ahmed arif

entry614 galeri35 video8
    114.
  1. ''Öyle yıkma kendini,
    Öyle mahzun, öyle garip...
    Nerede olursan ol,
    içerde, dışarda, derste, sırada,
    Yürü üstüne - üstüne,
    Tükür yüzüne celladın,
    Fırsatçının, fesatçının, hayının...
    Dayan kitap ile
    Dayan iş ile.
    Tırnak ile, diş ile,
    Umut ile, sevda ile, düş ile
    Dayan rüsva etme beni...''
    5 ...
  2. 113.
  3. ''Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
    Gülünç, acemi, çocuksu...

    Vurulsam kaybolsam derim,
    Çırılçıplak, bir kavgada,
    Erkekçe olsun isterim,
    Dostluk da, düşmanlık da...''
    3 ...
  4. 112.
  5. içine sindiremeyip yayımlamadığı ama yine de güzel şiirleri hatta kendi tabiriyle karalamaları, o öldükten sonra ticari bir amaçla yayımlanan, kemikleri sızlayabilitesi yüksek olan şairdir..

    aşağıdaki dizeyle aşıkların tüylerini ürpertir

    "...üşüyorum,
    kapama gözlerini.."
    0 ...
  6. 111.
  7. evet ağlamaklı oluyorum, demdir bu
    hani kurşun sıksan geçmez geceden, anlatamam, nasıl ıssız, karanlık...
    ve zehir-i zıkkım cigaram
    gene bir cehennem var yastığımda
    gel artık...
    ahmed arif
    2 ...
  8. 110.
  9. Beşikler vermişim Nuh'a
    Salıncaklar, hamaklar,
    Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
    Anadoluyum ben,
    Tanıyor musun ?
    dizeleriyle kalplerde yer edinmiş şairdir.
    2 ...
  10. 109.
  11. Rüya, bütün çektiğimiz.
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram..
    2 ...
  12. 108.
  13. ölüm buyruğunu uyguladılar
    mavi dağ dumanını
    ve uyur uyanık seher yelini
    kanlara buladılar
    sonra oracıkta tüfek çattılar
    koynumuzu usul usul yoklayıp
    aradılar
    didik didik ettiler
    kirmanşah dokuması al kuşağımı
    tesbihimi, tabakamı alıp gittiler
    hepsi de armağandı...
    ahmed arif
    1 ...
  14. 107.
  15. ''AY KARANLIK'' şiiriyle beni benden götüren şair...
    0 ...
  16. 106.
  17. Büyük insan, büyük usta, büyük şair.

    Nasıl anlatılabilir ki ahmed arif? Yaşadığı memleketi ve insanını çok iyi tanıyan,anlayabilen ve anlatabilen bir adam. Öyle samimi, öyle içten... Benzemez ipek giysilerle, elinde viski son kalite purosuyla şömine önünde keyif çatıp toplumsal duyarlılık masalları anlatanlara. Halktan biridir, halkın sesidir, insanın sesidir o. Bu toprakları ve bizleri o kadar çok sevmiş ki, sanıyorum budur onu şairliğe götüren sebep. Bu uğurda 141. ve 142. maddelerden yargılanmış, 2 yıl hüküm giymiştir. işte böyle ödüllendirilmiş bu büyük yürek işçisi...

    Şiirlerini herhangi bir şekilde incelemeye benim çapım yetmez. Hele bir de, kendi sesinden dinlenirse eyvah ki ne eyvah. Öyle bir sızı yerleştirir ki göğsün sol yanına tarifi imkansızdır. Özellikle son mısralarda hiç affı yoktur. Dedim ya anlatamam. Tüm şiirleri okunmalı hatta kendi sesinden dinlenmelidir.

    Buraya, hangi şiirinden alıntı yapsam bir diğerine haksızlık yapmış olacağımı biliyorum. Fakat sigarayı bırakıp tütün içmeye başladıktan sonra, yalnız değiliz isimli şiirinin şu dizeleri pek bir hoş geliyor, sarıp verdiğim herkese okuyasım geliyor.

    --spoiler--
    tütünü bilir misin?
    "kız saçı" demiş zeybekler,
    su içmez her damardan,
    yerini kolay beğenmez,
    üşür
    naz eder,
    darılır
    iki yaprak arasında kıyılmış,
    bir parçası var kalbimin
    incecik, ak kağıtlara sarılır,
    dar vakit yanar da verir kendini.
    dostun susan dudağına...
    --spoiler--
    1 ...
  18. 105.
  19. vurulsam kaybolsam derim,
    çırılçıplak bir kavgada,
    erkekçe olsun isterim,
    dostluk da, düşmanlık da..

    akşam erken iner mapushaneye şiirinin yazarıdır. oktay kaynarca seslendirmişti.
    2 ...
  20. 104.
  21. Dört yanım puşt zulası
    Dost yüzlü
    Dost gülücüklü
    Cigaramdan yanar.
    Alnım öperler
    Suskun, hayın, çıyansı.
    Dört yanım puşt zulası
    Dönerim dönerim çıkmaz.
    En leylim gecede ölesim tutmuş
    Etme gel
    Ay karanlık...
    4 ...
  22. 103.
  23. onur da ağlar

    Gözlerinin pınarında
    Bir bulut,
    Boşandı boşanacak
    Nerdeyse.
    Aklımdan geçenleri
    Okuyorsun su gibi.
    Dünya gördü
    Bizi boğazladılar...

    Tutma gözyaşlarını
    Onur da ağlar...
    Bırak yıkansın gökyüzü,
    Lacivert, yeşil, altın
    Işıkları günbatımın.
    işte şafaktayız gene
    Çırılçıplak
    Ve mavi.
    işte sanki dağ yeli
    Ve işte sanki meltem...

    Kimse toz konduramaz
    Kesip attığımız tırnağa bile.
    Sen en güzel kızısın
    Bütün galaksilerin
    Bense tözüyüm artık
    Akkor tözüyüm
    Prometheus'u yakan
    Kara sevdanın...

    Ne alnımızda bir ayıp
    Ne koltuk altında
    Saklı haçımız
    Biz bu halkı sevdik
    Ve bu ülkeyi.
    işte bağışlanmaz
    Korkunç suçumuz..
    1 ...
  24. 102.
  25. henüz lise çağında yazdığı şiirleri dönemin önemli hiciv şairlerinden neyzen tevfik'in şiirleriyle aynı dergi sayfasında yayımlanmış büyük şair.
    0 ...
  26. 101.
  27. HASRETiNDEN
    PRANGALAR ESKiTTiM

    Seni, anlatabilmek seni
    iyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni
    Namussuza, halden bilmeze
    Kahpe yalana.

    Art arda kaç zemheri
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
    Dışarda gürül gürül akan bir dünya...
    Bir ben uyumadım
    Kaç leylim bahar
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım
    Bir o yana
    Bir bu yana...

    Seni bağırabilsem seni
    Dipsiz kuyulara
    Akan yıldıza
    Bir kibrit çöpüne varana
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.

    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin
    Yitirmiş öpücükleri
    Payı yok, apansız inen akşamlardan
    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...
    1 ...
  28. 100.
  29. aç kaldım susuz kaldım vs. diye başlayıp devam ettiği sıradan sözleri "terketmedi sevdan beni" cümlesiyle ölümsüz bir şiire dönüştüren büyük şair.
    0 ...
  30. 99.
  31. Leylim - leylim dünyamızın yarısı
    Al - yeşil bahar,
    Yarısı kar olanda
    Gene kavim - kardaş, can - cana düşman,
    Gene yediboğum akrep,
    Sarı engerek,
    Alnımızın aklığında puşt işi zulüm
    Ve canım yarı geceler
    Çift kanat kapılarına karşı darağaçları,
    Mahpusanede çeşme
    Yandan akar olanda,
    Gelmiş yoklamış ecel
    Kaburgam arasından.
    Yoklasın hele...

    Çağıdır, can dayanmaz,
    Çağıdır, en çatal, en ası,
    Cehennem koncası memelerinin.
    Çağıdır, kırk gün - kırk gece
    Kolların boynuma kement,
    Ha canım kötüye inat...
    Vah ki ne desem,
    Kurşunları namlulara sürülü,
    iki elleri kan,
    Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda,
    Alır yüreğim:

    Yankın yasak, aynalara.
    inemem bahçende talan,
    Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
    Tam, bıçağım cehennem gibi güzelken,
    Aklıma düşüyorsun
    Ellerim arık...

    Bilmiş
    Bütün zulalar
    Eğri hançer, kara mavzer, kan pusu.
    Ve insan düşüncesinin o en orospu,
    O en ayıp, frengili yemişi,
    Çıldırtılmış uranyum
    Bilmiş,
    Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı
    Uuuuy gelin...

    işte kan tutmuş korsanlar,
    Haramla beslenmiş azgın,
    Düzmece peygamberler
    Ve cüceleri
    Ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı,
    işte bir kez daha
    Bu can bendeyken,
    Delin, divanenim işte
    Uuuuy gelin...

    Bu yasaklar,
    Firavun kalıntısı.
    Yoksun,
    Akdan - karadan.
    Gizline, canevine kurulu faklar.
    Gün ola, umut kesip korkunç yetinden,
    Murdar tutkusuna dünyasızlığın,
    Gün ola, düşesin bekler.
    Düşme!
    Ölürüm...
    Gözlerinden, gözlerinden olurum.

    Leylim - leylim
    Ayvalar nar olanda
    Sen bana yar olanda.
    Belalı başımıza
    Dünyalar dar olanda.
    *
    1 ...
  32. 98.
  33. Açardın,
    Yalnızlığımda
    Mavi ve yeşil,
    Açardın.
    Tavşan kanı, kınalı - berrak.
    Yenerdim acıları, kahpelikleri...

    Gitmek,
    Gözlerinde gitmek sürgüne.
    Yatmak,
    Gözlerinde yatmak zindanı
    Gözlerin hani?

    "To be or not to be" değil.
    "Cogito ergo sum" hiç değil...
    Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
    Durdurulmaz çığı
    Sonsuz akımı.

    içmek,
    Gözlerinde içmek ayışığını.
    Varmak,
    Gözlerinde varmak can tılsımına.
    Gözlerin hani?

    Canımın gizlisinde bir can idin ki
    Kan değil sevdamız akardı geceye,
    Sıktıkça cellad,
    Kemendi...

    Duymak,
    Gözlerinde duymak üç - ağaçları
    Susmak,
    Gözlerinde susmak,
    Ustura gibi...
    Gözlerin hani? * *
    2 ...
  34. 97.
  35. Büyük bir edebiyat ustasıdır.Eşsiz bir şairdir.Şiirleriyle bizi bir yerden bir yere götürür.Hüznü anlatır.Zaman zaman isyanı o kadar nettir ki söylemleri okudukça okumak isteriz.

    Kalbim dinamit kuyusu
    Şafakları;
    Taaa şafakları
    Nice bir
    Yangınları düşer alın çatıma
    Gencecik ölüme gitmenin.
    Yığılır boşkovanlar, dumanlı
    Ve susar mitralyözler kuytularda.
    Suskundur,
    Karanlıktır,
    Kayıtsızdır,
    Her namlu.
    Beni kurşunlar götürür
    Kollarım vurulu
    Gözlerim açık.
    Şafakları,
    Taaa şafakları,
    Kınalı tavşanlar suya inmeden,
    ilk çığlıklarındayken martılar,
    Kamplarda idamcılar
    Azgın ve manyak
    Tan yerinde kızartılar...

    Tan yerinde kızartılar
    Hey canım,
    Orada,
    Sularla
    Sınırlarla
    Uzaklar uzağında
    Ve benim şuncağızımda hemencecik
    Göğüs kafesimin altında, solda,
    Barajlar, yeşeren çöller,
    Katarlar, traktörler,
    Yani her vidasynda bin sevda,
    Her civatasında bin saygı,
    Bin ustalıkla,
    işlenen ve yaratılan dünyaların kımıldanışı
    Ve hayatı pırıl pırıl çarktan çıkaranların
    ..........
    1 ...
  36. 96.
  37. 2000'li yılların başı... bir devlet lisesine başlamış bir çömez liseli edebiyat dersini kırmış olmanın cezası olarak yeteneği ile cezalandırılıyor edebiyat öğretmeni tarafından. cezası iki gün sonraki derste üstad'ın "anadolu" şiirini ezbere okumak. eve geliyor ve telaşla karıştırıyor kitaplığı. yok! ahmed arif denen bu adamın bir kitabını bulamıyor kitaplıkta. oysa attila ilhan var, necip fazıl kısakürek var nazım hikmet ran var, nefi var, neyzen tevfik var, yahya kemal beyatlı var, can yücel var, behçet necatigil var, cemal süreya var, orhan veli var, sebahattin ali var ama yok işte ahmed arif.

    aynı gün "hasretinden prangalar eskittim" kitabını ediniyor sahaflara kadar yürüyerek fatih'teki evlerinden. geri dönüş yolunda beyazıt'taki alt geçitten geçtiği sırada bir cd tezgâhı görüyor. cebindeki 1,5 lira ile skid row diskografi alacak ve kimbilir bir ara bütün şarkıları dinleyecek büyük bir şevkle. hatta eşlik edecek yer yer... sonra birden karışık bir mp3 cdsi dikkatini çekiyor. üzerinde ahmed arif yazıyor hem de. düşünmeksizin vazgeçiyor skid row cdsini almaktan. gidiyor eve ve kapandığı odasında şiiri ezberlemeye koyuluyor. bütün derdi şiiri üstad gibi okumak delikanlının. bir tur dinliyor üstadın kendi sesinden, bir tur aynı tonlama ile taklit ederek kendisi okuyor şiiri. kolayca ezberliyor. ve salı'dan perşembe'ye geçen bu süre zarfı içerisinde bildiğin ahmed arif oluyor şiiri okurken. "anadolu'yum ben, tanıyor musun?"

    ve gelip çatıyor ceza dersi. sınıfta hasta olduğu bir kız var o aralar. okul yeni açılmış olduğundan hukukları belli ve genel konsepte uymak konusunda fazla isteksiz delikanlı gönül ilişkilerinde. bir kıza aracı yollayıp da "çıkma" teklif etmekten haz etmiyor pek fazla. veya gidip de doğrudan şişirilmiş cümlelerle iletişim kurmaktan. ama başka türlü de kızları etkilemenin en azından o yaştaki bir kızı etkilemenin zorluğunun da farkında.

    derse girip hocayı beklemeye koyuldukları sırada kız geliyor esas oğlanımızın yanına... ve kız da ceza alanlar arasında. rıza polat akkoyunlu'ya ait nokta noktam şiirini okuyacak. ve heycanla son deneme performanslarından birisini sergiliyor delikanlıya. delikanlı mahçup bir şekilde "bu şiiri ben okumalıydım." diyor kıza. seviyor koşulsuz, kız okurken sesini kaydedip sonra dinletecek ve dinleyecek kadar da etkileniyor o anda.

    ve ceza anı gelip çattığında herkes sıradan okuyor verilen şiirleri. sıra delikanlıda... delikanlı başlıyor şovuna ve gayet de güzel taklit ediyor üstadı. taa ki şiirin bir kısmına gelene kadar.

    "gör, nasıl yaratılırım,
    namuslu, genç ellerinle...
    kızlarım, oğullarım var gelecekte,
    herbiri vazgeçilmez cihan parçası,
    kaç bin yıllık hasretimin koncası.
    gözlerinden, gözlerinden öperim.
    bir umudum sende, anlıyor musun?"

    burayı okurken ve şiir tam da sonuna gelmişken delikanlı birden ve ansızın kendi oluveriyor. taklit edemiyor bir türlü üstadı... öğretmeninin son kısımdaki farkı sorması üzerine bütün sınıfın önünde cevaplıyor genç adam: "ben şiiri güzel okumak için insanüstü bir çaba sarfettim. ama şiiri ezberledim ve ezberden okudum her seferinde... ancak burada beni izleyen bir çift ışıltılı göz şiiri anlamama yardım etti hocam. ve şiirin sonuna geldiğimde anlayarak ve benimseyerek okudum. istemdışı bir durumdu, özür dilerim. isterseniz baştan okuyayım hocam..."

    öğretmen kafasını tasdiklercesine sallayarak "oku" dedi ve ekledi "ama son bölümü okuduğun gibi oku, ezberden değil; algıdan oku..."

    cibali lisesi, edebiyat öğretmeni ahmet tarım'a teşekkürler.

    ahmed arif yitip gitmemesi gereken büyük bir değerdir türk edebiyatında. etnik kimliği üzerinden yıpratılmaya çalışılsa da hernekadar anadolu şiiri dahi yetecektir nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğu konusunda birşeyler anlamamıza.

    (bkz: adiloş bebe) *
    (bkz: akşam erken iner mapushaneye) *
    (bkz: ay karanlık) *
    (bkz: hasretinden prangalar eskittim) *
    (bkz: sevdan beni) *
    (bkz: bir akşamüstüdür)
    (bkz: bu zindan bu kırgın bu can pazarı)

    "beride borazancıları, o puşt ölümün
    hazır zilzurna keyfinden,
    hazır ırzını vermeğe,
    yiğitler vuruldukça.
    timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
    akarsu duruldukça..."
    4 ...
  38. 95.
  39. terketmedi sevdan beni,
    aç kaldım, susuz kaldım,
    hayın, karanlıktı gece,
    can garip, can suskun,
    can paramparça.
    ve ellerim, kelepçede,
    tütünsüz, uykusuz kaldım,
    terketmedi sevdan beni.

    dizelerine sahip, aşk şiirlerinin üstadı şair.
    0 ...
  40. 94.
  41. 93.
  42. Attila ilhan misali N. Hikmet'ten etkilenmiş ve şairliğinin ilerleyen yıllarında bu etkiden yine bir çok şair gibi nasiplense de bu yoldan ayrılmıştır. Dizeleri kısa ve özdür ve her mısra kusursuz bir anlam bütünlüğüne sahiptir. Bu yüzden stili P. Eluard'a benzetilmektedir. Onu Attila ilhan'dan ayıran bir diğer farklılık ise; A. ilhan modern batı edebiyatının örneklerini sunarken, Ahmed Arif daha çok Anadolucu bir tavır sergilemiştir.
    2 ...
  43. 92.
  44. 91.
  45. şairin, başta kendi halkı olmak üzere, tüm bir insanlığın vicdanı olduğu gerçeğini, hemen tüm dizeleriyle kesin olarak kanıtlayan, yarattığı imgelerin tazeliği, inceliği halen aşılamamış, şiirlerinde zulmü, sevdayı, hasreti, isyan hissini, kardeşliği, bilgelik ve inanılmaz bir ustalıkla işleyen ölümsüz anadolu ozanı, şair.
    3 ...
  46. 90.
  47. "bir şair: Ahmet Arif
    toplar dağların rüzgalarını
    dağıtır çocuklara erken".
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük