basireti bağlanan insanların yere göğe sığdıramadığı insan. milli histerileri dibine kadar yaşayan türk insanının son meşgalesi.
bu ülkede cumhuriyeti azınlıkların ordusu kurdu. ismet inönü'nün pek meşhur bir lafı vardır kurtuluş savaşı sırasında; "halk bile düşmanınızdır" diye; aha da ekonomim bozulmasın, istikrarım zedelenmesin diye ne yaptığını bilmeden irade sergileyen insanlar aynen bu hale gelmiştir.
bile bile lades demek isteyenler; herhangi bir kurum kendi kendisinin çökertilmeyeceğine seyirci kalmayacağını bilmelidir. buyrun kardeşim, gerin meclisi, halk istiyor deyin, mağdur edebiyatı yapın, tüm uyarılara karşın seçin halkın cumhurbaşkanını. bakalım ordu ne diyecek bu işe?**
bilenler bilir; adolf hitler cikletten çıkmadı; o da seçimle iktidara gelmişti-hem de avusturya vatandaşı olarak, almanya'da...
akp vitrininde en iyi duran, ılımlı simasını politika olarak bellemiş, bu şekilde de zıt görüşlüler tarafından bile çok eleştiri almamayı başarmış beyefendi.
hangi birimiz hacı sakallı refah partisi geçmişini hatırlar, meçhul.
rte' nin başına bir şey geldiğinde yani dokunulmazlık zırhı elinden alındığı günden itibaren rte' nin muhtemel yiyeceği yasaklardan sonra onun avatar'ı olacak kişi.
Ben bu filmi çok seyrettim o camia'da işler böyle yürüyor. Bir necmettin erbakan vardı ondan sonra recai kutan çıktı. rte de o dönemlerde refah partisinin abdullah gül' ü değil miydi allasen
karşı çıkan bu denli fazla insan varken nasıl olup da o makamda oturabileceğini düşündüğünü bir türlü anlayamadığım; hiçbir cumhurbaşkanlığı seçimi bu denli sancılı olamamıştı; demek ki isteyen olduğu kadar istemeyen de var beni sonucunu ne zaman çıkaracağını merak ettiğim kişi. partiler üstü bir ortak adayla çözülebilecek bir sorunu bu kadar büyüttüğüne göre bir çıkarı var demek ki sonucuna varılabilecek kişi; neden bu denli ısrarcı anlamak güç. sıradan bir memuriyet görevinde bulunacakken kazara yönetici konumuna gelmiş kişi.
cumhurbaşkanlığına adaylığını koyarak ülkeyi yine gerilime sürükleyecek, etik siyaset anlayışı oluşmamış, egosuyla hareket eden şimdilik bir dış işleri bakanı.
kendi ağzından geçmişte neler söylemişiz cümlesi duyulan, ab'ye çok değil 10 sene önce hristiyan kulubü diyen ve devletini avrupa insan hakları mahkemesine şikayet etmiş insan. cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturamazsa avrupa insan hakları mahkemesi'ne gitme ihtimali yüksektir.
(bkz: rte abd'ye , gül Ab'ye hayran, hayret ne kadar da çabuk değişebiliyor insan).
29 yaşında iken 14 yaşındaki kızla nişanlanıp, kız 15 yaşını doldurduktan 3 (üç) gün sonra evlenen yurdum ortalaması. yurdumun ortalama algısında bu işler normal olduğu için yurdum ortalaması evet.
refahyol dönemindeki bakanlığı sırasında, görevi ile ilgili olmayan şahsi harcamalarını devletin bankasına ödettirdiği gerekçesiyle mahkum olmuş ve bu mahkumiyet yargıtay ilgili dairesinin oybirliğiyle aldığı kararla onanıp kesinleştikten sonra da davaya konu parayı ödemiş devlet adamı. daha sonraları (aday olunca) bir bürokrat çıktı ortaya. yok abdullah gül'ün haberi yokmuş da, harcamaları o yapmış da, usulüne uygunmuş da avukatlar görevlerini yapmamışlar da bla bla. bu kadar ciddi bir konuda mahkeme yetersiz incelemeyle karar verecek yani. ama şu bir gerçek. yazalım: "görevi ile ilgili olmayan şahsi harcamalarını devletin bankasına ödettirmekten mahkum"
mütesettir refikasını, üniversite önüne kayda gönderip, türban nedeniyle o kayıt yapılamayınca türkiye cumhuriyetini avrupa insan hakları mahkemesi'nde dava ettiren devlet adamı. "gönderen ve ettiren" diyorum. çünkü bunlarda kadının özgür iradesi ile bir şey yapması pek sözkonusu değildir. kocalarına tabidir kadınlar. şimdi şöyle bir durum var. insan hakları mahkemesine başvurmak her vatandaşın hakkıdır. kimse kimseyi devletini o mahkemeye şikayet etti diye suçlayamaz. bu hakkı zaten devlet kendisi veriyor uluslararası sözleşmeler ile. ancak bakan olunca, bir de davanın kaybedilme sürecine girdiği anlaşılınca cinlik yapıp davayı geri çekmek de bir alicengiz oyunudur. e işte ne kadar eğitim alınırsa alınsın taşra politikacısı işgüzarlığının tezahürü.
22 temmuz seçimleri öncesi meydanlarda esip gürleyip, kitleleri gaza getiren bir hatip. gaza gelen kitle cumhurbaşkanını yuhalamaya başlayınca da üst insan pozlarında "yuhalamayın" demesi de ayrı bir pişkinlik. ajite et, kıvama getir, sonra da "durun yuhalamayın" de. hele bu süreçte bir samimiyetsizlik daha sırıttı perde arkasından. biliyorsunuz bir 367 tartışması vardı. muhteremin cumhurbaşkanı olması ilk tur oylamada 367 kişinin genel kurulda olması gerektiği gerekçesi ile anayasa mahkemesi tarafından engellendi. şimdi tamam karar siyasidir, hukukidir tartışılır. meydanlarda kararı doğru bulmadığını da söyleyip eleştirebilir. hakkıdır. ama başka bir gözbağcılığa saptı. bir sürü miting görüntüsünde gördükçe "bir insan nasıl bu kadar saptırabilir" diye dumur oldum. yok zatı alileri ahmet necdet sezer'den daha çok oy almışmış ilk turda. iyi de konu az oy alma çok oy alma meselesi değildi ki. ilk tura katılım sayısı tartışma konusu. ahmet necdet sezer'in seçiminde ilk tura 500 küsür milletvekili katılmıştı. ahmet necdet sezer de 330 oy falan almıştı. ki hiç oy almasa bile 367 koşulu yine sağlanıyordu. işte tutup da "ben ahmet necdet sezer'den daha çok oy aldımmm" diye meydanlarda ünlemek samimiyetsiz. e tabi kitlesini biliyor. düzeyleri belli. o ne derse desin ayet belleyecek o niteliksiz kara kalabalıklar ve "şak şak şak"
Refah Partisinin genel başkan yardımcısı olduğu zamanlarda, "Cumhuriyet döneminin sonu gelmiştir" ifadesini kullanan (1995),; 2007'de aynı ülkenin Cumhuru olmaya aday olmuş kişi. (Sonra gazeteleri hep tekzip ederler bu ve aynı cematten gelenler; talihsiz açıklamalar yaptıklarında. Aslında öyle demek istememişlerdir. Yanlış anlaşılmıştır. Ya da bu haberi yapanlar ark niyetli kişilerdir. "C" şıkkının olması mümkün değildir. )
son dakika haberi olarak, Bayındırlık ve iskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, AK Parti'nin cumhurbaşkanı adayının Abdullah Gül olduğunu belirtmiştir. yani tekrar cumhurbaşkanı adayıdır.
yüzde 47'nin istediği kişi seçildiğinde kutuplaşma, istemediği seçildiğinde uzlaşma olacak sanan cebirsel özürlülere kapaktır. ayrıca önümüzdeki 15 gün içinde ultra herşey dahil zırlamaların odak noktası olacaktır.
siyasetteki tecrübesi ve devlet adamlığındaki engin hoşgörüsü ile halkın her kesmini kucaklayacak olan cumhurbaşkanı adayı. kendisinden nefret edenleri bile kucağına alacaktır!