rakip sahada kupa kaldırmak veya bayrak dikmek kadar önemli olmayan amçtır. malum küçük takımlar büyüklere böyle sürpriz yapar. real madridin barcelonaın ve galatsarayın başına gelmiştir. Fenrede Bursaspor iki kere 2-0 yenikken 3-2 galip gelmişliği vardır. Nede olsa Büyük takımlar kupalarıyla övünürken küçük takımlarda yendikleri büyük takımlarla övünürler.
Fenerbahçe ne zaman geriden gelip maç çevirse "şike şike" diyenlerin yüzüne tokat gibi vurulabilecek karşılaşmadır. Özellikle bir dönem 21 nisan 2001 fenerbahce gaziantepspor macini fenerbahçe'nin 3 - 0'dan 4 - 3 kazanmasını şikeye bağlayanlara, "sizi de ali sami yen'de, hem de türkiye kupası yarı finalinde, 3 - 0'dan 3 - 4 yenmiştik. Bu da mı şikeydi? Ya şike değildi, ya da siz satılıkmışsınız ki şike diyorsunuz." Diyerek, tarihi ayar verilebilecek müsabakadır.
Fenerbahçe tarihinin en unutulmaz müsabakaları top 10 listesinde yeri her zaman olacaktır.
Ayrıca bu maçın hikayesine rem'in loosing my religion şarkısıyla harika bir klip hazırlanmıştır. Tüm futbolseverlerin izlemesini tavsiye ederim:
not: buraya koyarken tekrar izledim. tüylerim diken diken, harika...
ilkokul sondaydım. okulda 3-0 gs lehine olduğunu öğrendik skorun ama 7-0 a kadar çıkanlar vardı. eve gelirken televizyoncuların önünde dikilip ikinci yarıyı izlemiştim. 4-3 bitince çılgınlar gibi sevindim eve vardığımda önlük ve yaka yanımda değildi.
aykut kocaman ın o maçta attığı gol "nasıl koydu aykut kocaman" tezahüratıyla ölümsüzleşmiştir.
rem eşliğinde bir umudun destansı zaferi...
amacım kimseyi rencide etmek değil. sadece küçümsenmenin, aşağılanmanın kabul edilemeyeceği, istenirse herşeyin başarılabileceği gerçeğini hatırlatmak.
rakibini asla küçümseme muslera...galatasaray...sakın...
yüzyıl sonra dahi hatırlanacak güzel maçlardan biridir. fenerbahçeli değilim ve buna rağmen bu maçtan zevk aldım. fenerbahçeli futbolcuların hırzı ve azmi bu maçı kazandıran en büyük faktördü.
ilk sözdeki gibi yüzyıl sonra hatırlanacak maçlardandır. hatırlanacak diğer mevzu ise, ergen akıllıların yine "nasıl koyduk? nasıl soktuk?" mantığıyla hafızalardan silineceği ve asla hatırlanamayacağı maçtır. neyin kafasındasınız siz? kendinizi her güzelliğin içine etmeye mecbur mu hissediyorsunuz?
Unutulmaz Galatasaray Fenerbahçe maçlarından biridir. ilk yarıda Tanju'nun golleri ile 3 - 0'ı yakalamış olan Galatasaray tek kelimeyle şımarmaya başlamıştı. Topuk pasları ve artistik hareketlerle rakibinin itibarı ile oynuyordu. Zaten herşey de bu hareketler neticesinde başladı. ilk karşılaşmada Kadıköy'de 2 - 2 bittiği için Galatasaray kendini Türkiye Kupası finaline hazırlıyordu. Ama ikinci yarı şeytanın tuttuğu taraf değişti. Fener'in golleri arka arkaya gelmeye başladı. Açıkçası yaptığı şımarık hareketler nedeniyle ben de Beşiktaşlı olmama rağmen Fenerbahçe'nin kazanmasını istiyordum. Nitekim Fener'in attığı her gol sonrası Galatasaray iyice paniklemeye başladı. Kendi oyunlarını oynasalarmaçı yine alırlardı ama "çok şımardık allah belamızı verdi" psikolojisine girmişlerdi. O bela da Hasan Vezir oldu. Tanju'Nun 3 golüne karşılık Hasan'ın 3 golü geldi ve Aykut Kocaman'ın ekstrası... Sonuç olarak Türk Futbol tarihinin en unutulmaz maçlarından ve geri dönüşlerinden biri oynandı. inanın bu maç günümüzde oynasa kesin birileri intihar ederdi. O zamanlarda Galatasaray'ın bu tuhaf hastalığı vardı. Öne geçtiği maçları kazanamıyordu. Bir sonraki sene 2 -0 öne geçtiği Beşiktaş maçını da 3 - 2 kaybedecek, şampiyonluğu Beşiktaş alacaktı... Fenerbahçe ise böyle imkansız bir maç sonrası finale kalmış ama finalde de bize kaybetmişti. Ama aynı yıl 103 golle şampiyonluk yakalayınca en azından o an için kaybedilen bu Türkiye Kupası'nın bir önemi kalmamıştı.
gençlere hikayesini askerlik anısı gibi anlatabileceğim maçtır. gerçi o zamanlar bizde daa yürek yeni pırpır ediyordu ama, yaşadık yani biz bunları. oldu böyle şeyler.
şimdi; söz konusu maçın çok geride kaldığını, dolayısıyla hatırlatılmasının gereksiz olduğunu, savunan ezikleri, bu sefer de daha güncel örneklerle dövmek isterim.
fenerbahçe, galatasaray karşısında i son 13 lig maçından 10'unu kazanıp, 2'sinde berabere kalıp, yine sadece 1'ini yitirdi. şöyle ki;
şimdi bakınca 1989 dün gibi bi tarih, aynı 2002 gibi. düşün ben bu maç oynanırken yokmuşum bile. gerçi doğru 1912 de de yoktuk değil mi? evet. neyse tüm fenerbahçelilerin kutladıkları iki günden biriymiş meğerse bunu da gördük, evet diğeri tahmin ettiğin gibi 6 kasım. oysaki bizim 17 mayıs ve 25 ağustos gibi kutladığımız tarihlerle sıkılmadan dalga geçebilen fenerbahçeliler bunlar. vay anasını diyebilir miyim? derim bence. ayrıcada geriden gelmek dediğin zaman 14 sene şampiyon olamayıp geriden gelip 15. şampiyonluğa ulaşıp 3. yıldızı önce takmak gelir insanın aklına önce. enler değişebilse de ilkler değişmez bunları biliyor muydunuz? sanmam. neden çünkü 14. sıradayız biz! hadi lan ordan dedi arkadan biri duydum evet. hadi lan ordan.