ahmet uysal

entry38 galeri0
    38.
  1. şöyle mükemmel bir söyleyiş güzelliğine sahip şiire sahip şair:

    arkasına fon müziği de veriyorum https://www.youtube.com/watch?v=U8s7ZVj7FBI

    şiir mi denir onlara

    ‘troya’da budanmış güle
    söylediğin sözleri
    şiir sandınız!

    sarıl/sıklam yağmura tutuldum
    rüzgara tutundum
    suyun gizli gözdesi oldum
    şiir sandınız!

    onlar ida metinleriydi
    hatmilerin son matemiydi
    yaz ırmağına gece sözleriydi
    şiir sandınız!

    ida’nın eteğinde
    gelincik aralığından
    zambak kapısına süzüldüm
    omzum kuğulara değdi
    rüyalarınızı ağzından öptüm
    şiir sandınız!

    gül büyüsüydü hepsi
    ege köpüğüydü
    bir kadının göçmen yüzüydü
    ah ne çok savruluş,
    ne büyük aşktı o:
    şiir sandınız!
    0 ...
  2. 37.
  3. her şiirini bana yazıyormuş gibi hissettiğim, ve bir ara ciddi anlamda platonik aşk tarzında bağlandığım güzel şair..
    ve der ki unutulmuş bir mektuptur aşk adlı şiirinde;

    kırılgan günler edinmişsem
    altmışından sonra.
    bir çiçeği
    koklar gibi tutacaksınız demektir bu
    tutarken saydam ellerimi

    aşkın önüne geçen şiirler beklemesin
    artık benden sevdiğim kadınlar

    ve bütün güzel kadınlar,beni
    öper gibi öpsünler yaz ırmaklarını
    sevgilim olan, kızım olan, ıssız
    ormanım olan ülkemin o kadınları

    ölümü ardına almış,çağcıl
    soluğumdur yarışır durur hala atlarla

    ben yalnızca bir tanımı arıyorum
    belki de, büyülü yorumlar yorumunu
    diyelim ki:aşk bir mektuptur
    bir şairin göndermeyi unuttuğu

    ey ülkemin en güzel şair kadınları
    bana bir mektup yazın ve unutun on..

    aşka aşık adam, mekanın cennet ve cennetteki en güzel şair kadınların sana göndermeyi unutacakları mektuplar yazmasını diliyorum...
    2 ...
  4. 36.
  5. seni öptüğüm sokakta mı
    kaldı o yağmur, o rüzgar

    duvarların ardı karanlıktı üşütürdü
    soluğumuzla ısıtırdık ıssızlığı

    ve biz aşıktık o yüzden aşkla
    katılırdık işçilerin direnişine

    ahmed arif'i arardık ulus'ta
    hasan hüseyin içerdeydi

    bulvarda şiir okur, sokaklara sığınırdık
    parklara usulca kar yağardı

    aklımızdan geçmezdi
    kırılan bir dal, susuz kalan bir ağaç olmak

    bir gün ölecektik iki güzel
    kırmızı gül açacaktı toprağımızda

    seni öptüğüm sokakta
    ne o yağmur kaldı, ne o rüzgar

    ahmet uysal.
    0 ...
  6. 35.
  7. Geceyi aldattım suç ortağı
    arıyorum kendime
    Geçen ömrümü aldattım aşklar
    kapatmadı yaramı
    Bir çocuk ağlıyordu içimde
    yaz yağmuru sandım
    Ah, yaşlanarak mı silsem onun
    ıslak yanağını

    Uzun koşu bitti yarısını bile
    geçemedim çölümün
    Deli dikenli kaktüsün tutamadım
    yasak yemişini
    Yenildim bu kuşatmada da uzun
    mızrağım kırıldı
    Yere düşürdüm aşk burcundan
    simgesini üçgenimin

    ahmet uysal..
    0 ...
  8. 34.
  9. NECATiGiL
    Sokaktan eve taşırdı
    incecik kırgın bir aşkı

    EDiP CANSEVER
    Mendilinde kan sesleri
    De bıraktı Edip Abi

    TURGUT UYAR
    En güzel ona uyardı
    Büyük Saat, erken durdu
    Kayayı Delen incir'in
    Yurduydu onun da yurdu

    CEMAL SÜREYYA
    Çiçek dolu şapkasıyla
    Hep güvertede oturdu
    Ölümünden sonra bile
    Cıgarası yandı durdu

    CAHiT KÜLEBi
    Mavi bir türkü söyledi
    Bergüzâr oldu Külebi

    NÂZIM
    Yeryüzüne bir kez gelir
    Adı Nâzım olan şiir

    ahmet uysal..
    0 ...
  10. 33.
  11. Geceyle dinlemeli genişleyen
    Bir ağacın gövdesini

    Üzerine yıldız sererken
    Su vermeli gülün toprağına

    Şiir geceyi sever çünkü
    Aşk geceyle açıklar kimliğini

    Eski bir ırmak yatağında
    Yeni bir serüvendir gece

    Ve bir kadın sevilmeyi bekler
    Gecenin en ince yerinde

    ahmet uysal.
    0 ...
  12. 32.
  13. bir kadın tenidir gece
    ay ışığında soyunan
    benim için mi gizlice
    gelir denizin koynundan

    suyla rüzgârla öpüşür
    onun ıslak ürpertisi
    açık kalsa üstü üşür
    kayınca şiir örtüsü

    ahmet uysal..
    0 ...
  14. 31.
  15. Güz gömleği giydi şiir
    Hüzün sanıyor görenler
    Açık kalmış bir düğmesi
    Ki rüzgâr girsin diyedir

    Cebinde yağmur kokusu
    Bir tutam kurutulmuş ot
    Yeni bir imge arıyor
    Onunla, ince akan su

    Bir kadın eli değmiştir
    Belki de yıllar öncesi
    Saklar durur unutamaz
    O gömleği giydi şiir

    ahmet uysal..
    0 ...
  16. 30.
  17. Her şey hazır belki
    yarın giderim
    Yağmurun sesini de
    alırım yanıma
    Gömleğimin cebindedir
    kuruyan otlar
    Eski yerinde kalır gene
    bozkır kokusu

    Herşey hazır kesin
    yarın giderim
    Kırgın güz sokağı
    uğurlar beni
    Benim için rüzgâra
    bürünür evler
    Kapısını açık bırakırım
    ıssız avlumun

    Her şey hazır olamaz
    hayal bunlar
    Şehrini bulamaz bulanık
    akan nehir
    Savrulur derin vadilerden
    düşer köpüğü
    Kırık bir dal ucuna döner
    kırgın şiirler

    ahmet uysal..
    0 ...
  18. 29.
  19. hüseyin'e, hidayet'e-

    artık gizlisi kalmadı arka bahçemin
    ele verdim saklı orman yolumu

    yaşlı kadınlara dağıttım
    kurutulmuş otlarımı da

    genç şairlere gönderdim, kırk yıldır
    biriktirdiğim rüzgârları

    seksen öncesi, sonrası,
    ben hep bir kırgınlığı yazdım

    nasıl olsa bilirdi büyük ustalar,
    yalnızca gül alıp satmadığını bir şairin

    ahmet uysal..
    0 ...
  20. 28.
  21. hep yakın gibi görünüyor
    o büyük 'hayal / şiir' dilime,
    ansızın uyansam geceleyin
    eriyor, eriyor, eriyor çok
    uzak sözcükler ağzımda

    küllenmiş bir aşkın şiiri
    yakıp duruyor dudağımı,
    avuçlarım kızılalev kor,
    üfürüyor bir rüzgârla
    biriken tozunu günlerin

    hey zeus'un oğlu, ida'nın
    ıssız kumu, böğürtlen moru!
    bu yüzden dar geliyor olmalı
    sana, sığındığın bozkırda
    hititlerin eski toprağı

    sen de mi "gül/ten'e kandın",
    otlar kuruttun, sular çürüttün,
    ankara'da, konur sokak'ta,
    dil nehrine dalıp çıktın,
    hâlâ aramaktasın o şiiri

    ahmet uysal.
    0 ...
  22. 27.
  23. uzun gidilir öteki ucuna kumsalın,
    martı izlerine basmayınız lütfen

    çocukların arasından geçerken,
    çakıl taşı toplamak iyi gelir ömrünüze

    gece içilen son şaraptan sonra,
    başlar orada sevgililer zamanı

    devrilirse kaçamak öpüşlerle
    aşkınızın kum masası, şaşırmayınız

    unutulmuştur masallarınız, belki de
    paslı izler kalmıştır bellekte

    ıssız gidilir sonsuza, ölüm için
    giyininiz artık, sonsuzluk giysinizi

    ahmet uysal.
    0 ...
  24. 26.
  25. Issız bozkırda usul esen
    yaz yelidir hançer
    Bütün eski kalıtların yanılmaz
    belleğidir hançer

    Ayrı kalınca kınından yitik
    gümüş kabzasıyla
    Zaman içinde çürüyüp gidecek
    eğri demirdir hançer

    Yıkım günlerinde odur öfkeli
    imgesi şairlerin
    Pul pul döker pasını birden
    umutla devinir hançer

    Ay ışığını sever ne de olsa
    gecenin dostudur
    En çok bir kadın koynundaysa
    sevinir hançer

    Islak bir parıltı ya da kan
    izi bırakır ardında
    Yasak sevişmelerin ölümcül
    bedelidir hançer

    Ne zaman kaygan bir kın
    içinde düşünsem onu
    Şiirin ipeksi dokusuyla
    kendine bilenir hançer

    ahmet uysal.
    0 ...
  26. 25.
  27. cemal süreya'nın öldüğü
    yaşı da geçtim

    öldü
    sevdiğim şairlerin çoğu

    yağmura indirgediğim
    söz

    ve bir ince rüzgâr
    kaldı bana onlardan

    ahmet uysal.
    0 ...
  28. 24.
  29. Yurdun neresiydi senin
    Ey rüzgâra bürünen göçebe

    Tükettin işte barındığın
    Kırgın günleri de
    Biriktirdin ve çürüdün
    Eski taş oyuklarında
    Çimlendi gizlediğin tohum

    Islak bir çizgiydin
    Kuşların geceye çizdiği
    Acı sularında çığlıklar
    Kırk yıl eğirdin ipliğini
    Kırkıncı şiirinin

    Önünde duruyor şimdi
    Yangınlar atlası temmuz
    Kül üreten kent günleri
    Geçit vermeyen köprü
    Çıkrıkta bekleyen iplik

    Çıkıp gidecek gibisin
    Kendine çizdiğin eğriden
    Bursa günleri kentine
    Şiiri ilk bulduğun
    Su günlerine yeniden

    Yeniden kuşatıyor seni
    Korku ve kuşku günleri
    içindeki taş tanrı
    Ağır basıyor yeniden
    Uzun süren o yıkımlar yılı

    Yurdun neresiydi senin
    Ey rüzgâra bürünen göçebe

    ahmet uysal.
    0 ...
  30. 23.
  31. Nereye gitsem karşıma çıkıyor ansızın
    O temmuzlar, gözlerine benzeyen bir kızın

    O temmuzlardı karanlığı sevdiren bana
    Parlarken uzaklarda ışığı bir yıldızın

    Otlarla, böceklerle uyuduğum günlerdi
    Simgesiydim sonsuz bozkırlarda yalnızlığın

    Şimdi unuttum bütün adları ve yüzleri
    Yüreğimde yangınları kaldı temmuzların

    Solumak, bir daha solumak o temmuzları
    Güzelliğine vararak çok eski yazların

    ahmet uysal.
    0 ...
  32. 22.
  33. hüzün/ölçer
    rüzgâr: hüzün ölçeridir eylülün,
    ürpertir geceyi öptüğü yerden

    acı/ölçer
    şiir:acı ölçeri kanlı yüzyılın
    yaralı bir temmuz atlasında

    aşk/ölçer
    hançer:ah, onunla ölçülür bütün
    ölümcül, yasak aşkları ülkemin

    güz/ölçer
    şair:güz ölçümüyle yazan şiirini
    uyaklar düşüren uzak rüzgârlara

    ahmet uysal.
    0 ...
  34. 21.
  35. Bir şiir
    Tek bir şiir yazmalıyım
    Uyağı rüzgar olan
    Yağmura bürünmüş soluğu

    Bir gün
    Tek bir gün kalmalı
    Benden kalacaksa geriye
    Bir öpüş tadı dudağımda

    Ve bir öpüş tadında
    Olmalı o şiir de

    ahmet uysal.
    0 ...
  36. 20.
  37. Güz geldi ah, güle ne söylesem
    Sana ne söylesem ömrüm
    Sen ki şiirler düşürürdün
    Uzun uğultularla akan sulara
    Toprağın tuzu, taşın izi olurdum

    Ayışığı toplardın güllerden
    Gecenin ürpertisinden çocukluğumuza
    Kırgın kadınlarımıza yazılarda
    Oradan oraya savurduğumuz
    Sarılan sarılan yalnızlığa

    Şimdi nasıl koysam yerine
    Kırılan dalı, örselenen çiçeği
    Okşasam usulca, öpsem öpsem
    Bulutlarla düşlesem, kuşlarla düşünsem,
    Şiirle sağaltsam sayrı yüreğimi

    Sana ne söylesem ömrüm sana
    Sen ki gümüş pullar düşürürdün
    Bulanık karanlığına hüznümüzün
    Yeniden yeniden kazanırdık umudu
    Unutulurdu yenilgi, susardı ölüm

    Güz geldi ah, güle ne söylesem
    Sana ne söylesem ömrüm
    Toparlan, kanınla katıl haydi
    Kalan ömrünle, kanayan yanınla
    Bir yoğunluğa koy günlerini

    ahmet uysal.
    0 ...
  38. 19.
  39. Sisli şehirler bıraktın bana
    Erken ölümünü kuşların
    Ay ışığı da görünmez oldu
    Çiçeksiz, yarım balkonumda
    Uçuşan eteğini bulamadım

    Kalbimi acıtıyor tenimin yarası
    Her gece amansız bir sorgulama
    Elimde kalan kırık dal ucu
    Yırtıyor dokunduğu yeri
    Kanlı bir hançer yatağımda

    O kırgın yağmur sokağı da
    işte kaybetti ince yağmurunu
    Silindi penceremdeki ıslak gölge
    Yakıcı öpüşlerin sıcaklığı
    Tuzun eski tadı unutuldu

    Sivri bir hançer bıraktın bana

    ahmet uysal.
    0 ...
  40. 18.
  41. Bir düşteydin bunca yıl
    Boynunda şiir ilmeği
    ince olsun istedin hep
    ince olsun şiirin ipliği

    Bir sürgünden bir sürgüne
    Her zaman şiirden beklemeli
    Eski bir çıkrık olsan da
    Gülle dokudun ipeğini

    Şimdi son duraktasın işte
    Cemal'in indiği durak
    inmek istediği Metin'imizin
    Sana bir şiir yazımı uzak

    ahmet uysal.
    0 ...
  42. 17.
  43. yaz geçer günlerin tortusu
    şiirden sorulur

    hesabını versen de uzak iklimlerin
    şiirin sonu hep sorgudur

    şair, kuruyan otlarla özetliyorsun o büyük aşkını
    halbuki her şey senin elinle aşk olur

    yıktın yükünü ıssız ormana, sesinde ırmakların
    akışı duyulur

    işte sen de anladın sonunda bunu
    yaşam ki şiirle sonsuzdur

    ahmet uysal.
    0 ...
  44. 16.
  45. Sisli şehirler bıraktın bana
    Erken ölümünü kuşların
    Ay ışığı da görünmez oldu
    Çiçeksiz, yarım balkonumda
    Uçuşan eteğini bulamadım

    Kalbimi acıtıyor tenimin yarası
    Her gece amansız bir sorgulama
    Elimde kalan kırık dal ucu
    Yırtıyor dokunduğu yeri
    Kanlı bir hançer yatağımda

    O kırgın yağmur sokağı da
    işte kaybetti ince yağmurunu
    Silindi penceremdeki ıslak gölge
    Yakıcı öpüşlerin sıcaklığı
    Tuzun eski tadı unutuldu

    Sivri bir hançer bıraktın bana

    ahmet uysal.
    0 ...
  46. 15.
  47. Sen ki bir sözdüşüydün
    Ulaşan en eski aşklara
    Kırık testimde biriken su
    ilk yazılı taşı söylencemin

    Sendin bulduğum büyü
    Bozkır buğulu bedenimle
    Tuzuna inandığım çöl kumu
    Kuşlar uçurtan susuzluk

    Yollar ayrımı yüreğim
    Zaman dokuyan çıkrıktı
    Dönen ışık hızıyla
    Boşluğa düşen sarmal

    Aşk ki bir sözdüşüdür
    Çıkar en eski yazmalara.

    ahmet uysal.
    0 ...
  48. 14.
  49. leylâk: yağmurlu günlerde
    mora boyar gecenin örtüsünü

    poetika: yağmur sözlüğüyle yazılır
    burada rüzgârların şiiri

    rüzgâr: küçük orospu çiçeklerinin
    kokusunu sürükler gizli bohçasında

    gece: güz ırmağına düşürür
    tülünü, koynuma girmeden önce

    ahmet uysal.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük