kendini tanımadan sağlam karaktere sahip olduğu anlaşılan yapımcı-sunucu. esprileri, oturuşu, kalkışı, tavrı her şeyi insanda hayranlık uyandırır. merhametli ve yardımsever olması da cabası.
ikidir denk geliyorum, var mısın yok musun'da, nursel adlı nispeten güzel yarışmacının karşısında yapmadığı şebeklik kalmayan adam. (ve sadece gördüğüm iki programda, daha neler yapmıştır kim bilir.) ortaokulda kızları etkilemek için yaptığımız maymunluklar gibi... aynı o davranışları gördüm bir an. -hop, açtım kutuyu! nuursel, nuursel... yarışmacı da ayrı bir civelek zaten, -ya acun beey! diye diye...
yarışmasını en çok o kendine özgü '' varım diyor '' veya '' yokum diyor '' söylemi yüzünden izlediğim , son zamanki programlarıyla başarısını kanıtlamış televizyon programı yapımcısı .
çok sempatik biri olduğu için reytingleri tavana vuran kişi imiş. antipatik ve yapmacık, maske kullanan birisinin medya tarafından göklere çıkarılan kişi. (bkz: medyanın hokkabazlığı)
gün itibariyle dershanemize* konuk olmuş zat. olay yerinde bulunan yazar, canı pahasına tespitlerde bulundu.
bir kere, genç hayran kitlesi fazla geniş. kütüphanede ağırlanacaktı kendisi, kantinin önü ve kütüphane kapısı önü arasında birikme hatta yığılma başladı. ipod'umun şarjı bitene kadar durumun ehemmiyetini kavrayamamıştım, bir baktım ki etrafım sarılmış! kapladığım alan dışında hiç kıpırdayacak yer kalmamış, veletler etrafımı sarmış. 25 dk kadar sıkışıklık ve hararet içinde bekledikten sonra kapı açıldı. sanki bir tıpa çekilmişti ve akıp gidiyorduk. ben fizik avantajımı kullanarak rahatça ayakta kalıyordum ama cüsseme rağmen sıkıştım ve birazcık zorlandım desem yalan olmaz.
söz konusu kütüphanenin sıraları kaldırılmış, sadece sandalyeler vardı ve biliyordum ki ayakta kalmak, ölmek demekti. en arkadan sandalyeleri yararak bir tanesine kuruldum. kütüphane doldu, doldu, doldu... yarım saat de içeride bekleyiş vardı. acun gelene kadar ne yalan söyleyeyim en az 100 kişi dolmuştu içeriye. acun alkışlarla, ıslıklarla, kız çığırtılarıyla karşılandı. yaklaşık 40-45 dakika kadar bizimleydi. konuştu bizimle, kendisine sorular soruldu. bu akşam kimin yarışacağını da söyledi ama ben unuttum siyolu miyolu bir şeydi, ama ne kadar kazandığını söylemedi. olağanüstü bir bölüm diye de reklamını yaptı. atv ve show kameramanları da oradaydı. show kameramanı abim de izbandut gibiydi. kamereamanlardan dolayı arkadan kimse bir şey göremiyor diye acun vaktinin yarısından fazlasını ayakta geçirdi. millet sandalyelere, birbirinin üstüne çıkmıştı acun'u görebilmek için. orada olsaydınız, sıcaktan ölürdünüz. hararet had safhadaydı. bir sürü soru soruldu acun'a. sonra gitti, giderken bir sürü şey imzaladı, fotoğraflar çektirdi. hoş bir kız kameramanın önünde çıkarken ona ne zaman yayınlanacağını sordu. adam cevap vermedi. ben ise en kısa zamanda dedim onun yerine. ama beni kale almadı. olsun, ben böyle de mutluydum. çıkana kadar öldü acun bence, foto çektire çektire, imzalaya imzalaya. *. ben mi? ben hiç bulaşmadım acuna. sadece birkaç fotosu var çekilmiş o kadar. ve atv'de de, show'da da çıkacağım haberlerde büyük ihtimalle. ve siz orada olduğumu bilecek, fakat beni tanıyamayacaksınız.
her yaptığı programda izleyenlerin göremediği ve merak ettiği bir kişi bulunduran adam. acun firarda programındaki kameraman feridun, var mısın yok musun programında hamdi bey. yeter lan bi gösterin be. hadi feridun kesin vardı o yalan değil de, hamdi bey'i neresinden uydurdu onu merak ettim şimdi.
digitürk reklamlarında bilboardları süsleyen yüzü şişik çıkmış şekilde şapşal bir ifade takınan kişi. ama şahika nın dediği gibi beğenerek izliyoruz o ayrı.
muhtemelen açıklamalarıyla çoğu kişiyi şoka uğratmış zat. dünyayı gezip, ellemedik kız bırakmayan başarılı programcı tam bir fetullah gülen dostu çıkmıştır.
kalitesiz programlarla reytingde tavan yapmakta üstüne yoktur.
sunduğu var mısın yok musun adlı yarışmada, yarışmanın adı da olan soruyu yarışmacıya sorduktan sonra aldığı cevabı istisnasız her zaman tekrarlayan kişi.** bir örnekle açıklayalım:
acun: zuhal var mısın yok musun?
yarışmacı: yokum
acun: yokum diyor*
istisnasız her programda bunu bu şekilde söylemesi dikkat çekmiştir.
show ana haber'de kankası ali kırca'yla beraber maçtan konuşurken sayın kırca'nın ''terim napmalı?'' sorusuna ''bence fatih hoca kutusuna gitmeli'' diye cevaplandıran adam.
lokantalarda yemek kaplarının altında bulunan ısıtıcılar vardır, sürekli kısık ateşte yanarlar ki yemekler soğumasın, müşteri geldiğinde hemen servis edilebilsin diye, işte acun aynen bu ısıtıcıların nefes alan haline benziyor. her zaman kendini hissettirecek birşeyler buluveriyor, adam tatil yaparken bile tatil de başına gelen talihsizlikler haber yapılabiliyor.