ahmet telli

entry366 galeri9 video2
    160.
  1. Gün biterken çingeneler
    inecek ovaya çengilerle
    Ateş yakılacak ve birer
    yalım düşecek kızların yüzüne

    Dinle ve sorular sor kendine
    Doğayı, insanı ve geceyi
    neydi güzelleştiren böyle
    Yolculukları güzelleştiren neydi

    Tan atımına gelince vakit
    istersen bir kolunu dağların omuzuna at
    Unutma geceyi bütün bir ömür

    Buruşturulup atılıvermiş
    uzak ve ansız bir bakış
    uzak bir buluttur şimdi keder.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  2. 161.
  3. ...Düşüyorum
    Karıncanın peşine minik depremler oluyor
    Yabanıl ot kokuları,sonra düşler,düşüyorum...
    Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli
    Sular buharlaşıyor buluşalım dediğin denizde

    Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon
    Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de
    Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler
    Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
    Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
    Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum

    Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik
    inat ve öfke,kaybediş ve kayboluş oluyoruz
    Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın
    Ayışığı,telgraf direkleri ve fesleğenler
    Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi

    Unutulan bir şey kaldı mı diye soruyor tiran
    Kampana çalarken çöldeyiz o geniş çevrende
    Mısır'ı soyun diyordu Musa belleksizdir firavun
    Babil ve burası iki istasyon iki uzak nokta
    Belki bir imgede düzlem olabilen iki grilik

    Düşler ve tarih inilecek son istasyon
    Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi
    Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense
    Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki
    O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  4. 162.
  5. O yorgunluğun kitaplarındaki
    umutsuz sevgiler miydi düşleri eskiten
    bir kez miydi tam yüreğimize saplanışı
    o kemirgen kuşkuların
    o yabanıl uğultuların

    Ömürboyu yalnızlık yargılısının
    buluvermek birden kerem sevdasını
    canımızın çekirdeğinde
    üstelik
    bunca ayrılıktan sonra

    Soyunup bütün kitaplardan
    hüzünden ayrılıklardan
    aşmak istesek de masal dağlarını
    tutabilir miyiz yelesini
    o tanrısal atların

    Dinlenirken sevginin billur ırmağında
    güneş kararıyor apansız
    çatlıyor yüreğimizde yalnızlık tohumu
    ve gurbet
    batırıyor dişlerini etimize.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  6. 163.
  7. Bu kent öldürüldü diyorlar
    Kurşuna dizildi bir gece yarısı
    Hayaletler geziniyormuş şimdi
    Sokak aralarında ve caddelerde
    Baykuş tüneği olmuş alanlar
    Ve yarasalar uçuşuyormuş...
    Silah ve esrar kaçakçıları
    Altın çağını yaşarlarken
    Artıyormuş bir yandan da
    Kumarhaneler,meyhaneler
    Borsa oyunları hileli iflaslar
    Birbirini kovalayıp dururken
    Nasıl çıkmışsa pek bilinmiyor
    Yaygınmış şimdilerde rus ruleti
    intiharların sayısı bilinmiyor
    Çoğalıp duruyormuş fahişeler
    Ve artık bunların hiç biri
    Olay bile sayılmıyormuş şimdi
    Bu kent öldürüldü diyorlar
    Bahar gelmez artık buraya
    Bir kent nasıl öldürülür göz göre göre
    Ben inanmıyorum kim ne derse desin
    Sodon ve Gomore efsanelerde kaldı
    Yaşanan bir başka tarih şimdi
    Şöyle bir dokunsak toprağa yalın ayak
    Duyacağiz belki tarihin akışını
    Baharda gecikebilir unutmayalım
    Böyle okuduk tarihin kitaplarından
    Hele vakit gelsin,sevda dal versin
    Uzanacağiz bir sabah çiçekli bir ağaca
    Unutmayalım aşkın sımsıcaklığını
    Suskun bekleyişlerini varoşların
    Kitapları,fabrikaları unutmayalım
    Unutmayalım dağların öyküsünü
    Zincirlerini kırmasını bilir bir kent
    Aovrayı unutmayalım
    Kışlık saray ne kadar dayanabilir
    Hayatı kollamasını bilenlere
    Ölüm suretini gezdiren serseriler
    Sızıp kalacaklar birazdan
    Ve bir tül gibi yırtılırken çevren
    Bu kent yeniden yaşanacaktır
    Bir kent nasıl öldürülür göz göre göre
    Ben inanmıyorum kim ne derse desin.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  8. 164.
  9. Garip bir cesaretle konuyor kalemimin ucuna
    Ve gittikce böcekleşiyor, kemiriyor şiirimi de
    Sözcüğün birine biraz böceköldürücü ekliyorum
    Çılgına dönüyor sokakta böcek gibi böcek

    AHMET TELLi.
    0 ...
  10. 165.
  11. Hiçbir şey daha kötü olamaz
    Kötü biten bir aşk sonrasından
    Ahrazlaşırsın, gölgelenir nesneler
    Her telaş ıssızlık taşır biraz
    Kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
    Sokağa, ki sokak puslu, alıngan
    Kalbinden daha tenhadır dünya

    Tenhadır sığındığın bütün kıyılar

    Odan dağınıktır, tütün kokuyordur
    Okusan da dilsizdir kitaplar
    Bir fotoğraf düşer ansızın
    Cam kesiği gülüşlerdir kanayan
    Pencerende solgun bir ayışığı
    Mahçup bir duruşla bakarsın
    Susarsın. Sükût iyi gelir belki.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  12. 166.
  13. Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
    Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
    bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
    ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
    yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
    hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

    Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
    ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

    Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
    bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
    onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
    kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
    "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
    tükürsek cinayet sayılıyor artık
    ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

    Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
    tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
    ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
    alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
    kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
    ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
    Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
    okuduğum bütün kitaplar paramparça
    çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
    bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
    bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
    sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
    bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

    Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
    ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
    kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
    Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
    biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
    ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
    ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    içimde zaptedilmez bir kırma isteği
    dizginlerini koparan bir at sanki bu
    soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
    ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
    bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
    bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
    ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

    Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
    birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
    şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
    geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
    Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
    sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
    ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
    bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
    oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
    ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
    sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
    Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.

    ahmet telli.
    0 ...
  14. 167.
  15. Biri var, nasıl konuşursa, herkesin
    öyle düşünmesini ister
    Sfenks demiştim daha önce
    yanıldım
    bir soytarıydı
    her nasılsa tarihe sızan

    Beklesem
    unuturdum uçurumların dilini
    ve ömrümün bütün karşılığı
    ödünç alınan bir umut olurdu
    ki şimdi onu da yitirmiş
    kurtuluş parkında bekleyen biri
    ......................................

    Biri var, kurtuluş parkında ordadır akşamları
    birini bekler gibi durur, üşümüş gibi biraz da
    Acemidir, ikide bir kaçırır bakışlarını
    ve korkuyla harelenen gözleri
    haylaz çocukların kırdığı sokak lambasıdır
    Tedirgin, solgun, ikircikli sesiyle ses verir
    -Yerin varsa iyi olur, bir de çok hırpalamazsan

    Suyu kurumuştur kuyunun çıkrık boşuna dönüp durur
    unutmuş sevinebilmeyi, gülümsemeyi unutmuş
    biliyor seçtiği adın kendine hiç yakışmadığını
    sımsıcak sarılmayı unutmuş, bilmiyor öpmeyi
    Kenti bir uçtan bir uca yürüyebilmek
    sevdiğinin kolunda bulutlara bakarak
    -Boşver bunları diyor, karşılığı yok yaşamda

    Biri var, kurtuluş parkının oradadır akşamları
    bir söz bulunsa eskimemiş, sessiz bir söz
    sabaha kadar konuşulsa yine de hiç bitmese
    yalnızlığını unuturdu belki, üşümeyi unuturdu
    bir yıldız gibi gülerdi şafak sökerken
    söylediği türkünün kıvrımlarında bir yangın
    tutuştururdu bütün kenti, kül ederdi

    Beklesem
    bütün öyküsünü alırdım
    eskimemiş bir sözün gülümseyişiyle

    Biri var
    bütün gün lunaparktadır ve kenti
    götürüp koyar aynaların karşısına

    Beklesem
    bütün soytarıları görürdüm
    her nasılsa tarihe sızan

    AHMET TELLi.
    0 ...
  16. 168.
  17. -Karlar tozarken bekle
    Ortalık ağarırken bekle
    Kimseler beklemezken bekle beni
    K.Simonov

    I
    Bekle beni küçüğüm
    umudu karartmadan
    sevinci yitirmeden bekle
    döneceğim bir gün elbet
    bekle beni

    Bahar geldiğinde
    kırlara çıkacaksın
    dizboyu otlar üstünde
    koş koşabildiğince
    ve sakın yitirme neşeyi

    Kırların sessizliğinde
    yüreğinin sesini dinle
    ve orada benim için
    küçücük bir yer ayır
    ve bekle beni küçüğüm

    Doğa pervasızdır biraz
    bakarsın en olmaz yerde
    masmavi bir su fışkırır
    ve suyun ışıldayan göğsünde
    sevincin nilüferleri

    Bahar şaşırtmasın seni
    sırtüstü uzan bir gölgeye
    suların, kuşların sesini dinle
    ve bekle beni orada
    döneceğim küçüğüm

    II
    Mapusane türküleri
    hüzünlüdür biraz
    belki her dinleyişinde
    yüreğin burkulmakta
    için sızlamaktadır

    Ama acılara alışılmaz
    birşeyler var değişecek
    birşeyler var
    değiştirmemiz gereken
    önce acılardan başlanacak

    Beş on yıl dediğin
    pek kolay geçmeyebilir
    üstelik bu savaş
    bu kahredici kıyım
    bitmeyebilir daha uzun süre

    Ama sen sahip çıkarak
    yaşama ve sevince
    bekle beni küçüğüm
    acılar bitecek bir gün
    sevgiler çiçek açacak

    Mapusane türküleri
    hüzünlüyse de biraz
    yüreğin burkulmasın
    için sızlamasın sakın
    ve bekle beni küçüğüm

    III
    Kış kıyamet bir gün
    bakarsın çıkıp gelmişim
    varsın azgınlaşsın tipi
    ve uğuldayadursun
    dışardaki rüzgâr

    Sakın şaşırma küçüğüm
    üşümüş bir serçe gibi
    titremesin ellerin
    apansız çıkıp geleceğim
    kış kıyamet de olsa bir gün

    Uğuldayan bu rüzgâr
    bu delice yağan kar
    ürkütmesin seni
    direnmektir artık
    bekleyişin öbür adı

    Sen türküler söyle
    ve gülümse küçüğüm
    çünkü sesinin
    ırmağıyla yeşerecek
    hasretin bozkırları

    Bekle beni küçüğüm
    umudu karartmadan
    sevinci yitirmeden bekle
    döneceğim bir gün elbet
    bekle beni küçüğüm

    AHMET TELLi.
    0 ...
  18. 169.
  19. Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
    Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
    Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
    Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

    Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
    Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
    Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
    Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
    Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
    Ya da erteletiyorum biletimi son anda

    Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
    Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
    Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
    Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
    Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
    Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

    Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
    Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
    Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
    Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
    Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
    Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
    Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
    Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
    Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
    Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını .

    AHMET TELLi.
    0 ...
  20. 170.
  21. Bütün bir gün sırtüstü
    uzanıp dere kıyısında
    dinledik suyun akışıyla
    kavakların hışırtısını

    Mor incirler kopardık
    kuşluk vakti dallardan
    soğuttuk soğuk sularda
    ürküterek kurbağaları

    Öğleye doğru köylüler
    bir sepet kehribar üzüm
    ve domates getirdiler
    bir topak da peynir

    Onlar işlerine döndüler
    biz yalnız kaldık yine
    umursamaz tarlakuşları
    uçuşup durdu üstümüzde

    ikindiye doğru derede
    taş sektirdik, yüzümüzü yıkadık
    bir taş atımı ötede
    sıçrayıp kaçtı bir dağ tavşanı

    Akşamın bir vaktinde
    köylüler sepetleriyle
    ve türküleriyle gelip
    kondular dere kıyısına

    Meşe dalları toplanıp
    ateş yakıldı orta yere
    çevirdik erafını hepimiz
    konuştuk şundan bundan

    Sonra kıvrılıp yattılar
    uyuyakaldılar hemencecik
    Ortada küllenen ateş
    gökte yürüyen ay kaldı

    Uyuyamadık biz bir zaman
    Çobanların çok ötelerden
    gelen türkülerini dinledik
    bir de kendi nefeslerimizi

    Sabah erkenden gittiler
    biz kaldık yine orada
    ve yine sırtüstü uzanıp
    dinledik kendimizi bir süre

    Ne köylüler yüz verdi bize
    ne de bütün bir gün
    dere kıyısında
    düdüğünü öttüren çocuk.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  22. 171.
  23. Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
    koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
    toynakların kızgın kıvılcımlarını

    Kişneyen bir tayın sevincini anlat
    öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
    Masallardaki şehzadeleri anlat bize

    Avradın ve silahın kardeşisin ya
    feodalın töresini anlat biraz da
    ve terkinde kaçırdığın kızları

    Dağları anlat bize, eşkiya gecelerini
    ölümleri ölümsüzlükleri anlat bize
    sonra tahta'dan tunca dönüşünü

    Sen ki hepsini görüp yaşayansın

    AHMET TELLi.
    0 ...
  24. 172.
  25. Aşklar mı diyordun,
    anladım
    Senin incindiğin,
    benimse
    Yollara düştüğümdür yeniden

    AHMET TELLi.
    0 ...
  26. 173.
  27. Aşk donuklaşmış,
    Pencereler yağmura hapsolmuş,
    Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin
    Yağmuru bölüyor,
    Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu,
    Sarhoşluk bu olsa gerek,
    Ya da okyanusun dibi gibi birşey,
    Tek fark aşk donuklaşmış...

    AHMET TELLi.
    0 ...
  28. 174.
  29. aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
    Uzun bir hastalık gibi
    Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
    Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
    Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
    Bitti.

    Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da

    Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
    Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
    ihmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
    Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
    Belki bir yağmur yağar akşama doğru
    Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım

    Aşk da bitti diyordu ya bir şair
    Aşk bitti işte tam da öyle.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  30. 175.
  31. Kimdi cesaretimi kıran,üstelik
    Yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
    Sesimi cılız,rüzgarımı yelkensiz
    Bulan kimdi, ki şimdi geniş zaman
    Kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma
    Ama kimdi adını bir kadına ödünç verip
    Doruklara çekilen büyülü doruklara
    Biz Asmin dedik ona,sevgilim,kadınım,
    Anamdı belki, ama o çoktandır
    Üç bin metrenin altına inmiyor artık

    içimde bir fil sezgisi,kopup gitmeliyim
    Dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
    Asminli düşler kurmalıyım ya da birisi
    Karşılık bulmalı canımı yakan sorulara
    Kim demiyorum kim olursa olsun

    Boynu kırılan bir oyuncaksam hırçın
    Bir çocuğun elinde, ki celladım
    Gözlerimi de oymuştu fırlatıp atarken
    Yine de özlüyorum onu, niyetçi
    Tavşanlara dönerken beklediklerim

    Aynı soruyu sormaktan, minör
    Ağrılardan yoruldum,gitmeliyim buralardan
    içimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
    Yoruldum yoruldum yoruldum
    Gereklilik kipinde yaşamaktan.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  32. 176.
  33. Bulutları düşünüyorum kuşları ve aşkı
    Tarihleri var da onların hatta anıları
    Vatanları olmadı hiç bir zaman ki onlar
    Ayışığına karıştılar yeryüzünden göçerek

    Ve bırakarak metal bir uygarlığı geride

    Anladım ayaklarımın altındaki dünya değil
    Çocuk sevinçleri ipinden koparılmış uçurtmalar
    Bulutu ve suyu izliyor soluk bir sonsuzluk
    Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum

    Üşüdüğümü unutuyorum yalnızlığımı da
    Yasaksa artık bu ülkeden çıkmamız
    Vatansız olduğumuzu bilelim diyedir
    Mayınlayarak ömrümüzün kalan kısmını

    Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  34. 177.
  35. I

    Kumrular sokağı hüzzamdı bir zaman
    Kale'ye rast vaktinde çıkılırdı
    Gariptir, Sezenlerdeki hanende
    Çekip gitti Sarguttan bir ay önce

    II

    Posta caddesi, Taşhan, Karpiç ve diğerleri
    Ama artık meyhaneler kalmadı Ankara'da
    Belki bundandı Cemal Süreya'nın Kızılay'da
    Huzursuz bir zürafa gibi dolaşması.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  36. 178.
  37. Anısı biz olalım bu sokakların
    öpüşmediğimiz tek saçak altı
    hiçbir otobüs durağı kalmasın
    Biz yürüyelim kent güzelleşsin
    gürültüsüz sözcükler bulalım
    yeni sevinçlere benzeyen

    Biz gelince bir yağmur başlar
    yüzün çizilir buğulanan camlara
    bir uzun karatma biter
    akasyalar köpürür birdenbire
    ve her avluda adınla anılan
    çiçekler sulanır akşamüstleri

    Bir arkadaş evinde uğrarız yolüstü
    bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
    başını sessizce omzuma koyarsın
    gülüreyhan olur soluğun
    Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
    her balkonda bir menekşe sesi

    Belki yeniden güzelleştiririz
    adları değiştirilen parkları
    perdeleri hiç açılmayan evlerde
    ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
    tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
    kendi sesini kemiren alanlar

    Anısı biz olalım bu sokakların
    ve hiç durmadan yağmur yağsın
    Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
    sarmaşıklar fısıldaşsın yine
    Gidersek birlikte gideriz
    yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  38. 179.
  39. (Öner' in anası için)

    Kayıp duruyor bakışları
    duvardaki resme ve kapıya
    oğul mu beklediği, sevgili mi

    Belli ki yaşıyorlar hala
    uzun uzun yaşıyorlar belli ki
    bırakıp gittikleri anılarıyla
    Çıkıp gelirler bir gün belki
    Üşümüştür çünkü toprağın
    soğuk yalnızlığında birisi

    Öteki arkasında parmaklığın.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  40. 180.
  41. Gün batarken sula fesleğenleri
    balkonun kokusu sokağa taşsın
    sokaklar kayıp çocuklar gibi
    hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın

    Sular bulutlanır sen susarsın
    ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
    zehirlidir artık sevgilin mahpusken
    üstelik kirli bir lekeye döner umutlar

    Acılar katlanır mendil yerine
    sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz
    ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere
    beklediğin mektuplar da gelmez

    Bomboş sayfalara dönerken aklın
    tecrit'teki kitabı fareler kemiriyor
    ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
    bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular

    Akşamı geciktirebilirsin belki
    suladığın fesleğenlerle, kimbilir
    ama vaktin ayırdındadır şimdi
    kuşlar, çocuklar ve mahpuslar

    Usulca inse de koldemirleri

    AHMET TELLi.
    0 ...
  42. 181.
  43. Yüreği ağzında bir çocuk
    Gibi alırken kalemi elime
    Beceriksiz, acemi ve olasıya
    Yapayalnızım her defasında

    Bu sonuncu olsun diyorum
    Ömrümün eksiksiz tek şiiri
    Yazılsın artık kırk yaşımın
    Ve bir aşkın bittiği bu gece

    Akbabalar bin yıl kelebekler
    Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
    Da kısa ömürlüdür, başlar
    Gibi biter yaşanmışsa eğer

    Yaşanan ne varsa hoşgörünün
    Bir parçasıdır artık ama ben
    Yine de yakabilirim bu gece
    Bütün anılarımı bir şiir için

    Sonra irkiliyorum, anılarım yoksa
    Dostlarım da terkedilmiştir yangın
    Sürüp dururken yurdumda ki o zaman
    Kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin

    Sabaha karşı dilim paslı
    Beynim keçeleşmiştir ve yangın
    Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
    Bütün sözcükler. Umut yoktur

    Yüreğim diyorum, kekeme
    Alıngan, serseri yüreğim
    Sen nerden bilebilirsin
    Bir şiirin nasıl yazıldığını .

    AHMET TELLi.
    0 ...
  44. 182.
  45. Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince
    Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün
    Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine
    Ve usulca ağmaktadır gözlerinin peteğine ağulu bir hüzün...

    AHMET TELLi.
    0 ...
  46. 183.
  47. Acının tutanakçısıyım
    Anlatıp dururum aşkları
    Ayrılıkları ve o destan
    Yalnızlığını ömrümüzün

    Göçebe, Gezgin ve Aylak
    Biri miydim aklıma gelmedi
    Bir çingeneyle bir bilici
    Hep aynı şeydi bildiğim

    Ve serseriliğimdi aşklar
    Bir masalcıydım belki de
    Yaşadım o büyük serüvenleri
    Yolculuklar tarihimdi benim

    Acılar yaşanıyordu yurdumda
    Peşpeşe yakılıyordu kentler
    Bense hep oralardaydım
    Daha yangın başlamadan önce.

    AHMET TELLi.
    0 ...
  48. 184.
  49. Acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
    yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
    her dönemeçte uğultulu uçurumlar
    her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
    Ey masalcı
    otur şu geyik postuna
    ve anlat şimdi bütün bunları

    Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
    hatamızı ve sevabımızı anlat
    görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
    nelere göğüs germişiz görelim bir bir
    bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
    yaşamak
    yeni acılara sürgün etse de bizi

    Hayatımız göründüğü kadar basit değil
    ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
    çoğunu unuttuk belki şimdiden
    belki bitti birtakım bekleyişler
    umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
    ama unutmayalım
    zulüm de biter hayatımızda.

    AHMET TELLi.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük