ahmet telli

entry366 galeri9 video2
    110.
  1. Sözün yine hep aşktan yanaysa
    sevgilim sen sakla bir kaçağı
    belki yorgun ve yaralıdır hâlâ
    ölüm basmıştır son sığınağı
    Sus ve sadece dinle sessizliği
    perdeleri çek ışıkları söndür
    bir selam bir haber gönderir belki
    sesleri hiç duyulmayan dostlar
    Bir cigara sar bitlis tütününden
    bir çay demle sonra, anısı kalsın
    bekle başında onun sabaha dek
    Belki benim sana böyle sığınan
    yapayalnız ve öylesine yorgun
    kimliği duvarlarda kalan bir kaçak

    AHMET TELLi....
    0 ...
  2. 111.
  3. Saçlarını gittikçe kısalttığın günlerde
    Sen söylemiştin bu sözleri unutmadım
    -Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa
    Bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde

    Kalıcı olan hiçbir şey yok diyordun
    An'lar var yalnız ömrü karşılayan
    Şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine
    Yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan

    Ellerin nasıl da üşüyor, bozacının
    Karlı sesi doluyorken odamıza
    Hava gittikçe kirleniyor bu kentte
    Ve aralıksız kar yağıyor kar yağıyor

    Kar ayrılık hüznüdür ve ne çok
    Ayrılıklar yaşandı şu son birkaç yılda
    Yurdundan ayrılanları düşünüyorum ve birisi
    Özledim diyor, ülkemin kar kokusunu da özledim

    Hiçbir an'ını tanımlamaya kalkmadan
    Kısacık ömürler biçiyoruz kendimize
    Sonra yolculuklara çıkıyoruz, bir kentten
    Ötekine giderken özlüyoruz bir başkasını

    Özlediğimiz birileri olmalı diyordun
    Yanındayken bile özlediğimiz birileri
    Öyleyse kalkıp Ati'ye gitmelisin, istanbul'a
    Belki hâlâ saklıyordur bir gülü kimbilir

    Yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı
    Aynalara bakmaya vakit bulamadık
    Dönüp dönüp birbirimize bakmalardan
    Yaşandı mı o sımsıcak kış, ne dersin

    AHMET TELLi...
    0 ...
  4. 112.
  5. Acının bağrından
    mavi bir çelik gibi fışkıran öfke
    dünyayı değiştirecektir mutlaka
    Yeni hayat kendini yeniden yaratacaktır
    ona sahip çıkan ellerde
    ve bu yüzden öfke
    sevda gibidir kimilerinde

    Yüreğinin pas tutmakta olan kıvrımları
    sarsılsın bir an öfkenin gökgürültüsüyle
    beyninin her hücresi bir gerilla gibi
    kuşansın pusatlarını ve sokağa çıksın
    ve bir hançer gibi saplansın
    puştlukların ihanetlerin bağrına
    Bak o zaman nasıl bitecek yanlışlar
    ve cehennemleşen yalnızlığın
    Sevdalar duman olmayacak o zaman
    Hüznün isyan olmuştur çünkü

    Hüznün isyan olmalıdır

    AHMET TELLi..
    0 ...
  6. 113.
  7. 1

    Bir çığlığın sessizliğidir
    derin suların dinginliği
    ki çınlar yüreğin
    kararan kayalarında

    Derin suların dinginliği
    çatlatır yüreğinde korkunun tohumunu
    çünkü sessizlik en büyük ustadır
    düşü gerçeğe dönüştürüverir apansız

    Isırır bir hançerin yılan dili
    gibi çatallaşan çeliği
    Sonra yalnızca öyküler kalır
    ve sen onu yaşarsın çaresiz

    2

    Dirhem dirhem tartılmaz ki dostluk
    yaşanmaz ki vermesini bilmeden
    damla damla biriken bir şeyler
    boş bir tapınakta birden
    çalar gibi olur çanlar

    Ve yaşamın hesabını
    veremezsin bir türlü kendine
    Sonra boğuntular
    sessiz haykırışlar
    karanlık sokaklara çeker seni

    Çanlar beyninde asılı duran
    madeni bir gökkubbedir artık
    kulaklarına balmumu da akıtsan
    delecek beynini bu çığlığımsı sessizlik
    ve bu katran gibi yalnızlık

    AHMET TELLi..
    0 ...
  8. 114.
  9. Öyle yorgun düşmüşüm ki
    acının mavzerini taşımaktan
    bulanık sular basıyor birden
    bütün mevzilerimi
    sonra çöle kesiyor içim

    Bu alaturka şarkılarda
    fena kanıtıyor bazen
    anıların ve acıların kabuğunu
    gagalıyor kanatırcasına yarayı
    susamış bir kerkenez

    Sesimin pınarı kuruyor
    susunca sesinin kuşları
    Uzayıp giden bir bozkır
    kesiliyor dudaklarım
    kavruluyor yalım yalım

    Sesini ver bana dinle
    Su verir gibi yaralı bir hayvana
    sesinin bütün gözlerini
    çevir dudaklarımın bozkırına
    yoksa dilim dilim edecek acılar beni

    Acının her gözeneğinden
    hüznün ilmiklerini geçirip
    dokudum şiirin kilimini
    şimdi nakışlamak istiyorum
    yanlızlığın dört duvarında sesini

    AHMET TELLi..
    0 ...
  10. 115.
  11. sen türkü söyle ve gülümse küçüğüm, çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları

    AHMET TELLi.
    0 ...
  12. 116.
  13. Kekremsi bir hayat dilimindeyiz
    Bakır tadında geçiyor günler
    Tutmuş yolları bir sürü harami
    Geleni geçeni sigaya çekmekte

    Şüphesiz onlar ölüm getiricilerdir
    Ve sevincin düşmanı olarak bilinirler
    Yoktur gözlerinde sevgilerin ışıltısı
    Aşk yoktur, duman bürümüştür büsbütün

    Onlar yalnızca ölümü bağışlayabilir
    Yalnız kederi, kahrı ve zulümleri
    Ve tarih onlarla bizim kavgamızın
    Sürüp duran hadisatından ibarettir.

    Ne yazılmışsa bize ve onlara dair
    Işıklı sularındadır bilincimizin
    Hükmünü yerine getirse de acılar
    Biz yine neşeli türküler söylemekteyiz

    Savrulup duran bir zaman diliminde
    Sarsarak ve sarsılarak geçiyor günler
    Ama kalbimiz çatlayacak kadar duyarlı
    Hayatı savunabilecek kadar güçlüdür.

    AHMET TELLi..
    0 ...
  14. 117.
  15. Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
    bulutların dağlara sessizce çöküşünü
    Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
    Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
    çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
    bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
    Harelenen sularda bir yanık kokusu
    ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
    Işık zamana bağlı zamansa onun
    kocaman gözleridir artık
    Anladım tarih de yazılmaz
    bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün
    Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
    deryalara savrulup çöllere düşmüştü
    Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
    hangi sokakta vuruldu sevgilim
    Bir demet menekşe bir avuç toprak
    burkulan bir yürek miyim hep
    Sesimde bir yanma bir kekrelik
    uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
    Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
    sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
    her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
    gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
    Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
    bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
    yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
    bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
    savrulan küllerini ömrümüzün
    Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum
    Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
    ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
    Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
    Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
    yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
    yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında

    AHMET TELLi..
    0 ...
  16. 118.
  17. günlüğü eksik tutulan güz
    usulca çekilmiş de kıyıya
    bütün gürültülerden uzakta
    eğiriyor suların köpüğünü
    belli ki duymuyor dağların
    uğuldayan yalnızlığını

    bekleyişin ve acıların
    uğultusudur yalnızlıklar
    kimi kez kuşatabilir büsbütün
    doğayı, aşkı ve yaşamı
    ama kayalıkların karanlıklarına
    hiç sığar mı bir dağın yalnızlığı

    bir çiçek bile doldurabilir
    uçurumların derin oyuklarını
    oysa o bir çatlaktan fışkırıp
    bir yangın gibi büyüyendir
    belli ki duymaktadır kalbinde
    aşkın saklı yalnızlığını

    anımsanan ne varsa şimdi
    biraz acıya dönüktür yüzü
    ve solgun bir gülümseyiş
    gibi sararken sessizliği
    taşır bekleyişin gizinde
    aşkın saklı yalnızlığını

    günlüğü eksik tutulan güz
    eğirirken suların köpüğünü
    ey alıngan susuşundan üzünç
    gibi öfkesinden kan sızan
    kalbini suların göğsüne bastır
    duyacaksın kalbimizin atışlarını..

    AHMET TELLi..
    0 ...
  18. 119.
  19. Birisi kitap okuyor otobüste
    ilk durakta vuracaklar onu
    Dizlerinin üstüne çöken
    Bir zürafa gibi
    kalakalacak o
    Ve bu kent
    çapraz ateşler altında
    yazarken kendi tarihini
    zürafaların nesli nasıl tükendi
    Diye bir sayfa açacak

    Birisi kitap okuyor otobüste
    ilk durakta vuracaklar onu

    AHMET TELLi...
    0 ...
  20. 120.
  21. Kıyıda, taşın üstünde
    oturmuş denize bakıyor
    Kimse konuşmuyor onunla
    ne rüzgâr ne de izmir

    Gün bitiyor ve lacivert
    sözcükler çekiliyor
    susuşların ipek ağıyla

    Az ötede pasaport kahvesi
    - Gel, bir bardak çay içelim
    diyor bütün gün beklenen

    Bulut suya değiyor
    su zamana
    ve yalnız çakıltaşları
    değil aşınmakta olan

    Batık bir gemi
    gibi uzaklaşırken ordan
    yakamozlar kalıyor geride
    balkıyan acılar gibi

    Eskiyen neydi günboyu
    yaşanan neydi
    hangi bıçağı biledi deniz

    Işıklar sönüyor kıyıda
    ve burkulan bir yürekle
    çekip gidiyor bu kentten

    AHMET TELLi...
    0 ...
  22. 121.
  23. Burada yağmur yağıyor
    Aralıksız yağıyor günlerdir
    Ama sen yine de şemsiyeni
    Almadan gel ilk otobüsle
    Buğulanan camlara usulca
    Yüzünü çiziyorum ki yüzün
    Bir yağmur damlası olup
    Düşüyor yapraklarına gülün
    Güller de bozamıyor bu uzun
    Karanlık sessizliğini kentin
    Anılarını yitiriyor sokaklar
    Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
    Tarih de kekemeleşiyor bazen
    Ki o zaman aşktır tek bilici
    Aşksa yürümek gibi bir şey
    Duyabilmek kuşların gelişini
    Anısı bizsek eğer bu kentin
    Unuttuğu türküler bizsek
    Acıyı rehin bırakıp bir güle
    Anımsatmalıyız bunları bir bir
    Sonra yürümeliyiz seninle
    Sokaklara caddelere çıkmalıyız
    Belki bir aşktır bu kentin
    Belleğini geri getirecek olan
    Burada yağmur yağıyor ama sen
    Şemsiyeni almadan gel yine de
    Özletiyor bu çılgın sağanak seni
    Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

    AHMET TELLi..
    0 ...
  24. 122.
  25. Hiç özlemedim seni
    Özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni

    Sıcaklığını bulmalıyım
    dokunuşlarını, kenetlenişi
    Terimizle sulanmalı yeryüzü
    güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

    Apansız fırtınalar çıkmalı
    sarsılmalıyım

    Özlemek
    yanında olmak isteğidir
    gülüşünü görmek biraz da
    Hiç özlemedim seni

    Saçlarına gül takmam
    bir ırmak gibi akıtırım ovaya
    soluğunla yanar
    dudaklarımın bozkırı

    Akkor halindeki ufuk
    bakır bir tel gibi eriyip gider
    kraterler ortasında kalırım

    AHMET TELLi..
    0 ...
  26. 123.
  27. Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
    Kadar saydam kalabilseydim
    Ömrüm derdim ömrüm nasıl da
    Dolu geçmiştir ölebilirim artık

    Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor
    Yaşanmışsa tüm yaşanacaklar
    Acı yitiriyor anlamını ve renkler
    Kül oluyor körleşirken gökboşluğu

    Bu dünya dünya mıdır hani
    Bildiğimiz o yamyam küresi
    Ki apis öküzlerinin çekip durduğu
    Bir cansıkıntısıydı önceleri

    Hantal ve gürültücü bir tehdit
    Gibi düşüyorken üstümüze
    Alaycı bir gülüş takılıyor yalnız
    Dudaklarımın hüzün kıvamına

    Ömrüm diyorum şimdi ömrüm
    Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız
    Öyle kal çünkü bu dünyada
    Sana en çok mutsuzluk yakışıyor

    AHMET TELLi..
    0 ...
  28. 124.
  29. Devrilen bir çınar
    nasıl uzanırsa boylu boyunca
    öylece düştü kollarına
    kan-revan içinde dostun
    donup kaldı soluk bir gülümseyiş
    çocuksu kıvrımında dudaklarının

    Kaşın seyirmeye başladı birden
    yüreğin körüğü üflüyor
    içindeki cehennemi
    ve bir boşluğa nasıl çarparsa deli su
    öyle uğuldamakta kulakların
    bir bora patlıyor göğsünün okyanusunda

    Ne ki tutulmuş nalçalı seslerle
    umudun köşebaşları
    korsanlar dalgalandırıyor
    senin deli rüzgarlarınla bayraklarını
    ve yitiriyorsun yolunu
    balta kesmez ormanında öfkenin

    Bil ki dostunda değil çekilen tetik
    senin umuduna, unutma bunu
    kör bir öfke delirtmesin
    yıkmasın yaşamın direncini
    unutma ki her köşebaşında
    bunca dostun kurumadı hâlâ kanları

    Hele dik tut başını önce
    haykır yıkılmadığını, tükenmediğini
    yüreğindeki yalım nasıl olsa
    korlaştırır zamanın çeliğini
    sen önce öfkenin adını koy
    yanıltmasın yüreğini

    AHMET TELLi...
    0 ...
  30. 125.
  31. Bir kez olsun dönüp bakmadı
    Hoşça kalın da demedi giderken
    Sustu ve yanlızca elinden
    yine de sazını elinden bırakmadı

    Sonra hiçbir haber çıkmadı
    Çıkıp gelmedi apansız bir gün
    Gerçi yoktu yolunu bekleyen
    ve hiç kimse göz yaşı dökmedi.

    AHMET TELLi...
    0 ...
  32. 126.
  33. Kuşlar mı
    ki çok şey denildi
    şair dilinden

    Yüzlercesini suladık
    gölgesinde sevdanın
    dokuduk
    gönül yumağında renklerini

    Gizimizi bildiler de
    ihanetlerini görmedik hiç
    ılık bir öpüştü
    türküleri

    Kuşlar mı
    ki şimdi
    çok uzak yüksekte
    öpsen
    büyüyemezsin ki

    ihanet ettik
    türkülerine
    baharın

    AHMET TELLi..
    0 ...
  34. 127.
  35. Gittikçe yalnızlaşıyorum bir sen varsın
    karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma
    ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte
    soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi
    Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik
    birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak

    Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin
    her satırını çizip notlar düştük kıyılarına
    Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi
    karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara
    ve düşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum
    bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz

    Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün
    kayıp gidiyor parmaklarımın arasından
    bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler
    hep yanlış numaralar düşüyor telefonlarda
    kaçırıyor korku bakışlarını eski tanıdıklar
    Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum

    Gülüşü süt mavisi insanlar vardı/ nerede şimdi
    çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler
    Nevin canına kıydı geçen gün, şiir gibi bir kızdı bilirsin
    Öner enfaktüs geçirmiş içerde, kesik kesik öksürürdü eskiden
    Ayşe ise acemi bir sokak yosması artık
    Üşüyorum, ama sen anılarla sarma beni ve anlat yanlızlığımızı.

    AHMET TELLi..
    0 ...
  36. 128.
  37. Bir akşam konuğum ol
    oturup konuşalım biz bize
    Anıların çubuğunu yakıp
    uzatalım geceyi biraz
    Geçmişe bir el sallayıp
    yaşanan günleri konuşalım
    ve günlerin üstüne çöken
    dumanlı, isli havaları
    Kendimize daha az zaman
    ayırsak da olur geceden
    Çünkü boğulabilir insan
    yalnız kendini düşünmekten
    Kapağı açılmayan kitaplar
    unutulmuş aşklar gibidir
    Kitaplardan söz edelim
    ve onların gizli kalmış
    sessiz tadlarından
    Sabaha doğru perdeyi
    aralayıp ufka bakalım
    ve bir çocuk gibi
    hayretle seyredelim
    güneşin kızıllığını
    Konuşulmadan kalan
    daha çok şey vardı
    diye düşünerek çıkalım
    güneşle kucaklaşan balkona
    — Üşütmesin sabah serinliği
    Bir bardak demli çay
    burukluğu gibi kalsın
    gecenin ve sabahın tadı
    yaşasın anılarımızda
    Konuğum ol, oturup
    konuşalım bir akşam
    ve uzatalım geceyi
    sözün çubuğunu yakarak

    AHMET TELLi..
    0 ...
  38. 129.
  39. Sen dostumdun benim, gülünce güneşler açardı
    Su gibi azizdin, yurdumdun, alnında ateşler yanan
    Işıklı bir ırmak gibi aktığımız o uzun yürüyüş
    Daha dündü sanki, her patlayan sağanak bunu anlatır
    Fabrika düdükleri bunu anlatır bana her vardiyada

    Hazırladığımız ilk taş baskısı afişi anımsar mısın
    Bükülüp giden kent sokaklarını, fabrika önlerini
    Sonra kitapları (kokuları hala burnumda onların)
    Hangi mayısta taşıdık kentlere küllerin rengini
    Gerçi gülistan olmadı ömrümüz, gam değil

    Belki tanırdın ilk vurulanı, o gün hiç ağlamadık
    Hayır ağlamadık, çıldırdık o gün çıldırasıya
    Adını çocuklarımıza verdik onun, çoğaldı
    Mezarlar çoğaldı o günden sonra, yetişmedi bize
    Öldürülecek kadar büyümüştük, öyle demişlerdi

    Ve hayat öylece akıp durdu işte, akıp duruyor
    Kimilerinin bakışlarına yine karlar yağmış
    Saçları dumanlı bir geçit sanki, dudakları lâl
    Kitap yakanlar eksilmiyor, şu uçuşup duran
    Kırlangıç ölülerini görüyor musun kentin üstünde

    Sen dostumdun benim, gülünce güneşler açan
    Bulutlara, rüzgara asarım suretini her akşam
    Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar
    Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
    Unutma dostumsun sen, neredeysen orada ölmek isterim.

    AHMET TELLi..
    0 ...
  40. 130.
  41. Ömrümün karşılığı olsun diyor
    bir değeri, bir üstünlüğü olsun
    Çılgın bir aşkın tarihi
    yolculukların günlüğü olsun
    ama kavgalarda geçsin ömür

    Deli ırmak gibi akmalı
    adına yaşamak dediğimiz
    sarsıntılar kalmalı anılar diye
    ve ölüm bir gökgürültüsü
    gibi gelmeli gelecekse

    Bir bedeli olmalı her aşkın
    Her öpüşün ayrı bir yanı
    bir sarsıntı kalmalı tende
    ve kaçak sevişmelerin ürpertisi
    bir sağanak gibi patlamalı

    Yangınlar kuşatmışsa bizi
    gözlerimiz bağlı ve tırnaklarımız
    sökülüyorsa elektrik şoklarıyla
    yasak bir kavgada olunmalı
    yoksa ne değeri kalır ölümün

    Aşk dediğin hırçın bir deniz
    gibi çarpar yüreğin bordasına
    ve yasak bir kitabı okumanın
    sevincine benzer biraz
    ki onun her sayfasında
    bulunur ömrün karşılığı

    AHMET TELLi...
    0 ...
  42. 131.
  43. Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
    Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
    Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten

    Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

    Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
    Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
    Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından

    Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
    Anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
    Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi

    Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

    Kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
    Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
    Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

    Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
    Bir uçurum kıyısında vursunlar beni,vursunlar
    Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan

    Şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara

    AHMET TELLi...
    0 ...
  44. 132.
  45. Ay inceldi ve orman
    bir tortu gibi çöktü dibe
    Buğusu yoktu toprağın
    büsbütün balçıktı yeryüzü

    Irmaklar sağırdı ve dağlar
    birer aptaldı o hantal gövdeleriyle
    Gittikçe büyüyordu rüzgarın beynindeki ur
    Öfkemizden şimşeği yarattık

    insanı yarattık
    (hayır, balçıktan değil)
    O gün bugün arayıp dururuz onu
    hangi cehenneme gitti, bilmeyiz

    AHMET TELLi..
    0 ...
  46. 133.
  47. Uğuldayan ve hep uğuldayan
    bir orman kadar üşüyorum şimdi
    yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda
    yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
    Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

    Su ve ses kadar beklediğim
    ne kaldı geride,bilmiyorum
    uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
    ve sarınmak o kocaman gözlerin
    uğuldayan rüzgarlarına

    Bir acıyı yaşarım ben zehirden
    çiçekler üretirim kömür karası
    uçurum kadar bir yalnızlık
    yaratırım kendime,atlarım
    Anısı yoktur küçük rüzgarların

    Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
    büsbütün viran oldu dağlarım
    ezberimdeki türküler de savrulup gitti
    ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
    sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

    Yanlış.. daha baştan yanlış
    bir şiirdi bu, biliyorum
    ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
    bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
    Kalbim unut bu şiiri

    AHMET TELLi...
    0 ...
  48. 134.
  49. Anılar biriktikçe sisleniyor aşklarda
    Yitiriliyor serüven duygusu ki o zaman
    Şeytanımı koluma takıp gitmeliyim
    Yeni bir cehennem kurmalıyım kendime
    Hep kendini yineliyorken sesler kokular
    Gittikçe birbirine benziyorken dünle bugün
    Ölümsüz olmak kadar ürkünç birşey
    Bu dünyaya alışmak duygusu

    Sonsuza kadar sonsuzluğa asılı kalmak
    Tanrılara ödül insanoğluna cezaysa
    Kalbim bağışlanmayacak birşey yap
    Katlanma kendine ve bu dünyaya

    Kalbim ödünç say sana ayrılan ne varsa
    Geri vermiştin dinini
    Dilini de unut artık
    Aztektin yahut Kürt, hüznünse Kızılderili
    Geri ver ne kalmışsa sende, umutların dahil
    Hiçlik, o sezdiren keder
    Buydu senin payın
    Duyumsa sülfürün yarışını
    Seni vur ,seni bekleme, seni tarihsiz kıl
    Bir kartala parçalat seni kayalara zincirleyerek
    Kurbanla kurban eden bilinmiyor tarihe bakarsan
    Bir efsaneydi yaşamak, sende bilmiyorsun bunu
    Medyomdu kimya bir senfoninin diliydi belki
    Yeni cehennemler kurmuştuk bilinebilir şeylerden
    Sözünü tut artık, seni tarihsiz kıl
    Ve katlanma bu dünyaya ey kalbim.

    AHMET TELLi..
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük