatsız eden de buydu. sipariş almıştın hocam, seni kasan da buydu.
benzer hisleri alpet reklamında da yaşadım ben, birileri senden bir şey söylemeni istedi, sen de söyledin. hatta elinle beş işareti bile yaptın. sana bıraksalar eğer, eyyy alpet eyyam yapmaaaa diye başlamaz mıydın reklama. başlardın.
tez konusu edilecek bir insansın sen hocam, ama benim yaşım tez yazmak için geç artık.
eski telegol programinda serhat ulueren ile girdigi tartisma. serhat ulueren'in ahmet çakar'i futbolu bilmemek ile suclamasiyla soyle gelisir.
ahmet çakar: serhat sen nou-camp'i bilir misin?
serhat ulueren: bilirim hocam
ahmet çakar: sen orda cekirdek bile satamazsin. ben sampiyonlar ligi maci yonettim..
kazım kanat: benim kafamın arkasında artniyet yok
ahmet çakar: peki ön tarafında olabilir mi
kazım kanat ve stüdyo : ( mavi ekran bir ahvalde error verir)
son santra programında konu babasından açılınca
-rahmetli babam melek gibi adamdı. ben galiba anneme çekmişim
diyerek annesine ayar vermiş, en yakınındakine bile dilinin kemiği olmadığını bir kez daha cümle aleme göstermiştir.
edit: cümlenin tamamı'' anneme çekmişim bak domuz gibiyim '' şeklindeymiş. *
1992'de Galatasaray-Fenerbahçe maçını yönetmiş ve maçtan önce TRT spikeri ile röpörtajı kopmama neden olmuştur:
-Sayın Çakar maç için ne diyeceksiniz zor maç?
+Zor maç, her maç zordur, esasında her maçta kolaydır. Umarım herşey çok güzel olacak.
-Sertlik konusunda müsama?
+FIFA'nın kuralları belli, maçta göreceksiniz neler yapacağımı.
"ey kuddusi, eğer o açıdan o mesafeden göremediysen hakem değilsin; eğer gördüysen ama çalamadıysan hem hakem değilsin,hem adam değilsin" diyen ve beni kopartan spor adamı *
kazım kanat gibi gereksiz, megaloman bir adama laf anlatmak için her pazartesi uykusundan olan eski hakem, şimdiki spor yorumcusudur. ayrıca dün akşam hikmet karaman için dansöz tabirini kullanan kazım kanat'a, hikmet karaman için ; "benim bildiğim hikmet karaman'ın akli dengesi yerinde değildir, hatta bazen soğuk kış günlerinde paltosunu açıp teşhircilik yapmışlığı da vardır" şeklinde açıklama yaparak ironik şekilde kazım kanat adındaki yazarımsı ve yorumcumsuya ayarın allah'ını vermiştir.