kitaplarını bilimsel bilgilere ve dayanaklara göre yazan, müthiş ve sade anlatım biçimiyle okuyucuyu sürükleyen bir yazardır. iki kitabı olasılıksız ve empati ile özellikle ülkemizde büyük sükse yapmış bir yazardır. olasılıksız kitabında değindiği laplace'in şeytanı gerçekten hem insana bir şeyler öğreten hem de insanın ilgisini çeken bir terimdi. ayrıca türkiye'de boy gösterdiği platformlarda da alçak gönüllülüğü ile de ayrı bir sempati kazanmıştır.
olasılıksız* ve emppati* kitaplarıyla gönlümde taht kurmuş yazar kişisi. işlediği konular özgün, anlatımı akıcı ve tüm yazarlarda görmek isteyip de göremediğim bir özelliğe sahip: en ince detaylara bile yer veriyor kitaplarında. bilim, felsefe, tıp ve sinema gibi pek çok alanda bu denli bilgisinin olmasına şaşırıyorum gerçekten. bu bilgilerin salt araştırmaya dayalı olduğunu da sanmıyorum.
zeki, daha önemlisi zekasını fevkalade kullanabilen birisi. yeni kitaplar yazması dileğiyle...
--spoiler--
Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp Romeo' nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde, Titanic defalarca izlenmiştir..Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın !..Çünkü, Romeo ölmeli, Titanic batmalı ; Ama aşk herşeye rağmen yaşanmalı...!
--spoiler--
müthiş kurgusu, akıcı anlatımı ve keskin zekasıyla büyüleyici bir yazar. onun kitaplarını okurken kendinizi kimi zaman bir poker ustası, bazen de bir profesör olarak bulabilirsiniz.
empati adlı kitabını almamla bitirmemin iki günü bulduğu yazar kelimesinin az kalacağı şahıs.şimdi de olasılıksız adlı kitabını okuyorum.2. gün 60 sayfası kaldı sadece.resmen bağladı beni, soluksuz okuduğum bu nasıl bir hayal gücüdür dediğim kitapların yazarı.kendisine sanırsam hayranlıktan öte şeyler hissediyorum.yazsın efendim, hep yazsın.
olasılıksız isimli kitabını bir hata sonucu akşam 6 da okumaya başladım. ertesi sabah işe gitmek için evden çıktığımda kitabı huzurla kenara bıraktım. işte öyle bir kitabın yazarıdır.
kendisini robert lodlum ve michael crichton ile benzetiyorlar. doğrudur. michael crichton büyük bir yazardır. kitaplarını okudum. başta jurassic park olmak üzere en sevdiğim eseri uzay mikrobudur. ancak michael yine de adam faver gibi olay örgüsünün sonunu bağlayamıyor. olasılıksız gibi bir kitap ender gelir.
kendisine hayran olanların "eleştirel" yaklaşamayıp çok çabuk kızdığı yeni nesil, dayatılan yazarlardan sadece birisi. bir diğeri de dan brown denilen adam.
yahu adamın kitaplarını ben de okudum. yani söylenildiği kadar "ohh yeah-manyak bu adam" şekillerinden vazgeçin kardeşim.
o sebeple bir robert ludlum tavsiye ettim. bunun kötü tarafı yok.
gidin jean christophe grange okuyun, gidin bir bernard werber alın, eğer bu heriften aşağı kalırlarsa havlarım lan köpek gibi. nedir ulan bu tripler!
edit: robert ludlum'un nemrut isimli kitabını bulun okuyun bakın bakalım hangisi daha iyi kurgulanmış. okuyup "höyttara ulan" diyen olursa kitap parasını yollarım, söz veriyorum.*
iyiki'lerin keşke'lerini geçsin bu hayatta. Çünkü zamanı geri çevirmek için saatin yelkovanı ile oynamak fayda sağlamaz. her iki kitabınıda zekice kurgulamış harika
yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci, sahneye fırlayıp romeo'nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır..
sonunda geminin batacağı bilindiği halde titanic defalarca izlenmiştir..
bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın.
çünkü ; romeo ölmeli... titanic batmalı...
ama aşk herşeye rağmen yaşanmalı....!
bir insan sadece yazdıklarıyla sizi nasıl kendine aşık edebilir?
empati'sini okuduktan sonra, okuduğum kitabını satın aldığım tek insan.
kitabın kapağını açmanızla beraber elinizden düşmeyecek bir hikayeyi kurgulayan kişi.
kitaplarında işlediği entellektüel bilginin takdire şayan bir tarafı vardır. bilimi ve felsefeyi çok iyi harmanlar. aslında bence kitapları sadece bilim kurgu değildir. sanki çok fazla dillendirilmeyen bir takım teorileri de işler. bu bir takım teorilerde, gerçeküstü olarak algınan gerçekler vardır.
işin komik tarafı ise, insanların kitaplarında neden bahsettiğini anlamamalarına bağlı olarak karalanan bir yazardır. kardeşim sende kapasite yoksa yazarın suçu nedir? ulan ne şizofren milletiz ya ne ego'manyağıyız.