Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık, sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yar, arkadaş... Hepsi. En çok da en ilk de Leyla-sın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum kapama gözlerini.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram…
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
“Nemsin be?
Sevgili, dost, yar, arkadaş…
Hepsi.
En çok da en ilk de Leyla-sın bana.
Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın.
Uçan kuşum, akan suyumsun.
Seni anlatabilmek seni.
Ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum kapama gözlerini…”