çocuklukta hatta gençliğimde deli gibi her gün kavga ettiğim, bir an önce evlensede kurtulsam dediğim, evlenincede 2gün boyunca arkasından gizliden ağladığım yüce şahsiyettir...
kapıdan çıkarken ona son olarak çok farklı sarılınır, uzun yıllar kedi köpek gibi tartıştığınız, yeri geldi mi en yakın arkadaşı olduğunuz biricik ablanızı beyazlar içinde, ağlayarak başka bir hayata geçişini görmek yürek burkar.
sanırım en anlamlı ağlayışlarımdan biride o gündü, hiç unutmam.
not: en güzel yanı bir süre sonra yeğeniniz olmasıdır, tadından yenmez.*
-var galiba birisi ya, çok da bahsetmez de tahminimize göre var ama...
-evet canım 1 sene oldu ablam, dikdörtgenimsi kafayla çıkalı. he devamm benimde ciddiyiz olum evleneceğiz heralde...
-istemeye geldiler, ne bilim ya direk verdi bizimkiler ulan babannem şapdanak atladı verdik diye uyuz oldumda küçüğüz abi karışsak ayıp şimdi, o kadar büyüğün içinde.he nebilim soğuk ya ailesi. ya aile dedimde nabıyo lan sizinkiler?
-oo nişanlandı kızım ablam ayakta uyuyon he kaç aydır görüşmüyoz len senle, ya lisedeki uzun paltolu mini etekli kız vardı ya onu gördüm geçen pangaltıda...
-haziranda işte kısmetse ablamın düğünü, hadi oğlum 2 saat daha bakıp yatalım şu derse çok geyik yaptık..
-ya beyaz eşya falan bakıyorlar işte, nebilim çok bilmiyom tam ne yaptılar ne ettiler ya tutturdu açıkhavada düğün diye yağmur yağarsa ne bok yicez bakalım...
-kızım ben ne bilim nasıl gelinlik bakıyo tam adamına sordun he beyazdır muhtemelen...
-ya anne bu davetiyeleri kime götürcem 10 kat çıkıyorum her gün ulan aşiret düğünü sanki ya telefonda sölesene bi kaç kişiye, hay allam ya eski mahalledeki sümüklü çocuğun annesini bile çağırmışsın ya tamam be tamam götürürüm bırak...
-oo kardeşim hoşgeldin he öyle ya değişiklik yaptı bizimki açıkhava falan,geç bak şu masa sizin.aa eski sümüklü komşu çocuğunun annesi, buyrun buyrun yaa taa kaç sene geçmiş valla sizin masanız şurası olacaktı he oturun, selpak falan getirimi sümüklü çocuğun annesi teyze malum aynen devam he seninki sümük üretmeye, ne güzel ne güzel bi o kaldı değişmeyen eskilerden valla , aa hikmet amca gel hikmet amca valla en önden ayırdık masanızı sen seversin yapmacık samimi pozları gel sarılalım bidaha hehh ne de hoşuna gitti dimi al sana bide en ön masa, bütün gece yeter bu sana sırıta sırıta dolaş şimdi halay başında...
-anne ya tamam almanya ya gitmediki yarım saatlik mesafede, zor tamam ama alışacaksın anne yeter ama bak torunlar gelecek bi sürü bi sürü bi kişi gitti, bi kaç kişi dönecekler ama yeter annem benim yeter.
-anneee ablamlar geldii, hoşgeldin dikdörtgenimsi kafa enişte ne bok bulduysa ablam sende.
-ablammmm, bana emanet bırakılan gidenden, boş yatağına alışamadığım ve yine orda uyuduğunu hayal edip öyle uyuduğum hoşgeldinn gerçek yuvana...
zor olan hadisedir. yıllarca aynı evi paylaştığınız, derdinizi anlattığınız, abla şunu giysem bu kız beni beğenir mi? diye danıştığınız, canınız artık uzağınızdadır.
insanın içine taş gibi oturan olay. hala sindirmekte zorlanıyorum. ailemde derdimi anlatabildiğim, oturup konuşabildiğim tek insan ablamdı,benim için anlamı, değeri çok ama çok büyük aramızdaki ilişki bambaşkadır yani, çoğu zaman annemden bile öndedir benim için.
şimdi memlekete gittiğimde onun evde olmayacak olması, içimi burkum burkum burkuyo lan sözlük. bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim, 23 yaşımda adamım utanmasam ağlıcam aq.
işallah nikah memuru filmlerdeki gibi bi itirazı olan var mı diye sorar da itiraz ederim. bana kalsa hiç vermez turşusunu kurardım ama neyse.
inşallah alışması kolay bi durumdur.