daniel in devleştiği dizi olmuştur... inanmadım. her zaman daniel in rol kesmediğini düşünürdüm. fakat adam bildiğin kendini izletiyor komedi türünde. helal olsun...
Moskova univesitesinden dereceyle mezun olmus bir doktorun Rusya'nin ucra bir Kosesinde doktorluk yaparken basindan gecenler anlatilir.
izleyin uludağlılar...
bağımlılığın bir insanı ne kadar domuzlaştırdığını göstrren dizidir. müfettiş arakladığın morfinleri görmesin diye adamı ölüme mi terk etmedin su dolu şişeyi morfin diye mi yutturmadın. hadi bunları geçtim sevdiğin kadın gözlerinin önünde cayır cayır yandı sen morfinlere koştun lan. daniel bu dizide tam bir yavşağı canlandırıyor. ayrıca o mide bulandırıcı tansiyon düşürücü o sahneleri görmiyim diye gözümü kapatıyorum ne zaman açsam sahnenin tam ortasındayım keşke o kesme biçmeler tam görülmese dexter dan ders alsanız iyi olur yoksa fazla dayanamayacagım.
20. yy'ın başlarında ihtişamlı -ışıklı- moskova'daki öğrenciliğini tamamlayıp, görev için allah'ın siktir ettiği küçük bir rus kasabasına gönderilen genç doktorun meslek hayatına ilk adımını anlatarak başlayan; belki bir çok kişi için komedi; hemen hemen benzeyen bir durum yaşadığım için bana dramın kralını yaşatan mini dizidir.
jon hamm zaten muhteşem ona şüphe yok da, daniel radcliffe'e de bir kez daha hayran kaldım.
dizinin -bence- en güzel yanı; "madde bağımlılığı"nı, madde bağımlılığı olmayan birine anlatış tarzı. jon hamm öyle güzel tasvir ediyor ki (zaten bu rusların tasvir yeteneğine hastayım) kendimi morfin kullanıyormuş da bırakmak için yanıp tutuşuyormuş gibi hissettim. sonra da keş olmadığım için şükrettim.
ayrıca mihail bulgakov diyor ki; sen ne kadar muhteşem bir öğrenci olursan ol , ne kadar okursan oku kardeşim, iş pratiğe gelince bir hiç olabilirsin.
kısacası çok güzel dizi, zaten 1 sezon 4 bölüm; 1 bölüm de 22-23 dakika. hayatımda hiç bir oturuşta 1 sezon dizi izlemedim demezsin.
mihail afanasyevic bulgakov'un öykülerinden dizyi aktarılmıştır. tek günde izlenebilen güzel bir mini dizi. zaten her sezon 4 bölümden 2 sezon yani 22 dakikalık 8 bölüm.
--spoiler--
konusu okulunda tüm kitapları yiyip yutan her dersten birinciliği olan( tam 15 tane) yeni yetme doktorun ilk atandığı yerde gerçekler karşılaşması sonrası şoka girmesi ve depresyon dolu günlerini anlatıyor. sonrasında morfin bağımlılığının zararları anlatıyor. tabi ki türk işi yeşilaycılıkla değil. sonrasında iç hesaplaşmalar, yüzleşmeler. oyunculuklar şahaneydi. dizideki eski-yeni doktor sahnelerinde belirgin bir boy farkı var. keşke bu kadar göze batar olmasaydı.
1917 rusya'sında geçen öyküde "turkish erotica"'ya ne atıflar yapılıyor. neo-osmanlıcı ak gençlik görse bunu da inkar ederdi. böyle bir şey zinhar yoktur bile der.
--spoiler--
Türk erotik dergileri bölümüne çok güldüm. resimler saçılınca daha da bir güldüm. müthiş bir incelikti bence. o dönemin brazzersı, türk erotik dergileri imiş.
kızın bacağını kestiği bölüm... Kırsalda ve dönemde insan hayatına verilebilecek değerin net en güzel özetiydi. dışarıda doğum sahnesi de böyle.
morfin yerine su koyduğu bölüm... Başmüfettişe feldsher'ın morfin bastığı -aslında su- ama etki etmediği sahne. adamın her çığlığı öyle gerçekçiydi ki benim canım acıdı.
morfin'e başladığı sahne... "ben doktorum idare edebilirim" demesi aslında bağımlılığa giden ilk evrenin ne olduğunu belirtiyor. "benim iradem güçlü hık desem bırakırım" lafını az duymadık neticede.
ve final bölümündeki sahneler... mika'nın, Palageya'nın kaybındaki ciddiyetsizliği ve old doctorun ona kızması. "o seni en kötü hâlinde bile severdi" deyişi ve cenazeyi sırtlaması çok haklı bir tepkiydi. Feldsher'ın kaybı sonrası kızın yanması. genç doktorun bunu önemsemeden morfine saldırışı ve "sadece morfin için yaşıyorum, biraz daha morfin" deyişi işin ne bok olduğunu apaçık gösterdi.
en son her şeye rağmen o hastaneye gelmesi, o hemşirenin onu görmesi ve palageya'nın mezarına gidişi mükemmeldi. "çok geç kaldım, affet"
gerçekçilik ve oyunculuğun üst seviyede olduğu bir mini mini bir dizi. kesme biçme sahneleri,doktorun tecrübesizliğinin verdiği korku ve endişe,kurgu,soğuk atmosferi her şeyiyle müthiş bir yapım.