Yaşamayanların çok şey kaybettiği yıllardır.Herseyin daha temiz daha ahlaklı yıllar.imkanlar her nekadar kısıtlı olsa da insanlar daha namuslu ve mutluydu.
he-man'i izlemek için okuldan koşarak eve gelmek, she-ra'nın eteği açılsın diye beklemek, hafta sonları sabah 6 da kalkıp star1'de çizgifilm izlemektir. https://www.youtube.com/watch?v=f9osI_SSo-g
12 eylül' de ki bir çatışmadan seken bir saçmanın izini yüzünüzde taşımak, aile bireylerinizin tutuklandığını görmek ( che' yi pop star sanan anne dahil), balkonda eşi tutuklanmış yengenin vita kutularına diktiği sardunyalarla konuşup ağlamasını seyretmek, necefli masrafa , krepe, espadril, kelebek toka gibi şimdi kimsenin bilmediği garip şeyleri bilmektir.
Anneyle beraber günlere gitmektir. Ne muhteşem günlerdi. Evinde o güne kadar pişmemiş, tadına hiç bakmadığın pastanın böreğin içine düşersin. Sanki cennet. Tabi bir de anneleriyle gelen yaşıt güzel kızlar. Kötü niyet yok, hepsi evcilik oyunları.
üç çocuk bir araya gelip voltronun sözlerini tekrar ederek büyükleri güldürmektir.
(bkz: ben de başını oluşturacağım)
tv de cumartesi pazar sabahları tarihi filmler yayınlanmasıdır.
(bkz: cumartesi pazar günleri sabahtan alınan kaleler)
looney tunes dünyası diye bir dünya vardır ve looney tunes dünyasının en zekisi bir civcivdir.
(bkz: egghead)
her dediğinize (bkz: dur bakalım) denmesidir.
Evet biride benim. Voltran diye bir çizgi film vardı. Pazar günü saat 10 da başlayan. Bilye oynardık, top oynardık. Ozamanlar kış mevsiminde bol kar yağardı. Tabiki bizde tadını çıkarırdık.
Odunlu termosifonla ısınan suyla taş gibi sabunla yıkanmaktır.
Mavi ay izlemektir.
Radyoda çocuk saatini dört gözle beklemektir.
Mc donalds neymiş haberi olmamaktır.
2000 lerde çok net anlaşılabilen bir olgudur. nitekim çok benzer olaylar ülkede tekrar ceyran etmeye başlamış, aynı baskıcı yönetim tekrar hortlamıştır.