çok kaliteli bir eğitim filmidir . mesajı
* ey ingiliz gençleri , suç işlemek ingilizlere yabancı bir eylemdir .
* suç işlerseniz hapise düşersiniz , sapıkların arasında kalırsınız .
* papazın yanında saatlerce incil okursunuz ...
* aileniz sizi terk eder . evcil piton yılanınız artık yoktur .
* boynunuza katil yaftası asılır ....
ey ingiliz kızları .....
* müzik dinlemek için tanımadığınız insanların evine gitmeyin .
bu insanlar kadın katili olabilir ....
zaten filmin ortasında hapishaneye gelen müfettiş de açıkça
" ingilterede gençler arasında suç çok arttı , hapishanelerde
yer yok , yeni hapishane için de para harcamak istemiyoruz "
demektedir .
suçlu, her yönüyle yabancı gösterilmiştir ...
kahramanın ismi Alex DeLarge ..... fransız ismini andırmaktadır .
çetesinin adı "droogs " . drug rusça " arkadaş " demekdir .
filmde bir sürü rusça kelime geçer . ayrıca suçlu alman müziği
, beethoven meraklısıdır .üstünde " deutsche grammophon "
yazan kasete kamera zum yapar ... vs vs ...
tabii stanley kubrick , ışık ve kamera üstadıdır . bu sayede
filmde bir rüya atmosferi sezilir . ayrıca filmde güzel evler ,
mekanlar , müzik sistemleri, pikaplar gösterilmiştir ...
bir başka eğitim filmi ise Alfie (1966 film) dir . bu da çapkın
bir adamın acıklı hikayesidir ...
Alfie is a 1966 British comedy-drama film directed by
Lewis Gilbert and starring Michael Caine.
Zaten herkes tarafından bilinen bir şeyi işin içine biraz marjinallik biraz da sinema sanatçısı öğeleri ve kişisel yorum katarak izleyiciye sunmuş bir film. Bu bakımdan iyi vakit geçirmek isteyenler için seyirlik bir film değil. Filmi beğendim de diyemem beğenmedim de diyemem, ancak belirli bir zümreye hitap eden bir yapım diyebilirim. Örnek vermem gerekirse yazılım mühendisi bir arkadaşım sinema hakkında akademik seviyede kitaplar alıp okur "sinema konusunda öğrenmem gereken çok şey var" derdi; tam onun gibilere göre bir film. Ben eğlenmek için film izleyenlerdenim.
sinema eleştirmeni edasıyla bu sikko filmi beğenenleri elimin tersiyle bir kenara itip diyorum ki... çük gibi bir film! neresinden tutsanız orası elinizde kalır. yok kubrick şunu anlatmak istemiş yok kitabı okumadan filmi anlayamazsın gibi oltalara da gelmeyin. net aşırı boktan bir film.
freud un 2 temel güdüsü ve toplumsal ahlak adı verilen kavram etrafında gelisen olayları ve bunların sonuclarını konu alan psikolojik bir filmdir. kelimenin tek anlamıyla harika bir film.
“malcom”üstadın o adi şerefsiz piç suratı ile etrafa gülücükler saçması,dekor ışık planlar,sahneler kısaca flm bir bütün olarak tek kelime ile şaheser niteliğinde.dönemin british kafasını sosyal yaşamını gençliğini ve sistemi oldukça objektif yansıtan filmde esas adam kübrik’i de saygı ile anmak gerekir.
Bu ve 1984 romanını aynı potada eritsydik, şu andaki türkiye'nin halini daha net anlayabilirdik sanırım.
Hınç dolu bir ahlakçı kitle ve linç kültürü, düzene uymayan davranışların kontrol altına alınması, alınmazsa çeşitli denetim mekânizmalarının bunları hemen keşfetmesi, linççilerin toplumun ahlakını "sağlaması", mikro ve makro düzeyde yazıp-çizdiğimiz her şey, önemli şifrelerimizin kaydedilmesi, şebekeler. Hepimiz potansiyel suçlu ve teşhirciyiz. Özgür düşüncenin ifadesi ne yazık ki şu anda imkansız.
devletin/düzenin bireylere birer makine gözüyle yaklaşmasını ele alırken sık sık nazi göndermesi yapan bu film ikiyüzlülük nedir? nasıl yapılır? sorularının cevabı niteliğindedir.
bireyleri evcillestirirken onları daha ahlaklı kıldıklarına inanmaları ve rehabilite ettikleri kişiyi de kendi çıkarları dogrultusunda kullanmaları gibi çelişkilerine karşın kendini siddetle var etme eğilimine giren alex'e bakışımı değiştirip keşke at hırsızı olarak yaşamaya devam etseymiş dedirtti.
neyse efendim ara ara durdurup kafayı dağıttıktan sonra devamını getirip bitirebildigim bu film söylendiği gibi rahatsız edici değil can sıkıcıdır .
izlemek icin acele etmeyin ya da edin bilemiyorum.
bu kitabın yazarı ölümcül bi hastalığa yakalanmıştır. ailesine bakmak için kitaplarını yazmaya devam eder, öldükten sonra teliften para kazansınlar diye fakat bi sorun vardır; adam o zamanlar ünlü bi yazar değildir.
kaderin cilvesi adam ünlü olur, kitaplar çok satar ama adam ölmez.
kaderin üstünde bir kadeeer vardır derlerdi de inanmazdınız ne oldu sözlük ahalisi.
içinde nadsat denilen uydurulmuş, ingilizceye uyarlanmış fakat rusça kökenli kendine has argo bir dilde kelimeler bulunur.
distopik alaycılığın en neşeye şarkı şeklidir.
ve 1959 yılında beyin tümörü tanısıyla doktorların bir yıldan az ömür biçtiği ingiliz romancı, besteci, eleştirmen Anthony Burgess'in; karısı Lynne'in ölümünden sonra geçimini sağlaması için, bir öfkeyle masaya oturup 12 ay içinde yazdığı 5-6 romandan biridir. (Daha sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşılır)
Stanley Kubrick, bu filmin çekimleri sırasında, başrol oyuncusu Malcolm McDowell ile yakın bir arkadaşlık kurmasına rağmen film bittikten sonra onunla bir daha asla görüşmemiş. bu nedenle çekimlerde çekilen şu fotoğraf çok değerlidir;