ahmet telli

entry366 galeri9 video2
    185.
  1. Göz değil bunlar kesinlikle değil
    irin gibi bir nefret akıyor sadece
    Dudaklar yok burun yok alın yok
    yüzü yok bu mumyalanmış yüzün

    Ölümün rengi gri midir ya da korkunun
    Gri midir insan hayvana benzetilirken
    Uzun ve pis bir sakal sarkıyor
    göğsüme iliştirilen rakamlara

    işte 81 yılından fotğraf
    albümlere hiç girmeyecek.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  2. 186.
  3. "Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında"

    dizlerinden geriye söylenecek pekte bir şey bırakmayan şair.

    türkçenin yaşayan en büyük şairidir, bana göre...
    0 ...
  4. 187.
  5. Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince
    Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün
    Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine
    Ve usulca ağmaktadır gözlerinin peteğine ağulu bir hüzün...
    2 ...
  6. 188.
  7. 189.
  8. uğruna kayıplar, umutlar ve yaşamlar geride bırakılan devrim isimli o kaçınılmaz düşü en gizemli anlatandır.

    "..sıyrılıp gelmektedir seher belli ki yakındır
    belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat.."
    0 ...
  9. 190.
  10. BURDAYIM SÖZÜMDE

    ...Düşüyorum
    Karıncanın peşine minik depremler oluyor
    Yabanıl ot kokuları,sonra düşler,düşüyorum...
    Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli
    Sular buharlaşıyor buluşalım dediğin denizde

    Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon
    Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de
    Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler
    Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
    Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
    Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum

    Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik
    inat ve öfke,kaybediş ve kayboluş oluyoruz
    Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın
    Ayışığı,telgraf direkleri ve fesleğenler
    Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi

    Unutulan bir şey kaldı mı diye soruyor tiran
    Kampana çalarken çöldeyiz o geniş çevrende
    Mısır'ı soyun diyordu Musa belleksizdir firavun
    Babil ve burası iki istasyon iki uzak nokta
    Belki bir imgede düzlem olabilen iki grilik

    Düşler ve tarih inilecek son istasyon
    Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi
    Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense
    Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki
    O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok

    ahmet telli .
    0 ...
  11. 191.
  12. Hiç özlemedim seni
    Özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni

    Sıcaklığını bulmalıyım
    dokunuşlarını, kenetlenişi
    Terimizle sulanmalı yeryüzü
    güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

    Apansız fırtınalar çıkmalı
    sarsılmalıyım...
    2 ...
  13. 192.
  14. özletiyor seni bu yağmurlar demiştir...
    0 ...
  15. 193.
  16. "Selamsız saygısız yürüyelim sokakları belki bizimle ışıklanır varoşlar geriye mapushaneler kalır, adını bilmediğimiz dostlar kalır, yalnız yüreğimize alırız ısıtırız, gardiyan olmayız kendi ömrümüze her akşam. Gidersen kar yağar avuçlarıma bir ceylan sessizliği olur burada aşklar..." -Ahmet TELLi-
    0 ...
  17. 194.
  18. Biten bir aşk için
    Söylenecek söz şu olmalı:
    -Güzeldi yine de...
    2 ...
  19. 195.
  20. peter gabriel'in şarkısı the feeling begins
    eşliğinde , su çürüdü şiiri ile beni bitirmış şair.

    1 ...
  21. 196.
  22. ''Büyük aşklar yolculuklarla başlar
    Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

    Onlar ki dünyanın son umudu
    Soyları tükenmeyen birer çılgındılar

    Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde
    Ne de aşktan başka bir sığınakları

    Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
    Ölümle alay ederler sanki

    Nerde beklenirlerse ordaydılar
    Bir kez bile gecikmediler ömür boyu''

    ahmet telli
    1 ...
  23. 197.
  24. ''şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara. ''

    (bkz: ahmet telli)
    2 ...
  25. 197.
  26. Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
    Ama atıldı yine de serüvenlere
    Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
    Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.

    Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı
    - ki onlar daima birer yalnızdılar

    Nerde doğmuştu ve ne zaman kopup
    Gitmişti o kentten anımsamıyor artık
    Hangi sokaktaydı ilk sevgili ve hala
    Sürüp gider mi ilk öpüşmenin esrikliği
    Gizlice buluşmaya gelen ve ölürcesine
    Korkular geçiren o kız nerededir şimdi
    Sensiz olursam yaşayamam diyen
    O liseli kız hangi kentte kaldı
    Ve o sarışın
    O afeti devran bekler mi hala
    Atlas yataklara sererek yaşamanın anlamını

    Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
    Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
    Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
    Aşkların, ayrılıkların ve acıların

    istese de kalamazdı vakti gelince
    Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
    Yürek burkulması ve hüzün ve keder
    Aralıksız doldururdu acıların bohçasını
    Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
    içinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
    Ay bile soğuktur o zaman
    Bir buz parçasıdır
    Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
    Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

    Biraz da serüvendi yaşamak
    Belki yatkındı büyük yolculuklara
    Ki serüvenler daima büyük aşklar
    Ve büyük yolculuklarla başlar

    Anıları aşkları ve bir kenti
    Bırakıp gidebilirdi apansız
    Apansız başlardı yolculuklar
    Hangi saatinde olursa günün
    Ve hep kar yağardı nedense
    Durmadan kar yağardı yol boyunca
    Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün
    Kent görünmez olunca arkada
    Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından
    Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun

    Ne zaman yollara düşse biterdi acılar
    Gül yüzlü sular fışkırırdı toprağın karnından
    Kavaklarsa oynak bir çingene kızı
    Her kıpırdanışında açılıverir uzun ince bacakları

    Mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
    Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
    Ölümdür biraz hep aynı yatakta
    Aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
    Kitapları hep aynı raflara sıralamak
    Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
    Soluk soluğa yaşamalı insan
    Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
    Ve cehenneme dönse de bir ömür
    Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün

    Ey o büyük yolculukların ürperten heyecanı
    Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre
    Ölüme ve aşka durmadan kement atan
    Serüvenlerle geçsin yaşamak

    Buz tutmuş bir dünya ortasında
    Yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
    Önünde dağlar, uçurumlar
    Sarsılan gök, yarılan toprak
    Çelik uğultularla burgaçlanırken
    Yaşamak işte öylesine kucaklardı onu
    Ve her nasılsa keklik sekişli
    Bir aşkın sevinci dolardı yüreğine
    Çıkarıp atardı o zaman deli bir ırmağa
    Ne kalmışsa bir önceki serüvenden

    Soluk soluğa yaşadı kentleri, aşkları
    Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde
    Pervasız bir acemi, bir çılgın
    Soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

    O yalnız kaybetmesini öğrendi ömründe
    Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey
    Ne bir serseriydi ne de yılgın bir savaşçı
    Ama kendi kafasıyla düşünen ve hakkında
    Ölüm fermanları çıkartılan biriydi belki
    Sevince deli gibi severdi
    Pervasız severdi sevince
    Dövüşmek ancak ona yakışırdı
    Ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar
    Yoktu bağlandığı herhangi bir şey
    Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından

    Ne bilir ömrün değerini bir çılgın
    Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir
    Ve başarısız eylemler çağında o
    Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten

    Yerleşik yargıları olmadı hiç
    Kurmadı güzel gelecek düşleri
    Nerede bir yangın, nerede tehlike
    O mutlaka oradaydı birdenbire
    Dinsizdi, özgür sayılırdı belki
    Ama bağlanmazdı özgürlüğe de
    Hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı
    Beklemedi anılar sarnıcının dolmasını
    Şikayetsiz yaşadı yaşadığı her günü
    Yoktu yüreğinde pişmanlıkların izi

    Ayrıntıların izi kalmamış artık
    Üst üste yaşanmakta ayrılıklar
    Ve bir bulut gibi sıyrılıp gidilmiştir
    Dağların, denizlerin üzerinden

    Geride kalan ne varsa soluktur şimdi
    Titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir
    O eski konaklar gibidir anılar
    Gül bahçeleri, sessiz koru ve orman
    Belki sağanak boşanır apansız
    Yüzyıllık bir yağmur başlar
    Ve sinsi bir hastalığa dönmeden alışkanlıklar
    Yok olup gider her şey, belki kül olur

    Hırçın bir okyanustur yürek
    Dar gelir ufuk ve mutluluklar çevreni
    Anılarsa birer çıban izidir
    Yaşanmaz onların ölgün gölgesinde

    Durgun bir su gibi aktı mı yaşamak
    Ve zaman uysal bir kısrak gibi dinginleşti mi
    Anısız kalınmıyor artık ne yapılsa
    Kuşatıyor yolları, aşkı ve ömrü
    Bekleyişleri kemiren çakal sesleri
    Oysa bütün köprüler yakılmalı ayrılık vakti
    Ve herhangi bir şeyle eşit olmaksızın
    Yollara düşülmeli habersiz ve sessiz
    Çürük bir diş gibi kanırtıp kentleri
    Dünyanın ağzını kanlar içinde bırakmalı

    Bir ömrün olgunlaştıramayacağı
    acemilikler toplamı ve bir çılgın
    boyun eğmedi kendine bile
    seçme zorunda kalmadı yaşamayı

    nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana
    bağlanmadı kendine de ömür boyu
    dağlara tırmana atlar gibi
    soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı
    bir şahin gibi bulutlara kurdu
    dumanlı sevdaların yörük çadırını
    sıradan bir gezgin değildi hiç
    dövüşür gibi yaşadı yolculukları
    belki korkusuz sayılmazdı büsbütün
    korkardı korkulara düşmekten zaman zaman

    ve bütün gemileri yakıp
    yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla
    mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri
    umutlardansa nefret etti daima

    hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
    ama atıldı yine de serüvenlere

    pervasız bir acemi
    soyu tükenen bir bilgeydi belki de

    Ama bir şey vardı yine de
    Başarısız ihtilallerden kendine kalan .
    4 ...
  27. 198.
  28. sırf şiirlerini ezbere biliyor diye aşık olabilirsininz birilerine.
    3 ...
  29. 199.
  30. ...
    Üşüten bir acıydı belki her ayrılık
    Her yolculuk yangınların başladığı yereydi
    Ama vakti olmadı hesabını tutmaya
    Aşkların, ayrılıkların ve acıların

    istese de kalamazdı vakti gelince
    Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
    Yürek burkulması ve hüzün ve keder
    Aralıksız doldururdu acıların bohçasını
    Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
    içinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
    Ay bile soğuktur o zaman
    Bir buz parçasıdır
    Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
    Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

    Biraz da serüvendi yaşamak
    Belki yatkındı büyük yolculuklara
    Ki serüvenler daima büyük aşklar
    Ve büyük yolculuklarla başlar
    2 ...
  31. 200.
  32. Dünyanın cesur ulusları yoktu, cesur insanları vardı.
    Onlar, aşkın ve hayatın havarileri, büyük serüvencilerdi.
    Onlar, bu ihtiyar cadının maskesini parçalamak ve
    yeryüzü denilen cenneti bize sunmak istediler. Bütün
    ömürleri bu kavgayla geçti. Ne adları vardı onların, ne
    ulusları, ne dinleri ne de anıtları.

    Ama biz onlar için ölüm fermanları hazırlayıp görkemli
    mangalar kurduk. Savaşlar açtık peşpeşe. Kentleri ele
    geçirip vahşi bir hayvan gibi avladık. Nerde
    görülürse kurşuna dizdik ve süslü kemerler yaptık
    onların kafa derilerinden. Biz cellattık ve tarih suratımıza
    tükürürken, bir kez bile bağışlanmayı istemedi onlar..

    Derler ki, son büyük serüvenci yaralıdır hâlâ...
    .
    3 ...
  33. 201.
  34. beğendiğim birçok şiirin altında adını görmemle önce şaşırdığım sonra da ya ne olacaktı dediğim şair.
    1 ...
  35. 202.
  36. biz cellattık
    ve
    tarih suratımıza tükürmeye devam ediyor
    (bkz: soluk soluğa)
    2 ...
  37. 203.
  38. "kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir".

    ahmet telli
    2 ...
  39. 204.
  40. ahrazlaşırsın, gölgelenir nesneler
    her telaş ıssızlık taşır biraz
    kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
    sokağa, ki sokak puslu, alıngan
    kalbinden daha tenhadır dünya

    tenhadır sığındığın bütün kıyılar

    odan dağınıktır, tütün kokuyordur
    okusan da dilsizdir kitaplar
    bir fotoğraf düşer ansızın
    cam kesiği gülüşlerdir kanayan
    pencerende solgun bir ayışığı
    mahçup bir duruşla bakarsın
    susarsın. sükût iyi gelir belki.
    1 ...
  41. 205.
  42. Ama acılara alışılmaz
    birşeyler var değişecek
    birşeyler var
    değiştirmemiz gereken
    "önce acılardan başlanacak"

    (bkz: bekle beni)
    1 ...
  43. 206.
  44. aykırı anlamlar arayıp durma güz bitip sular köpürür de kapanmaz gülüşünün açtığı yara uçurum olur zaman her gece..her gece yeni bir savaş baslar acı ses olur, ses deli yağmur ..sığındığım her yer adınla anılır ben girerim sokağı devriyeler basar bir de gülüşün eklenir kimliğime...a.telli
    0 ...
  45. 207.
  46. "su ve ateş, bir de gülünç yalnızlığım var sana getirebildiğim, kokularını yitirmişti çünkü güller. suyu dinle, ateşi yak, özledim demek bu."
    0 ...
  47. 208.
  48. Birisi kitap okuyor otobüste
    ilk durakta vuracaklar onu
    ikinci durakta bir daha vuracaklar.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük