deliler gibi sevildiğini ve sevdiğini bilmene rağmen yaşanılan ayrılıktan sonra geri dönüşün iki taraf üzerindeki etkisi kestirilemediğinden günlerce kahrolursunuz, mal gibi gurur yapar size dönmesini beklersiniz. işte en büyük acı çekme budur.
Aşkın en kötü halidir. Salak gibi hissedersiniz. Çünkü gelmeyeceğini bilip bir umutla onu bekliyorsunuz. Bir nevi öyle olmayı acı çekmeyi siz istiyorsunuz. Ama onu beklemek size dahaçok acı verir...
zevk almakla benzer bir hissiyat oldugunu düsündüm hep.
belki yaniliyorumdur.
peki hangimiz sevmiyoruz duygusal sarkilari, bizi hüzünlendiren siirleri, neden?
cünkü bunun yazilma sebebini bilmeden, yasamadan bize o hüznü yasattigi icin degil mi?
aci cekmeye gönüllü olmak diye bir cümle geciyordu gönül yarasinda,
hepimiz gönüllü degil miyiz buna, ya da kendimizi buna inandirmaya.
ugruna aci cektigi seyleri birakmakta zorlanir ya insan, ne garip degil mi?
o kadar aci cektim bir yarari olsun diye düsünür.
halbuki bilmez mi birakmadikca cekecegi acinin cogalacagini?
öyleyse aci cekmekten haz alinmiyor mu?
aci ve zevk birbirine benzemiyor mu?