gencecik hayatların yaşamına son vererek toplumu susturacağını zanneden faşizan zihniyet, asla susmayacağız! çünkü 6 mayıs bizim yeniden doğuşumuz. unutmadık, unutturmayacağız..
--spoiler--
nerde kendini bilmez çocuklar
bir sabah öylece çekip gittiler
--spoiler--
dünya'nın ne kadar kötü bi yer olduğunun farkına varıp,kendileri için yaşamayı bırakıp, hayatını dünyanın daha güzel bi yer haline getirmek için adıyan üç gencin asılarak idam edildiği gün..
başlık hakkındaki, ikinci entryim.
bazı arkadaşlarım yorumumu anlamlandıramamış.
halkını hesaba katmadan, takdir ettiğim cesaretini yanlış yerlerde kullanan,
asker tarafından sokağa çekilen, istihbarat örgütleri tarafından filistindeki gerilla kamplarına götürülen, gerilla eğitimlerini karşıtı oldukları fraksiyon ve örgütlerle omuz omuza alan, dağa çıkma kararı alırken, kendi halkının bir parçası olan askerle karşı karşıya geleceğini öngöremeyen, başarısız oldukça hırçınlaşarak, halkın tepkisinide çeken eylemlere imza atan bir avuç cesur delikanlının pembe rüyasının, fredinin kabusuna dönüşmesi.
ne yazıkki özgürlük uğruna çıktıkları yolda attıkları her adım darbecilerin ekmeğine yağ sürmüş ve yeni nesilleri özgürlükleri uğruna mücadele etmekten korkutmuştur.
rol model olduğu ileri sürülen bu gençyürekler, gençliğin korku modelleri olmuşlardır.
niyetleri konusunda her kardeşimle hem fikirim, benim tartıştığım sonuçtur.
türkiye siyasi tarihindeki kara lekelerden birine imza atıldığı gecenin sabahıdır.38 yıl önce bugün "devletin milletin bekası" için darağacına üç fidanı yollamak hala vicdanı olan insanlığı ölmemiş kişiler ve devrimci , demokrat , yurtsever , kesim tarafından hatırlanır ve kınanır bu insanlık ayıbı...
süleyman demirel'in içim sızlıyor o günde çok sızlıyodu şimdide sızlıyor diyerek ne kadar yanar döner bir insan olduğunu göstermesine vesile olmuş gün madem için sızlıyodu asmayalımda besleyelim mi diye ajitasyon yapmamn niyeydi sayın demirel*
götünden sikildikten sonra vahşi hayvanlar gibi ehlileştirilmesi gereken, böcekler gibi ezilmesi gereken 2010 yılı türkiyesi amerikanya aşığı post modern neo evangelist şeyhi mürtilerinin, kendi milletinin kanına girip bebeleri daha anne karnındayken öldürme emri verebilen amerikan ku klux klan milliyetçisi genç türklerin, arap aşığı puştların; arkalarından vatan haini olmakla suçlarken yüzlerinin hiç kızarmadığı utanmadan atıp tuttukları devrim şehitlerinin yokedildikleri gün. o devirde bir ulaş bardakçı vardı. hepinizi ve tüm inançlarınızı bir torbaya koysanız sırtında taşırdı. önce yücelik nedir onu öğrenin.
denizi ve denizleri ipe çeken zihniyeti ne kadar onaylamasamda, eline silah tutuşturulmuş, ne halt ettiğini bilmeden, başında kavak yelleri, boyundan büyük işlere kalkışmış bir avuç hayalperestin, kahraman gibi lanse edilmesine de bir anlam veremiyorum. tamam yazık olmuş ama bir ideolojinin kapağı yapıp, ideolojilerinin malzemesi yapanlarda harcamıyormu bu gençlerin tertemiz rüyalarını.
eline silah veren kadar, silahı ve silah tutan elini yüceltenlerde suçlu değil mi bu acı sonda.
milletini, devletini, tarihini hiçe sayarak, rus aydınlarından devşirdiği fikirleri kendine klavuz edinenin gençliği, ne yazık ki yitip gidiyor bu memlekette.
bugün vatanını en çok sevenlerin,
vatanı sevdiğini zanneden kimseler tarafından idam edilişinin yıl dönümüdür.
yalnızca bedenleri idam edilmiş kişilerin, fikirleri binlerce bedende tazeliğini korumaktadır.
olurmu ecelsiz üc canı almak .. olurmu gülleri dalından kırmak .. utansın karanlık utansın toprak .. ağlasın gökyüzü kızarsın şafak .. üç yürek üç fidan üç güzel insan .. devrimin üç gülü dillere destan .. denizim ol,yusufum ol,yoldasım ol,hüseyinim ol .. zamanın güdüze caldığı bir safak,i̇lkbaharı sonbahara cevirdi 6 mayıs .. dünyanın dönüsüyle ölüme aktı zaman .. günes süsü verilmis cellat bembeyaz karanlığa alıp götürdü canları .. ve üc deniz,üc yusuf,üc hüseyin üc yürek üc can sonsuz .. yürüdüler dar agacına korkusuz .. adımları hapsedilsede yargısız asılırmı bu üc yürek asılırmı bu üc heval sorgusuz .. denizlerin yusufların hüseyinlerin türküsüdür bu .. dalgalar meydanlar ve dağlar söyler bu türküyü .. baldırandır yüreğimizdeki ey yoldas ..gölgesiz ve kefensiz gidenlerin türküsüdür bu .. ağıtsız, ağlamaklı,halaylı,türkülü uğurlarız gidenlerimizi .. si̇mdi .. simdi savurup bütün hüzünleri köhne bir zamana .. meydan okumak zahir aynalara ..i̇lkbaharda kanayan bi yaprak misali .. savrulmak özgürlüğe esen rüzgarla .. bir sarkı , bir siir , bir ıslık , ve bir rüzgar selamıyla gidenlerin .. denizlerin yusufların hüseyinlerin türküsüdür bu.
türkiye'nin amerika'nın oyuncağı haline gelmesi sürecinin önemli tarihlerinden biri. en büyük umutlarımızdan birisini, hatta üçünü astık biz bu tarihte. sonraki tarih için de 8 sene sonrasına bakmak yeterli.
kızına tecavüz eden babaları, engelli gence tecavüz eden adamları, 17 aylık bebeğe tecavüz eden insanları, 70 yaşındaki emeklilerin parasını alabilmek için arabalarla sürükleyip öldürenleri, kız arkadaşına işkence edip kafasını kesenleri, madımakta, maraşta, çorumda katliam yapanları asmayan devlet, en büyük umutlarımızı astı işte.