izledikten sonra " bi insan niye böyle bi film çekme gereği duyar?" diye düşündüren film.anlatılan hikaye bi anlamsız, filmin kurgusu ayrı bi anlamsız. sanki film hiç ilerlemiyor gibi.tamam melis birkan ı seviyoruz ama olmamış bu sefer.
adını hakkaten koymak gerekirse "entel triplinin entel tripli" filmi olabilir. tuna kiremitçi'nin bu tırt duygu adamlığından bir şekilde kurtulması lazım bence. hâlen liseli gibi gözümde.
net bir şekilde kötü vakit geçirdiğim ve çok kısa zaman sonra hakkında neredeyse hiçbirşey hatırlamayacağımdan uzatmadan nedenlerini sıralamak istiyorum...
---------------spoiler---------------------
can karakteri her anlamda dörtdörtlük, kızların hasta olacağı bir tip. adamın eli yüzü düzgün, zengin, iyi bir okul bitirmiş ve babasının şirketinin işlerini yürütüyor (yani sorumsuz değil), ince ruhlu (kıza porsuk çayının yanında yaptığı sürpriz, kızın çocukluk hayali köy evini yaptırması vb.), zamanında çapkın ama kıza sırılsıklam aşık olup sadık bi adam olmuş (kızların en çok hoşuna giden şeylerden biri de bu herhalde). bunun yanında ilişki başlayalı daha 6 ay bile olmamış ve evlilik kararı alındığına göre kız da adama sırılsıklam aşık. herşey güzel. bu noktada can'ın en yakın arkadaşı geliyor almanyadan nikah şahitliği için. bu adamın adı da ılgaz. ılgaz sıkıcı, bunalım, konuşmayan, konuşurken adamın gözlerine bakmayan silik bir tip. bu adamın abisi de deli. saçmalıklar burada başlıyor. ulan her anası babası ölen (abi arabayı kullanırken gerçekleşen bir trafik kazasında da olsa) çocuk bunlar kadar fıttırır mı? hadi bunu abi kardeşin çıkış noktası olarak kabul ettik, benimsedik, filmi izlemeye devam ettik. ılgaz konuşmamaya, ota böceğe bakmaya devam etmektedir, arkadaşının nişanlısıyla tanışmış ve kızı sallamamıştır filan, hatta kızın incelik olsun diye hediye verdiği satranç takımını geri gönderiyor. adam bunalım bir tip olduğundan sineye çekiyoruz bunları da. ama sonra bilgisayarını açıyor ve o da nesi, elemanın masaüstünde arkadaşının nişanlısının fotoğrafı. can, arkadaşına abi bak benim nişanlım bu diye fotoğraflarını gönderiyor ve ılgaz denen bunalım fotoğrafa aşık oluyor. sen madem böyle bir halt ettin, kalbine dur diyemedin (fotoğraftaki nişanlıya aşık olarak ki saçma), ama en yakın arkadaşına da çok değer veriyorsun, gelme kardeşim ozaman düğüne filan, bir bahane bul. neyse geldin diyelim ve zaten kıza da açılmıcaktın ama deli abi çıktı piyasaya ve kıza, ılgaz seni seviyo, sen de onu sev yiyişin filan diyor. yahu bu kız nasıl bir kız ki bu deli abinin sözünü ciddiye alıp, hiçbir çekici yönü olmayan ılgaza tav oluyor ve 6 ay önce tanışıp aşık olduğu evlenmek üzere olduğu ideal adamı (can) unutuyor birden. ılgaz bunun yüzüne seni seviyorum, ben seni fotoğrafından sevdim dese kız dünyaları unutacak, kaçıp gidecek almanya'ya beraberce. bu ne beeeee. sonunda da ılgaz babasının, anasına fatmam fatmam diyerek yazdığı mektupları kıza gönderiyor, ismini vermeden ve kız kimden geldiğini bilmeden bu mektupları okuyor herşeyi anlıyor olmalı ki duygusal müzik eşliğinde ağlıyor. herhalde telepati yöntemiyle anlaşıyorlardı.
genellenirse, hiçbir karakterin derinine inilmemiş, hikayeleri anlatılmamış, ilişkilerin ruh hali iyi aktarılamamış ve bir aşk filminde aşk işlenememiş. oyunculuk açısından da ahmet mümtaz taylan hariç takdir edilecek kimse yoktu.
---------------spoiler---------------------
türk sinemasına destek vermiş olduk, para verdik o oldu...
ıssız adamdan etkilenerek yapıldığı her halinden belli film. yahu biz sevmeyiz böyle romantik tantanaları, bize varsa yoksa 2012 olacak işte efekt mefekt. ya da new moon, o yabancı film olduğu için romantik olabilir. bu filmde tutarsa devamının ''çocuğu sen koy'' adı, sloganıda ''gelmesinide gitmesinide bilmiyenlere.'' olacak sanırım. abimm filminede bunada gitmemek lazım. türk filmi bunlar yahu, film mi bunlar? tutumlarımız hep böyle nedense...
türk filmlerinde farklı işleri desteklemeyip, sonrada '-neden hep aynı filmler?' diyen seyirciye hitaben abimm filmiyle ilgili entry girdim #6697402 destek olmalıyız gibisinden, beğenilmedi, üzüldüm bu tutuma; türk sineması benim için cidden çok kıymetli, ben 2012 ye gittim, new moon filminede ama neşeli hayat ve abimmide izledim. kötüyse eleştirelim ama ne olur biraz destek şu sinemamıza. sinemamızın bize ihtiyacı var. izlemeyeceksek bile biraz saygı duyalım. bu kadar zormu sözlük kardeşleri?
beklentilerimi fazlasıyla karşılamış, özellikle ahmet mümtaz taylan ve cemal toktaş'ın çok başarılı olduğu, izleyeni pişman etmeyecek film. tuna kiremitçi'de ilk filmi olmasına rağmen çok başarılı bir iş çıkarmış. bir sanat eseri değil tabii, ama fazla kafanızı yormadan izleyebileceğiniz keyifli, sakin bir film olmuş. *
çekimlerinin bir kısmı eskişehirde yapılan film. bu eskişehire de noluyosa diziler filmler herşey oraya akmaya başladı. (bkz: es es)
bizim mezun olmamızı mı beklemişler napmışlar.
edit2:adalardaki köprü üzerindeki çekiminde bende rol alacaktaım kameranın önünden geçen figüran tiplemesiyle ama işte olmadı be sözlük. yanımdaki çocuğu seçti yönetmen efendi.