--spoiler--
ama hiç ummadığımız adamların ölmesi güzel bir şey. yani karakterler üzerinde pek fazla durulmamış. "bu sonuna kadar yaşayacak ulan" dememişler. hepsi ölüyor tek tek.
ayrıca filmin devamı çekilebilir. açık kapı bırakmışlar yani. virüs paris' e ulaştı. temizlenmesi lazım.
--spoiler--
izleyenlere, once virusluleri sonra da viruslu virussuz demeden herkesi olduren amerikan ordusu icin " dunyayi kurtarmak icin baska careleri yoktu " dedirtmeyi basaran, bu baglamda ele alindiginda, buram buram amerikan propagandasi kokan film.
ha filmde amerika dunyayi kurtarmayi basariyor mu? basaramiyor.virus ingiltere'den avrupaya sicriyor.
--spoiler--
amerika ordusu icindeki iki vicdan sahibi iki asker, vur emrine karsi gelip kendi hayatlari pahasina virus tasimayan uc bes insani kurtarmaya calisiyor.neticede yine herkes oluyor..
--spoiler--
bu da basarisizligin nedeni oluyor.
yine de izlenesi bir film. en azindan dinmek bilmeyen bir aksiyon vaad ediyor izleyenlerine.
28 days later filminin devamı niteliğinde olan filmdir. çoğu devam filminin beklentileri karşılayamadığı sinema endüstrisindeki istisnalardan biridir.
--spoiler--
film yaşama içgüdüsünün aşka ağır bastığı iç burkan bir sahneyle başlıyor. sonrasında tüm britanya adasını ele geçiren virüs 28 hafta sonra kontrol altına alınıyor. fakat virüs insanın kanını donduran bir intikam sahnesiyle tekrar kontrolden çıkıyor.
--spoiler--
28 days later gibi bok ötesi filmi izlediğim için kendime binlerce kez sövmüştüm, 28 weeks later'ı izledikten sonra ise küfür sayısını az da olsa azalttım, yüzlerce kez sövdüm kendime bu sefer.
hayatı film izlemek ile geçmiş, en büyük hobisi film izlemek olan ve ailesi sinema sektöründe uzun yıllar çalışmış ve deli arşivi olan kişilerin mükemmel bulduğu film. valla bak.
Müziğinin* alıp götürdüğü film. Yeni filmden de haber yok hiç. Devamı gelecek şekilde bitirdiler ama 3 yıldır film yok ortada.
--spoiler--
Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım filmin değerli senaristi. Nasıl için el verip kıydın o yakışıklı snipera. https://galeri.uludagsozluk.com/r/5749/+ Şöyle adama yapılacak iş miydi bu. Filmde ilk film kadar reklam yapılmaması en güzel olaydı bence. Birinci filmde 30 saniyeye bir farklı ürünlerin reklamları gözünün içine içine sokuluyordu seyircinin. Pepsi'nin en çok reklamının yapıldığı film olarak tarihe geçmiştir artık 28 Days Later. Uçağın virüslüleri paramparça ettiği ve şehrin alevlere teslim olduğu sahne görülmeye değer.
--spoiler--
iyi filmin kötü devamı.
elinde silah olan 100 lerce kişi sadece üzerine koşmakta olan insanlar karşısında aciz kalamaz. zombi de değilki bunlar? vuruldumu devriliyor tek şarjörde 10-15 kişi rahat alınabilir. ama hayır eli silahlı olanlar hep aciz duruma düşer bu cins vasat yapımlarda.
nasıl ki önceki filmine* damgasını vuran score soundtrack parçası "in the house - in a heartbeat" ise, bunun soundtrackine damgasını vuran parça "welcome to britain" 'dir.
lost un michael ı harold perrineau nun helikopterle yerdeki infectedleri biçme sahnesi dışında herhangi bir güzelliği bulunmayan, ilk film gibi hayal kırıklığı bir yapım.
sountracki filmden daha ilgi çekmiştir. ama filmde güzeldir. zombi sevenler için klasik türde ve konuda bir film.
sountrack için: http://fizy.com/#s/1lsekw
olmamış bir filmdir. konunun dramatikliği iyi, korku filminde düşünmediğiniz şeyleri düşündürüyor bazı. ama biraz detaya inersek türk filmlerinden daha iyi not alamaz. replikler, tutarsızlıklar, senaryonun devamı için yapılmış küçük saçmalıklar vs.
elle tutulur tek yanı soundtrackleri.
Ben Efsaneyim'den sonra izlediğim en iyi Virüs filmi.
Müzikleri okadar mükemmel kullanılmış ki, filmin atmosferini yerine getirmiş.Aksiyon Mükemmel Şekilde Hissetiren "Don Abondons Alice" müziği en başta kullanılan müzik.in The House'un Elektrolu kısmı.
Film gerçekten bir çok övgüyü hakediyor, gerek duygusal yapısı olsun gerek aksiyon sahnesi olsun.
28 days later isimli filmin devam niteliği taşıyan film.
bu filmde beni en çok etkileyen sahne filmin başında adamın vadi boyunca zombilerden kaçmasydı. filmin müzikleri de gayet iyi seçilmiştir.
vasat ötesi yapım.
o kadar tırışkadandır ki;
-içine çocuk sokulan her film gibi çocuklar süper kahraman gibi her türlü boktan durumdan kurtulurlar.
-abd li kahraman asker , hiç tanımadığı etmediği kişiler için kendi arkadaşlarını öldürmeye başlar.
-karantina odasına elini kolunu sallayan girebilir. bu giren kişide baba figürü olduğu için ölen onca zombinin birisi olmaz. sürekli çocuklarını takip eder falan.
-"seni aşşağılık kadın! zombiye dönüşmüş , ve beni parçalamak üzere olan babamı öldürüp hayatımı kurtardın! geber!" sahnesi vardır.
-en sonda o soktuğumun veledi ni bir allahın kulu kontrol etmez , virüs yayılmalı ki aptal bir devam filmi daha gelsin .öylesine karantinanın dibine vurmuş bir ülkeden babayı çıkarda fransaya yayılır o virüs. babayı!
olması gereken nedir bu cins bir filmde? ben söyliim;
hadi virüs tekrar yayılsın ingiltereye , şart değil ama yayılsın bakalım. askerler tutabildiği her sivili alıp tahliye ederlerken 1 düzinelik askeri tim ve bir grup sivili taşıyacak olan helikopter havalanamaz(çünkü pilot enfeksion kapmıştır ve öldürülür). ortalık zombi kaynarken bizimkiler de tahliye noktasına sağ sağlim ulaşmaya çalışır.
ahanda mis gibi senaryo. açık noktası yok. en sondada salakça bir fransa ya virüs yayılma sahnesi falanda yok.
ilki kadar etkili olmasada yine vasat bir film deil. eğer ilk film olmasaydı daha popüler olurdu gibi.
virüsün tekrardan yayılması tipik bir amerikan klişesi olmuş. ayrıca fransa ve ingiltere nin birbirine kara yolu ile de bağlı olduğunu nato güçlerinin gözden kaçırdığı bir film. *
sırf ingiliz sokakları için bile izlenir.