babam yok ama abim var diyerek insanın kendine teselli verdiği, başın her sıkıştığında 'korkma ben yanındayım' diyen, iyi ki varsın denilen canın parçası.
en mutsuz anında o sıralar alınabilecek en güzel hediyeyi seni mutlu edebilecek tek şeyi alan kardeş türüne verilen isim olduğu gibi
ayrıca
çocukken anlaşmanın neredeyse imkansız olduğu, yaptığı işkencelerin boyutunun yaratıclığıyla direkt orantılı olan xy kromozomlarına sahip kendinden küçük kardeşe sahip calı türüne verilen genel isim.
önceleri nefret edersin, onun aptal ergen sorunları vardır, senin çocukluğunda, seni önemsemez, döver.... yaptığın her türlü yanlışta annen kızar kızmaz abim öğretti der sıyrılırsın işin içinden, bir şey yaparsa annieaaaaa diye bağırır, yırtarsın. çocukluğuna dair hatırladığın en yakın arkadaştır. bi erkekle aynı odayı, aynı evi paylaşmanın zorluğunu yaşatır sana.
ama
önce o gider evden, ohh bilgisayar bana kaldı, ohh ev rahatladı dersin, sonra ev boş gelir, ardından kısa bi süre sen gidersin. eve her geldiğinde daha da batar o rahatlık, sessizlik. gelse vallahi gazete almaya sen gideceksindir, ayağına suyunu getireceksindir. ama olmaz. birbinizi savunmaya başlarsınız, anne kızmaya başlar, şuna bak benim doğurduklarım birbirlerini benden daha çok seviyor diye. başın sıkıştığında ararsın, kızmaz da sadece başın sıkıştığında arıyosun diye. sonra bir gün çok çok uzağa gider gelmez aylarca, sevgiliyi özlediğinden daha çok özlersin.
kız çocukları için baba idoldür falan derler ya, abidir asıl idol. bir kız için hayatındaki erkekler listesinde ilk sırayı kaptığı zaman asla yeri devrilmeyecek tek erkektir. ne yaparsa yapsın.
sonra gecenin bi yarısı aranızda okyanuslar varken ilkokula bile gitmezken, yağmurda ceket verişi gelir aklına, ama sen üşüceksin dediğinde senin kardeşin olsaydı sen de ona verirdin deyişi... bi bakmışsın dolmuş gözlerin hüngür hüngür ağlarsın. sonra liseye giden eşek kadar kız olduğunda seni balkondan aşağı sarkıtışı, bi daha yapcan mı, debelenme, düşersin falan ben atıcam daha seni, o zevk bana ait deyişi gelir aklına. gülersin. yokken bile güldürür seni. **
99 yilini lanetli yapan,bir gun ansizin cekip gittiginde bile kizamadigim candan öte insan. 8 yil gecmis olmasina ragmen hâlâ O'nsuzluga alisamadiğim , bir gun elbet buluşacagiz diyerek yasadiğim , aldigim her nefesi keske yanimda o da olsaydi diyerek aldigim ve her nefeste özlemini daha da arttiranim... canım, bitanem, herşeyim...*
ben bir ablayım..hayatta en çok kıskandığım hatta tek ciddi kıskançlık sebebimdir abi kelimesi. abisi olan arkadaşlarıma kurduğum bi çok cümlenin başına koyarım keşke bi abim olsaydıyı. keşke bir abim olsaydı yeri geldiğinde kızsaydı karışsaydı. yeri geldiğinde dayasaydım başımı omzuna zırıl zırıl ağlasaydım doyasıya. o bana bildiklerini anlatsaydı ben ona hatalarımı. onun gücünden güç alsaydım. kavga etseydik bol bol ama bol bol sevseydikte birbirimizi. kardeşim çok çok değerli ama keşke bir de abim olsaydı. *
son olaylarla (suikast, katliam..) kirlenen kelime.. halbuki abi, okul harçlığını harcamadan sana kola alan güzel insandı. ya da kaleye geçip senin cılız şutlarını mahsuscuktan kurtaramayıp gol sevinci yaşamana sebep olan...
çok uzaklarda olsam da, o geldi diye sadece 1 saat görmek için dünyanın yolunu tepip yanına gittiğim, uzun süredir görmediği kardeşine gelirken converse getir diyen yaratık. bi kaç beden büyük versiyonum.
bir kardeşin sahip olabilecegi her türlü duyguyu ona yaşatabilen insan.
--anılar--
bir keresinde abimle birlikte almısız 500 gr lik çekirdek catır cutur çıtlatıyoruz ve çekirdek içini bir kapta biriktiriyoruz. tabi ben o zamanlar saf temiz, kötülük nedir bilmez iken, abim kirli, kötü, uyuz ne ararsan var işte ole bir evlat idi. saatlerce çekirdek ayıkladım, sonra abim de mutfaga girmiş hesapta iki tane eşit buyuklukte ufak kap arıyor yalana bak megersem çekirdek ayıklamaktan bunalmıs mutfakta yarım saatı aşkın ole takılmakta. ben de tabi zavallı yavrucak misali ağız burun çekirdek çıtlatmaktan kararmış, dudaklar burusmus vaziyetteyım. sonra neyse abi gelir ve zavallı kardeşi memolf'un yanına uzanır derki; olm ben kap bulamadım, annem xx teyzeye gitmiş * sen iki dakka bi git anneme sor nerde kaplar diye, hem zaten yoruldun cekirdek ayıklamaktan ben devam edim biraz, sonra gel beraber paylaşalım yiyelim. tabi zavallı yavrucak ben koşar adımlarla gider anneden kapkacagın yerini ogrenir, olay mekenına koşar adımlarla dönerim.
işte o an ne gördüğümü hepinizin tahmin etmesi muhtemel ama ben içimde ki o eziklikle yine de ufakcana bir anlatayım;
--slow motion--
abim denilen insan o ana kadar bana birçok işkenceler yapmış olmasına ragmen hiç biri bana bu kadar koymamıştı, o koca çekirdek dolu kabın son kalan kısmını agzına goturmuş hatur hutur çignemekte idi. ben tam çignerken yakalamıstım onu, yıkılmıştım o an. aklımdan neler geçmiyordu ki. o an butun misketlerimi çalsalar, tomarla futbolcu kartlarımı yırtsalar, sabah yayınlanan kaplumbaaalar çizgi filmini kaldırsalar o kadar üzülmezdim.
derken patlattım abimin agzına tokatı ama ne tokat. o ufak elle atılan tokat koyar mı o yavşak adama gülüyor g.t lalesi gibi. sonra aldım annemın hamur açmaktan çok bizi korkutmak için kullandıgı oklavayı. yer misin yemez misin dermişim. ulan aldı oklavayı elimden "sen kimsin lan abine vuruyon" nidalarıyla başladı beni dövmeye. hayda ulan şerefsiz suçlu sensin bari bilerek dayak ye benden de sinirim geçsin. tabi abisine gücü yetmeyen memolf başladı ağlamaya salya sümük ne varsa. arka fonda abinin kahkahalarıyla karışık cümleleri:" ulan ne salak bi kardeşim var, allah'ım sana çok teşekkur ederim bole bi kardesim oldugu için" der ve evden koşar adımlarla ayrılarak sokaga, gerizekalı arkadaslarını yanına top oynamaya gider.
anne gelir eve bakar memolf aglamaktan gözleri şişmiş, salya sümük vaziyette salonun ortasında uyuyor, abi desen dışarda top oynuyor. neyse memolf uyandırılır elini yüzünü yıkar annesi. sorar anne ogluna ne oldu diye, anlatır evlat yine aglaya aglaya. sonra anne de başlar gülmeye ama hesapta çaktırmamaya çalışıyor ufaktan ufaktan. der sonra ogluna : "olsun boşver ben ogluma araba alıcam vs vs" şeklinde sıkar anne butun yalanları saftirik ogluna...
eskişehir de okuduğu olayını (bence) yutturmaya çalışan ,daima ezilmeme sebep olan,her şeye karışan, sinirden ağlatan,2 sınıf vatandaş, yedek muamelesi görmeme sebep olan zat.
hep olmasını istedigim kişidir. insanın derdinde sıkıntısında yanında olan sıcak bi omuzdur yaslanmak için hayat karşısında yardım eden gönül dostu insandır.
insanın burun direğini sızlatan kelime. 3 harften oluşmasına rağmen ne kadar da çok şey sığıyor bu kelimeye. en çok da çocukluğum sığırıyor. çünkü 17 ağustos' a kadar çocuktum ben. ta ki o ölene kadar. ta ki o ve ailesi o enkaz yığınının altında kalana kadar. ta ki biz onları çıkarmak için tam 72 saat uğraşana kadar. ta ki 72 saat sonra ancak cesetelerine ulaşana kadar. çocuktum ben onların mezarına gidene kadar. aslında ben hala çocuğum onun ufaklık diye seslendiği çocuğum hem de. karanlıktan korkan. hem de deli gibi korkan bir çocuğum hala. yaptığı bilyalıya düşerim diye tek başına bindirmekten çekindiği ama bindirmem diyemediği için de arkadaşlarına tercih ettiği çocuk. kendisi okuyamadığı için kardeşinin başarısına kardeşinden daha çok sevinen çocuğun abisiydi o. abimdi o benim ama neredeyse 8 yıldır mahallemize en fazla 500 m uzaktaki mezarlıkta yatıyor.
yillar sonra gelen ek: 10 yili gecmis be sozluk. ben hala ilk gun ki kadar icimde hissediyorum ayni aciyi. yillar sonra Alzheimer olan anneanneye öldüğünü soylerken icimden oyle bir sey kopardi ki su 3 harfli kelime, sorma sozluk. sorma... abi kelimesini artik cok az kullaniyorum. hem de cok az. eskiden 3 tane abim vardi. her harfe bir abim vardi. onun gidisi ile abi kelimesi en buyuk uyesini, ilk harfini kaybetti.
ben 6, abi 9 yaşındadır. bir gün önce doğum günü hediyesi olarak alınan sırma saçlı barbie bebek, abiye emanet edilerek anneyle pazara gidilir. pazar dönüşü abimin, sıcak su ve sabunla yıkadığı barbie bebeğimin tiftik hale gelmiş ıslak saçlarıyla karşılaştığımda şöyle bi diyalog yaşanır:
ben: bebeğimin saçlarına naptınnnnnnn böööööhüüüüüüüüüüüüüü...
abi: saçları kirlidir, temiz olsun diye yıkadım gülüm hihihihihi..*
ben: pissssssssssssss bööööhüüüüüüüüüüüüüüü..
tanım: küçük yaştan itibaren insanı böğüre böğüre ağlatandır.
izmir'de bir sağlık ocağında*türbanıyla hizmet veren doktoru haber yaptığı, fotoğraflarını çektiği gerekçesiyle saldırıya uğrayan gazeteci kişilik. geçmiş olsun kuzum.
annenin en sevdiği candır o. annenin emanetidir sana ve onun canı yansa taa 500 km öteden hissedebileceğin bir bağdır arada ki bağ. abidir, ilk aşktır, en çok ve tek güvendiğin insandır. bilirsin sana birşey olsa atlar gelir ve ortalığın *mına kor. o yüzden destektir arkanda hep yakınındaymış gibi hissettiğin. erkeğindir en çok sevdiğin.
Paylaşmayı öğrenmek demektir doğar doğmaz. hasta yatağında gözlerini açamazken, titrerken, evde bulduğu tüm yorganları sürükleyerek üstünü örtmesi, korkudan yaşaran gözleriyle iyileş hadi iyileş diye yalvarmasıdır. Nefret ettiğini sanmaktır, en büyük küfürleri edip, en mutsuz anında sığınabildiğindir. Büyüdükçe dillere destan olan kavgalara gülebilmektir. En büyük kaybında beraber hıçkıra hıçkıra ağlayıp, sonsuza kadar sürmesini istediğin mutluluğunda seninle sonuna dek sevinebilendir. Hayatını kazanmaya başladığında benim kardeşim işte diyerek gururlanandır. en çok özlediğin çocukluğunun karşında dikilmesidir. Mavi gözlü devdir.