günümüzde, neredeyse her türlü mecrada illa ki , kıyısından , köşesinden bir şekilde olan ve artarak devam eden durum. daha önce bahsetmiştim , artık olan şeyler , he yine bir ahlaksızlık demek diye okunuyor , görülüyor, burada değil çoğu yerde. yani eleştiriliyor ama çözümün gelmeyeceğini herkes biliyor. eskiden, herkesçe kabul görülen bir ahlaksızlık örneğinde, bak sana lan neler oluyor, bizde kendimize çeki düzen verelim , örnek teşkil edelim topluma gibi şeyler düşünülürdü. elbette yine düşünenler vardır. ama; ahlaksızlığı biz ön sıraya aldık sanki mecazi anlamda. ahlaksızlıklar oluyor ve biz izliyoruz. yani, örnek alacağımız değil, örnek almamamız gereken hususlar içinde kendimizi bulmak zor bir şey. hele ki gelecek nesiller için daha zor.
bu ülkenin en büyük sorunudur. Tepeden tırnağa kronik rahatsızlığımızdır.
Ahlaksızlık her yerdedir, adı değişmiş uyanıklık, açıkgözlük, işbilirlik olmuştur.
Esnaf hileli satış yapar. (Düzgün iş yapsa vergi kaçıran, işini iyi yapan (!) esnaf karşısında tutunamaz. Piyasa şartları, çarklar, sistem bellidir.
Memur işini iyi yapmaz. (iş yapmaya kalksa sen bu işi biliyorsun derler, kaytaranların işini de kilitlerler. Sistem bellidir.)
Haram yemek normal karşılanır, kul hakkına girip başkasının önüne geçmek gözü açıklık sayılır.
Daire almaya kalkarsın m2'den tut malzemeye kadar yalan bulursun karşında.
Araba alırken orijinal derler. Komple boyalı çıkar(Saksı düşmüştür, temizlik boyası vardır.). Yetkili bayiden aldığın 0 km araç bile komple boyalı çıkar.
Malının ayıbını gizleyen dolandırıcı cennetidir bu ülke. Lafa geldi mi "Dürüstlük pahalı mülktür, herkeste bulunmaz." diye ahkam keseriz.
Osmanlı geri döndü, efsane yeniden başlıyor, deriz.
Tüm olup bitenlerin suçunu başımızdakilere atar "Siz nasılsanız, öyle yönetilirsiniz." hadisini unuturuz.
Ahlaksızlık, dolandırıcılık bu kadar yayıldıysa ve milli bir sorun haline geldiyse oturup nerede hata yaptığımızı düşünmemiz lazım.
ikide bir Batı ahlaksız, Batı namussuz diyeceğimize bir kez olsun aynaya bakmalıyız: Kirlenmeyen bir yerimiz kalmış mı?
hani kimisi laiklik diyor ahlaksızlığa. arkadaş siz dangalak mısınız? nesiniz? laiklik sıfatı altında her boku yiyenlerin olduğu kefeye ben niye giriyorum lan? laik biriyim, aynı zamanda dinine de bağlı da biriyim. olmuyor mu böylesi? sizin sapkın fikirlerinize mi ters benim yaşam biçimim?
evimin kitaplığının en üstünde kur'an-ı kerim de var, koskoca atatürk posteri de asılı duvarımda.
böyle vatansever ve dinci isimler altında gruplar kurup, içine kafasına göre insanları yerlerştiren embesillerin o dağdaki bölücü şerefsizlerden hiç bir farkı yok vallahi gözümde. yok arkadaş.
he bu laflarım sadece "yaşasın laik toplum, dincilere ölüm" diyenlere değil. aynı şekilde dini savunup, insanların dini inançlarını istismar edip, cebine paraları indirip evinde karıyla kızla gününü gün eden şaklabanlarda aynı. onlarda çıkıp "din elden gidiyor, laikliği savunanlara ölüm" dedikleri sürece onlarda aynı bokun laciverdi.
ulan sinirimden laflar birbirine giriyor, tekrar okuduğumda da birşey anlamıyorum ama böyle ayrım yapanların allah bin bir türlü belasını versin ya. sizin bu ülkeye yararınızdan çok zararınız var allah'ın belaları.
Ahlak tanımı yapılmış ve sınırlandırılmış bölgenin diğer tarafını sevmektir.
evet, ahlaksızım belki de... Sadece ayıp diye yapmak istediğim şeyler var.
Engel olmak istemiyorum bu duyguya.
suç mu?
artık zamanın da üstünde $ık bir $ehirde
mazgallara kapatılmı$, büyüyemeyen çocuklar için
kafatasları çelikten adamların $arkılarını
ya da rahibe pelerini altına gizlenmi$,
gözleri irin torbalarıyla kanlı $eytanları
bir ruhun turuncu mihrabına getirip
ordan a$ağı atmalı..
sisle örtülü bir tanrı yüzünde ortalık
henüz
güpegündüz bir $alla sarıldıysa dörtnala
karanlık bir an
çirkin bir vincin organik çengelinde
çağdı$ı bir cadı gibi kusarken kanlı
asılı kaldıysa
delikanlılarla yatıp kalkan ivedi bir caddenin
dedeleri, di$siz oratoryolar gibi embriyo ise
rahmine sıçarım böyle anaların diye
küfrederek dua adına açılıyorsa engerek yuvası avuçları
peygamber develerinin
artık zamanın da üstünde $ahsiyetsiz bir $ık $ehirde
mazgallara kapatılmı$, büyüyemeyen çocuklar için
kutsal kabahatleri ve mecazi kerhaneleri
bir ruhun turuncu mihrabına getirip
ordan a$ağı atmalı..
ve bu sülalenin bütün arsız, ağızsız ağıtlı kapılarını
o sisli yüzlerin yüzüne kapatmalı..