kuzenimin bir arkadaşımın ısrarla en iyi devletin randomlar olduğunu iddia ettiği müthiş oyundur.*
oyuna dark age'den başlamak daha keyiflidir.
aradan yıllar geçmesine rağmen değerini kaybetmeyen ara ara oynanan, "emrin" "yaparım" nidaları duyuldukça şevkatle dolup savaşa giderken "del" duşuna bin bir zorlukla basılan oyundur.
ideal ülke, ideal ordu tipi, ideal ünite hatta ideal gelişim şekli bile olmadığı için, hiç bir zaman mükemmeli yakalayamazsınız, bu yüzden asla sıkılmazsanız. ve eğer birgün sıkıldıysanız, merak etmeyin yakında geçer.
conquerors versiyonunda sürekli ispanyollarla "ispanyolca" oynadığım oyundur. şifrelerden vazgeçemediğim ve de hiç multiplayer ile oynamadığım oyunudur. *
oyundaki ince detayları,bazı stratejileri ve ünitelerin anti lerini -afedersiniz ama kısaca tüm piçlikleri- öğrendikten sonra insana verdiği hazzı kat kat artan efsane.
adresinden indirdiğiniz programın ardından bilgisayarınza yüklü oyun sonrasında günlerce dünyanın dört bir yanından farklı milletlerden playerlarla oynamanın zevkine vardığınız oyun
ceşitli oynama şekilleri vardır favori olanım custom scenerio CBA=castles blood auto olanıdır basitce anlatmak gerekirse 4 adet kaleniz var otomatik askeriniz cıkıo düşman kale ve kapılarını yıktığınızda işci alıp gelişiyosunuz ceşitli kill sayılarında cağ alıyosunuz
(bkz: anlatılmaz yaşanır)
internet kafelerde de strateji oyunu oynanabileceğini kanıtlanmış oyunlardandır. ayrıca bir arkadaşımın türk olup derenin yanına cami yaptığı, dereyi de askerlerine şadırvan olarak kullandırttığı oyun. *
henüz birer ergenken çeşitli efsanelerine maruz kaldığımız oyun. sırf bu efsaneler yüzünden persleri almayı yasaklardık birbirimize. halbuki filleri yerle yeksan etmek o kadar da zor değildi. hatta küçük çapta bir fil ordusu tertip eden bir oyuncu için felakete varacak bir hamleydi bu. zira filler yavaş olduklarından büyücüler tarafından daha menzilin yarısını bile geçemeden karşı saflara çevriliyorlardı. yani fil avantajı yok olduğu gibi dezavantaja dönüşüyordu. ha yok hacı ben illa öldüreceğim diyorsanız her fil için yaklaşık 7 kişilik bir spearman takımı yeterli oluyor.
o değil de hala oynuyorum ben age of kings'i. şansını denemek isteyen arkadaşlar mesaj atsınlar*
conquerors versiyonunu da, kendisini de 7 yıldır oynadığım fakat bıkamadığım oyun. nice oyunlar geldi geçti, 2 ayda tarih oldu ama efsane, hala bilgisayarımda yerini koruyor.
arkadaşlarla toplanıp multiplayer oynamanın ayrı bir tat verdiği oyun. **
geçen sene, okuldaki arkadaşlarla(4-8 kişi) "strateji saatleri" adı altında toplanıp oynadığımız oyun. ey gidi ey ne keklerdim arkadaşları 'alp 1000 odun yollasana', 'yusuf 1000 altın yollasana'.*
bir süre sonra bayınca artık işi fanteziye vurup 150 tane paladin, 150 tane village ve benzeri abukluklar yapmanıza vesile olan oyun. bir de düşman marketinden altın trade'i yapmak vardı... *
Persians'ları karşıma alıp, zorluk derecesini hardest yaptıktan sonra, 28 filin geldiğini önceden farkedemeyip, en son işçime kadar bütün şehri fillerin altında kalmasını izlediğim fakat her halukarda zevk veren oyun.
türk askerlerinin "saldır!" , "hücum!" , "allah allah?" tepkileri verdiği oyundur.
ilginç olanı ise "saldır" ve "hücum" dan sonra ünlem varken, "allah allah" tepkisinden sonra soru işareti olmasıdır, askerler dini sorguluyormuş izlenimi verilmeye çalışılmış olabilir.