ülkücü gençligin idolü haline getirilmiş, "reis" diye hitap edilen, amma velakin, içinde oldugu olayların neredeyse tamamı, amerikan derin devleti operasyonu oldugu bugün tek tek ortaya çıkan kişiliktir. ergenekon çözüldügünde altında ne çatlı kalacak, ne deniz gezmiş, ne de o dönemin önemli işsimleri tamamı amerikan paralı askeri çıkacak, kimisi de belki dönemin slagı ilan edilecek gelişmelere şahit olacagız.
adım yeşil isimli kitabında, remzi çayır ın yazdıgı gibi" reis devletin adamı ise, biz kendimizi nereye koyacagız" tipinde, iç çatışmalara, kendini kaybetmelere yol açacak gelişmeler yakındır.
bir ülkücü geçmişe sahip insan olarak, ajan oldugu gerçegini yeni ögrenmiş olmaktan utanıyorum. tamer korkmaz kitabında ilişkilerini açıkca yazmış, yazıklar olsun ergenekondan çıkan tetikçiye..
vatan kahramanı ilan edilmek için bunlar gerekiyorsa batsın kahramanlığınız dedirten kişi. bahçelievler katliamından,
"...içeride, Türkiye işçi Partisi üyesi beş öğrenci vardı:
ODTÜ Elektrik Bölümü öğrencisi, 23 yaşındaki Serdar Alten..
Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi öğrencisi, 26 yaşındaki Hürcan Gürses.
Ankara iktisadi Ticari Bilimler Akademisi Gazetecilik Bölümü öğrencisi, 23 yaşındaki Efraim Ezgin.
Hacettepe Üniversitesi istatistik Bölümü öğrencisi, 20 yaşındaki Osman Nuri Uzunlar.
Aynı okuldan, 20 yaşındaki Latif Can..."
"...Otomobil durdu. Abdullah Çatlı, aracın motorunu çalışır durumda tutarken, farlarını söndürdü.
iki TiP'li genç, Haluk Kırcı ve Kürşat Poyraz tarafından, yol kenarındaki tarlanın içine doğru 600 metre götürüldü.
24 yaşındaki Faruk Erzan'ın kafasına üç, 26 yaşındaki Salih Gevence'nin kafasına da üç kurşun sıktılar..."
"...Reis, "Hemen geri götürün, biraz önce buradan ekip arabası geçti. Belki Eskişehir yolundaki cesetleri bulmuşlardır. işi siz, evde bitirin." emrini verdi. Serdar Alten, eve geri götürüldü..."
"...O, hastanede yaşam kavgası verirken, Haluk Kırcı aynı semtteki öğrenci evlerine gelmiş, yatağına girmişti bile...
Sabah erken saatte Abdullah Çatlı'nın Cebeci Talatpaşa Bulvarı'ndaki 154/9 numaralı evine gitti. Silahı, "Reis'ine teslim etti. Çatlı ve Kırcı, hiçbirşey olmamış gibi, kahvaltı yapıp sohbet ettiler. Radyodan öğle haberlerini, 6 kişinin öldüğünü dinlediler...."
"....Serdar Alten 8 gün ölümle pençeleşti. 17 Ekim 1978'de saat 11.30'da, daha bıyıkları bile yeni terlemeye başlamışken, yaşama veda etti..."
vatan, millet ve sakaryacıların aslında adı duyulana kadar özelliklede öldüğü tarihte adı hemen hemen hiç duyulmamış ülkü ocakları genel merkezinde başkan yardımcılığı yapmış onlarca insandan biridir. merhum kişinin ülkücü camiada şahsen seveni olabilir, doğrudurda ancak ölümünden sonra hakettiğinden fazla üne sahip olmasının nedeni genç milliyetçi arkadaşların sol basına olan öfkelerine karşı koydukları bir tepki olabilir. bu adı mafya lideri, devletin pis işlerini yapan ajan yakıştırmalarını yapan zihniyet kazada dönemin emniyet müdürü ve sol görüşlü hüseyin kocadağı anmayı bir türlü akıllarına getirmezler. demekki mafyanın solu, sağı ve ideolojisi olmaz. mafya, çete ideolojisi sadece para ve güç olan bir oluşumdur. hala sol düşüncedeki arkadaşlar ısrarla bunu türkiye de belirli bir kesme mal etmeye çalışmaktalar ama allah'ın sopası yokki işte en büyük abileride bu faşistlerle işbirliği yaptığı için gözaltına alınmamışmıydı. neydi abilerinin adı...??
(bkz: ilhan selçuk)
Konusmamiz böyle sürerken doktor ve hemsireler girdi odaya. Son olarak Abdullah Çatli'yla ilgili bir anisini aktardi:
"Abdullah Çatli'ya Fransa'da para teklif ediliyor. Bu teklif orada hapiste yatan Türkler araciligiyla yapiliyor. istedikleri de sehrin göbegine bir bomba atmaktir. Ama Çatli parayi kabul etmiyor"
Yilmaz Guney'in Ilhan Selcuk'un yakin arkadasi ve ayni zamanda solcu Dundar Kilic'in olmeden once Milliyet Gazetesi'ne verdigi roportaj'da soyledikleri Abdullah Catli'yi mafya babalarindan ayirdigini gosteriyor
ergenekon iddiamesinde gizli tanığın(!) savcıya verdiği bilgilere dayanılarak iddiaya dahil edilmeye çalışılan kişi. bu yolla da tsk ve ulusalcıların ardından ülkücü hareket camiası da ergenekon çukuruna çekilmeye çalışılmakta.
bu 3. esrarengiz gizli tanığın ifadesine göre abdullah çatlı ve gonca us susurluk kazasının ardından yaralı olarak kurtulmuşlar, lakin kendilerini takip etmekte olan üç kişi tarafından boyunları kırılmak suretiyle öldürülmüşlerdir.
dediğimiz gibi bu savcı zekeriya öz'ün 3. gizli tanığının ifadeleri.
şayet sayın savcımız kabul ederlerse ben de 4. gizli tanık olmak istiyorum.
anlatacaklarım var! http://www.tinyurl.com/6rdfzb
ne güzel iş ya,
ona sıç, buna sıva... eee belge nerde denilince de; "gizli tanık" de...
herkes tanık bu ülkede kardeşim.
işsizliğe, yoksulluğa, halkların kardeşliğine bir faydası olacak mı bu gizli tanık şeyinin sen onu söyle?
asala'yı çökertmek için kurduğu gruba kaynak sağlamak için kaçak yollardan yurda sokup pazarladığı uyuşturucu stoku halen(!) tüketilememiş büyük vatansever(!)...
ah be büyük insan(!) belki bu ülke için bir şeyler yaptığını düşündün, belki bir kaç teröristi öldürdün/öldürttün ama geride sağlıklı bir gençlik kalmadıktan sonra, sokayım öyle işe be aga.
şimdilerde ermeniler ateşelerimizi öldürmüyor belki ama her köşe başında senin getirdiğin malları(!) satan torbacılar türemiş. bir nesil yok oluyor be büyük insan(!).
asala'ya karşı düzenlediği birkaç operasyon, dezenformasyon sayesinde asala'yı bitiren kişi olarak tanınmasını sağlamış merhum. ayrıca bu düzenlediği operasyonlarda aldığı para tl değil dolardır, bu kadar da vatanseverdir.
türk sağının en idol kişilerinden birisi belki de en önemlisi. bir dönem devlet ve dolayısıyla abd tarafından kominizmle mücadele için kullanılmıştır.
adı birçok katliama karışmış, eroin ve silah kaçakçılığı yapmıştır.
mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır çelik zırhını giyerek onlarca cinayete imzasını atmış ''gerçek bir vatan evladı'' olarak hala baş tacı edilmeye çalışılmaktadır. ''onların deniz gezmiş'i varsa*bizim de çatlımız *var denilerek bazı aklı evveller tarafından deniz gezmiş'e rakip olarak görülmektedir.
abdullah çatlı'nın ''teferruat'' olarak gördüğü olaylara şöyle bir göz atalım. bahçelievler katliamında yedi gencin, 16 mart 1978'de yedi gencin, beddrettin cömert'in, doğan öz'ün, cevat yurdakul'un, ümit yaşar doğanay'ın, bedri karafakioğlu'nun, kemal türkler'in, abdi ipekçi'nin katledilmesi teferruattır. söz konusu cinayetler ve katliamlar hiç bir kişisel çıkar gözetmeksizin sadece ve sadece vatanın bekası için yapılan teferrutlar olarak gözükmekte.bu teferruatlardan sonra abdullah çatlı ''yurtdışı görevi''ne gönderilmiştir. asala'yı filan bitirdiği, azerbaycan'da darbelere karıştığı söylemekte. uyuşturucu mevzusuna hiç girmiyorum. teferruat ne de olsa.
abdullah çatlı, 3 kasım 1996'da susurluk'taki trafik kazasında son model bir mersedes içinde hüseyin kocadağ ve gonca us ile birlikte öldüğünde, üzerinde mehmet ağar imzalı silah taşıma ruhsatı ve rengarenk pasaportlar filan çıkmıştır.
dönüp deniz gezmiş'e bakıyoruz. o da memleketin bağımsızlığı için hiçbir çıkar gözetmeden mücadele veren bir genç. deniz gezmiş yukarıda isimlerini saydığım hiç bir katliamda bulunmamakla birlikte kimseyi de öldürmemiştir. ısrarla kıyaslanmaya çalışılan bu iki ismin akıbetine baktığımızda, abdullah çatlı son model bir mersedes içinde trafik kazasında, muhtemelen siyah takım elbiseleri içinde, belki cüzdanında dolarlar, onlarca kredi kartlarıyla yaşamını yitirken, deniz gezmiş ise sadece ve sadece sırıtındaki yeşil parkayla darağacına gönderilmiştir.
sayet eger ölmediyse elbet bir gün dönecek kisi . olurda dönerse her solcunun pkk yandasinin dübürüne mermi yagdiracak olan zati muhterem yanindada muhtemelen sedat peker olur heralde .
editasyon: ulan kardeslerim ölen adam icin yaziya bile eksi verilirmi yahu,alt tarafi bir varsayim üstüneydi.
sayet güzelim ülkemde olmayacak yok yoktur.
ikinci Ergenekon iddianamesinin delilleri açıklandı. Gizli tanık Kıskaç, JiTEM'ci bir başçavuşun kendisine "Abdullah Çatlı'nın kazada sadece kolu kırılmıştı. Odunla öldürdük" dediğini iddia etti..
Ergenekon davasının ikinci iddianamesine ilişkin 248 klasörden oluşan ve 2 DVD'ye kaydedilen 70 bin sayfalık ekleri dijital ortama aktarılması işlemi tamamlandı. Ergenekon davasının görüldüğü istanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanık sayısına göre çoğalttığı DVD'ler dün sanık avukatlarına verildi. Bu ek belgelere göre, sanık emekli generaller Ergenekon savcıları hakkında bilgi topladı. ikinci iddianamenin ekleri arasında yer alan gizli tanık 'Kıskaç', ifadesinde "Susurluk kazasında Mercedes'in arka sol koltuğunda oturan Abdullah Çatlı'nın sadece sağ kolunun kırıldığını, ancak olay yerine gelen JiTEM'cilerin odunla vura vura öldürdüğünü" ileri sürdü.
"ÇATLI'NIN SAĞ KOLU KIRILMIŞTI"
Gizli tanık Kıskaç'ın, 30 Kasım 2008 tarihinde alınan ifadesinde, Antalya JiTEM'de görevli başçavuş Hakan'ın kendisine, "Bütün uyuşturucu babalarını Abdullah Çatlı'ya biz vurdurduk, sonra o kendi çıkarları için çalışmaya başladı. Her şeyin bir sonunun geleceğini bilmeliydi. Zannediyor musun bu bir trafik kazası, bizde kayıtları var. Araç çarptıktan sonra Abdullah Çatlı sağdı. Sağ kolu kırılmıştı, yaralıydı. Araba sağ ön taraftan çarpmış, Abdullah Çatlı arka solda oturuyordu. Kolunu büktük, köpek gibi yalvarıyordu. Trafik kazasından değil, darptan öldü. Abdullah Çatlı'yı odunla öldürdük" dediğini iddia etti.
'KAZAYI JiTEM AYARLADI'
Kıskaç, başçavuş Hakan'a, Sedat Bucak'ı kastederek "Öbürünü niye öldürmediniz" diye sorduğunda ise "Antep'ten tut Silopi'ye kadar olan bölümde bir güzergâh var, bu adamın 14 bin silahlı adamı var, bu güzergâhı kaybetmek istemiyoruz' yanıtını aldığını aktardı. Kıskaç, başçavuş Hakan'ın daha sonra, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Oduncu'nun kazanın oluş şekliyle ilgili gerçekleri dillendirmeye çalıştığını, ancak onu kimsenin dinlemediğini söylediğini öne sürdü. Kıskaç, başçavuş Hakan'ın, Susurluk'ta meydana gelen kazayı kendilerinin ayarladığını, aracın arkasından JiTEM mensuplarının takip ettiğini, Osman Gürbüz'ün takip eden araçta olduğunu söylediğini iddia etti. Kendisine "Osman Gürbüz, Veli Küçük'ün adamıdır" dendiğini de ileri süren Kıskaç ifadesinde ayrıca şunları söyledi: "Bize çalış, sana kimlik çıkaralım, dokunulmazlığın olsun dediler. JiTEM terörle mücadale için kurulmuş bir birim olmasına rağmen terör hariç her türlü haraç ve koparma işleriyle uğraşıyorlardı."