güzel ve verimli geçen zirve. diğer detayları ya ankaraya vardığımda ya da döndükten sonra gireceğim.
inşallah o sarhoş şöför yazarları sağ sağlim gidecekleri yere bırakmıştır. ben indim kurtuldum diğerlerinin akıbetini bilmiyorum.
bu açıklayacı bilgiden sonra zirve hakkında yazdığım bütün entrylerden dolayı özür diliyorum, allah bizi insanlara rezil eden o sarhoş şöförün belasını versin.
deplasman fobisi olan ekibimizin, bu duruma formsuzluğu ve tecrübesizliği da eklenince stüdyodan boynu bükük ayrıldığı zirvedir. sıkı bir idman programıyla rövanş alınabilir. moralleri bozmamak gereklidir.
bir insan düşünün, beş saattir yanyana oturyorlar ve zirve ayagına beraber programa katılıyorlar ve nicklerini sormuyorlar, hadi bu normal diyelim, behey insan evladı ben çıkıyım ben çıkıyım diye böğürürken hiçmi aklına gelmedi, ulan ben iki kelimeyi bir araya getiremiyorum, çıkıp ne yapacam orada?
şimdi bakın birazdan bu müstesna arkadaşlar gelirler, vay efendim ekşi ayarın allahını verdik okana şöyle dedik, o ekrana çıkan çocuk benim, gibisinden iyi halt yemiş gibi anlatmaya başlarlar.
bir kişi bile derse biz bu gece iyi şeyler yaptık diye, çok kötü cümleler hazırladım haberi olsun, sonra efendim sözlük de küfür var diye çemkirmeyin.
olmuş ve bitmiş olan zirvedir.orada konuşanlardan biri olarak belki sesim titresede bir şeyler söylemeye çalıştık belki bizim yerimizde öyle atıp tutanlar olsa idi ellerini bile kaldıramazdı.
an itibariyle biten zirvedir..yazarlar zirvenin sabah ayağını devam ettirmek için servislerine binmişlerdir..ancak servis şöförümüz biraz içkili olduğu için yazarlarımız allah!a emanettirler..ekşi sözlük ve uludağ sözlük arasındaki çekişme içerde gayet bayattı dışardan nasıl göründü... 2 yazarımız inşallah prag yolcusu olacaktır..gayet güzel eğlenilmiştir..reklam aralarıda olmasa yazarlar nikotinsizlikten birbirini kemirebilirdi..
reklamın yapılamadığına çok çok sevindiğim, fakat bir nebze de rezil olan yazarlarımız için üzüldüğüm zirve olmuştur. lakin yeni gelenlerin sözlüğe ne derece bi katkı sağladığı aşikar. 5 taneden en az 3 tanesi çürük çıkıyor.
ayrıca 2 bayanı saymazsak programın sonuna doğru masaya oturtulan gençleri, -ki bu yazarlar sanırım birinci nesil bile değillerdi- sözlüğü kurulduğundan beri tanıyan bazı nesildaşlarıma zerzeniş için uygun bi zemin hazırladı.
uludağ sözlük'ün günden güne olan gelişimini anlatabilecek insanlar başkaları olmalıydı.
e hadi bari bu gelişimi de lanse edebilecek biri veya birileri yoktu diyelim, en azından görsellik adına bi tucimania otursaydı o masaya da, arkadan tüm mahzunluğuyla, izleyicinin "acaba bu insanda mı uludağ sözlük'ten" sorularına bi cevap vermiş olsaydı.
çok başarılı gözüktüğümüz zirve. ben de okan'ın sağ kolunun altındaki burnu akan sünepe tip olarak kameraya ecik dedim. inanmazsanız izleyin görün. valla bak.
sadece bir zirvenin müsamereye çıkan okumayı söken 1. sınıf talebesi velisi gibi izlenmesi kadar saçma bir şey olamaz. 'ay bizimkiler bizi iyi temsil etmediler.' sanki milletvekili oldular yaa. sen çık bakıyım oraya nasıl konuşuyorsun. zaten normalde titrediğin için burda böyle atıp tutmuyor musun o yüzden bu kadar fevri değil misin?
neden yazar alımı var demişler. ne desinler? hem reklam yapamadılar deniyor hem de yazarları kırmızı kar yağarsa alacağız tarzı cool tavırlar bekleniyor.
geçen sene de yapılmıştı bu zirve ama herşeyin ilki güzel oluyor diye mi bilinmez gün geçtikçe çirkefliğe vurulan aktivitedir.
günler öncesinden tantanalı pankart yazıları, arkadan pembeli benim oğlan tarzı entryler, vay efendim neden sözlüğe girmeyen tatile gidiyorlar, bu ne biçim organizasyon serzenişleri falan filan.
bunun dışında zirvelerin amaçları yazarların kaynaşması olabilir ama herkes herkesi tanıyacak diye bir kaide yok. hatta ne kadar az tanırsan o kadar iyi bence ama siz yine de her türk genci gibi kaynaşmak tanışmak isteyin. isteyin ama yan yana oturup tanışmayana da bir şey demeyin. tanışmaz tanışmaz allah allah. belki tipini beğenmedi. böyle hem sevgi yumağı olalım, hem umursamaz asi duruşumuzdan ödün vermeyelim hem de reklamımızı da yapalım, havamızı atalım gelelim modunu bırakın artık.
tüm dikkatimle baktım. bir kartona çivi yazısıyla uludağ sözlük yazılmış. öyle anladım bizimkiler orada. ekşi sözlüğün kartonları ise daha okunurdu. hani var ya bir başlık: ekşi sözlük ile uludağın farkı diye. işte bu mesela. kızımızın sesi titredi, açıkçası ben de toplum içinde rahat konuşamam ona birşey demiyorum fakat oraya seçilen 3 kişi daha geveze ağzı laf yapan elemanlar olabilirdi. bunlar yazı tura mı atmışlar acep? ayrıca bir arkadaş klavyeye abanmış da birşeyler çıkmış. atma din kardeşiyiz.