galatasaray için son zamanlarda çıktığı ölüm kalım savaşı maçlarından biridir. barossuz arda sız daha ne kadar dayanır bilinmez. bu maç için beni umutlandıran sadece tek bir şey var o da elano nun olmasıdır.
aslında her şey galatasaraya bağlı. iyi oynar defansta da eksiklikleri en aza indirirse galatasaray kazanabilir. karşısında güçlü bir trabzonspor var. trabzon da evinde iyi oynayan bir takım. beraberlik en yüksek ihtimal. iki takım da üç puan için temkinli oynayacaktır. her ne olursa olsun izlenmeye değer bir maçtır.
2010 - 2011 süper lig sezonunun en kötü trabzonsporunu izlediğim maçtır. hagi önce durdur, sonra uyut, sonra da vur taktiğini gayet iyi işlemiş takımına.
maçın başından beri galatasaraylı futbolcuların taç pozisyonlarına bile hakeme itiraz ettikleri maçtır. hem de öyle 1-2 kişi değil en az 4-5 kişi. hagi'nin gelişi etkisini göstermiş. bir çirkeflik artışı söz konusu. hakem ise sadece bön bön bakınmakta.
servet diye bir oyuncun var sana öyle bir gol yediriyorki allah allh. golden 2 dk sonra top kaleden 5 metre ötede bomboş pinoya geliyor ve 3 yaşında ayağına top atılan bebe gibi ayağını topa bile değdirmediği bir şut çekiyor yani ıskan . maçın özeti işte budur. ne yapsın bu hagi şimdi? şimdi çakalın itin köpeğin diline düşecek bu adam!!!
gs yönetimini topun ağzına getiren maç olmuştur. çünkü ligin 11. haftası biterken bu mağlubiyetle birlikte galatasaray'ın -1 avarajla ve 9. sırada lige neredeyse havlu attığını görüyoruz.