şiirlerinde aşkı, dostluğu, kavgayı, hüznü ve umudu harmanlayan, bunu büyüleyici bir çekicilikle yapan şair.
şiirlerinde bütün bu duygular parça parça, mısra mısra akar. bir duygunun içinizde hakim kılınmasının ardından diğerleri sırayla gelip kapınızı çalacaktır. aynı şiir ülkesinde, yani aynı şiirde farklı kentler gibidir şiirleri. kentsoylu bir şiirdir onunkisi, ama kente kırsal hüzünlerini, geçmişini hatırlatan imgeleri güzelce, sırıtmayacak şekilde iliştirir.
en önemli yanıysa sesi ile şiirlerinin tensel uyumudur. kimi şairler** şiirlerini okuma konusunda çok iyi değillerdir.* ama ahmet telli'nin sesi, vurgularındaki derinlik de şiirinin vazgeçilmez parçalarından birisi olabilmiştir.
'hüznün kekre cemresi düşünce şiire
sızlatıyor yüreğini gündönümleri
ve yorgun dönüşler bıkkın serüvenlerden
hiç kaldırmıyor içi artık o hüzünleri
bir hırsız gibi dönüyor kente'
dizelirini barındıran 'sessizliğin yorgun gözü' adlı şiirin sahibi.
her şiirinde heder etmenin bir yolunu bulup, çocuksun sen diyen şairdir.
hak ettiği yerde olmayan şairlerimizdendir, öğretmendir,okunasıdır, üretkenliğini yitirmeyesidir. allah gecinden versin giderse yıkılan kentte kim sular fesleğenleri...
ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin...
1946'da Çankırı'nın Eskipazar ilçesi'nde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi. Anadolu'da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül'den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı.