ahmet erhan

entry200 galeri2
    125.
  1. "eli naylon güllü o dostlukların
    bir tek anısı ve sızısı yok içimde Yitirdim cebimdeki bütün adresleri
    kendimi kazandım bir başka biçimde..."
    0 ...
  2. 124.
  3. Yitirdim cebimdeki bütün adresleri
    Yağmurlar, yağmurlar ortasında kaldım
    Aklımı boğacak o selleri
    Ben kendi damarlarımda yarattım

    Artık ne bir satır yazı, ne de bir selam
    Tek kişilik bu oyunda rol alabilir
    Gitti bütün seyirciler, boşaldı salon
    Geride kalan yalnızca, yalnızca maskelerdir

    Eli naylon güllü o dostlukların
    Bir tek anısı ve sızısı yok içimde
    Yitirdim cebimdeki bütün adresleri
    Kendimi kazandım bir başka biçimde.

    Ahmet ERHAN
    0 ...
  4. 123.
  5. deniz kızı için şiirler

    SUNU
    Bedenini bir dünya haritası gibi dizlerime
    Serip de, yollar aradım yürümek için

    içime çekmek için hava, koklamak için çiçek
    Ve bir kadın, yaşamı benimle bölüşecek

    Sevdiğim şeyleri sevecek, bir incir ağacından
    Damlayan süt dolarken memelerine

    Çocuklar doğuracak, kara gözleri
    Dünyaya bıkıp usanmadan sorular soran

    Kendiyle yüzleşmekten çekinmeyen, doğayla
    Ve insanla sonuna dek barışkın;

    Yüzünü ak bir kitap gibi ellerimde
    Açıp da, umutlar aradım yaşama ilişkin

    Uçurumların yamacında kök salacak ağaçlar
    Boğulanlara uzanacak bir kol belki

    Bunun için sevgilim, seninle başlattım bu şiiri.

    DENiZ KIZI iÇiN ŞiiRLER
    Şiir, 1

    Sen bir deniz kızısın, saçları
    Düşlerimin erimince uzayan
    Yağmurda kıpırtılı, güneşte gümüşsün
    Bir yakamoz ağı, geceyle atılan

    Sen bir deniz kızısın, doğanın
    Yüzgörümlüğü olsun diye bana sunduğu
    Allayıp pulladığı ayışığının
    Yelin, terkisine atıp kapıma koyduğu

    Sen bir deniz kızısın, yaşamla ölümü
    iki kaşının arasında öpüşür buldum
    Yaşamı seçtiysem sensin nedeni
    Ölümdeki sonsuzluğa seninle erdim;

    Şiir, IV

    Seviyorum, ırmaklar gibi boşanıyor
    Bu sözcükler yüreğimden
    Deniz oluyor da sonra, köpürüp inleyen
    Bütün kıyılarımda saçların uzanıyor

    Seviyorum, hiç solmayan bir çiçeğe
    Dal olmanın sevincini duyar gibi
    Uçsuz bucaksız gökyüzü belki
    Senin kanatlandığın bir mavilikte

    Seviyorum, bu sevdanın seninle
    Bitmeyeceğine inanacak kadar
    Yüreğimi dolamadım ki ben telörgülerle
    Sen gidersen, sana benzeyenler var;

    Şiir, VI

    Bedeninin her noktasından söz alıyorum
    Öpmek için, uğurlarken seni ayrılığa
    Boğazımdaki taş güle dönüşüyor
    Öyle görünüyor, dudaklarımın ucunda

    Beni böyle anımsa, böyle düşün istiyorum
    Gülümseyen bir adam, ağlar gibi, sarsak
    Anla ki, yitik bir ülkeyi korumaya benzer
    Bir şairin sevgilisi olmak;

    Şiir, VIII

    Seni gülüşü gül olup da açan kız
    Uzandığım her kapıda yüzümü saran esinti
    Seni, yürüyüşü yağmur, kokusu nergis
    Seni, turuncu düş, seni deniz mavisi;

    Eksik kalmış tek sözcüğü uzun bir şiirin
    Bir dalın açmamış o son tomurcuğu
    Yüreğime selamsız sabahsız girdiğin
    Belli, geçerek o dikensiz yolu

    Seni, yaz günleri topraktan tüten buğu
    O bir anlık, bir solukluk yağmurlardan sonra
    Seni, sevincin yangını, acının külü
    Gittin artık, bu şiirler kaldı bana

    Gittin artık, ardında mavi bir tütsü
    Saçarak, geniş ufuklarından sonsuzluğun
    Ey kara sevdalarımın göçmen kuşu
    Diyemem istesem de, seni unuttum;

    Şiir, XII

    Şair, sevmedi seni o esmer çiçek
    Bu sevdada konuşacak şimdi ne kaldı?
    O Havva ki, Adem;i kaburga kemiğinden
    Bir kez olsun yaratmadı

    Şair, sevmedi seni o esmer çiçek
    Bedeni bir taş gibi gömülse de sularına
    Boğuldu bütün denizlerinde, bunaldı
    Ve birdenbire çekip gitti sonra

    Şair, sevmedi seni o esmer çiçek
    O aykırı düşlerin senin, soruların gelini
    Yitirdi rengini, yadsıdı anlamını artık
    Hep kendine bakan bir ayna gibi..

    Şiir, XIII

    Burada bitiyor bir sevda, yenisi nerde?
    başlar; ya da başlar mı bilmem?
    Kendi derinliğiyle dolan bir kuyu mu
    Yüreğim; kendi boşluğuyla yetinen?

    Burada bitiyor bir sevda, ele avuca
    Sığmayan kederle, kimi gülüşler ve bir
    O kadar da unutulmaya yatkın anılar
    Bırakarak geride; belki de birkaç şiir..

    Sürüp gidecek yaşamım, kimi yerlerde
    Sanki yeniden okur gibi bir romanı
    Ve gülümser gibi yine aynı şeylere
    Sıkıntılı, dalgın; çoğunlukla acılı.

    Burada bitiyor bir sevda, kaldım işte
    Yine dağlar, uçurumlar arasında bir başıma.
    Burada bitiyor bir sevda, önsöz gibiydi
    Bir çağrıydı, daha nice yeni sevdaya;

    Şiir, XIV

    Onun dolaştığı yollara yağmur yağmasın
    Yıllar sonra bulayım ayak izlerini
    Onun saçlarını yel savurmasın
    Dursun kıvrımları öyle, öptüğüm gibi

    Nasıl unuturum ki gülüşü gül olanı
    Sevgilimdi, ya da ben öyle sanırdım
    O gitti, elimde bir çiçek dağınıklığı
    Bütün yolların ucunda kalakaldım.

    Deniz, ona çok sevdiğimi söyle
    Bir gün gelir de kıyına böyle durursa
    Sularını kollarım bil, o ak köpüklerinle
    Onu bir de benim için okşa;

    Sonu

    Ben dünyanın yitiği, yaşamın üveyoğluyum
    Acıyım, acıdan da öte bir şeyim belki

    Bir kız sevdim gülüşü düşlere akan
    Benim dışımdaki her yerden gelirdi sesi

    Burgaçlandı birdenbire gözleri- boğuldum..

    1980-82

    Ahmet Erhan .
    0 ...
  6. 122.
  7. ahmet erhan şiiri.

    Bu şiire girmek için
    yıllarca bekledi
    şu yaşlı ağaç.
    Kimse onu anlamadı.
    Yanından geçen
    birini görünce
    usulca kımıldanmasını bile
    bir şeylere
    yormadı...
    Yolun kıyısında duran
    yapraksız,tozlu ağaç
    işte bir şiire girdin.
    Artık yalnızca
    bir ağaç
    değilsin.
    1 ...
  8. 121.
  9. ahmet erhan şiiri.

    Çiçekçi bana bir gül ver
    sevgilime değil bir ölü için
    Çiçekçi bana bir gül ver
    içine gözyaşlarımı sığdırabileyim.

    Yakasına böyle bir gül takmıştı
    O gün bir görseydin sen onu
    Çiçekçi bana bir gül ver
    Sanki o güldendi bütün mutluluğu

    Sen de : - Bir arkadaşın öldü
    Ben diyeyim : - Kardeşim !
    Çiçekçi bana bir gül ver
    Götürüp tabutuna iliştireyim.

    Kaldırımlarda kömür tozları
    Bacalarda koyu bir duman var
    Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin
    Çiçekçi bana bir gül ver

    Kapalı perdeleri açabilse gülüm
    Kapalı kapıları kırabilse
    Kapalı yüreklere girebilse...
    Çiçekçi bana bir gül ver

    - Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde!
    1 ...
  10. 120.
  11. ahmet erhan şiiri.

    Nereye gitsem,
    Hangi boylama sığınsam
    Bir kentin kenar mahalleleri gözlerin
    Ne kadar bulvarlara yerleştirsem de anılarımı..

    Sensin, kendinden öte bir şeysin.
    Bence biraz daha uzatmalısın saçlarını,
    Bir yaprak fırtınasında usulca rakı içeyim.

    Anladım,
    Adı niye akşamsefası bu çiçeğin...
    1 ...
  12. 119.
  13. ahmet erhan şiiri.

    Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir
    Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren
    Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur
    Onun için yaşamak alelade bir lükstür

    Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım
    Damla damla buyur beyninde bir gül
    Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir
    Dizeleri birbirine iteleyerek geçer

    Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım
    Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer
    Yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır
    Her hafta sonu annesini görmeye gider

    Kartpostal görüntüleri ile intihar eder
    Donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak
    Altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır
    Yasaktır elini koynuna sokmak yasaktır

    Sonuçta bir hayattır, naftalinler kullanır
    Parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır
    Sevgilisi yoktur ve artık sevgiside yoktur
    Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır...
    2 ...
  14. 118.
  15. ahmet erhan şiiri.

    Bırak kalsın masada ekmek
    testide su
    Ayna puslu, pencere camı kirli
    Bırak kalsın saçların dağınık,
    gözlerin uykulu.
    Saksıdaki çiçek susuz, kedi
    yalını bekler bir köşede
    Bırak kalsın meyve ağaçta,
    kırlangıç havada
    Dama düşen ince bir yaz yağmuru...
    Yoruldun artık, bütün gün
    didinip durdun
    Toprak bile, gök bile, deniz bile
    bir yerde yorulur.
    Bırak kalsın süpürge duvarda,
    sabun kovada
    Anne, gel yanıma otur.
    1 ...
  16. 117.
  17. ahmet erhan şiiri.

    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun
    Sırtımdan kaç güneşi aşırtarak yürüdüm. Yok.
    Damarlarımdaki alkolü kolonyayla sildim.
    Yok. Yükseklik korkumu dirseğimle dürterek
    Kentin bütün üstgeçitlerinden geçtim
    Evlerde kabuk bağlayan yaralarımı dışarıda rüzgar örseliyor

    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun
    Yok. Sevgilim. Olamadım. içkilere daha bir dadandım.
    1182734. Mesai saatlerinde aranılacak. Yok.
    Artan her günüm sanki ölüme ekleniyor...

    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun
    Kiraz dalına asılmış bir mendil gibi kaldım
    bekliyorum tarihin kaçınılmaz fırsatlarını
    Yok. Sevgilim. Duasız bir din arıyorum. Yok.
    Leyli bir uyku. Alnı örselenmemiş bir insan
    Gece yatıya gelen bir umut. Gündüz giden bir ehli müslüman
    Yağıyorum durup durup bütün yağmurlarımı.

    Türklerin anayurdundayım. Yalnızım. Alkol. Yok.
    Savunduğum herşeyin savunmaya geçtiği. Tanrım.
    Yok. Boğulsam cezir oluyor, yaşasam med.
    Artık evcil olan kelimeler aranıyorum;
    Oda. Pipo. Kitap. Çocuk. Ev. Aile. iş. Otobüs.
    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun

    Ancak otuzüç gün üç gece ağlasam avunurum
    Yok. Küçük Asya'dayım. Ninem Rum. Dedem Yüzbaşı.
    Kanım A Rh pozitif. Çok bira içince negatifleşiyor.
    Yok. Sevgilim. Bilemedim iki taşı çatıp bir yapı kurmayı.
    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun

    Kanım çekiliyor dünyayı böyle düşündükçe
    Yok. Sanki durup dururken saçlarım seyreliyor.
    Sıcak oldu. Genleştim. Konformist filan oldum.
    Yenik bir hayvan büyütüyorum koynumda. Yok.
    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun

    At. Avrat. Ve silah. Su. Ateş. Ve toprak.
    Bütün dinleri böyle kandırarak dinimi buldum
    Öldüğüm gün davula üç kez vurulacak. Tören. Yok.
    Kalbim. Bir ayrılığı çalıyor kampana. Tren.
    Yok. Seni istasyonlarda kaç kere öptüğümü sayamıyorum.
    Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun
    365'le 35'in çarpımı neyse ona göre kurdum kendimi
    Ondan ötesini ister eksilt ister çoğalt

    Devrim misin nesin ver artık şu adresini. Yok.
    inkılap! inkılap! inkılap! inkılap!
    1 ...
  18. 116.
  19. ahmet erhan şiiri.

    -Tarık Savran'a-

    Gökyüzü dondu, günler seçilmiyor
    Yağmur değil, kar değil, yapışık bir sıvı
    Akıyor pencereme doğru
    Gökyüzü dondu, kimseler gelmiyor
    FM 1295 kilohertz
    Burası yalnızlık istasyonu!

    Aradığım bu değildi, aradığım bu değil
    Nemli ilişkiler... değildi belki de hiçbir şey
    iyi oldu, çok iyi oldu
    Dünyayı bu kusmuk tadında algıladım o kadar
    Ama anlayamadım
    Neden bana kopçalandı bu keder..

    Her şey dondu, bütün dostluklar
    içkilere buz arandı durdu
    Yanlızlık mıydı, hiç değildi
    Çünkü yanlızlık bile çoğulluk ister..

    Bekar gece
    Bu şiir senin ilk ve son konuğundu
    Evet, yalnızlık bir seyirlik oyundu.

    Seyircisi yoktu...
    1 ...
  20. 115.
  21. ahmet erhan şiiri.

    Yağmurlar da diner moruk
    Gökyüzüne bakmayıveririz bir gün
    Zaten üç damla suyun bir avuç toprakla çarpımından
    doğdum ben
    Bunun için çamura kestim son günlerde
    Sen hiç Bob Dylan dinledin mi
    Hiç dün gece dinledin mi
    Şarabı rakıyla karıştırıp
    Saatler moruk saatler... ne olmuş saatlere
    kurmayıveririz bir gün
    Ben parmak hesabıyla bir ömür yaşadım
    Yükseklik korkusundan başım hiç dik durmadı
    iğreniyorum kendimden bile bazan
    Dünyadan her zaman

    Kaldırıp yakamı inerim gecenin ayıp yerlerine
    Eve geç gelen adamların hüznüyle
    Biz ne kötü yaşadık be moruk
    Bir kuş kanatlarını dürünce rüzgarsız kalmak gibi
    O kadar yalnız, o kadar umutsuzduk
    -Geçmiş zaman kipi gitmedi burda ama neyse

    Moruk diyorum artık benimle büyüyenlere...
    1 ...
  22. 114.
  23. ahmet erhan şiiri.

    Odamın ışığı yanıyor bütün gece
    Ellerimi dizlerime koyup, ikibüklüm
    bir olağandışılık arayarak
    Gördüğüm, duyduğum her şeyde
    Öylece oturuyorum:
    Güneş parmaklarını sürünceye dek
    Koyu bir karanlığa
    Bulanmış pencereme...

    Bir gece kelebeği
    Dolanıyor lambanın çevresinde
    Usuldan bir rüzgar esiyor
    Yaşlı incir ağacının dallarına yürüyen
    Sütün sesini duyabiliyorum
    Deniz az uzakta
    iç geçiriyor boyuna.

    Seninle konuşurduk baba
    Böyle gecelerde, iki bilge gibi
    Karşılıklı bakışarak
    Bazı şeyleri kavrayamasam da, dinlerdim
    Belki sen de yeni bir şeyler bulurdun geçmişte
    O dupduru yüreğini, yılların
    Unutulmuş sularına bırakarak.

    işte bir minder daha koydum yanıma
    Henüz sıcak
    Sanki yeni kalkmışsın üstünden
    Terliklerin şuracıkta, getireyim
    Çayı da ocağa koyarım istersen.

    Annemse haber bekliyor ruhlardan
    Namaz kılarak, tesbih çekerek
    Sen olsan
    Gülerdin bıyık altından
    -Ben gülemiyorum baba!
    Ama bir insanı yüreğinde duymak için
    Araya bazı kurallar
    Koymaya ne gerek var
    Anlayamıyorum, eğilip kalkmaya
    Dualar okumaya?
    1 ...
  24. 113.
  25. ahmet erhan şiiri.

    Ağır aksak adımlarla yürüyen gece
    Bana bir şeyleri anımsatıyor
    Boynu uykudan arasıra düşerek
    Pencerenin kanatlarına yaslanmış bir anne
    Kuytu, karanlık bir yolda
    Kocasının ayak seslerini arıyor
    Bir çocuk, sedirin üstünde
    yüzünü ders kitabına gömmüş
    Saate bakıp, geceyi dinleyip
    Kitabından bir yaprak çeviriyor.

    Sessizliğin sığınaklarına gömülmüş evlerde
    Yanan tek tük ışıklar var
    Bekçi düdükleri
    Birbirlerine selam yolluyor
    O daracık sokakların ardından:
    Bir vukuat yok
    Asayiş berkemal!

    Sokakta biri bağırsa
    Sanki tavan çökecek
    Kadınla çocuğun üstüne. . .

    Bu sokak ne zaman çınlar
    Belli belirsiz ayak sesleriyle?
    Bu kapı ne zaman çalınır?
    Anne, görevini yapmış biri gibi
    Usul usul kalkar yerinden
    Çocuk ne zaman sıçrar?

    Açılır kapı, girersin içeri
    Yüzünde sarhoşlara özgü
    Tuhaf bir gülümseme
    Kaldırıverirsin omzuna beni
    Sorarım: Baba niye geç kaldın böyle?
    Eski bir türküyle
    Kesersin sözümü...
    1 ...
  26. 112.
  27. ahmet erhan şiiri.

    Pijamalarını giydirdik
    Sigaralarını, çamaşırlarını, terliklerini
    Doldurduk bir çantaya
    Saate baktım: Sabah yedibuçuk
    Gözlerini tavana dikmiş öylece duruyordun
    Arasıra bakışların
    Usulca kayıyordu bana
    Ben henüz öğrenmemiştim
    Hasta babayı üzmemek icin
    Gülümser görünmeyi..
    Kardeşlerimin ağlayışlarını duyuyordum
    Yandaki odadan
    -Sen de duyuyordun
    Bir şeyler söylemek istedin, konuşamadın
    Bir yudum su içtin
    iskemlenin üstündeki bardaktan
    Sonra sessizce devirdin başını yastığına
    Göstermek istiyordun sanki
    Çok önceden öldüğünü..

    Az sonra aniden patladı kapıda
    Bir cankurtaran düdüğü...

    Akşamdır. Güneş uyuklar evlerin çatılarında
    Tasını tarağını toplayıp
    Gitmeye hazırlanan
    Bir gezgindir sanki
    Hoşçakal demek için son bir kez uzanır
    Gözlerini uzaklara bağlayıp
    Pencereden dışarı bakan çocuğa.

    Akşamdır. Babalar ellerinde ekmeklerle
    Yürürler kaldırımlarda.
    Genç bir oğlan
    Ağacın altında şiir okur sevgilisine
    Camları titreterek
    Bir kamyon geçer sokaktan.

    Akşamdır. Çocuklar el ele tutuşup
    Dönerler artık okullarından...

    ...Çalar kapı
    Görünür annenin sapsarı yüzü
    Binlerce kanadı kırık kuş o sıra
    Uçmaya çalışırlar kentin üstünde
    Bağırırlar:
    -Baba öldü!
    1 ...
  28. 111.
  29. ahmet erhan şiiri.

    Baba bana yürüdüğün
    O yolları göster
    Baba bana dünyanın
    Yüreğine inen geçidi

    Baba durursam azarla
    Tökezlersem kaldır beni

    Toprağa süre süre
    Arıttım yüreğimi
    Ellerim kanıyor bak
    Isırganlar yolmaktan
    Sesim nasıl da kısık
    Nehirlerin kaynağında
    Durup da bağırmaktan

    Baba bana yaşamın
    Çekirdeğini göster
    Baba bana bu yolun
    Sonundaki çiçeği

    Güneş giriyor koluma
    Ömrüm çağırdı beni
    Bu yolda yürürüm ben

    Baba şarkılarıma küfret
    Bir gün eğer dönersem...
    1 ...
  30. 110.
  31. ahmet erhan şiiri.

    Senin düşlerin baba, bende
    Bir ad buluyor kendine
    Birbiri ardına ekleniyor sözcükler
    Nemli duvarlarında kentin
    Deniz köpüğü ve tuzdan dilleriyle..

    Senin bakışların baba, bende
    Sürüyor, filizleri gibi mutsuzluğun
    Uzaklara bakan binlerce göz
    Ufkun ardını kolluyor boyuna
    Güneşin vurulduğu yerde boynunun.

    Senin ölümün baba, bende
    Bir anafora kapılarak
    Yeniden doğuma dönüşüyor
    Köklerini toprak altında saklama
    Baba, oğlun daha yaşıyor...
    1 ...
  32. 109.
  33. ahmet erhan şiiri.

    Bu şiirleri toprağa gömeceğim
    Sözcükleri tohum olacak
    Çiçekler fışkıracak topraktan
    Sevgilerin dal olacak baba
    Uzanacaksın uzaktaki bir ışığı yakalamak için
    Işık köklerine dolacak bir gün
    Yorgunluğun o çiçekleri sulayan
    Koca bir nehir olacak
    Baba, acıların sürgün...
    1 ...
  34. 108.
  35. ahmet erhan şiiri.

    Cadılar bana bir parça ekmek verdi
    Ormanda kaybolmayayım diye ardıma serptim
    Hepsini de kötü kuşlar yedi
    Üç gün üç gece ağladım, korkumdan sustum
    Taş oldu çukulatadan evlerin hepsi
    Sonra dünyaya düştü yolum

    işsiz güçsüz sabah akşam müzik dinler, içki içer, şiir yazar
    Evden çıkmaz bir ay, çıkarsa geri gelmez
    Sakalını bıyığını uzatır uzatır keser
    Kitaplıklarda bağırır, alanlarda susar
    Deli midir, yoksa Kül kedisi'nin amcasının oğlu mudur bilinmez

    Cadılar bana bir parça ekmek verdi
    Ormanda kaybolmayayım diye ardıma serptim
    Hepsini de kötü kuşlar yedi...
    Önümü ardımı bilmiyorum o günden beri
    Saçlarımı bir sağa tarıyorum , bir sola
    iki ayrı yöne uzuyor ayaklarım
    Tıkabasa otobüslere biniyorum, saat dokuzdanbeşe
    nemli bir odada kalıyorum
    Ekmeğimi isterim! Ekmeğimi isterim!
    1 ...
  36. 107.
  37. ahmet erhan şiiri.

    Burda, bir Ahmet Erhan var uzakta
    Defterini dürmüş ve Bingöl'de bir dağ köyü kadar yalnız
    Aylardır aramadınız, yolları da kapanmadı
    Ayakizleri betonlarınızın üzerinde saklıdır

    Burda, bir Ahmet Erhan var uzakta
    Taşikardi, ülser ve panik ataklı anksiyeteyle dalaşır
    Aşağıeğlence'den çıkın, Etlik ilkokulu'nun altında
    Ankara'da, bir belediye otobüsü yalnızlığını yaşar
    Görseniz bir yerlerden hatırlarsınız mutlaka

    Elleri artık titriyor, eski gibi değil
    Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor...
    Burda, bir Ahmet Erhan var uzakta
    Gözleri şehrinizin bütün dumanlarıyla kaplıdır

    -Bir kadeh rakının kırk yıl hatırı vardır..
    1 ...
  38. 106.
  39. ahmet erhan şiiri.

    Önceden bir tutam hüzündüm-işte nasıl bilirsen
    Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
    Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
    Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle.

    Eski püskü bir resim olarak kimliğimde taşıyorum
    şimdi çocukluğu
    Ceplerimde papatyaları unutmaktan sanık ellerim
    Bir ırmağın kaynağında dinelip,denize kavuşmayı
    düşlüyorum gün boyu
    Kulaklarımda uğultusu motor seslerinin.

    Göğün saçlarımla dalaştığını bilmesem ,buna bir ad verirdim
    Sofrada beni bekleyenlere ağaçları gösterirdim ya da
    Çiçekli masa örtüsüne aldanarak dönüverirdim
    o kırlara
    Vitrinlere cepleriyle bakan insanları görmesem,buna
    bir ad verirdim
    Aklım her gün sorularla sorularla uğunmasa
    Belki de dünyayı bir anahtar deliğinden gözlemekle
    yetinecektim

    Önceden bir tutam hüzündüm-işte nasıl bilirsen
    Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
    Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
    Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle...
    1 ...
  40. 105.
  41. ahmet erhan şiiri.

    Bir kekik kokusu tüter sabahın seherinde
    Denizde bir balık kayar, bir yıldız solar gökte
    Ve sabah türkü gibi yayılır
    Salyangozların izleri uzar toprakta
    Otların arasında gider kaybolur
    Bir salyangoz kadar olamadım, der şair
    Ayak izlerimi tutmayan topraklarda yürüdüm
    Unutmasını bilen kadınları sevdim
    Trenle geceyarısı geçilen kentleri..
    Şimdi bir soru işareti gibi kaldım şu dünyada.
    Dokunup yaprakların üstüne düşmüş çiylere
    Uzanıp gölgesine bir portakal ağacının
    Kulak vererek cırcırböceklerinin sesine
    Bu şiiri uyku haliyle yazdım
    Akdeniz bir çaydanlık gibi fokurduyordu az ötede
    Biraz sonra kalkıp yüzümü yıkarım artık
    Sonra bir kitap okurum, ya da çicekleri sularım.
    1 ...
  42. 104.
  43. ahmet erhan şiiri.

    Yağmurdan kaçarken taşa tutuldum
    Dönüp bakamadım bile
    Şimdi kendi içine yağan bir bulutum
    Kağıtlar yeşeriyor toprak yerine

    Saçlarımı uzattım, aynayı kırdım
    Deri ceketimi çıkardım sandıktan
    Cebimde 20 yıl önceki sevgilimin resmi
    O mu büyüdü, ben mi yaşlandım?

    Gümüş tabakamı, köstekli saatimi
    Bir blues ritmiyle kullanıyorum
    Her sabah yeniden uyansam da
    Naftalinli bir gençlik bu yaşadığım

    ipsiz ruhum, sarsak, serseri
    Otobanlarda sırtında heybesiyle
    Cafelerde tuborg bira ve patates cipsiyle
    Durdun bir yerde, çağını bekliyorsun ...
    1 ...
  44. 103.
  45. ahmet erhan şiiri.

    Boğulmak benim hünerimdir
    Yağmurlara uzak o topraklarda
    De ki öldü bu adam
    Halk diktatörlüğünün birinci yılında

    Boğulmak benim hünerimdir
    Su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da
    Yeni geldim, kurundum, şöyle ne oldum
    O mel'un yalnızlığın çorak sayfasında

    Kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir
    Yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım
    Kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım
    Üstüne de bir cigara yakardım, ben adam olsam

    Derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi

    Boğulmak hüner midir ah, bir elimi tutsan.
    1 ...
  46. 102.
  47. ahmet erhan şiiri.

    Havlu atıyor ardımdan dünya
    Oysa şampiyonuyum yalnızlıkların
    Bilahare aşkın, acının
    Ve aklına gelen ne varsa

    Ringte yapayalnız bir kaldım
    Bomboş bir salonun uğultusu
    Bütün hücrelerimden rüzgar sızıyor
    Ve işte yenildiğimin anonsu.
    -Mavi köşeyi kan tutuyor!
    1 ...
  48. 101.
  49. ahmet erhan şiiri.

    Hiçlik'te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım
    Dört yanımız dizboyu insan
    Yağmurdan bile usanalım
    Yağmurla sevişirken

    Bende inanmaların çağı geçti
    Sende sanki ilkbahar
    Bizimkisi karşıtların birliği
    Böyle sevgili olunur herhal

    Nihilist bir otobiyografi
    Buldum iç cebime astım
    Ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında
    Türkiye benim yurdum

    Hiçlik'te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım
    Başağrısı çekelim üç gün üç gece
    Yalnızlığın sularını bulandıralım
    Görünmesin bir şey geride

    Ben ki boynumda süpürgeler taşırım
    Ardımdan gelenler ırgalamaz
    Hiçlik'te buluşalım ve konuşmayalım
    Dünyaya çarpan yürek onmaz

    Hızla yaşadım genç ölmedim
    Bir koşuymuş yaşam geç anladım
    Otuzu geçiyorken saate baktım
    Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz

    Beni kimseler sevmez...
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük