ahmet telli

entry366 galeri9 video2
    75.
  1. Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü,
    çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların...
    ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru,
    -Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm kendimi,
    seni ve bütün dünyayı..

    zaman kekemeydi .. .
    2 ...
  2. 74.
  3. mephisto kitapevinde 27.03.2010 da saat 16.00 - 18.00 arası imza günü olan şair.

    ilgililere duyrulur.
    http://www.mephisto.com.tr/
    3 ...
  4. 73.
  5. yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    üşürmüydük nar çiçekleri ürperirken...
    ahmet telli
    0 ...
  6. 72.
  7. AYRILIK AYRACI

    Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
    Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
    Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
    Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

    Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
    Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
    Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
    Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
    Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
    Ya da erteletiyorum biletimi son anda

    Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
    Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
    Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
    Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
    Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
    Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

    Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
    Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
    Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
    Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
    Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
    Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
    Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
    Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
    Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
    Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını.

    büyük üstaddır. aynı zamanda soyadaşımdır. gurur duydurur.
    1 ...
  8. 71.
  9. "soluk soluğa" adlı şiiri okunmalı. okunmalı her gece. okunmalı ve ardından kitap kapağı kapatılıp hayallere dalınmalı. insana büyük heyecan veren bir şiir.
    0 ...
  10. 70.
  11. izmir kitap fuarında imza gününe katıldığım katılmakla kalmayıp kitap imzalattığım onunla da yetinmeyip şiirlerini çok beğendiğimi söylediğim buna karşılık mütavazı bir gülüş ve teşekkürle beni benden alan küçülmeyi başarmış büyük şair.
    1 ...
  12. 69.
  13. --- alıntı ---

    Merhaba Ahmet Telli,
    Nasılsın, nicesin; Hepimizin bir duvar önünde durup direndiğimiz günlerdeyiz. Sen atalarının Kafkas' ından rüzgarların keyfine katılıp yollara düşmüşündür çoktan. Yakası açılmadık sokakların, asfalt kokusunda eski yanık kokularını duyup, kurşun seslerine yetişmeye çalışan adımlarınla. Yön duygunu yitirmeden, duvarlara sinen köhnelikten korkmadan. Duvar diplerinde kurşuna dizilmesin yeni delikanlılar genç kızlar diye. Bugün kurşuna dizmek için silah kullanılmasına gerek yok ki. Birbirimizin duvarı olmamız gerek öyleyse. Grevlerde, direnişlerde bir duvarı örmeliyiz birlikte, daha doğrusu bir siperi. Birbirimize yaslanır gibi güvenmeliyiz artık birbirimize, aramızda nice uzaklık olsa da; Hep yaptığın bu, yalnız alanlara çıkarak değil dizelerinle de.. .
    Yeni kitabının adı, içinde haykırışı taşıyan bir fısıltı: Nidâ. Dizelerine suyun çürümesine karşı bir isyan sinmiş.. Hangi kayayı delen kaynağın fısıltılarını almışsın yedeğine bellisiz. (Bir kaynak mı ki kayaları delen? Neden bunca susuz duyuyoruz kendimizi) Kayanın sabrıyla suyun direncinin çarpışmasını bir şair bilmezse kim bilecek?
    Dağını yitirmiş Çerkeslerden, obasını arayan Avustralya yerlilerine ne çok hikaye biriktirmişsin. Yüreğinde bir delişmen tayın ayak sesleri çınlıyor gibi. Aklındaki görüntüler, ezberindeki öyküler yazılamadan kalacak gibi öfkelisin. Sözcüklere sitemin dayanılmaz:
    "Kelimelerse tutukluk yapan bir silah kadar mahcup"
    Ahmet Telli, sen 17 yaşında aramızdan koparılanlara salmışsın şiirini. Bir şarkı ya da marş olmaya bırakılmamış haykırışlara. Erdal Eren, Necdet Adalı; Ve daha kim bilir kimler, hepsi de yaşıtındı; elin ne zaman geçmiş ergenliğine değse, onlar adına yaşamanın da telaşındasın. işte bu yüzden elbet nidanı bu gök kubbenin çürümüş mavisine salman.
    "Yoldaşlık günleriydi; 'kardeşler!' diyordu içimizden biri
    'Dağın geyiği, dilin şiiri tanık olsun, anamızın ak sütü
    Tanık olsun ki haklıyız, kazanacağız!' Barikat günleriydi.
    Yaralı bir kardeşi taşırken omzumda, cesaret diyordum
    Sesimde tereddütsüz geziniyordu en delişmen tay
    Vahşi bir vadiden akıyorduk toynaklarımız kan içinde
    Alev bir nida idik ve arkadaşlık günleriydi."
    Kalbimizin en derininde bir kara sakız yığıntısı, bilirsin biriken irini akıtır. Tıkızlaşıp zonklayan çıbanları. Kendimi tepeden tırnağa çıban saydığım günlerdeyim. Yaşım yaşıtlarım nice acıdan sıyrılırken senin kaynağı belli dağ masallarınla serinledi. Sense unutmanın sesini duyduğunu söylüyorsun. içim sızlıyor. Unutmanın karanlığına bırakmayacağız hiçbir acıyı. Asfalt böyle adsız sokakları dizelere inat kuşattıkça, dizeler arsız sarmaşıklarla boy atacak, biliyorsun.
    Nidâ' nı koru!
    Sevgiyle..

    --- alıntı ---

    *

    (bkz: sennur sezer)
    0 ...
  14. 68.
  15. Hiç kimse bir aşkı
    Onarmaya kalkmasın
    Kaybedilmeye değer
    En güzel anında bitirilmişse eğer.

    demiş şair, bize düşünmesi kaldı.
    3 ...
  16. 67.
  17. ...mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
    güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
    ölümdür biraz hep aynı yatakta
    aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
    kitapları hep aynı raflara sıralamak
    aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
    soluk soluğa yaşamalı insan
    her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
    ve cehenneme dönse de bir ömür
    mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün...
    2 ...
  18. 66.
  19. HER NASıLSA YALNıZSıN

    Her nasılsa yalnızsın
    Bir giz gibi deliyor yüreğini
    cansıkıntılarının burgusu
    ve hep bir şeyler eksik gibi
    bir şeyler bekler gibisin

    Yeni bozgunlar
    yeni yenilgiler peşindesin
    Bir bozkır kuraklığına dönmüş için
    Oysa yalnız bir öpüştür
    gurbeti türkülere dönüştüren

    Çoktandır su vermedin
    çiçeklere ve yüreğinin çeliğine
    Zaman terkisine almış da öpücükleri
    koşuyor sessizliğin ve yalnızlığın
    iyotlu kıyılarına

    Bir yol ayrımı ki yanlışla doğru
    hüzünlerle sevinçler kolkola
    Sen ki ey kalbim
    yanlışları ve hüzünleri taşıdın
    bunca zaman

    Taşıyamaz yüreğinin batık sandalı
    bu yalnızlığı,bu can sıkıntılarını
    Yaşam gelincikler gibi beklerken seni
    gecenin kapısını çalma
    ey kalbim
    3 ...
  20. 65.
  21. acının miladıyla

    Acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
    yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
    her dönemeçte uğultulu uçurumlar
    her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
    Ey masalcı
    otur şu geyik postuna
    ve anlat şimdi bütün bunları

    Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
    hatamızı ve sevabımızı anlat
    görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
    nelere göğüs germişiz görelim bir bir
    bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
    yaşamak
    yeni acılara sürgün etse de bizi

    Hayatımız göründüğü kadar basit değil
    ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
    çoğunu unuttuk belki şimdiden
    belki bitti birtakım bekleyişler
    umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
    ama unutmayalım
    zulüm de biter hayatımızda.
    1 ...
  22. 64.
  23. dudaklarımı kanatırcasına ısrıyorum günlerdir
    bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
    bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem *
    oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
    ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
    sessizce çekip gidiyorum şimdi,sessiz ve kimliksiz

    belki yine gelirim, sesime ses veren olursa birgün
    *
    1 ...
  24. 63.
  25. Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

    Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

    Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
    Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

    Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

    gece boyu ağlatmış şair.

    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor.
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte.
    2 ...
  26. 62.
  27. YALNIZSAN EĞER

    Hayatın devraldığı
    sessiz bir özsudur acı
    birikir yüreğinin kıvrımlarında
    ve ağar gözlerine ağır ağır
    Bulutlar yere inmiştir artık
    ya da gurbettesindir
    Unutma!

    Bir hayalet gibi kapındadır
    yalnızlık denilen şey
    ufkun kararabilir birden
    için çölleşebilir
    'Kaçışın bile bir adımdır
    ya da dönüşündür kendine'
    Unutma!

    Her sayfası kederle kararan
    bir hüzün defterine döner günler
    ve her sabah 'merhaba hüzün'
    "merhaba yalnızlık"
    diyerek başlarsın hayata
    Ama hayat bağışlamayacaktır seni
    Unutma!

    Üstelik günlüğü yoktur hüznün
    hiçbir zaman da tutulmayacaktır
    Serüvenlerin yorgun yeniği
    elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
    ya da hasta bir tanıdıktır ancak
    hepsi o kadar
    Unutma!

    ahmet telli.
    2 ...
  28. 61.
  29. bekle beni küçüğüm
    umudu karartmadan,
    sevinci yitirmeden bekle.
    döneceğim bir gün elbet,
    bekle beni.

    bahar geldiğinde
    kırlara çıkacaksın.
    dizboyu otlar üstünde,
    koş koşabildiğince
    ve sakın yitirme neşeyi...
    1 ...
  30. 60.
  31. sözcükleri canınızı acıtan şairdir.

    ''karşılığı yok hiçbir acının'' * der.
    0 ...
  32. 59.
  33. Grup yorum

    Huznun isyan olur
    sıyrılıp gelen
    soluk soluğa

    calismalarinda onun siirlerini kullanmistir.
    0 ...
  34. 58.
  35. hakkında iki kelime yazmadan gidersem içimde kalır dediğim iki insandan birisir kendisi. diğeri için (bkz: muzaffer oruçoğlu). hüzünlendirirdi bizi ama bu hüzün kuru bir hüzün olmadı hiç bir mevsim. sıyrılıp gelen seherin, doğayı ve hayatı sarsacağını öğretti bize. umutla onu beklememizi ve soluk soluğa yaşayıp hatıralarımızı yazmamayı öğütledi. en çıkılmaz anda belki yine gelirim demeyi. giden sevgiliye gidersen yıkılır bu kent dedirtti bu zatı muhteren, güzel insan.

    VURUŞKAN BiR ŞAHANDIR UMUT

    Tuzağa düşmüş bir ceylanın
    bakışındaki hüzün değildir umut
    Kınalı keklik gibi ürkek
    bir kuş da değildir
    Ne yalvar yakar olmuştur
    zulmün pençesinde
    ne de düşürmüştür
    kırların ve türkülerin
    onurunu yere
    Baharda bir tomurcuk
    gibi patlayan öfkedir umut
    barajını yıkan bir ırmaktır
    açılır serpilir
    ve büyür kıyısında sevda
    Emzirir aşkı
    emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan
    ferhat'ın direncini
    bin yılların sabır taşını çatlatırlar
    açar bin yılların kapısını

    Düşman dönük
    bir mavzer gibidir umut
    yaratır tetik ve parmak
    en gürbüz çocuğunu tarihin
    1 ...
  36. 57.
  37. gönül telimizi titreten şairdir.engürü kapanmadan önce yan masada sık sık, pişpirik, batak, ellibir, king oynarken rastlamak mümkündü kendisine.
    0 ...
  38. 56.
  39. aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da ...
    Uzun bir hastalık gibi...
    Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi....
    Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti.
    Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da.....
    Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
    Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır ihmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemelıyım .. saclarımı kestırmelıyım belkı de..

    Eger becerebılırsem , benden gıttıgın gun senı unutacagım.
    0 ...
  40. 55.
  41. işte bu şiirin şairidir.

    Hiç özlemedim seni
    Özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni

    Sıcaklığını bulmalıyım
    dokunuşlarını, kenetlenişi
    Terimizle sulanmalı yeryüzü
    güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

    Apansız fırtınalar çıkmalı
    sarsılmalıyım

    Özlemek
    yanında olmak isteğidir
    gülüşünü görmek biraz da
    Hiç özlemedim seni

    Saçlarına gül takmam
    bir ırmak gibi akıtırım ovaya
    soluğunla yanar
    dudaklarımın bozkırı

    Akkor halindeki ufuk
    bakır bir tel gibi eriyip gider
    kraterler ortasında kalırım

    Toprak yarılır birden
    su kirlenir

    Ürpertir bu coğrafya
    bu serüven
    ikimizi bir anda
    yaşadığımı duyarım

    Hiç özlemedim seni
    Özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni
    1 ...
  42. 54.
  43. soluk soluga gidersen yıkılır bu kent ve özletiyor bu yağmurlar seni adlı şiirleri çok güzeldir.
    1 ...
  44. 53.
  45. "sen hiç susma, bağır böyle beni! yazmaktan usanma, çünkü ben seni dinlemekten hiç bıkmayacağım" şairidir...
    1 ...
  46. 52.
  47. yazılsa destan olacak bir aşkın serüveni
    şiirimde bir dipnot olacak şimdilik...
    2 ...
  48. 51.
  49. DELi KUş

    Deli kuş bilir misin nedir
    türküler kadar sevdalanmak
    duyabilmek yüreğinde
    bir depremin uğultusunu

    Suya düşen bir karanfilse yüreğin
    bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
    vursun seni o taştan bu taşa
    o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin

    Kavgadan uzak kalmışsan
    sevdadan da uzaksın demektir
    devinmez yüreğinin mağması
    çatlamaz sabrın kara taşı unutma
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük