Bir tanesini gömdüğümdür. Ama yemek anlamında değil, kelime anlamıyla.
Bugün birini görmeye gittim. Eski bir dost diyelim. Bundan ikram etti. Kafası da dumanlı dağlar ama. Annesi çok severmiş, geçen sene kaybetmişti annesini. Benim de annemin en sevdiği kurabiyedir. insan her şeyi biliyor da annesinin neleri sevdiği üzerine ne kadar az kafa yoruyor. Neyse, ikimiz de bir daha bu kurabiyeyi yememek üzere sessiz bir sözleşme imzaladık, o kafayla da ısrar edince kurabiyeye bahçesinde cenaze töreni düzenleyip gömdük. Hayat garip vesselam. Bir gün sevdiklerimizin en sevdikleri tek tek çıkacak hayatımızdan.
Kucukken cok severdim, simdilerde kapanan bir pastane satardi folyoda. Ikisi birbirine yapisik olurdu. Ortasi yumusacik olurdu tazeyse. 10-15 yildir yemiyorumdur.
Temiz ve hijyenik yerlerde yapılması ve işinin ehli ustaların yapması gereken kurabiyedir.
--hemen bir anımı anlatayım--
ortaokul tatilinde bir pastaneye çırak olarak işe alınmıştım, bu acıbadem kurabiyesi normalde yağlı kağıt üzerine dökülür,
her ne hikmetse yağlı kağıt yerine tepsiye sermelik gazete kağıdı kullananlarda vardır,
evet bizim usta bu gazete kağıdı kullananlardan, neyse döktük kurabiyeyi, sürdük fırına sonra usta bana dedi ki;
fikri firar kurabiyeler olunca fırından çıkart hafif nemli bir süngerle altlarını sil ki, yapışan gazete kağıtları çıksın, sonra her kurabiyeyi birbiriyle yapıştır streçle.
tabi o zamanlar iş bir an önce bitsin diye, yalap şalap silmiştim kurabiyeleri,
o gün 10 tane kurabiye alan günlük gazeteyi rahatça okuyabilirdi zannımca*
--bu da böyle bir anımdır--