türk futbolunun hatta türk sporunun ulaşabildiği en yüksek nokta.
"şimdi de sağ kanat... fatih... başı döndü real madrid'in... fatih içeriye doğru sokuldu... fatih içeride... şut pozisyonu... jardeeellll... ve gollll... ve golll... ve goooollll... ve gol ve gol ve golll... işte bu kadar... kupa bizim gol bizim... bu iş buraya kadar..."
(bkz: gerçekleri tarih yazar tarihi de galatasaray)
kimse burda kaç senedir bitiremediniz şu maçları demeyin. siz de başarın 100 yıl konuşun...
yeni bir başarı gelene kadar bu başarılar hep hafızamızda yer edecektir raad olun.
siyah beyaz televizyon zamanlarından başlayarak böylesi kupa finallerini hep televizyon ekranlarından izlemiştik. o zamanlar bize çok uzak görünürdü bu finaller. sadece seyirlikti bizler için. türk takımları için avrupa kupaları demek katılmanın zorunlu olduğu bir formaliteydi sanki. i̇lk turda elenmek çok normaldi. kazara bir tur geçmek ise büyük bir zafere bedeldi. ve hepsi de bu kadardı. taki, galatasaray, türkiyede bir futbol devrimini başlatana kadar. taki, bu gidişi hiç kimse inanmazken tek başına değiştirene kadar.
80li yıllarda ilk işaretleri verilen bu süreç önce 17 mayıs 2000de kopenhagda uefa kupasının kazanılmasıyla bir büyük aşama kaydedecekti. ardından da o senenin şampiyonlar ligi sahibi real madridi süper kupanın finalinde devirerek zirveye varacaktı. galatasaray normal süresi 1-1 biten maçta uzatmada altın golle reali devirecek ve süper kupanın sahibi olacaktı. artık kupa bize çok yakındı. müzemizdeydi. bizimdi.
10 yıl önceki maçı ısıtıp ısıtıp sunan tek taraftar grubuna sahip takımın maçıdır.
ek: ben de galatasaraylıyım ama uefa ve bu maçlar benim için bitmiş gitmiş güzel maçlardır o kadar. bunu kim yapar biliyorsunuz, büyük bir başarı elde ettikten sonra o başarının çıtasını yükseltemeyen insanlar yapar bu sadece taraftarlıkta değil hayatta da böyledir. rakı sofrası muhabbetlerinde ısıtıp ısıtıp amcaların masadakilere anlattığı "ben bi keresinde" diye başlayan türden bişeydir. ciddiye falan almıyorum da öyle bi görünce komik buldum yazmak istedim o kadar.
az önce açıp şöyle bir tekrarını izlediğim, tüylerimi diken diken eden, hala beni o günkü gibi heyecalandırıp gözlerimi ıslatan maç. bundan tam 11 yıl önce nelerin peşinde olduğumuzu, futbolla ilgili neler konuştuğumuzu, aslında o dönemde futbolda ne kadar mesafe katetmiş olduğumuzu bana bir kez daha hatırlattı. Ardından bir de tam 11 yıl sonrası olan 25 Ağustos 2011' i düşündüm. O dönemde vezir iken şimdi Avrupa' ya rezil olmuşuz. Türk futbolunu kimlere emanet ettik be hocam. Show must go on : http://www.youtube.com/wa...kbdpaxs&feature=share
(bkz: başı döndü real madrid in)
türk futbol tarihinin en önemli maçı. bugün yıl dönümüdür.
11 yıl oldu. ama o günleri dün gibi hatırlıyorum. en tepedeydik. en yüksekte! real madridmiş... barcelonaymış... manchester unıtedmış... arsenalmiş... milanmış... hepsi vız gelir tırıs gider... hepsi galatasaray'ın önünde titreyerek, boyun eğdi.
o günler bazıları için, şimdilerde uzakmış gibi dursa da... hayır! asla! biz galatasarayız. parçalı formaysa aynı parçalı forma! armaysa aynı arma!
biz bu günleri yaşadık. yine yaşayacağız. çünkü biz galatasarayız!
biz glatasaraylılar için tarihteki en güzel günlerden biridir, bugün itibariyle üzerinden tam 10 yıl geçmiştir, 26 ağustos 2010 fc karpaty lviv galatasaray maçı'nda forma giyecek bütün oyuncularımıza zorla izletilmelidir.
iker casilliasın daha 20 yaşında olduğu, roberto carlosun tığ gibi görünümüyle, raulun ve luis figonun serpilen zamanları olan karşılaşmada, galatasarayımızin 2:1 real madridi yendiği maçtir. süper kupayı türkiyemize kazandıran maç, hagiyi o muhtesem paslarıyla kalbimizde ebedileştiren müsabakadır. carlosun hagi önünde çaresiz kaldiği ve fatih akyelin o muhteşem asistinden sonra taraftarların deli gibi kendinden geçtiği oyundur. mario jardelin iki gol bulduğu karşılaşmadır. bugün trt3'de izledim ve 15 yaşindayken nasıl heycanlandıysam bugünde öyle oldum, sonucu bildiğim halde. tşk galatasaray, bize o mutluluğu yaşattığnız için... umarım bu senede böyle bi mutluluk yaşarız...
şöyle bir baktım da 9 yıl geçmiş lan koskoca 9 yıl ve aklımızda, gönlümüzde heyecanı daha dün gibi garip hem de çok garip, Artık rikart amcayla yenisini benzerini görmek lazım olan maçtır kendisi.
bir maymunun önüne daktilo koyulduğunda, maymunun daktilonun harflerine rastgele 3 milyar yıl basması suretiyle shakspeare'in eserlerinden birini yazması ihtimalinin olduğu göz önüne alınırsa,
rastgele bir araya gelmiş sarı kırmızı kostümler giyen 11 kişi, futbol denen oyunla ilgili bir turnuvadan hiç bir takıma yenilmeden şampiyon olarak çıkmışsa,
bu başarısından dolayı çıktığı müsabakada, yine rastgele bir araya gelmiş eflatun beyaz kostümler giyen o yılın yenilmez 11 kişisini yenmişse,
nihayet, bir maymunun önüne klavyeyi koyduğumuzda 10 saniye içinde "tesadüf" yazabiliyorsa; tesadüf olan "süper kupa" galibiyetidir.
Bazılarının uefa kupası hakkında ilerde kendi çocuklarımız sorduğunda ; " hani göteborg da almıştı ya" cümle kurcaksınız dediği turnuva sonucunda, aynı turnuvanın 3 gömlek üstün olan abisinin * kupasını kaldıran real madridin eline başka bişey verip yerine süper kupayı aldığımız maç olmuştur. ama olsundur zaten hakem galatasarayı tutuyordu. zaten eufayı da göteborg almıştı. olsun be! güzeldi.