Hak edene hakkını teslim etmektir eşitlik yanılgısı yahut ayrımcılık açmazı değildir. Ölçeği hakkaniyettir.
"dünyada adalet aramak genel evde bakire aramaya benzer." demiştir nazım hikmet.
Ülkemizde adalet ise kaldırım köşelerinde unutulmuş eski bir kadın ismidir. Yunan mitolojisinde de adalet tanrıçası themis'tir. Meşhur heykeli hukukçuların sembolüdür.
Hayatım hukukun içinde geçti ve öyle de bitecek sanırım.
Ne zaman adalet dense, ilkin aşağıdaki anekdot aklıma gelir:
Konfüçyüs, bir köyü ziyaret etmektedir.
Yaşlı bir kadın yaklaşır ve
- Yıllardır Bu civarda bir kaplan, kayınpederimi parçaladı, kocamı parçaladı, en son biricik oğlumu parçaladı ve yedi. Kimsenin çare bulduğu yok yüce bilge.. diye dert yanar.
Konfüçyüs,
- buradan ayrılıp, başka bir yere yerleş!.. diye, öğüt verir.
Kadın,
- Buranın hakimi çok adil. der.
Yeryüzünde olması için delicesine peşinden koştuğum bir düş. insanlar cahil olduğu sürece asla göremeyeceğiz ama hayali bile güzel. Adeletle ilgili birsürü makam var fakat adaletin olmaması da bi hayli saçmalığıdır yeryüzünün. Adaleti getiren siyah pançolu kendini gizleyen bir kahraman olacağım bir gün. inanıyorum. Ya da bilmiyorum bir başkası da yapabilir bunu ama lütfen olsun artık kafayı yiyeceğim. Habil ve kabilin hikayesindeki kabili haklı ve daha güçlü gören insanlar olduk. Sustuk. Elimizden bir şey gelmedi. Sadece itaat ettik. Cidden niye böyle yapıyoruz ve yapmak zorunda hissediyoruz bazı şeyleri. Barışı değil savaşı seçiyoruz. Peki neden.
(bkz: ) tamam çok fazla mr. Robot izliyorum ama cidden o diziyi izlemeden önce de bu şekilde düşünüyordum. Yazdıklarımdan daha iyi bir düşüncesi olan eksiledikten sonra mesaj atıp bana açıklarsa çok daha iyi olur benim için.
Aslında temeli canlı eşitliğine dayanan bir olgudur. Fakat ülkemizde bu olgunun yerini hükümet yalakası savcılar, para ile kendini satan hakimler ve sıfırları yüksek maaşlar alan milletvekilleri almıştır.