kurtçuk arkadaşlara feyz vermiş olaydır .
mesela bu arkadaşlar 40 sayısının uğuruna inanır ve sol görüşlü bir (sayıyla 1) arkadaşı dövmeye 40 kişiyle gider .
tüm çerileriyle birlikte -normal olarak- öldürülmüştür. ırklar arası "bedel olma" çapraz kurlarının belirlenmesinde bu neticenin dikkate alınması dileğiyle...*
300 filmine tapanlara göre geyik hadisedir. niye diye sorup cevabı kendim veriyorum. bir kere 300 spartalı olayında savaşılan persliler yani iranlılar. iran demek şeriat demek. spartalılarda tam olarak öyle olmasalar da yunan gibi birşeydirler. yunan demek onlara göre aydınlık demektir. türkler yapamaz ama spartalılar yapar di mi güntekin?
tarihi kahramanlık öyküsüdür. polat alemdar'ın 3-4 kişiyle kuzey ırak seferi gibi kolpa değildir. buram buram baskındır. çinliler için buram buram tırsıdır. yusuf yusuftur. çin seddidir.
Çin tarih kaynaklarında yer alan bir olaydır. Gercekleştigi dönem çinlilerin tarih filmlerinde çok sık gördügümüz kungfucu savaşcıların yaşadıgı döneme tabül eder. o girilmez denilern çin sarayına giren 40 asker ve kursad sarayı darma duman etmiştir. ne yazıkki Kursad çinli olan karısı tarafından hunharca zehirlenerek 621 senesinde öldürüşmüştür.
bir arkadaşımla girdiğim iddiayı kaybetmeme vesile olan tarihi karakter.
- oğlum kürşat diye biri yok. olsa olsa nihal atsız'ın hayal gücünün bir ürünü.
+ var. her iddiasına da girerim
- tamam aq. kaybeden öğle yemeğini ısmarlayacak.
(bu arada en yakın kütüphaneye gidilir ve meydan larousse'a bakılır.)
+ eee. ne oldu?
- vay anasını satayım lan. bize de helal olsun demek düşer o zaman.
düşünce dünyamızda hep bir soru işareti olacaktır. Zira gençliğimizden beri tartışırız o 40 çeriye kürşat dahil midir diye? yani 40 çerisiyle mi yoksa 39 çerisiyle mi basmıştır? böyle sorunca olmuyor, o zaman:
dünyada bir örneği daha olmayan ve 40 çeriyle beraber çin sarayını basıp kralı esir almaya çalışan, yüzlerce askeri öldüren ve son kalan sağ yiğit olmasına rağmen çin hükümdarıyla savaşan, sonra şehit olmasına rağmen ne atından düşen ne de kılıcını bırakan bir yiğittir.
bu olaydan sonra çinliler korkuya kapılıp esirleri bırakmıştır. sonrasında 2. göktürk devleti kurulur.
--
kürşad ve kirk çerisi
bu yer çin seddi'dir,
bozkurtlar da düşecektir esir,
bu yer çin seddi'dir,
bozkurtların da kahır gecesidir.
bir elleri ateş tutar,
bozkurt ufkudur.
bir elleri kılıç tutar,
kahramanlığın sembolüdür.
gökyüzünde özgürlüğün havası,
yaralı bozkurtların kanar yarası,
yiğitlik inkar edilmez,
teke tek dövüşte yenilmediler.
bin yıllardan bu yana,
gel haberi nerden verek.
korkak takımı değil bu,
gökte ay burcu değil,
kırk bir kılıçlı yürek,
kırk bir kan pınarı,
akmaz.
göl olmuş ney irmağında,
derenin kenarından kalktı kürşad,
kollarında kan,
yüreğinde ok yarası,
sanki iki canlı kahraman,
tövbeye getirir insanı,
tenhaydı, tenhaydı vakitler,
çırılçıplak kusursuz bir yağmurdu yağan,
baktı gerilerden bozkurtlar,
karnında açlığın ağır boşluğu.
kınlarında kılıç,
baktı kolları vurulu...
cehennem yürekli bir yiğit,
baktı bir garip ötügene,
bir gerilere,
düştü geride bıraktığı yavruları aklına,
düştü, kürşad'ın oğlu aklına,
düştü, gerilerde bıraktığı tay'ı
nasıl uçarlardı çin seddi'nde.
şimdi böyle çaresiz ve bağlı,
böyle kaderinde esirlik,
sığana bilirdi tanrı dağlarına,
bu dağlar kardeş dağlardır,
nice bozkurtlar doğurandır,
bu dağlar utandırmaz adamı,
at koşturan kahramanları,
bir atımda çinli vuran,
usta elleri utandırmaz,
bu oklar bir kere bile faka basmadı,
çinliydi karşısındaki korkup kaçmadı,
esir düşse de kırk bir kahraman asla yılmadı.
yamtar bir devdi,
oturunca bir sürü et yerdi,
güreşte yere gelmezdi sırtı,
karnı tokken, bir vuruşta çinli sererdi,
ne yazık ki bu esirlik onu da bitirdi.
kıtlık başlayalı,
ay üçe bölüneli,
acaba tanrı türklere mi kızmıştı?
bozkurtlar esir düşmüştü,
kara kağan kahrından ölmüştü,
şimdi ne olacaktı,
çıktı kırk birlerden biri,
baktı sonu gelmez bu esirliğin,
vakitlerden bir güneş doğumu,
düşündü kürşad,
düşü gecelerden kara,
bir hayra yoran çıkmaz,
yer bitirir bu esirlik adamı,
sığdıramaz kaygısını kainata,
düşünür kürşad, sorgusuz sualsiz,
ey türküm! hallarımı aynen böyle yaz,
rivayet sanılır belki,
rüya değil, bu bir gerçek,
paramparça olmuşum,
okumuzu, atımızı ve avımızı
töremizi, kağanımızı alıp gittiler,
hepside armağandı bize ötügenden,
düşmanımızdı, kanlımızdı,
çin seddi'yle komşuydu sınırlarımız,
kız alıp vermişiz yılar boyu
komşuyuz yaka yakaya,
birbirine karışırdı insanlarımız,
bilmezlikten değil,
iyi niyetten,
budur katlimize sebep suçumuz,
yoktur türk'ten başka dostumuz,
gayri barbara çıkar adımız,
kavgacıya,
türküm! hallarımı aynen böyle yaz
öğüt sayılır belki,
rüya değil,
bir destan, bir kahramanlık,
vurun ulan! vurun dedi kürşad,
ben kolay kolay ölmem,
özümde yiğitlik,
kavmime verilmiş sözüm var,
halden bilene,
nice kan döktük,
ömrüne doymadan
nice kağanlar yitirdik,
içing katun denen bir illete yenildik,
kalleşçe... hayınca çinli'ye yakışır şekilde,
arkadan...
dağlardan, tepelerden, at üstünden
çocuk, çoluk, ana, bacı, bozkurtlar
çin baskınına karşı koyanda,
yaşları daha on yedi de,
çinli vuranda,
bizim genç bozkurtumuz kürşad
yakışıklı, kahraman
vurun yiğitler vurun! demiş,
namus günüdür,
ve şaha kaldırmış atını,
türküm! hallarımı aynen böyle yaz
rivayet sanılır belki
rüya değil bu
gerçek
kırk bir yürekli yiğit saldırmış,
kürşad, yamtar, gök böğü, bögü alp, yumru,
ve daha niceleri...
gök çökse, yer delinse vazgeçmem demiş yiğitler,
tanrı kızmış mı acaba türklere,
bu fırtına, bu yağmur, bu rüzgar
nasıl yağardı, nasıl boşalırdı bardaktan,
bir hayra yoran çıkmaz,
bir bilseniz!
kala kala kalmıştı on üç kılıçlı yürek,
çıkmış içlerinden kara ozan,
kılıçsız, kopuzuyla gider kara ozan
oyalamak için çalarda bir türkü,
çinli almak istemiz kopuzu,
demiş kara ozan;
çin sarayını versen de değişmem kopuzumu,
çin çekerde kılıcı ozana,
fırsat vermeden vurur kafasına,
vey nehrine varınca,
çare yok,
barmarkal ve çobayıkmış
suya atlayacak,
ipi tutacak,
iki canlı kahraman uçmağa varacak.
vurun, vurun! dedi kürşad;
namus günüdür,
kaldırmış kılıcı havaya,
birer birer yıkılırken bozkurtlar toprağa,
kalan varsa ayakta, o da kürşad,
'yirmi ok yesem de düşmem' dedi kürşad,
siz uçmağa varsanız da, yaşayacaktır budun,
kanımızın son damlasına kadar kanlanır yurdun,
gözün arkada kalmasın,
yüce kürşad başbu